Bir eğitimcinin kaleminden eğitim uğruna sarf edilen emekleri, çabaları ve fedakarlıkları okuyoruz. Günümüzden bakıldığı zaman o zorlukları yaşamaktan uzak olan, imkanlar içinde eğitim alan insanlar veya gençler için çok anlamlı gelmeyebilir. Ancak 80'li yıllardaki imkanları, koşulları düşündüğümüz zaman anlamlı geliyor. Kitabın sonunda, son cümlede tüm fedakarlıkları için babaya edilen teşekkür ise dünyalara bedel...
Kapağını inceledim zaman bir kişisel gelişim kitabı zannetmiştim ilk önce. İçeriği bir roman, okuduğunuz zaman ise kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi bir motivasyon sağlıyor. Bir çocuğun eğitim almak,okuluna ulaşmak için verdiği mücadeleyi görüyoruz.
Mesajı çok güçlü bir kitap, yazarı ise bir öğretmen.
Eğitim şart diyor ve buna gerçekten inanıyorsanız, mutlaka okunması gereken bir kitap.
Eğitim görebilmek için yapılan büyük bir mücadelenin azmi, gayreti, fedakarlığı anlatılıyor. Bana ve tüm öğrencilere yaşanmış örnek bir okul macerası...
Kitabın insanın yüreğini burkan bir tarafı var. Alişan kapaklıkayanın Yüreğime dokunan eller isimli kitabını andırıyor zaman zaman. Aynı yoksulluk, köy yaşamı, okuma isteği, var olma mücadelesi... Mesajını beğendiğim bir kitap okuduğumu düşünüyorum. Bu sebeple inceleme yazmaya karar verdim.O da şudur: "Eğitim bazıları için tek çıkış yoludur."
Eğer 80'li ve 90'lı yılların çocuğuysanız kitap size çok anlamlı gelecek. Kitap bir yol hikayesi... Okulundan hafta sonu tatili için kış günü ve yağmurlu bir havada evine dönmeye çalışan bir çocuğun iç dünyasını, korkularını ve elbette hayallerini okuyorsunuz birinci bölümde.
İkinci bölümde ise dönüş yolculuğuna şahitlik ediyoruz bu kez çocuğun. Ancak bu kez bir dağı aşmaları gerekiyor okula ulaşmak için...
Okurken TRT'de yayınlanan 'En zor okul yolları" isimli belgesel geldi aklıma sürekli olarak. Kitabın kapağında yer alan yazı ile değerlendirmemi bitireyim:
"Eğitim bazıları için tek çıkış yoludur!"
Keyifli okumalar dilerim.
Celalettin Tutkun
"Eğitim bazıları için tek çıkış yoludur." Kitabın kapağındaki bu yazı zaten kitabın ana fikrini oluşturuyor ve adeta kitabın özeti gibi... Eğitimi için fedakarlıklarda bulunan bir çocuğun ve ailesinin zorlu yolculuğunu okuyorsunuz kitapta. Özellikle dağı aşarken yaşadıkları ve baba vurgusu çok dokunaklı... Celalettin TutkunDağı Aşmak
Herkesin az veya çok eğitim yolculuğunun anlatılacak yanları vardır. Arkadaşlarla geçirilen eğlenceli zamanlar, yaramazlıklar, öğretmen anıları... "Dağı aşmak" kitabı ise bizlere eğitim yolculuğunun en sarp yokuşlarını tırmandırıyor, uçsuz uçurumların kıyılarında gezdiriyor. Fırtınalarla boğuşturuyor, dalgalarla sahile vuruyor...
Çünkü eğitim almak dışında bir seçimi olmayan, eğer bir okula gidemez ve eğitim alamazsa çoban ya da çiftçi olarak kalacak olan Anadolu köylerinde yaşayan yanakları elma gibi kırmızı zeki çocukların zoraki tercihini ve sonrasında yaşadıklarını anlatıyor kitap.
Yatılı okulda kaldığı bir haftanın sonunda cuma günü akşamı, yağmurlu bir kış gününde köyüne, evine, ailesine dönmek için yola çıkan on bir - on iki yaşlarındaki bir çocuğun korkularına, bedensel zayıflıklarına rağmen yola düşmesini okuyoruz kitapta. Sonrasında yıkılmış köprülerden geçerek, saldırgan köpeklerden kaçarak, mezarlık kıyılarından ürkerek yağmurun, soğuğun ve fırtınanın yıldırıcılığına rağmen ağır ağır yol alışını okuyoruz küçük kahramanımızın. Tüm bunlara neden katlanıyor? Çünkü eğitim onun hayattaki tek ve yegane hedefi...
""Dağı aşmak" ismi kitaba çok yakışmış. Sadece ismi bile çok şey anlatıyor.
İçinden çok ders çıkaracağımız bir eğitim ve başucu kitabı.
Bir eğitimci olarak, tüm eğitimcilere tavsiyemdir. Celalettin TutkunDağı Aşmak
Eğitim ile ilgili ve eğitime parmak basan öğretmen yazarların kitaplarını çok değerli buluyorum. Öğretmenlerin kitaplığında mutlaka bulunması gereken bir eser. Eserin özümsenerek okunduğunda çok değerli mesajlar barındırdığı fark edilecektir.
Kitabın ana mesajı, eğitim için göstermemiz gereken emek, bulunmamız gereken fedakarlıklar şeklinde özetlenebilir.
Dağı AşmakCelalettin Tutkun · Baygenç Yayıncılık · 202064 okunma
1977 yılında İzmir’de dünyaya geldi. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden ve Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.
2002 yılından itibaren öğretmen olarak meslek hayatına adım attı. İzmir, Manisa, Ordu ve Samsun’da görev yaptı. Samsun’da yaşıyor.
Öykülerinde eğitimci olmasının da etkisiyle çocuk, eğitim, doğa ve hayvan temalarını kullandı. Dünyayı iyiliğin kurtaracağına inanıyor. Bu sebepten bazı sivil toplum kuruluşu, yardımlaşma derneği ve kültür derneğinin üyesi ve gönüllüsü olarak çalışıyor. Hayatı, insanları, canlıları ve çocukları çok seviyor. Yazmayı insanlara söyleyecek sözleri olmasından ve düşünmenin en iyi yöntemlerinden olduğu için tercih ediyor.