Alessandro Baricco’nun bu romanında, Katolik Hristiyan dört arkadaşın inançla ve hayatla yüzleşmesine tanıklık ederiz: anlatıcı, Bobby, Luca ve Santo. Bu dört genç, doğdukları günden itibaren kilise ve ailelerinden aldıkları dini ve kültürel terbiye sayesinde, hayata dair pek çok şeyi görmezden gelmeyi ve ertelemeyi öğrenmiştir.
Ancak zenginliği, haz düşkünlüğü ve erkeksi cazibesiyle son derece kışkırtıcı bir güzelliğe sahip olan Andrea ile tanışmaları, inandıkları değerlerin içlerinde sandıkları kadar kök salmadığını açığa çıkarır.
Kitabın adı olan Emmaus, İncil’de İsa’yı kaybettikten sonra onu sonradan tanıyan iki havarinin bulunduğu yerin adıdır. Bu bağlamda, romanın kahramanları da inançlarını sorgularken aslında onu kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Andrea’nın temsil ettiği dünya, bu dört arkadaşı bambaşka bir paradigma ile yüz yüze getirir.
Baricco’nun kitaplarında genellikle kısa hacimli ama yoğun bir anlatı tercih edilir. Daha önce İpek ve 1900 gibi eserlerini okumuş biri olarak, bu romanın da aynı şekilde doyurucu olduğunu söyleyebilirim.
Bence okuyun, pişman olmazsınız.