“Hayatlarımızın içinde pek çok hayat yaşıyoruz; insanların gelip gittiği, arkadaşların kaybolduğu, çocukların büyüdüğü parça parça hayatlar ve ben hangi hayatımın diğerlerini çerçevelediğini asla bilemiyorum. Fakat ne zaman ateşim çıksa ya da âşık olsam, hiçbir karışıklık kalmıyor, “benliğim” geri çekilip yerini isimsiz bir mutluluğa bırakıyor; detaylar korunup birbirinden ayrılmadan, yan yana sıralanan net bir bütüne dönüşüyor. Sonrasında ise bu durumu hep bir lütuf olarak hatırlıyorum. Belki de her şey bu şekilde anlatılabilir; yüzümün önünden rasgele geçip giden insanlarla. “Başlangıç” ve “son” yok, kronoloji yok, sadece anlar ve o anların içinde olup bitenler var.” (s. 86)
Çok, çok iyi bir novella “Detaylar”. Ateşi yükselen kadın anlatıcı, geçmişte hastalandığı bir zamanı ve o dönem beraber olduğu kişiyi anımsıyor. Buradan hareketle de hayatının farklı dönemlerinde yolunun kesiştiği ama kendisinde derin izler bırakmaları sebebiyle öylece geçip gitmeyen, aksine bir yönleriyle karakterini ve hayatını da şekillendirdiklerine inandığı dört farklı insanı ve onlarla yaşadıklarını anlatıyor.
Anlatım öyle güzel ki! Öncelikle, her bir karakter etiyle kemiğiyle capcanlı karşınıza çıkıveriyor. Her bir detay öyle düşünülmüş ki bu dört farklı insanla yaşananlar bir araya gelince de, tıpkı kitabın çok beğendiğim kapağı gibi, anlatıcının hayatının parçaları bir araya geliyor ve okur hayatının tümüne vakıf oluyor. İnsanların karakterleri ve ilişkilerle ilgili tespitler ve benzetmeler de keza çok iyi. Bunun yanında, anlatıcının hayatının farklı dönemlerine gittikçe farklı zamanların ruhu da siniyor hikayeye. 70’ler, 80’ler ve 90’larda, insan ilişkileri, arkadaşlık, özellikle teknolojik gelişmelerle beraber iletişim nasıl değişti, bunları yansıtıyor yazar çok başarılı bir şekilde.