Gönülçelen deWarenne Dynasty Serisi 1

6,8/10  (8 Oy) · 
21 okunma  · 
4 beğeni  · 
906 gösterim
Acımasız bir savaşçı arzularına ne kadar karşı koyabilir? Bronz teni ve masmavi gözleriyle bir ilahı andıran Amansız Rolfe, Normandiya Kralı William’a hizmetlerinin karşılığında Aelfgar Kalesi’ni almak ve Leydi Alice’le evlenmek üzeredir. Fransa’da cesaretiyle ünlenen savaşçı, İngiltere’deyse bir o kadar nefret odağı olmuştur. Ancak yeni bölgesini ele geçirir geçirmez ilk işi, cazibesi ve canlılığıyla genç adamı vatana ihanetin eşiğine getiren Sakson güzeli Ceidre’yı ehlileştirmek olacaktır… Asi bir kadın can düşmanını baştan çıkarmaya nereden başlar? Gizemli ve baştan çıkarıcı Ceidre, üvey ablası Alice gibi bir leydi değildir; aksine, soylu üvey ağabeylerinin Sakson isyanını destekleyen bir casustur. Yasak arzularını ateşleyen Amansız Rolfe’a boyun eğmeyi reddeden genç kadın, kibirli savaşçının arzu dolu dokunuşlarına karşı koymaya çalışsa da kendini İngiltere’nin, hatta kralların kaderini değiştirebilecek çok tehlikeli ve şehvet dolu bir oyunun içinde bulacaktır… Savaşın tüm acımasızlığında imkânsız aşklara yer var mıdır? “Muhteşem bir romans; güçlü, tutkulu ve yoğun duygularla dolu… Karmaşık olay örgüsü, yakıcı şehveti, tarihsel tutarlılığı ve gösterişli, güçlü karakterleriyle Brenda Joyce hayranlarını kesinlikle tatmin edecek.” Romantic Times
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2015
  • Sayfa Sayısı:
    400
  • ISBN:
    6053435259
  • Orijinal Adı:
    The Conqueor
  • Çeviri:
    Selim Yeniçeri
  • Yayınevi:
    Pegasus Yayınları
  • Kitabın Türü:
Librarian 
15 Mar 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Acaba sonu farklı yazılabilir miydi diye düşünsem de bence MUHTEŞEM bir romandı. Her şeyden önce romanın geçtiği dönem askeri, sosyal, kültürel...vs bakımlardan her bir ayrıntıda öylesine güzel resmedilmişti ki elinizde olmadan dönemin o kasvetli yapısında kendinizi buluveriyorsunuz. Derebeylik düzeninde insanın adının yokluğu, bunun ötesinde kadının hiçliği o yoğun aşk hikayesi kurgusunun geri planında nakış gibi işlenmişti. Bu da De Warren hanedanlığının anlatıldığı serinin ilk romanını bence daha da etkileyici kılmıştı.
Tam benlik bir romandı çünkü daha ilk sayfasından son noktanın bulunduğu yere kadar neredeyse tüm karakterlerin her bir bakımdan ete kemiğe bürünecek şekilde üzerine düşülmüştü. Ana kahramanlar Rolfe ve Ceidre, yaşananlara paralel olarak oldukları her anda duygu, düşünce ve fiziksel tasvirlerle hiç üşenilmeden anlatılmıştı. Olayların akışı sırasında ikisi adına bir çıkmaz sokağa girildiği hissi, dönemin yapısal baskısı okuyucuya hazmettirilerek, inceden inceden kabullendirilmişti. Erkek kahraman Rolfe, bu çağa ait bir aşk romanında bekleyebileceğiniz en üst seviyede özelliklerle karşınıza çıkarılmıştı. Ne döneminin gereklerinden aykırı düşmüştü ne de aşk unsuru bu adama fazla gelmişti. On numara beş yıldızdı kısacası. Kadın kahraman Ceidre ise döneminin kadın düşmanı şartlarına rağmen kaya gibi mağrur ve güçlü, dünya adamı cebinden çıkaracak kadar vatansever ve bir o kadar tutkulu, naif bir karakter.
Böyle bir hikayede beklenen birbirlerine hislerini yok saymaya çalışma dönemlerinden, birbirlerine kapıldıklarını dünya evren görse de kendilerinin fark edemedikleri döneme ve ardı sıra ise aşkları için canlarını verecekleri aşamaya geldikleri anlara kadar tutkunun her bir evresi çok güzel kaleme alınmıştı.

Ben soluksuz okudum. Sonuyla ilgili ilk cümlemdeki yorumumu dillendirmeyişimin nedeni sonun tadını kaçırmamak. Tarihi aşk romanı tarzınızsa mutlaka okumalısınız diyorum.