Dudaklarımda Şarkısın (Smythe-Smith Quartet Serisi 3)Julia Quinn

·
Okunma
·
Beğeni
·
437
Gösterim
Adı:
Dudaklarımda Şarkısın
Alt başlık:
Smythe-Smith Quartet Serisi 3
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051732688
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sum of All Kisses
Çeviri:
Özlem Sakin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınevi
New York Times Çoksatan Yazarı Julia Quinn yeni romanıyla okuyucularını hem güldürecek hem de onların kalplerini sızlatacak.

Hugh bu kadının can sıkıcı şekilde ukala olduğunu düşünüyordu...

Hugh Prentice hazırcevap kadınlara karşı asla sabırlı değildi ve eğer Leydi Sarah Pleinsworth utangaç ya da mahcup kelimelerinden haberdarsa bile onları çoktan lugatından çıkarmıştı. Pervasız bir düello matematik dehası olan Hugh’u sakat bir bacağa mahkûm etmişti ve şimdi Sarah gibi bir kadınla evlenmeyi hayal etmesi şöyle dursun, ona kur bile yapamazdı.

Sarah bu adamın delinin teki olduğunu düşünüyordu…

Hugh’un yaptığı düello neredeyse Sarah’ın tüm ailesini mahvedeceği için onu asla affedemezdi ama Sarah’ın asıl tahammül edemediği onun kişiliğiydi. Ancak bu ikili bir haftayı yan yana geçirmek zorunda kaldıklarında, ilk izlenimlerin o kadar da güvenilir olmadığını keşfedeceklerdi.

Sonra ilk öpücük ikincisine, üçüncüsüne ve dördüncüsüne yol açarken, matematik dehası lord hesabını şaşıracak ve her zaman hazırcevap olan leydi belki de ilk defa kendini nutku tutulmuş halde bulacaktı.
Sonunda... Julia Quin hiç ara vermemeli. Gerçi kadının yazdığı kitapları Amazon'da görüyoruz. O halde yayın evleri dur durak bilmemeli. Onun kitaplarını çevirdikleri için onları asla pişman etmeyiz :) Bu incelemeyi okumadan önce yapmıştım ama okuduktan sonra da bir tane yapmam gerekiyordu elbette :) Aslında bu kitabı çıkar çıkmaz aldım ve okumam da bir buçuk gün sürdü ama incelemeyi yazmayı sürekli erteledim çünkü asla bu kitap için yeterli diyebileceğim zamanım olmadı ve uyduruk bir şey de yazmak istemedim. Bu kitap J.Q 'nun kitapları içinde favorimdi diyemem çünkü hepsini ayrı ayrı seviyorum. (Çoğunluğun sevmediği Yüreğe Söz Geçmiyor'u bile) Ama Hugh benim favori erkek karakterim oldu. Simon ve Markus'un ciddiyetine ya da Colin ve Daniel'in tatlı diliyle muhteşem gülüşüne tarihi aşk romanlarından aşinayız ama Hugh'un üstün zekasıyla ön plana çıkması ve yakışıklılığına rağmen kendisini yetersiz görmesi tarihi romanlarda pek alışıldık bir durum değildi. Genelde kendilerine aşırı güvenleri olur ve çok baskın karakterlerdir. Hugh ise alçak gönüllülüğü ve dehasıyla kalbimi çaldı. Ve küçük leydi Frannie'den bahsetmeden geçemezdim. Tek bir şey söyleyeceğim: Ona ve tek boynuzlu atına bayılacaksınız ;)
Açıkcası bu ailenin hikayelerini ve dinamiklerini gerçekten sevsem de kitapta eksik kalan bir şeyler vardı.
Kaliteli bir erkek karakter, eğlenceli diyaloglar ve nispeten farklı bir açıdan ele alınmış bir konu. Ama aynı güzelliği gelişme ve sonuç bölümünde göremiyorsunuz. Gelişme bölümünde elle tutulur olay olmaması karakterlerin aşkını inandırıcı olmaktan uzaklaştırıyor. Ve final, iddia ediyorum 3-5 tarihi romans okuyan herkes şu sönük finali rahatlıkla yazar. Hugh iyi bir karakterdi halbuki.

Yine de son iki çevrilen kitapta beni bunaltan Julia Quinnin eski kaleminin tadını aldığım için okurken zevk aldım.
Bridgertonlar Smythe-Smithler'i biliyorlar, siz biliyor musunuz?

Bu kitaptan sonra cevabım: Maalesef evet.

Kitabı tek bir kelimeyle özetleyecek olsam rezalet derdim. Bridgerton gibi güzel bir seriyi yazan kadın bu kitapta bildiğiniz çuvallamış. Halbuki serinin ilk 2 kitabını oldukça seven biriyimdir.

Öncelikle Epsilon'a biraz çemkirmek istiyorum. Siz ne yapıyorsunuz? Herhangi bir metinde paragraf diye bir şey var hatırladınız mı? Kitapta paragraf yok desem sizlere? Yani bu nasıl sorumsuzluk? Konu kolay para kazanma yeri Wattpad olunca şahane, yalvar yakar duruma geldiğimiz historicaller olunca sosyal medyanızdan ne bir duyuru ne de reklam görünüyor. Sonra "Bu kitaplara ilgi yok, biz de bilmem kimin yeni kitabını çevirmeyeceğiz." He canım he. Okuyucu da yedi mazeretini. İyi ki de zamanında 18 tl'ye orijinal dilinden almışım. Yoksa parama yazık olacaktı.

Kitapta iyi olan 3 şey vardı: Kapak, ikilinin aşık olma sürecinin iyi ayarlanmış olması ve küçük kardeş Frannie. Geri kalan tam hayal kırıklığı.

Sarah, yazarın şu ana kadarki en itici,en bencil karakteri olabilir. Ayrıca en küçük olayları dahi aşırı dramatize ediyor. İlk 100 sayfa tam bir boş kafa olarak karşımıza çıkıyor. Sonradan ufacık bir toparlaması oluyor, yine de boş kafalı biri. Zaten kendisini ilk kitapta da hiç sevmemiştim.

Hugh, önceki kitapta psikolojik olarak çökük ama sempati duyduğum biriydi. Kendi kitabında da sır olayına kadar güzel gidiyordu her şey. Sır ortaya çıkınca "Matematik zeka süper ama sorun çözmede IQ eksilerde" olan bir karaktere dönüşüyor. Yani öyle bir sebebe böyle dandik bir çözüm mü buldun sen? Matematikçi olarak daha analitik bir düşünce, keskin bir zeka beklerdim. Gerçi şimdi yazarken "Bütün olayların sebebi bu şaşkalozdu" düşüncesi geçti aklımdan. Yani Hugh, sen de antisempatiksin.

Hugh'un babasına hiç girmiyorum. O ayrı ruh hastası.

Julia sen ne yaptın? Bu kurgu gerçekten senden mi çıktı şimdi? "Son Söz Aşkın" kitabında Sophie'nin üvey annesi de gıcıktı ama Hugh'un babası gibi bir karakterin senden çıkması çok şaşırtıcı. Pleinsworth kardeşler arasındaki diyaloglar senin yazacağın tarz olmasa hayatta inanmazdım bu kadar kötü bir kitap okuyacağıma.

Bunu 2 seçeneğe bağlıyorum. Yazarın ya psikolojik olarak kötü bir zamanına denk geldiği için bu kurgu ortaya çıktı ya da yanına 1-2 kişi daha alıp bu saçma romanı yazdılar.

Eskiden seni severdim Julia, bu türdeki favori yazarımdın. Fakat araya 2 koca sene girmesi olsun, kurguları daha sağlam yazarlar okumuş olmam olsun, sanırım artık değil favorim ilk 10'umda bile yoksun :/

Kendisini okumaya devam eder miyim, ederim. Sonuçta bana kitap okuma aşkını geri kazandıran, "Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü" şaheserini yaratan bu kadındı. Sadece eskisi gibi yeni bir kitabı çıktığı zaman heyecan duyacağımı hissetmiyorum.

Ufak spoiler: Kitapta Leydi Danbury ufak da olsa yer kaplıyor ama ilk kez bu kadar ruhsuz ve sıkıcı bir Danbury gördüm karşımda. O bile kurtaramadı kitabı, düşünün.

http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/...aklarmda-sarksn.html
Julianne Donaldson sağ olsun, türe olan bakış açım değişti ama bunun herkese yönelik olmaması gerektiği belliydi. Bu türde yazan birkaç yazar var bildiğim ve iki kitabını sevdiğim için şansımı Julia Quinn'den yana denedim.

Aslında kitap güzel başladı ama düşününce bu sadece bazı yönlerden öyle. Çünkü kadın karakter resmen basmakalıp, zorla yazılmış biri gibiydi. Erkek karakter ona nazaran daha başarılı verilmiş olsa da kitabın sonlarına doğru ne oluyor ya, moduna girdiğim inkâr edilemez.

Kitabın esas karakterleri birbirini tanımamasına rağmen önyargı sebebiyle hoşlanmıyor, hatta Sarah adamdan nefret ediyor. (Burada kadının nefreti öyle saçma ve abes sebeplerle ki insan diyor buraya sağlam bir karakter alabilir miyiz lütfen? Kitap ilerledikçe herhangi bir karakter de olur, yeter ki karakter olsun; diyoruz tabii.) Hugh ise yine ona nazaran daha mantıklı sebeplerle kadından hoşlanmıyor.

Bu kısmı dikkatli düşünmeden okurken çok rahatsız etmiyor çünkü aralarında geçen atışmalar epey eğlenceli. Laf sokmalar, taş atmalar falan derken ani bir şekilde araya tutku giriyor. Bu kısım da benim afalladığım kısım. Yani olay şu şekilde gelişmiyor: Ah tanıdıkça fark ediyorum ki hakkında yanılmışım, aslında ruh eşim bu kişi olabilir. Daha çok şöyle: Ah ne kadar nefret ediyorum senden bir bilsen! Ama niyeyse benim olmanı da istemiyorum diyemem. Ama hala senden nefret ediyorum bak, onu bil. Yine de... Sanki gittikçe nefret ettiğim yönlerin de hoşuma gidecek?

Tam hislerimi verebiliyor muyum emin değilim ama zaten kadın karakter insanı yoruyor, derken olay ani bir şekilde ve sebepsizce sen benim olmalısın moduna girince kitap düşmeye, düşmeye ve düşmeye başladı. (Sebepsiz derken üstüne bastığım nokta yazarın karakterleri nefretten aşka getiremediğini düşünmem. Yani niye ve ne ara âşık oldunuz be canım?)

Bunun dışında kitabın esas konusu ne yazık ki yüzeysel bir şekilde işleniyor, hatta sürekli bir geçiştirme hali söz konusuydu. Mesela iki karakterin birbirini tanıyıp âşık olduğu zaman diliminden yalnızca bahsediliyor, araya dünyanın en saçma entrikalarından biri giriyor ve bu yine mantığa dudak uçuklatan bir çözümle sona ererken karakterler birbirine kavuşuyor. (Bu esnada yine unutulan bir şey de beni düşündürmedi değil. Bir yerde Sarah, Hugh için aradığım kişi değilmiş gibi bir şeyler düşünüyor ama bunun devamında adamla evlenmeye karar veriyor? Hım hım hım...)

Anlayacağınız koca bir hayal kırıklığı hissederek kendime kızıyorum şu an. Neden her sakallıyı deden sanıyorsun be Büşra?

Ve son olarak... O ne korkunç bir redaksiyon! Gerçek bir kâbustu.
Demem o ki katiyen tavsiye etmiyorum bu kitabı. Okumak isterseniz de para vermeyin derim. Böyle korkunç bir düzelti para vermeye değmez. Düşünün ki paragraf başı bile yapılmamış, öyle korkunç.
#neseliyorumlar
Dudaklarımda Şarkısın | Julia Quinn

Bir önceki kitapta Daniel'in ülkeye ve ailesine dönüp aşkı bulmasını okumuştuk. Ancak dönüşünün Hugh açısından nelere mal olduğunu bu kitapta okuduk. Hugh ve Daniel'in sarhoşluk anında oynadıkları kumar ve Hugh'un eşsiz matematik zekası ile o güne kadar hiçbir oyunda yenilmemiş olması 2 aptalı düello sahasına götürür. Ve hala sarhoşlarken yaptıkları sarsakça atışla birinin bacağı sakat kalırken diğerinin 3 yıl sürecek kaçmakla geçen sürgün hayatına sürüklenmesine neden olur.

Smythe-Smith (Honoria ve Daniel) kardeşlerin ard arda olan düğünlerine aralarında bir sorun olmadığını Londra sosyetesine göstermek için katılır. Asosyal kişiliği nedeniyle yalnız takılmaktan hoşlansa da Honoria kuzeni Sarah'tan düğün boyunca Hugh'a eşlik etmesini ister başlangıçta ikisi de birbirinden hoşlanmasada birlikte geçirdikleri her an birbirlerini daha iyi anlamalarına neden olur.

Julia Quinn her daim sevdiğim bir yazar olmuştur. Kurgusu sonradan açılsa da ben onu öyle seviyorum ama bu kitap düzenleme açısından epsilonun kurbanı olmuştu resmen çeviriden geldiği gibi basılmış bir hali vardı sanki hele paragraflar arası boşluk olmaması, onca devrik cümle okurken beni deli etti

#farkındalıkiçinepsilonokuyoruz ama @epsilonyayinevi de bir zahmet edip daha özenli bir şekilde basıma yollasa daha memnun olurdum artık epsilondan historical veya çeviri herhangi bir kitap çıkmasını istemiyorum ya neyse adamlar wattyden çıkan kitapların para getirdiğini görünce epsilonu epsilon yapan çeviri kitapları basmayı 5.plana dikkat edin 2 değil 5.plana attı resmen şaka gibi hele sosyal medya yönetimi daha berbat biz okurları boş vaatlerle olmadık bahanelerle oyalamaya çalışıyor tam bir fiyasko #kitapyorumu olarak başladığım bu yorum da bir iç dökme seansına dönüştü hadi Behlül kaçar
Julia Quinn yazar da o kitap okunmaz mı hiç... Sayfa sayısının biraz daha fazla olmasını tercih ederdim yalnızca. Romantik kurgularda duygunun okuyucuya geçebilmesi için detay gerektiğine inanıyorum, çok yüzeysel geçilmemeli. Kitabın ilk 100 sayfasında gereksiz konular vardı. Ayrıca bir serinin 3.kitabı ve 1.kitapla arasında o kadar uzun bir zaman var ki neredeyse kim kimdir kimin nesidir unutmuşum. Keşke seri olan kitaplar set şeklinde piyasaya sürülse de biz de bu işkenceden kurtulsak! Yine de yazarı tanıyıp kalemini sevenler beğeneceklerdir diye düşünüyorum...
Ve bu serinin de çıkmış kitaplarını bitirdim ve gerçekten bu kitabı beğendim. Her sayfa neler olacak diye bekledim. Üç kitapta en beğendiğim sanırım Sarah ve hung hikayesi oldu. Nefret ettiklerini sanan ikiliyi ve çekişmeyi okumak çok eğlenceliydi. Olmamış yorumlarını okudum ve şaşırdım gerçekten benim için eğlenceliydi her sayfa. Özellikle Sarah hung da eşdeğer sevdim kesinlikle sevdim bu kitabı. Özelikle sonunda ki durumu
Oldukça keyifli, insanı okurken yormayan güzel bir kitaptı. Julia Quinn'in Beni Öptüğün Gece kitabından sonra okunması gerektiğini de belirtmeliyim. Quinn'in klasikleşmiş konusu üzerine kurulu hoş bir aşk romanı.
"Bir kadını ağlatan bir erkekten daha kötü tek şey, bunun için kendini suçlu hissetmeyen bir erkektir."
"Lord Hugh'u çok beğendim. Tamam, bazen biraz eksantrik olabiliyor ama çok zeki. Ve de iyi bir nişancı."
Tüm gözler Frances'a döndü. "Kuzen Daniel'ı omzundan vurdu," diye hatırlattı Sarah.
Frances, "Ayık olduğu zaman iyi bir nişancı," diye açıkladı. "Daniel söyledi."
Hugh, "Buketi atma geleneğinin nereden çıktığını biliyor musunuz?" diye sordu.
Sarah hayır anlamında başını salladı. "Bildiğiniz için mi soruyorsunuz, bilmek istediğiniz için mi?"
Hugh onun alayını görmezden gelip, "Gelinlerin iyi şans getireceğine inanılır ve yüzyıllar önce o şansın birazını elde etmek isteyen genç kadınlar gerçekten de gelinliği yırtarak kendilerine biraz şans getirmeye çalışırlardı," dedi.
Frances, "Bu barbarca," diye haykırdı.
Onun bu çıkışmasına Hugh gülümsedi. "Sanırım akıllı bir gelin romantik başarısının birazını başkalarına sunarsa kendi sağlık ve refahı için iyi olacağını anlamış."
Kişiliğimizi hatalarımız değil, hatalarımızı telafi etmek için yaptıklarımız ortaya koyar.
Julia Quinn
Sayfa 41 - Epsilon Yayınları
Alternatif genellikle çaresizlik olunca espriyi tercih ediyorum. Kara mizah bile olsa.
Julia Quinn
Sayfa 82 - Epsilon Yayınları
"Dünya boş konuşmalarla dolu ve ben boş olmayan bir taneye katılabildiğim için müteşekkirim."
Frances yanına oturup tabakları masaya bıraktı. "Yalnız gözüküyordunuz."
Hugh tekrar gülümsedi. Bu yetişkinlerin söyleyeceği cinsten bir şey değildi. Ve işte tam da bu nedenden dolayı bu odada Frances'tan başka kimseyle konuşmayı yeğlemezdi. "Yalnız değildim, tek başınaydım."
Frances bunu düşünürken kaşlarını çattı. Tam Hugh aradaki farkı açıklayacaktı ki, Frances başını yana eğdi ve, "Emin misiniz?" diye sordu.
"Tek başına olmak bir durumdur," diye açıkladı, "oysa yalnızlık-"
"Biliyorum," diye araya daldı.
Hugh ona dikkatle baktı. "O zaman sanırım sorunuzu anlamadım."
Frances tekrar başını yana eğdi. "Sadece biri ne zaman yalnız olduğunu her zaman bilebilir mi diye merak ettim."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dudaklarımda Şarkısın
Alt başlık:
Smythe-Smith Quartet Serisi 3
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051732688
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sum of All Kisses
Çeviri:
Özlem Sakin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınevi
New York Times Çoksatan Yazarı Julia Quinn yeni romanıyla okuyucularını hem güldürecek hem de onların kalplerini sızlatacak.

Hugh bu kadının can sıkıcı şekilde ukala olduğunu düşünüyordu...

Hugh Prentice hazırcevap kadınlara karşı asla sabırlı değildi ve eğer Leydi Sarah Pleinsworth utangaç ya da mahcup kelimelerinden haberdarsa bile onları çoktan lugatından çıkarmıştı. Pervasız bir düello matematik dehası olan Hugh’u sakat bir bacağa mahkûm etmişti ve şimdi Sarah gibi bir kadınla evlenmeyi hayal etmesi şöyle dursun, ona kur bile yapamazdı.

Sarah bu adamın delinin teki olduğunu düşünüyordu…

Hugh’un yaptığı düello neredeyse Sarah’ın tüm ailesini mahvedeceği için onu asla affedemezdi ama Sarah’ın asıl tahammül edemediği onun kişiliğiydi. Ancak bu ikili bir haftayı yan yana geçirmek zorunda kaldıklarında, ilk izlenimlerin o kadar da güvenilir olmadığını keşfedeceklerdi.

Sonra ilk öpücük ikincisine, üçüncüsüne ve dördüncüsüne yol açarken, matematik dehası lord hesabını şaşıracak ve her zaman hazırcevap olan leydi belki de ilk defa kendini nutku tutulmuş halde bulacaktı.

Kitabı okuyanlar 29 okur

  • Ozi
  • Hatice Başol
  • NERGİS ALTAN
  • Selen Abalı
  • Emine Korkut
  • Nur D.
  • Gamze
  • Aysenur saklıca
  • Gamze Değer
  • Serpil tepe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (5)
9
%5 (1)
8
%15 (3)
7
%20 (4)
6
%20 (4)
5
%5 (1)
4
%0
3
%0
2
%5 (1)
1
%5 (1)