Adı:
Filmler ve Rüyalar
Alt başlık:
Tarkovski, Bergman, Sokurov, Kubrick ve Wong Kar-wai
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
240
ISBN:
9789753428125
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Films and Dreams
Çeviri:
Cem Soydemir
Yayınevi:
Metis Yayınları
Rüya kuramını film çalışmaları bağlamında ele almak, bu kuramın içinde geliştiği özgün, klinik bağlamdan çıkarak esasen estetik kaygıların şekillendirdiği bir ortama geçmeyi gerektiriyor. İşte Filmler ve Rüyalar'da Botz-Bornstein da tam bunu yapıyor: Rüyaları estetik ifadeler olarak değerlendirip bu özel ifadelerin ne şekillerde geliştirildiğine odaklanıyor. Rüyaları psikolojik hayatımızın sıradan olayları gibi değil, varlıklarını belli bir rüya-zamanında sürdürmelerinden dolayı ilginç, kendine yeten fenomenler olarak ele alıyor. Bu noktadan yola çıkarak, Tarkovski'nin estetik rüya fenomenlerini işleyerek geliştirdiği gerçekçilik karşıtlığını, Sokurov'un modern imaj ideolojisine yönelik yıkıcı saldırılarını, Arthur Snitzler'in alışılmış olanı nasıl tekinsize dönüştürdüğünü, Kubrick'in bu yapısal modelden nasıl kaçındığını ve Wong Kar-wai'nin parodileştirilmiş kapitalizm manzaralarını inceliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Filmler ve Rüyalar

Kİtabın temel amacı, rüyaların sinemada nasıl kurulduğunu Tarkovski, Bergman, Sokurov, Kubrick ve Wong Kar Wai gibi yönetmenler aracılığıyla anlatmak.

Kitapta bulunan 10 bölümün ne anlatmak istediğini inceleyip, beğendiğim ve beğenmediğim veya eksik bulduğum noktalara değinmek istiyorum.

1.Bölüm
BİÇİMCİLİĞİN YADIRGATMASINDAN TARKOVSKİ'NİN "RÜYA MANTIĞI"NA

Tarkovski'nin montaj karşıtlığı ve estetiği ne şekilde ele aldığı bölümün ana konusu. Tarkovski'nin rüyaya bakışı, rüyaların: soyutluk ile somutluk arasındaki bir alanda var olduğuyla ilgilidir. Özellikle Tarkovski ve Fellini'nin estetiğe bakış açıları iki yönetmen hakkında önemli farklar olduğunu ortaya koyuyor:

<<<Mihail Romadin, Tarkovski'nin Fellini'nin estetiğiyle ilişkisi hakkında şunları söyler: "Fellini'nin her sahneyi tıpkı tuval üzerindeki bir resim gibi yan yana koyması... Tarkovski için kabul edilemez bir yöntemdi. Ressamın tuvalin üzerine çizdiği bir figür yerine canlı bir aktör koyarsak, gördüğünüz şey ne olur? Bir resmin ikamesi, hareketli bir resim olmaz mı bu?" "Hareketli resim", bir fikrin gerçekliğe aktarımı olarak kalır, gerçeklikten yoksundur; daha sonra göreceğimiz üzere, zamandan da yoksundur. Tarkovski'nin ger¬ çekliği ve zamanı (ya da zamansal bir gerçekliği) film aracılığıyla ifade etmeye yönelik sanatsal stratejisini analiz etmek için, kendisinin basit gibi görünen açıklamalarından birisine bakabiliriz: Bir keresinde rastgele bir diyalogu kaydettim. İnsanlar kayıtta olduklarını bilmeden konuşuyorlardı. Daha sonra kaydı dinledim ve ne kadar mükemmel "yazılmış" ve "oynanmış" olduğunu düşündüm . Karakterin hareketlerinin mantığı, his, enerji - her şey nasıl da gerçekti. Sesler nasıl da heyecanlıydı, ne de güzeldi (Sculpting, s. 65).>>>

Bu ses kaydında geçen bütün diyalogları bir sahneye aktardığımızı düşünelim. İşte o zaman mükemmel "yazılmış" ve "oynanmış" bir oyunla karşılaşamayız. Çünkü sinema olanı olduğu gibi verme yeri değildir ya da tamamen gerçeklikten soyutlanan bir alan da değildir.
Genel olarak bölümden anladıklarım Tarkovski'nin rüyaya bakışı, Freud'da birçok noktadan ayrılsa bile yine de benzer noktalarının olduğu, simgelemeye karşı olduğu ve filmlerde ritmi savunduğu şeklinde özetlenebilir.

2. Bölüm
UZAM VE RÜYA: HEIDEGGER, TARKOVSKI VE CASPAR DAVID FRIEDRICHEN MANZARALARI

Heidegger ve Friedrich'in doğaya bakış açılarıyla Tarkovski'nin bakışı arasında bir yakınlık kurularak hem felsefe hem de resim sanatı üzerinden açıklamalara yer veriliyor. Estetik bir fenomen olan manzaranın tinsel bir neden taşıdığı ve bunu resmederken veya anlatırken tinsellikten kopuk bir şekilde aktarmanın anlamsızlığına özellikle ressam Friedrich'e ayrılan bölümde ve Khora isimli bölümde yer veriliyor.
Bölümde en sevdiğim kısım ressam Friedrich'e ayrılan bölümdü. Aynı Tarkovski'nin sinemaya bakış açısını paylaşır.

<<Friedrich'in sanatında, nesnelcilik ile öznelcilik arasındaki kuramsal mücadele, yukarıda sözünü ettiğimiz dile bağlı bir dilin geliştirilmesi kapsamında tezahür eder. Bu dil, rüyaların dilidir. Dolayısıyla Tarkovski'nin Friedrich'in manzara resimlerine hayran olması bir tesadüf değildir.>>>

3. Bölüm
ÇİZGİLERİN BULANIKLAŞMASINA DAİR: ALEKSANDR SOKUROV

Sokurov'nun hiçbir filmini izlememiş biri olarak bölümü hakkıyla anladığımı söyleyemem. Ama yönetmenin filmlerini izleme konusunda ben de bir ilgi uyandığı kesin.
Bölümde genel olarak Sokurov'un yeni Tarkovski olarak addedilmesinin gerekçeleri üzerinde duruluyor ve bunu Sokurov'un resme ve fotoğrafa bakış açısıyla anlatıyor.

4. Bölüm
FREUD'DAN SONRA RÜYA VE INGMAR BERGMAN

Rüyaların bakışın kısa bir tarihini ela alan bölüm, özellikle diğer bölümlerde de bir çok kere ismi zikredilen Strindberg'in Rüya Oyunu isimli tiyatro eseri çerçevesinde; sinemanın bir rüya mı olduğu, rüyalarda kimin ne söylediği, kimin rüyası olduğu şeklindeki sorulara cevaplar vermeye çalışılıyor.
Freud'a ayrılan bölümün azlığı yine kitabın psikanalize girmemesiyle yakından ilgili diye düşünüyorum. Bergman'nın "Persona"sı üzerine bir hayli kafa yorulması bölümün en güzel yanıydı.

5. Bölüm
İSKANDİNAV KÜLTÜRÜ VE RÜYALARA DAİR KISA BİR SUNUM

Aslında Bergman'a ayrılan bölüm burası diyebiliriz. Onun İsveç'li olmasının etkisinin sinemasına verdiği katkı değerlendiriliyor. Ama bölüm verdiği bilgiler açısından beni tatmin etmedi ya da şöyle demek daha doğru olur. İskandinav kültürü hakkında yazılacaksa bu kadar kısa bir yazı benim gibi İskandinav Kültürü hakkında pek bir şey bilmeyen kişiler için yetersiz kalır.

6. Bölüm
ETNO-RUYA"DAN HOLLYWOOD'A: SCHNİTZLER'İN RÜYA ROMAN 'l KUBRICK'İN GÖZÜ TAMAMEN KAPALI' SI VE "YERSİZ YURTSUZLAŞMA" MESELESİ

Bölüm tamamen "Gözü Tamamen Kapalı" filmi ile bu filmin esinlendiği kitap olan "Rüya Romanı" arasındaki benzerlikler, farklılıklar; yazmanın serbestliği ile sergilemenin sınırlığı arasındaki düşüncelerden oluşuyor.
"Rüya Romanı" kitabını okumamama rağmen anlatılmak istenileni anlayabildim. Ancak kitabı okusam bu bölüm daha güzel gelebilirdi.

<<<Kitapta, Fridolin'in eski okul arkadaşı Nightingale'den aldığı şifre "Danimarka"dır; tam da birkaç saat önce karısından duyduğu itiraflara ilişkin, tipik bir biçimde Freudcu, tekinsiz bir anıştırmadır bu. Kubrick ise, İngilizce fidelity (sadakat) sözcüğü ile bağ¬lantılı bir kelime oyunu yaparak şifreyi sadakat temasına ilişkin zorlama bir anıştırmayla "Fidelio" sözcüğüyle değiştirir>>>

Bölümde ayrıca majör ve minör edebiyat ayrımı özellikle Deleuze ve Guattari düşünceleriyle aktarılıyor.

7. Bölüm
WONG KAR-WAI VE KAWAII KÜLTÜRÜ

Rüya konusunu Rusya, Amerika ve İsveç sineması üzerinden anlattığı diğer bölümlere ek alarak yazar bu sefer rüyayı Çin üzerinden anlatıyor.
Wong Kar Wai 'nin filmleri bölümün alt bölümleri olan: Kawaaii Alanı, Rüya Alanı, Manga bölümlerinde oldukça açıklayıcı anlatılmış. Yine tekrar etmekte yarar var. Bu bölümden maksimum bir fayda sağlamak istiyorsak bölümde yer alan filmleri izlemekte yarar var. Çünkü yazar her zaman örnek verdiği filmleri izlediğinizi düşünerek anlatıyor.

<<<Gerçek bir ilişkiye girmeye cesareti olmayan kişinin başka birisiyle yakınlaşmaya çalışması, Wong'un filmlerinde yinelenen bir temadır. Vahşi Günler, Chungking Ekspres, Düşkün Melekler, Mutlu Beraberlik ve Aşk Zamanı gibi filmlerde insanlar kararsızlığa adeta saplantıyla yapışıp kalır. Vahşi Günlerde Yuddie (Leslie Cheung) kız arkadaşlarına karşı sorumsuzca davranır ama hayatındaki bütün talihsizliklerden sorumlu tuttuğu üvey annesine karşı tatlı dillidir. Üvey annesi de bir o kadar sorumsuzdur, Yuddie'nin ona olan saygısını azaltacağı korkusuyla gerçek annesinin kimliğini açıklamayı reddeder.>>> (Kawaii Alanı)

Bölümde yer alan yönetmenin Doğu ile Batı arasındaki konumunun sorgulanması çok fazla uzatılmış gibi geldi.

8. Bölüm
ESTETİK VE GİZEMCİLİK: PLOTINOS, TARKOVSKI VE "ZARAFET" MESELESİ

Yeni- Plotoncu felsefeci Plotinos'u Tarkovski ile ilişkilendirilerek anlatıldığı bölüm bir iki benzetme dışında pek de ilgilimi çekmedi. Bu tabi ki benim Plotinos'u hiç bilmemeden kaynaklı.

9. BÖLÜM
İMAJ VE ALEGORİ: TARKOVSKI VE BENJAMIN

Bölümde yer alan Rüya ve Gerçeklik, Rüyanın Ritmi, Rüya ve Modernlik, Alegori alt başlıkları ile yönetmen ve düşünür arasındaki paralellikler başarılı ve açıklayıcı bir şekilde anlatılmıştır.

<<<Benjamin'in alegoriye dair felsefesinde olduğu gibi burada da, bir rüya olarak algılanan gerçeklik, "normal" gerçeklikten daha da gerçektir. Dolayısıyla, Solaris uzay istasyonunu dolduran "yanılsamaya dayalı" karakterler, uzay istasyonunun modern dünyasına geç¬mişten gelmiş olmaları bakımından birer alegoridir. Ama tarihselci ve rüyamsı nitelikleri, onları gerçekliğin kendisinden daha gerçek yapar, gerçeğe daha uygun hale getirir. Bunun bir diğer örneği de, Kurban'daki yanan evdir. Bu, başlamak için dramatik bir sahne olabilir. Ama tam da aşırı dramatikleştiği anda, ona "yeniden uyanırız", çünkü yanan evin içinde telefon çalmaktadır. Sahne daha az dramatik, daha gerçek ve daha rüyamsı bir hale gelmiştir. Hem Benjamin hem de Tarkovski geçmişin yeniden üretimini veya üsluplaştırılmasını reddeder. Söz konusu olan tek şey, tarihin "ifade edilmesine" aracılık eden rüya ve alegoridir. Belirip kaybolan ve düzenli ritmi rutinleşmiş döngüsünden çıkartabilen imajların algılanması aracılığıyla, alegorici modernliğin düzenli, naif bir bi¬çimde ilerici ritmini aksatır>>>

10. BÖLÜM
FİLM-RÜYA İLE İLGİLİ ON ANAHTAR SÖZCÜK

Bölümler şu şekilde:
Gerçeküstücülük, Dışavurumculuk, Üst üste Bindirme, Hülya, Tekinsiz, Rüya Aktarımları, Rüya Renkleri, Rüya Gerçekçiliği, Rüya Ritüelleri, Rüya Kesinlikleri.

Kitabı okurken telefonum sürekli yanımdaydı. Çünkü çok fazla bilmediğim teknik kelimeler vardı. Aynı zamanda felsefeciler, ressamlar hakkında bilgi edinmek için de google'u çok fazla kullandım. Kitabı anlamak için çok fazla çaba gösterdiğimi düşünsem bile tam anlamıyla yeterli olmadı. Sinemayla şöyle böyle ilgilenenlerin değil daha çok akademik olarak ilgilenenlerin okuyabileceği bir kitap diye düşünüyorum. Tarkovski sineması için kitabı okumak isteyenlere, özellikle Tarkovski hakkında detaylı bir kitap yazmış olan Babek Ahmedi , Kayıp Umudun İzinde- Andrey Tarkovki Sineması kitabını öneririm.
Benjamin uyanışın "bize en yakın ve en alelade şeyi hatırlamada muvaffak olduğumuzda" gerçekleşeceğini savunur (V, 1,491). Rü­yadan uyanma, eskiden gerçeklik olduğunu zannettiğimiz, ama aslında öyle olmayan şeyden uyanmak demektir. Tarkovski'nin Kurban'nında (1986) Adelaide'nin başına geldiği şekilde olur. Yatıştırıcı iğne yapıldıktan sonra Adelaide şunları söyler: "Sanki bir rüyadan uyanmışım gibi hissediyorum şimdi... Başka türlü bir hayat yaşıyormuşum gibi. Bir nedenle hep direniyordum... Bir şeyle savaşıyordum. Her zaman kendimi savunuyordum. Sanki benden içeri başka bir 'ben' vardı da şöyle diyordu: Kendini bırakmamalısın, istemediğin bir şeyi kabul etme yoksa ölürsün. Ah Tanrım, nasıl da yanılıyor
insan..."
"Tüm pitoresk inşalardan kaçının! Köylü pitoresk giyinmez, kendisi zaten pitoresktir" - Tarkovski'ye ait bir cümle değil bu; modernliğin öncüsü olan AvusturyalI mimar Adolf Loos'a ait. Basitlik, dolaysızlık ve netlik: Modem mimari tam da bu ilkeler aracılığıyla yeni yerler yaratmaya çalışır. Bunlar aynı zamanda Tarkovski'nin sinematografik
ilkeleridir ve şöyle tınlar: "İzin verin de kamera, olan şeyi yakalasın sadece, ve bir şey inşa etmesin."
Tarkovski için "rüyanın mantığı", her sahnenin kendi zaman yasalarını, kendi zamanını veya Tarkovski'nin deyişiyle kendi "zaman hakikatin i üretmesi anlamına gelir (Sculpting, s. 120).
Heidegger ve Cauquelin aracılığıyla manzaraya dair tartışmamıza dahil olan şey, khora, yani yer problemidir. Khora sadece tinsel bir dünyada, yani ne pastoral yaklaşımların ne de bilimsel ölçümlerin bulunduğu bir dünyada var olan problemler üzerine düşünmekten do­ğan gerçekdışılık anlamına gelir. Estetik bir fenomen olarak manzara,bir "yer"dir, bir khora dır, böyle olmasının tek nedeni de pozitif değil, daha ziyade tinsel bir nitelik taşımasıdır. Başka bir deyişle manzara, her tarafında nihai açıklıklar bulunan boş ve kapalı bir uzam de­ğildir; yani içerisinde şeyleri algılayabildiğimiz bir uzam değildir,sadece bir şeyin kendisidir.
Şayet filmlerinde manzaralar varsa, bu manzaralar geometrik değil "zihinsel manzaralar"dır. Olmayan bir ülkeye ve belli olmayan bir zamana bağlı bir "alanı" temsil eden ve hatta "düz çizgileri yok sayar" gibi görünen Stalker'daki "mıntıka"dır bunlar (Amengual)."Kozmik okyanuslar" veya insanların -tıpkı bir khora'daki gibi- kendi anıları (veya rüyaları) ile yaşadığı, bir uzay istasyonu benzeri zihinsel manzaralardır.
Friedrich'in sanatında, nesnelcilik ile öznelcilik arasındaki kuramsal mücadele, yukarıda sözünü ettiğimiz dile bağlı bir dilin geliştirilmesi kapsamında tezahür eder. Bu dil, rüyaların dilidir. Dolayısıyla Tarkovski'nin Friedrich'in manzara resimlerine hayran olması bir tesadüf değildir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Filmler ve Rüyalar
Alt başlık:
Tarkovski, Bergman, Sokurov, Kubrick ve Wong Kar-wai
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
240
ISBN:
9789753428125
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Films and Dreams
Çeviri:
Cem Soydemir
Yayınevi:
Metis Yayınları
Rüya kuramını film çalışmaları bağlamında ele almak, bu kuramın içinde geliştiği özgün, klinik bağlamdan çıkarak esasen estetik kaygıların şekillendirdiği bir ortama geçmeyi gerektiriyor. İşte Filmler ve Rüyalar'da Botz-Bornstein da tam bunu yapıyor: Rüyaları estetik ifadeler olarak değerlendirip bu özel ifadelerin ne şekillerde geliştirildiğine odaklanıyor. Rüyaları psikolojik hayatımızın sıradan olayları gibi değil, varlıklarını belli bir rüya-zamanında sürdürmelerinden dolayı ilginç, kendine yeten fenomenler olarak ele alıyor. Bu noktadan yola çıkarak, Tarkovski'nin estetik rüya fenomenlerini işleyerek geliştirdiği gerçekçilik karşıtlığını, Sokurov'un modern imaj ideolojisine yönelik yıkıcı saldırılarını, Arthur Snitzler'in alışılmış olanı nasıl tekinsize dönüştürdüğünü, Kubrick'in bu yapısal modelden nasıl kaçındığını ve Wong Kar-wai'nin parodileştirilmiş kapitalizm manzaralarını inceliyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Serkan Mutlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0