Faslu'l-Makâl el-Keşfan minhâci'l-edille

Felsefe - Din İlişkileri

İbn Rüşd
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·266 syf.··
2018 66. kitabı
Din de hakikat felsefe de hakikat zira iki hakikat birbirine zıt olmaz düşüncesi ile felsefe ve dini ilişkilendirmeye çalışmış olan endülüslü islam alimi hayatının son demlerinde hakketmediği ile karşılaşarak önemli mevkilerde iken iftiraya maruz malarak zındık ve dinsiz olarak telakki edilmiş ömrünün sonlarında kurtubada cami önünde oturup insanlar yüzüne tükürerek geçmişlerdir...
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
9/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2020 20:58
Ortaçağda felsefenin akibetini en genel anlamda Batı için karanlık, Doğu için altın çağı olarak nitelendirmek yerinde bir değerlendirme olacaktır. İslam dünyası Batı’ da durma noktasına gelen felsefenin yeniden bir ilerleme katettiği ve Antik Yunan felsefesinin mirasını da alarak üzerine yenilerini eklediği bir dönem olarak karakterize olur. Tabi islam dünyasında başta Gazali olmak üzere felsefeye tenkitler yöneten taraflar da varolmuştur. İşte bu noktada İbn Rüşd’ ün konumu felsefe lehinde olması bakımından oldukça önemlidir. Zira Rüşd felsefe ile dini, akıl ile vahiyi uzlaştırma çabası içerisine girmiştir. Bu nokta da onun akılcı yönü üzerinde Aristoteles üzerine yapmış olduğu şerhlerin etkisi de oldukça fazladır. O uzlaştırmacı tavrını bir neticesi olarak uç noktalarda sadece dinin veya sadece felsefenin savunulmasını eleştirmiş ve ortayolcu bir tavır takınmıştır diyebiliriz. Sonraki süreçlerde de Rüşd’ ün rönesans ve reformun başlamasında etkisi olduğu batılı kaynaklarda ifade edilir. Bu eser Rüşd’ ün din ile felsefeyi uzlaştırmacı tavrını ve dinin yanlış anlaşılmasına neden olan te’ vil sorununu konu alan bir eserdir.
Felsefe
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
10/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2020 41. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2020 20:30
İbn Rüşd'ün hayatını, eserlerini, görüşlerini, felsefe- din bağlamındaki tartışmalarını ve bu çerçevede, Gazali, İbn Tufeyl, Farabi, İbn Sina, İbn Arabi, İbn Bacce gibi çok önemli islam filozof ve alimlerine de rastlayacağınız oldukça kapsamlı bir kitap. Haliyle yazıldığı tarih ve ele aldığı konu hasebiyle dilinin ağır olmasını anlayışla karşılayabiliriz, yine de her bireyin kendi payına muhakkak önemli paylar çıkarabileceğini düşündüğüm oldukça kıymetli bir eser. İnsanın hem müslüman hem felsefeci olmasının mümkün olabileceğini, hatta olması gerektiğini gösteren bir eser. Din, felsefe, kozmoloji, ontoloji, epistemoloji ve aksiyoloji ile de ilgili olarak kıymetli bilgiler içeren bir eser. Dönüp de geriye baktığımızda İbn Rüşd'ün kıymetinin anlaşılamadığını söylemek işten bile değil. Böylesine büyük düşünürlerin sıklıkla sürgüne gönderilmeleri bir ilahi kader midir? Yoksa büyük bir hata mı? Gerçek olan şu ki, "İbn Rüşd'ü mağlub ve mahkum sayarken, onun fikirleri Batı'da rönesans hareketinin vücuda gelmesine imkan veren zemini hazırlıyordu. "
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
İki Kardeş Din ve Felsefe
Puan vermedi·266 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
İbni Rüşd'ün çok önemli özelliklerinden birisi din ile felsefeyi uzlaştırması ve bağdaştırmasıdır. İbn Rüşd bu husustaki fikirlerini geniş bir şekilde Faslu’l-makal ile Minhac’da ifade etmiştir. Bu konuda ondan daha güzel izah ve tefsir tarzı getiren filozof yoktur. Onun bu konudaki fikirleri Felsefe ile ilgilenmeyen Müslümanlara ve hatta Yahudi ve Hıristiyanlara bile faydalı olmuştur. Ebu Süleyman mantıkinin görüşü şu idi “felsefi nazariyeler doğrudur, aynı şekilde dini tebliğatta doğrudur. Bu ikisini uzlaştırmak ve bağdaştırmak ise saçmadır Aptalca bir iştir. Bunlardan her birinin nüfuz ve tesir sahasının bulunması zaruridir”. İbn Rüşd ise din ile felsefeyi telif etmeyen, birbirinden ayıran, saha ve sınırlarını gösteren, imanla vahyin yetkilerini tespit eden bir filozoftur. İbn Rüşd, dinde hakikatin, bilim ve felsefeden farklı bir terminoloji ve metotla dile getirildiğine dikkat çekmiştir. Din dilinde burhan, diyalektik ve retorikten her birine başvurulurken, bilim ve felsefede kesin deliller esas alınmaktadır. Dolayısıyla din ile felsefede dile getirilen hakikat aynı olmakla birlikte, farklı tarz ve üsluplar kullanılmaktadır. Onlar arasındaki çatışma sadece görünüşte, terminolojideki farklılıktan dolayıdır. Esasta ise bir çatışma, çelişki söz konusu değildir. Eğer bir çatışma söz konusu ise dini söylemde te’vile gidilmelidir. Te’vil, Şari’nin nassta kastettiği mananın ne olduğunu ortaya koyma faaliyetidir. Çünkü dini söylem ve önermelerde kavramlar bazen literal ve zahir anlamında kullanırken, bazen benzeşimlere başvurulmuştur. Bunlarda kastedilen mananın ne olduğunun anlaşılması ve yorumlanmasında insanların bilgi birikimi ve kültür seviyesi belirleyici olmaktadır. Tüm bunlardan onun akıl-vahiy ilişkisi konusunda, akla öncelik verdiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak
Felsefe
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
8/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2020 14:48
İnsanların bir konu üzerine konuşup, tartışıp, en doğruyu bulmak için biraraya gelip kavga etmeden ayrılmadığı günümüzde, böyle bir kitabı okumak çok etkileyici oldu. İbn Rüşd, ele aldığı konuyu; diğer tüm şeriatler ve islam içindeki tüm farklı görüşlerdeki hallerini yazıp, onları yorumlayıp, sonra da kendi görüşünü aktarmış. Yetinmemiş, sunduğu görüşe gelebilecek muhtemel bir iddiayı soru şeklinde kendine sormuş, sonra onu tekrar cevaplamış. Yeri geldiğinde o konudaki en isabetli fikrin diğer konularda ihtilaf içinde olduğu kişede olduğunu açık yüreklilikle söylemiş. Tüm bunları yaparken kendine değişmez kaynak olarak seçtiği bilim ve Kuran’dan deliller getirmiş. İki eserinin derlemesi olan bu kitap haliyle, yapılmış çeviri ve sadeleştirmeye rağmen eski dilden ifadeler içeriyor. İslam terminolojisine aşına olanlar çok zorlanmayacaklardır. Aşina olmayanlar için çok iyi bir altyazı desteğine sahip olduğunu söyleyebilirim.
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
Puan vermedi·266 syf.··
2025 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 01:54
İbn Rüşd’ün asıl amacı, vahiy ile felsefenin birbirinden bağımsız olarak nasıl anlaşılıp değerlendirilebileceğini tesbit etmek ve buna bağlı olarak ikisi arasında biri diğerini geçersiz kılmayacak biçimde sağlam bağlantılar kurmaktır. Bunun için o, öncelikle dinle felsefenin konumunu kendi bütünlükleri içinde tesbit etmekte, ardından bu ikisinin ortak noktalarını belirlemektedir. Daha sonra dinle felsefe arasında yapılacak bire bir kıyaslamanın yanlışlığını vurgulayarak bu iki alandan birinin diğeri adına feda edilmesinin doğuracağı vahim sonuçlara dikkat çekmektedir. Ona göre felsefe ve dinin kendilerine özgü prensipleri ve esasları vardır, bunlar birbirinden farklı olmak durumundadır; birinin diğerine karıştırılması yanlışlıklara sebep olur. İbn Rüşd, din-felsefe ilişkisini ele alırken öncelikle felsefenin din açısından durumunu tesbite çalışır. Ona göre felsefenin amacı, var olanlar üzerinde düşünmek ve onları Allah’ın varlığına delâletleri bakımından incelemekten ibarettir. Şeriat da var olanları araştırıp incelemeyi teşvik ettiğine göre felsefenin ele aldığı konuların şeriat bakımından ya mendup veya vâcip olması gerekir.
1000k
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
Felsefe Din İlişkisi
8/10
·266 syf.··
2023 105. kitabı
"Nasıl ki hayvan keserken kullanılan bir bıçağı herhangi bir Müslüman'ın ya da gayrimüslimin yapması önemli değilse; bilimi başkalarının geliştirmiş olması da önemli değildir. Bu yüzden bilimleri gayrimüslimlerden almanın da bir sakıncası yoktur." Felsefe Din ilişkilerinde özellikle kendi Yaşadıkları Çağlarda Yunan hellenistik dönem Bu konuları daha bi Tartışmalı duruma getirmiştir ve bu konuda da hiç kuşkusuz islam Felsefesini ön Plana çıkaran İlk başta İbn Rüşd ikinçisi ise İmam ı Gazalidir
1000Kitap
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
Din mi ve Felsefe mi Her ikisi birden mi
Puan vermedi
Öncelikle büyük düşünür hakkında kısa bir bilgi verelim . 1126 da bugün ki İspanya’nın Kurtuba bölgesinde doğan Batılılarca “Averroes”. Latin dünyasında “Commentator diye bilinen İbn Rüşd Aristo'yu Avrupa'ya yeniden tanıtan yegane insan . İslam felsefesinde Aristocu bir akım olarak bilinen meşşailiğin temsilcisi ve öncüsü olan filozof kelam, fıkıh, metafizik, fizik, mantık, astronomi, ahlak, hukuk, siyaset, tıp ve felsefenin birçok alanında elliden fazla eser kaleme almış . Bu eserinde Din ve Felsefeyi birbirinden bağımsız değerlendiren İbn Rüşd din felsefe çatışmasından uzak, bir duruş sergiliyor . Aklın kullandığı “burhan yöntemine” çokça atıfta bulunulan eserde dini esaslar tevil yöntemini ile açıklanmış . Ahiret inancı gibi bazı konularda tevil yöntemini hiç kullanmayan filozof bu yöntemi diyalektik ve retorik söylemle burhani söyleme dayandırıyor . Vahyi ve aklı uyum içinde gören filozof din ve felsefe söylemlemleri arasındaki farklılığın kullanılan usullerden kaynaklandığını esasta bir ayrışma olmadığını ifade ediyor. Eserde zihin ve kültürel açısından insanların bilgi süreci 3 e ayrılmış Bunlar -Akli yöntem kullananlar (burhan ehli), -Diyalektik kullananlar (cedel ehli ), -Başkalarından duyup işitenler (hitabet ehli) İbn Rüşd hakikatin hakikate zıt olamayacağı fikrinden yola çıkarak akılla elde edilen bilgi ve delillerin vahiy yoluyla elde edilen bilgi ve delillerle asla birbirine ters düşmeyeceği gerçeğiyle
Felsefe
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
10/10
·266 syf.··
2022 15. kitabı
Tez konum İbn Rüşd idi, bu kitap tez sürecimde benim için en önemli kaynağım oldu. Ham bilgilerden ziyade Süleyman Hocanın bu denli açıklamalarla desteklemesi İbn Rüşd felsefesini anlamak adına çok kıymetli.
Din-Felsefe
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma
7/10
·266 syf.··
2023 18. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2023 17:14
İbn Rüşd, diğer bir deyişle batı dilinde Averroes. Aristoteles’ten fazlasıyla etkilenen İbn Rüşd akıl ile vahyi bağdaştırmaya çalışmıştır. Akıl ve vahiy ters düşerse aklın tarafı tutulmalı ve vahiy tevil edilmeli yani yorumlanmalıdır. Bunu da ehil kişiler yapmalıdır. Muhtemelen vahiy yanlış anlaşılmıştır. Ayrıca İbn Rüşd zamanının felsefe yapmayı reddeden İslami düşünürlerinin tersine felsefenin ve dinin birlikte hayatı, Allahı anlama kılavuzu olduğunu belirtmiş ve birbirini tamamlayan iki ana dal olarak görmüştür. Batı dünyasını etkileyen önemli İslami filozoflardan olmuştur. Yine de çoğu düşüncesine katılmasam da o dönemin şartları itibariyle oldukça radikal düşünceleri ve yazıları olduğunu söyleyebiliriz.
Felsefe-Düşünce
Felsefe - Din İlişkileriİbn Rüşd · Dergah Yayınları · 2012311 okunma

Yazar Hakkında

İbn RüşdYazar · 19 kitap
İbn-i Rüşd ( Arapça: ابن رشد; Künyesi Ebū 'l-Velīd Muḥammed ibn Aḥmed ibn Muḥammed ibn Rüşd ابوالوليد محمد بن احمد بن محمد بن رشد; Latince: Averroes, d. 14 Nisan 1126 - ö. 10 Aralık 1198), Endülüslü-Arap felsefeci, hekim, fıkıhcı, matematikçi ve tıpçı. Kurtuba'da doğdu ve Marakeş, Fas'ta öldü. İbn-i Rüşd'e göre biricik filozof Aristo'ydu. İbn-i Rüşd en çok Aristo'nun eserlerinden yaptığı, bugün Batı'da pek çoğu unutulmuş, tercüme ve şerhleriyle ünlüdür. 1150'den önce Avrupa'da Aristo'nun eserlerinin birkaç tercümesinden başkası yoktu ve bunlar da din adamlarınca rağbet görüp, incelenmiyorlardı. Batı'da Aristo'nun mirasının yeniden keşfedilmesi, İbn-i Rüşd'ün eserlerinin 12. yüzyıl başlarında Latince'ye tercümesiyle başlamıştır. İbn Rüşd'ün Aristo üzerine çalışmaları otuz yıllık bir dönemi kapsar ve bu dönem içinde, erişemediği "Politika" dışında bütün eserlerine şerhler yazmıştır. Eserlerinin İbranice tercümeleri de, İbrani Felsefesi üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. İbn Rüşd'ün düşünceleri, Hıristiyan skolastik gelenekten, Aristo'nun mantık çalışmalarına değer veren [Brabant'lı Siger], Thomas Aquinas ve bilhassa Paris Üniversitesi'ndeki diğerleri tarafından özümsenmiştir. Thomas Aquinas gibi meşhur skolastik filozoflar, ona ismi yerine "Şârih" (Yorumcu) ve Aristo'ya da "Filozof" diyerek yüksek derecede önem veriyorlardı. İslam dünyasında bir okul bırakmamış ve ölümü Endülüs'teki serbest düşünce hayatının sonunu işaret etmiştir. Orta Çağ'ın Avrupalı skolastiklerinin kendisine gösterdikleri saygıdan ötürü, Dante İbn Rüşd'ü İlahi Komedya'da diğer büyük pagan filozoflarla beraber, "iltifatın üne borçlu olunduğu" Limbo'da öne sürmüştür.