Elimde olan bin küsür sayfalık üç kitabındaki otuzun üzerinde öyküyü ardı ardına okuyup bitiriverdim.
Benim okuduğum ikinci kitap "Castle Rock Manzarası" öykülerin birbiri ile bağlantıları açısından sanki bir anı-roman türü gibi tanımlanmasıyla diğer ikisinden biraz farklı gösterilmesine rağmen ben diğer iki kitaptaki öykülerde de bu bağlantıların olduğunu gördüm. Kişiler ve olay örgüsü olmasa da öykülerin geçtiği coğrafya hatta yaşanılan bir ev ya da çiftlik bu bağlantıyı sağlıyor.
Nobel başta olmak üzere onlarca ödül almış böyle bir yazarla tanıştığım için memnunum.
Egalité
Bu öykü kitabı harikulade.
Bu kitabın içinde yer alan 2nci, 3ncü ve 4ncü öyküler birbirinin devamı, her biri ortalama 50 sayfa olunca ortaya 150 sayfalık bir roman çıkıyor. İçeriği anlatılmaz, yaşanır
Merhabalar herkese, nasılsınız? Neler okuyorsunuz? Alice Munro kaleminden çıkmış 'Firar' adlı kitabını okudum. Hem yazarla hem de kalemiyle ilk defa tanıştım. Kitap aslında sekiz öyküden oluşmakta: Firar, Şans, Yakında, Sessizlik, Tutku Hatalar, Entrikalar, Güçler. Her öyküde hayattan parçalar bulunmakta fakat bir türlü sevemedim kitabı. Yazarın bir türlü anlatımına kaptıramadım kendimi, öyküler güzeldi fakat içeriğinde bazı konular beni okurken artık bitsin demeye sürükledi. Özellikle yazarın zamanlar arası geçişlerinde çok zorlandım şimdi ne kadar süre geçti diye sorular oluştu kafamda bu yüzden de öykü bütünlüğünde kopulmalar. Normalde öykülerden oluşan kitapları okumayı severim. Bu kitapla tarzımız uyuşmadı. 🙈 Başka kitaplarda görüşürüz. 🌿
Alice Munro’nun bu kitabı bir öykü derlemesi aslında. Birkaç öyküsü birbiriyle bağlantılı olan, oldukça akıcı bir dille anlatılmış öykülerden oluşuyor. Öyküler o kadar iyi ki, her biri bir roman taslağıymışta yatım kalmış gibi hissettiriyor. Bazı öykülerindeki karakterlerin de öyküsünün aynı kitapta anlatılması bir novella havası verse de, öyküler birbirinden müstakil ve bağımsız. Sizi içine alıyor evet ama benim deneyimim bir noktayı kaçırdığımdan yana oldu hep öyle bir his bıraktı birkaç öyküsü bende. Az az keyifle okudum , tavsiye ederim.
Öykünün kraliçesi Alice Munro'nun okudugum kitapları içinde en güzeli bu sanırım.
Kanadalı yazar,kendi coğrafyasını, kadınlarını, tarihsel değişimleri öykülerinin içine öyle güzel yediriyor ki adeta onlar da birer kahraman olup çıkıyor.
Bu kitabındaki sekiz öyküde 20. Yüzyılın başlarından 2000'lere kadar geri dönüşlerle kadınların yaşadıklarını, duygularını ortaya koymuş. Aslında her biri roman da olabilirmiş. Hatta bazı karakterler farklı öykülerde tekrar karşımıza çıkıyor (Juliet gibi...)
Kadınların eğitimi,toplumsal baskılar -ki hiç de azımsanacak gibi değil - evlilik, çocuklarla ilişkiler, anne-baba ilişkisi gibi konular kadınların kendini var etme çabası sırasında sürekli karşısına dikilen en büyük problemler bu öykülerde de gerçek hayatta da.
Nobel ödüllü , Man Booker ödüllü yazarı okuyun. Ilk kez okuyacaklar bu kitabından başlayabilir.
yazardan okuduğum ilk kitaptı benim için biraz zorlayıcı bir okuma oldu sürekli kopmalar yaşadım ve öykülerin kurguları beni pek içine çekmedi. yazarın betimleme tarzı oldukça doyurucu
Yazarın, Nobel edebiyat ödülüne sahip olduğu gördüğüm için ilk defa bir kitabını okumak üzere almış oldum. Dünyanın en iyi öykü yazarlarından sayılsa da ben şahsen kitabı çok beğenmedim. Nasıl ifade etsem bilemiyorum ama gerçekten çok duygusuz bir kitap. Öyküler, olduğu gibi hiçbir duyguya, yoruma,eleştiriye başvurulmadan olduğu gibi anlatılıyor ma mekan tasvirlerinin verdiği canlılık az da olsa akıcılık veriyor.
Üç ayrı öykü içinde insanların hayatlarından kaçmak isteyip kendilerinden kacamayislari var. Bulundugu durumu degistiremeyip kaçma isteği...karakterler okadar canlı ki sanki karşınızda yaşanıyor tüm roman.
KaçakAlice Munro · Goa Basım Yayın · 2006135 okunma
Kanadalı yazar Alice Munro 1931'de Ontario'da Wingham'da dünyaya geldi, öğretmen annesi ve çiftçi babasıyla burada büyüdü. Batı Ontario Üniversitesi'nde gazetecilik ve İngiliz dili eğitimi gören Munro, 1951'de evlendi ve eşiyle taşındığı Victoria'da kitapçı dükkanı açtı. İlk gençlik yıllarında öykü yazmaya başlayan Munro, ilk kitabı "Dance of the Happy Shades"i 1968'de yayımladı. Seçkin kariyeri sırasında birçok ödül kazanmıştır. Hikayeleri New Yorker'da, Atlantic Monthly'de, Paris Review'da ve diğer yayın organlarında yayınlanmıştır ve derlemeleri on üç dile çevrilmiştir. Kimi eleştirmenlerin "Kanada'nın Çehov'u" diye nitelediği Alice Munro'nun hikayelerinin çoğu küçük kasabalardaki hayata ve insani durumlara ışık tutuyor. Üç çocuk annesi Munro'nun Türkçe yayımlanan öykü derlemeleri arasında "Çocuklar Kalıyor" ve "Bazı Kadınlar" da bulunuyor.
Munro ve kocası zamanlarını Horon Gölü yakınındaki Clinton, Ontario ile Comox, British Columbia arasında geçirmektedirler.