Eğitim Üzerine

John Locke
Çevirmen:
Aylin Uğur
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 23 dk.
Sayfa Sayısı:
190
Basım Tarihi:
Nisan 2016
İlk Yayın Tarihi:
2005
Yayınevi:
Yeryüzü Yayınevi
Orijinal Adı:
Some Thoughts Concerning Education
ISBN:
9789756386750
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·190 syf.·
2026 21. kitabı
Locke bu kitabı bir dostuna mektup olarak yazmış; oğlunu nasıl yetiştirmesi gerektiğini anlatmak için. Bunu bilmek önemli, çünkü kitabın o samimi, “aramızda kalsın” tonu buradan geliyor. Ama aynı zamanda kitabın temel sorunu da burada başlıyor. Çünkü bu mektuplar, bir çocuk için yazılmış gibi değil; bir çocuğun nasıl imal edileceğini anlatmak için yazılmış gibi duruyor. İlk bölümler neredeyse tamamen bedenle ilgili: soğuk su, ince ayakkabı, ıslak ayak, sert yatak, sade yemek, az et, şekersiz süt… Locke çocuğu adeta sertleştirilecek bir malzeme gibi ele alıyor. “Vücudumuz, en başından alıştığı her şeye dayanacaktır.” diyor ve bunu bir terbiye ilkesine dönüştürüyor. Mantığı tutarlı, kabul. Ama okurken insanın aklına bir çocuk değil, bir tür dayanıklılık testinden geçirilen küçük bir asker geliyor. Çocuğun üşümesi, canının yanması, ağlaması; bunların hepsi “alışması gereken” şeyler olarak görülüyor. Çocuğun ne hissettiği değil, neye dayanabildiği önemli hâle geliyor. Kitabın merkezinde aslında tek bir fikir var ve bu fikir defalarca tekrarlanıyor: Bütün erdemin temeli, insanın kendi arzusuna “hayır” diyebilmesidir. Bu fikir güçlü, hatta güzel. Kendini yönetebilen insan özgürdür, doğru. Ama Locke bunu o kadar erken yaşa ve o kadar katı bir disipline bağlıyor ki özgürlük üretme iddiasındaki yöntem, giderek bir itaat üretme makinesine dönüşüyor. Çocuk daha konuşamadan iradesi “bükülmeli”, baba korkuyla karışık bir hayranlık uyandırmalı, saygı ve itaat yerleşene kadar el “sıkı tutulmalı”. Sonra, çok sonra, çocuk büyüyünce o el gevşeyecekmiş. Yani önce ezilecek, sonra serbest bırakılacak. Bu bana özgürlükten çok, terbiye edilmiş bir uysallık gibi geliyor. Hakkını teslim etmek lazım; Locke, çağına göre bazı noktalarda şaşırtıcı derecede ileri görüşlü. Dayağa karşı çıkıyor,
Eğitim ÜzerineJohn Locke · Yeryüzü Yayınevi · 2016162 okunma
Puan vermedi·190 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2023 15:16
Ebeveynlere ve öğretmenlere rehber niteliğinde bir kitap. Eski dönemde kaleme alındığından dolayı modern dönemdeki eğitim anlayışıyla arasında farklar mevcut. Çocuk eğitimi açısından bilgi sahibi olmak isteyenler faydalı bilgiler edinebilirler.
Eğitim ÜzerineJohn Locke · Yeryüzü Yayınevi · 2016162 okunma
Çocuk yetiştirmenin ince sanatı...
9/10
·190 syf.··
2023 181. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2023 11:24
Eğitim üzerine gerçekten bir başucu kitabı olma niteliği taşıyor. Kırdığım 1 puan, yazıldığı dönemde (1600ler) uygun olabilecekken günümüz dünyasında çağdışı kalabilecek detaylar nedeniyleydi. Kitabı öneren, okumama vesile olan @Erkanayazx 'a da teşekkürü bir borç bilirim...
Çocuk Eğitimi
Eğitim ÜzerineJohn Locke · Yeryüzü Yayınevi · 2016162 okunma
9/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2024 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2024 15:10
17. yüzyılda kaleme alınan bir yapıt olmasına rağmen 21. yüzyılın eğitim anlayışına, eğitimdeki uygulamaların perspektifine ışık tutan, günümüzle geçmişi karşılaştırma imkanı sağlayan, pedagojik anlamda çocuk yetiştirme, öğretmenlik, erdemler, eğitim felsefesi ve uygulamalara yönelik güzel bir başucu kitabı.
1000Kitap
Eğitim ÜzerineJohn Locke · Yeryüzü Yayınevi · 2016162 okunma
9/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
7 yıl önce okuduğum güzel eserlerden biri. John Lock'un, Eğitim Üzerine ele aldığı konuları, birebir kendi çocuğu üzerinde de denemesi ve bunları not etmesi harkulede idi. Çocukların ileri de saygılı ve sevgili birer birey olması için onlara temelden bunları uygulayarak aşılanması gerektiğini gösteriyordu. Mesala ufak olan çocuk yaramazlık yapıp, diğer aile bireylerini rahatsız ettiğinde babası onun boy seviyesine inip göz göze konuşarak, yaptığının doğru olmadığını eğer ağlamaya devam edecekse boş bir odaya gidip ağlaması bitene kadar orda kalmasını rica etmesi gerçekten çok etkileyiciydi. Senin bizleri rahatsız etme hakkın yok, git ağlamanı başka yerde yap ve bitince yanımıza gel. Çocuklara yerine göre yetişkin birey gibi davranılmasını telkin ediyor. Aile içinde herkes belirlenen kitapları sırayla okuyup, bu kitapları akşam tartışıyorlar, herkesin okudukları yere kadar ne düşündüklerini anlatmalarını istiyordu. Bu örneklemden yola çıkarak eğitim sistemi üzerinde birtakım öneriler öne sürüyor. Özellikle her anne babanın ve adayların bu eseri okumasını tavsiye ederim..
Eğitim Üzerine DüşüncelerJohn Locke · Morpa Yayınevi · 2005162 okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2019 151. kitabı
Çocuk eğitimine yönelik halen kullanılan ve bilinen birçok bilgi paylaşılmış olduğunu edindim kitap aracılığıyla. Öğretmen ve ebeveynlerin çocuğun öğrenmesini istedikleri davranış konusunda öncelikle örnek yetişkinler olması eğitimin en belirleyici konusu olmakla birlikte itaat konusunda aşırı baskıcı tutuma sahip olunduğunu düşünüyorum. Yetişkinlere çocuklarla oyun oynamayı öneriyor, çocukların özgürlüğü sevdiğinden bahsediyor, sevgi ve saygı duyarak iletişim kurulması gerektiğinden bahsediyor. Fakat eğitim için, oto kontrol sağlamak için itaatkarlığı mutlak görüyor olması tek tip çocuk şablonunu gözümde canlandırıyor. Çeviriden kaynaklı çelişkili ifadeler bulanabileceğini düşünüyorum. Şiddet, fiziksel cezaya ve dayağa karşı olup gerektiği durumlarda nasıl dayak atılacağını öğretiyor olması, kırbaçlamaktan bahsediyor olması gibi. Bununla birlikte bana kattığı faydalı yeni bilgi ve edinimler bulunmaktadır. Kitabın yazıldığı yüzyıl ve içinde bulunduğumuz yüzyıl farklılıklarını ve paralelliklerini bir arada aynı kitapta bulmak okuma deneyimi adına kazandırıcı olmuştur. John Locke ve kitabın bana kattıkları; 1.Ağacın “en” yaşken eğileceği, 2. Eğitimde ceza, fiziksel ceza ve nihayetinde dayak gibi bir kavrama ve uygulamaya asla yer olmadığını düşündürtmesi, 3. Bütün çocukların örnek alacağı iyi, güzel, doğru davranışları daha da çoğaltıp çocukların hepsinin beni gözlemlediğinden emin olmam gerektiği, 4. Çocuklara ilgi, saygı ve mutlak sevgi ile sevgimi daha da çok göstermem gerektiğini bir kez daha hatırlatması gibi faydaları olmuştur.
Eğitim
Eğitim Üzerine DüşüncelerJohn Locke · Morpa Yayınevi · 2005162 okunma
6/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2019 119. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2019 22:25
İngiliz Aydınlanmacı düşünür John Locke, bu eserinde bir çocuğun nasıl yetiştirebileceği üzerinde duruyor. Özellikle öğretmen ve ebeveynin üzerine düşenleri tespit etmeye çalışıyor. Kendisi a posteriori Bilgi anlaştığından hareketle Bilgi edinme sürecinde tecrübe bilgisinin önemini vurgulamaktadır. Bu kitap özgür bir birey olarak çocuğun eğitim ile bunu tam anlamıyla geliştirmesi üzerine kurulmuş bir örüntüdür. Sağlıklı yaşamdan yapılabilecek sosyal etkinliklere kadar geniş bir perspektif de öğrenim süreci değerlendirilmektedir. Tam anlamıyla zevk alarak okuduğumu söyleyemem bir çok satırda aynı şeyleri okuyup durduğum hissine kapıldım. Yine de empirizmin önemli temsilcisi olan Locke’ un bu eserini okuyarak eğitimin tarihsel ve felsefi temelleri hakkında yapılacak bir araştırmanızda önemli bir parçayı bulmuş olabilirsiniz.
Eğitim Üzerine DüşüncelerJohn Locke · Morpa Yayınevi · 2005162 okunma

Yazar Hakkında

John LockeYazar · 13 kitap
John Locke (29 Ağustos 1632 – 28 Ekim 1704), İngiliz klasik liberalizm düşüncesinin öncüsü İngiliz filozof. Meşruti demokrasinin temel fikirlerini tutarlı bir şekilde toparlayabilen ilk yazardır. 17. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biridir. Düşünce özgürlüğünü, insan eylemlerini akla göre düzenlemek anlayışını en geniş ölçüde yayan ilk düşünür olduğu için Avrupa'daki aydınlanma ve Akıl Çağı'nın gerçek kurucusu olarak kabul edilir. John Locke'a göre insan zihni doğuştan boş bir levhadır (tabula rasa). Daha sonra bu zihin deneyimle (tecrübe) birlikte dolar. John Locke, Bristol yakınlarında, Wrington'da doğdu. Kumaş ticareti ile uğraşan bir aileden gelmektedir. Babası ticaretle uğraşmak yerine noterliği tercih etmiştir, ibadetle sadelik isteyen Püriten mezhebinin koyu bir taraftarıydı. Locke'un daha sonra öne sürdüğü öğrenim kuramlarında babasının büyük etkisi sezilir. Locke yükseköğrenimini Oxford Üniversitesi'nde yaptı, en çok tabiat bilimleriyle tıp okudu. Hayata atıldıktan sonra hem yazar, hem de siyaset adamı olarak çalıştı. Önce Brendenburg Dükalığı'nda İngiliz elçiliği katibi olarak bulundu. İngiltere'ye döndükten sonra da 8 yıl Shaftsbury adında bir İngiliz aristokratının yanında özel hekimlik yaptı. 1683'te Shaftsbury'nin Hollanda'ya kaçmak zorunda kalması üzerine Locke da İngiltere'den ayrıldı. Ancak 1689'da İkinci İngiliz Devrimi Başarı kazanınca İngiltere'ye dönebildi. Ancak daha sonra tekrar Fransa'ya iltica etmek zorunda kaldı. Locke, bütün eserlerinde gelenek ve otoritenin her çeşidinden kurtulmak gerektiğini, insan hayatına ancak aklın kılavuzluk edebileceğini ileri sürer. Bu düşünceleriyle Liberalizm'in, tabii bir din anlayışının, Rasyonel Pedagoji'nin öncüsü olmuştur. Mutlakiyet yönetimlerini ilk sarsan kişi olarak tarihe geçmiştir, mutlakiyet yönetimine açtığı sarsıntılar sonucunda zamanla derin yarıklar oluşmuştur ve üç büyük devrimin temelleri oluşmuştur. İngiliz, Amerikan ve Fransız devrimlerinin temelini oluşturan filozof olarak akıllara yer etmiştir. Doğal hukuk doktrinini savunanlardan biridir (Diğerleri: Jean Jacques Rousseau ve Thomas Hobbes). Locke için dünya ile ilişiği kesmek ve deneyim sayesinde kişi bir şeyler öğrenebilir. İnsan sezgisel herhangi bir bilgiye sahip değildir. Dünyevi, deneye dayanan ve sistemli bir düşünce biçimini benimsemiştir. Dini dogmaların bu düşünce sisteminde yeri yoktur. İnsanın bu noktada görevi onun içinde yaşadığı dünya ile sınırlıdır. Sadece insanda bulunan kendini sevme duygusu ve aklın işleyişi ahlakın doğuşunu beraberinde getirmiştir. kabul etme bu felsefi temellerle vardır. Bir yönetici, otoritesini yönettiği insanların rızasına borçludur. Hükûmetler niçin vardır? Bu sorunun cevabı Locke'a göre doğa durumu ile açıklanabilir. Doğa durumu, yeryüzünde hiçbir siyasi topluluğun olmadığı bir duruma karşılık gelmektedir. Üstünlüklerin ve karışıklıkların artması yaşamı olumsuz etkiler ve insanlar bir araya gelerek siyasi toplulukları oluştururlar. Hükümdarlara ve güçlü siyasi yöneticilere bu durumda itibar edilir. İtimat bu noktada önemlidir. Yöneticinin otoritesi mutlak değildir ve karşılıklı itimat ile toplumsal sözleşme oluşturulmuştur. İktidar, kaynağını buna ve bu sürece borçludur. İnsanın hürriyeti ulusun kabullenişi ile kurulmuştur. Yasalarla, bu güven kayıt altına alınır. Bu benimseme aynı zamanda bu güvene ihanet eden yöneticiyi görevden uzaklaştırma hakkını da içerir. İnsan hakları Locke'a göre yaşam, hürriyet ve mülkiyet olarak özetlenebilir. Bu hakların uygulanması, korunması hem yasalarla hem de kurumlarla sağlanır. Bağımsız bir yargı sistemi de bunların tümünü kapsar. Hürriyet ile ilgili olarak ise, bir insanın özgürlüğü, başka bir insanın özgürlüğüne zarar gelebilecek noktada sona erer. Siyasi bir toplumsa özgürlük yasaların hükmüne bağlıdır. Mutlak değil, sınırları çizilmiş bir özgürlüktür. İlk kitaplarını siyasi nedenlerden ötürü isimsiz yayınlamış ve hiçbir zaman bu eserlerin kendisine ait olduğunu kabul etmemiştir. Descartes'tan etkilenmesine rağmen ona hiçbir zaman benzememiş; zihnin özünün düşünme ve maddenin özünün yer kaplama olduğu biçimindeki iki temel ilkesine karşı çıkmıştır. Gassendi'nin görüşleri ile Deneme'nin birçok bölümü arasındaki benzerlikler salt rastlantı olamayacak kadar büyüktür, öyle ki Leibniz, Locke için Gassendici demiştir. İnsan zihninin başlangıçta bir Tabula Rasa oluşu, Locke'taki "bütün niteliklerden yoksun ak kâğıt" ya da "boş oda" önermelerinin aynıdır. John Locke'un Yönetim Sistemi anlayışı Yargılama ve cezalandırma hakkını kendi iradesiyle yargıçlara yani yargı erkine bırakan toplum üyeleri, uygulanacak olan yasaların hazırlanması ve yürürlüğe konması görevini de bir başka güce; parlamentoya vermiştir. Ancak bu da yeterli değildir, bir de yürütme erkine ihtiyaç vardır; yasamanın koyduğu pozitif yasaları uygulayacak, ayrıca anlaşmaları yapacak, savaşa, barışa karar verecektir. Locke'un toplumsal sözleşme hakkındaki görüşleri birçok konuda Thomas Hobbes'unkilere benziyor olsa da aslında farklılıkları çoktur. Locke'un var saydığı toplum sözleşmesi, Hobbes'unkinden çok farklıdır. Locke'a göre doğa durumunda mülkiyet hakkı yeterince korunmuyordur. Bunun üzerine toplumsal sözleşmeyle devlet kurulacaktır. Locke, insanların doğa durumundan gelen hakları olduğunu ve hiçbir imparatorun bu hakları kaldırmaması gerektiğini savunur. Doğa durumunda insanlar tam bir özgürlük içinde yaşamaktadırlar. Aynı zamanda da eşitlik hakimdir. Çünkü doğa durumunda kimse bir diğerinin iktidarı halinde bulunmaz. Locke'un benimsediği mülkiyet kuramı bugün de varlığın sürdürmektedir. Locke'un amacı "Mülkiyet eşitsizliğini nasıl açıklayabilirim?" olmuştur. Bunu kısaca şu şekilde yapmaktadır; "Mülkiyet sahibi Tanrıdır. Bir şeyin mülkiyetini kazanabilmek için emek vermek gerekmektedir. Emek vermediğim bir şeyin mülkiyeti bende olamaz." Bunun için bir takım kurallar olduğunu söyler. Biriktirme yasağı ve herkesin ihtiyacını bırakma zorunluluğu bu bahsi geçen kurallardır. Bu kurallar paranın icadına kadar geçerli olmuştur. Sonra ise emek, satın alınmaya başlanmıştır. Locke'a göre mülkiyetin kaynağı her zaman "emek" olmuştur. Locke, devlet iktidarını sınırlandırmanın bir yolu olarak kuvvetler ayrılığını görmektedir. Locke, devlet içerisinde yasama, yürütme ve konfederatif güç ismini verdiği üç ana gücün varlığından söz eder. Yasama gücünün kanunları yaptığını, yürütme gücünün bu kanunları uyguladığını, konfederatif gücün ise diğer devletlerle olan ilişkileri sağladığını söyler. Üstün olanın yasama gücü olduğunu, diğer iki gücün de ona tabi olduğunu vurgular.