Hayatım

9,0/10  (3 Oy) · 
7 okunma  · 
1 beğeni  · 
776 gösterim
Herkesin hayatı mükkemel bir tarih parçasıdır. Hele çocukların ibret alacağı güzel bir kitaptır. Şahsının ehemmiyetine göre böyle bir kitap bütün vatan evlatlarının da istifade edebileceği hakiki bir rehber olabilir. Ne idik, ne olduk? Mutlak bilinmelidir.

Bu dünyada herkesin hayatı, kendi hatırasında birer resimli kitaptır. Eğer bunu yazmazsa, kendisiyle beraber silinip gidecektir. Kalacak üç beş mühim hatıra da yakınları tarafından mahiyeti değiştirilmiş birer masal olacak, kimseye faydası değil belki de zararı olacaktır.

Herkes kendi kitabını yazmalı, okunması herkes için faydalı görülenler ise mutlaka tab ve naşr olmalıdır.

Medeni alemde bu yapılıyor. Bu aleme girdiğini iddia edenler de bunu yapmalıdır.
- Kazım Karabekir
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    536
  • ISBN:
    9789757369400
  • Yayınevi:
    Emre Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şeyma Öztürk 
10 Ağu 23:12 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Düşünüyorum da neden gerçek değeri hak eden şahsiyetlerin kıymeti öldükten sonra ya da bir şekilde itibarsızlaştırıldıktan sonra anlaşılıyor güzel ülkemde? Hani hep deriz ya tekerrür eden tarih değil olaylardır diye, baktığımda bu durumun geçmişte neyse günümüzde de değişmediğini görüyorum. Halbuki bu şahsiyetlerin kıymeti zamanında anlaşılsa, bilgi ve birikimlerinden istifade edilse ne kadar aşama kat edeceğiz bir bilinse... Neşet Ertaş'ın deyimiyle 'Neredeydin sen?', bazı şeyler kaybedildikten sonra kıymeti harbiyesi kalmıyor. Her şey yerinde ve zamanında güzel.

Kâzım Karabekir de yaşadığı dönemde değeri yeterince idrak edilememiş, özel bir şahsiyet bana kalırsa. Milli Mücadele döneminde özellikle Doğu Cephesi'nde pek çok hizmette bulunmuş bir vatan sevdalısı. Gençliğinden itibaren askeri görevlerde en ön saflarda yer almış kendisi. Ömrünün son demine geldiğinde ise 1948 yılında Meclis Başkanlığı yapmıştır. Bu dönemde geçirdiği kalp krizi yüzünden vefât etmiştir. Yaşadığı dönemde bazı konulardaki muhalif tavırları nedeniyle İstiklâl Mahkemesi'nde yargılansa da suçsuz olduğu anlaşılmıştır.

Çocukluk döneminden itibaren yaşadığı olayları ve anılarını kaleme alarak Hayatım isimli eseri oluşturmuştur. Eserde pek çok başlık yer alıyor. Kâzım Karabekir söz ettiği olaya ya da kişiye dair bilgileri her birine başlıklar atarak kaleme almıştır. Bu durum eseri okurken bilgi kopukluğu yaşamanın önüne geçiyor. Bir kısmı bitirip kitabı bırakabiliyor ve tekrar okumaya başladığınızda yeni bir kısımdan devam edebiliyorsunuz. Otobiyografinin yanı sıra bir seyâhatnâme okuyormuş hissine kapılmamak mümkün değil bu eseri okurken. Zira Kâzım Karabekir gerek babasının görevi dolayısıyla gerek ileriki yıllarda kendi görevleri dolayısıyla gittiği coğrafyalara dair çok güzel ve eğlenceli bilgilere yer vermiş.

Eser, Karabekir'in yaşamına yönelik pek çok ayrıntı içeriyor. Her olay kronolojik olarak anlatılmış. Çocukluk döneminden, ailesinden, yaşadıkları şehirlerden eğitim hayatına, sosyal çevresine, askeri tecrübelerine kadar pek çok bilgi bulabilirsiniz. Özellikle genç yaşlarından itibaren vatana hizmet konusunda aldığı eğitimler ve yaşadığı askeri tecrübeler ağırlıklı olarak ele alınmış. Kitabı bitirdiğinizde zihninizde iyisiyle kötüsüyle tam anlamıyla bir Kâzım Karabekir profili oluşturabiliyorsunuz. Kendini sürekli yüceltmek yerine 'Ben buyum' diyerek her şeyiyle, net bir biçimde şahsını ifade etmiş.

Sağlam bir karaktere, asil bir aileye sahip, doğru bildiğinden şaşmayan, menfaatlerini üstün tutmak yerine çoğunluğun çıkarını gözeten, haksızlık baş gösterdiğinde bir başkasına dahi yapılsa susmayan, vatana hizmet aşkıyla yanıp tutuşan ve bu yolda edinmesi gereken ne kadar bilgi, tecrübe varsa bunları kazanabilmek adına en ön safta yer alan, her daim vatanı için ızdırap duyarak yaşayan bir vatan sevdalısını okuyoruz satırlarda. Yer yer Abdülhamid'e ve istibdata duyduğu öfkeden de söz ediyor Karabekir, 'İstibdat, sana bin lanet. Fikirleri paslandırmak için ne mümkünse yapıyorsun.' diyerek.

Kitabın mahiyetine dair söylediğim her şey eksik kalacak biliyorum fakat bu vatan sevdalısına bir vefa borcu olarak, kırık dökük de olsa birilerinin onu tanımasına vesile olabilmek adına fikirlerimi ifade etmek istedim. Her ne kadar hayattayken hak ettiği itibarı elde edemese de, kitaplarının bir kısmının yakıldığına şahit olup "Cumhuriyet devrinde bu felâketin benim eserimin başına geleceğini o zaman bilmiş olsaydım bilmem ne hislerle başım dönerdi." diyerek ızdırabını belirtse de, yıllar sonra bile olsa eserlerinin okunduğunu ve unutulmadığını bilsin istedim.
Ruhu şad olsun.

"Bugün bu yüzlerce halka bir adam söylemediğini bırakmıyordu... O güçlü kuvvetli hamallar bile hayran hayran bakıyorlardı. Kuvvet evvela kafada ve kalpte lâzım olduğuna ne güzel misal... Ben bu sert memura yanlış yaptığını anlattım. 'Halkın memnun olmasına çalışmak insanın vicdanına zevk verir arkadaş' dedim. Halkın vergisiyle hayatını geçindiren memurlar neden onları küçük görür de onlara kumanda ve hakaret eder? Bir hamal bile çektiği ıstırabın karşılığı olan ücretinden vergi veriyor. Ve bunlar toplanıp maaş oluyor."

Kitaptan 18 Alıntı

Şeyma Öztürk 
10 Ağu 12:24 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Milletimiz zavallı, bir şeyden haberi yok. Bütün ümit genç zabitlerde. Fakat iş bir harbe müncer olursa felâket muhakkak. Ordu berbat ellerde. Silahlar berbat. Teçhizat yok. Efradın altında beylikleri parça parça. Yeni gelenlere beylik bulamıyoruz. Sonra alay kumandanı ve ümeranın evinde halı ve kilim yerine nefer beylikleri serilmiş. Alay deposunda farelerin elbiseleri yediklerini ben gördüm ve esbâbını temin ettirdim. Hele ara sıra gelip geçen redif taburları büsbütün Allahlık... Konsolos mahallesinde kapıların önlerinde oturmuşlardı. Yamalar içinde, yırtıklar içinde... Derhal ordu erkân-ı harbiyesini haberdar ettim. Müfettiş-i umumiliğin işi bunlarla değil, asayiş ile. Fakat hangi asayiş? Bu, bahsinde görülecek. Ne olur bir de orduyu görebilecek müfettiş gelse... Biz bu varlıkla nereye gideceğiz?"

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 202 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 202 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
07 Ağu 21:48 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Anne cihetinden gelen cesurluk, babamdan da intikal etmiş olduğundan annemin gözü pek idi. Bir misalini gözümle gördüm. Diğerini de işittim.
Biri babamın vefatından sonra 1309 sonbaharında İstanbul'a gelirken Beyrut'ta karantinada bütün eşyayı etüve sokuyorlardı. Kürkler ve kunduralar tamamıyla kavrularak bir işe yaramaz halde çıkıyordu. Bağrışan, ağlaşan, inkisar edenlere kimse aldırmıyordu. Sıra bize gelince annem, yanımızdaki filintayı kapınca memurlara çevirdi. Ve 'Hele kürkleri alın göreyim. Bu kadar insanın feryat ve figanından vicdanınız titremiyor mu? Elimizde kalan iki parça eşyayı da siz mi yakacaksınız?' diye haykırdı. Memurlar şaşkın şaşkın bakıyorlardı. Bir doktor, 'Hanımefendi bu vazifemizdir. Behemahal yapacağız' dedi.
Annem cevap olarak, 'Vazifenizi insanca yapacak bir şekil bulun. Yoksa bu silahı kafanıza boşaltmak da benim vazifemdir. Bu yetimlerin iki parça eşyasını size yaktırmam efendi' dedi.
Adamlar şaşaladılar. Jandarma mülazımı olan bir ağabeyim de yanımızdaydı. O da ses çıkaramıyordu. Nihayet galebe bizde kaldı. Kürkümüzü dezenfekte ile iktifa ettiler. Eşyaları kavrulanlar hâlâ bağırarak inkisar ediyorlardı."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 26 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 26 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
09 Ağu 13:20 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Muhtar Paşa çok iyi bir insandı. Geçen sene tarih-i harp dersinde, 'Muhtelif konular ayrı ayrı hareket ettiğinden düşmanlar bizi ezdiler' cümlesini koridorda bir hafiye işiterek jurnal etmişti. Biçareyi mabeyne çağırmışlar, birkaç gece alıkoymuşlar ve ne maksatla söylediğini sormuşlar. O da dersini orada da takrir etmiş ve maksadının Şevketmeâb'a lâyık surette erkân-ı harp zabitleri yetiştirmek olduğunu söylemiş. Abdülhamid memnun olmuş, altın liyakatle taltif etmişti.

Paşa bu vakayı bana bu sefer anlattı ve dedi: 'Mabeynde de söyledim. Padişah büyük ama etrafı berbat... Bunun için böyle perişanız.' Dedim: 'Paşam bir muhit ki fenadır onu etrafına toplayanın ruhunu göstermez mi? Fenaları seçip de onun etrafına gönderen mi var?'
'Allah feyzini artırsın ve bu millete büyük hizmetlere muvaffak etsin. Daha tahsilinizi bitirmeden, oraları görmeden vaziyeti takdir ediyorsun. İş dediğin gibidir fakat nasıl ilan edersin?' dedi."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 174 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 174 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
08 Ağu 20:24 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Gayet çabuk yazıyordum. Nokta da atmıyordum. Bu suretle hocaların takrirlerini istediğim zaman aynen not ediyordum. Yazımı benden başkası da okuyamadığı için not defterlerim yalnız bende kalıyordu. Buna sebep Kuleli'de bir defterimi, çalıştırmak vazifesini verdikleri bir zadegân kopye edeyim diye haftalarca getirmemiş ve getirdiği zaman da berbat bir halde bana vermişti. Kimseyi kıramıyordum. Defterimi isteyene vermemek ve sorduğunu derhal söylememek bana ağır bir şey gibi geliyordu. Noktasız yazıya başlayınca işim yoluna girdi. Kimse not defterlerimi istemez oldu. Dersleri daha evvel yaptığımdan notlarım kitaptan takrir edildi mi başlardı. Bazı hocalar elimizdeki kitaptan çok ayrılırlardı. Bunların menbalarını çabuk bulurdum. Kitapçılarda o derse ait ne kadar kitap varsa alır, karşılaştırırdım. Bu suretle not almak az şeye inhisar ederdi. Muallimlerin parlak cümlelerini aynen zapt etmeyi çok faydalı bulmuştum. Kuleli de buna dikkat etmiş ve imtihanda o cümleleri aynen söylediğim zaman beni hayret ve takdirle karşılıyorlardı."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 117 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 117 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
 09 Ağu 12:57 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Sultan Abdülhamid'e düzenlenen Yıldız Suikasti
"Hadise faillerinden biri yakalandı. Belçikalı imiş. Bunun adliyedeki mahkemesi serbest oldu. Merak ettim, gittim dinledim. Ermeniler bu komite ve infilak işlerinde mahir olan Edoward Joris namındaki Belçikalıyı da içlerine almışlar.

Bu adam Singer fabrikası memurlarındanmış. Bu adamın karısı da faal bir rol oynamış. Viyana'dan şık, lastik tekerlekli bir fayton getirmişler. Arabacının oturacağı yere müthiş mevadd-ı iştialiyeyi demir sandık içerisinde yerleştirmişler.

Şayia şu idi: Bir İslam saf arabacıyı da bulmuşlar. Selamlık resminin fotoğrafını alacaklarını, bunun için basılması lâzım gelen düğmeyi de öğretmişler. Resimde kendileri de bulunmak istediklerinden bunu da söyleyerek zavallı saf arabacıyı aldatmışlar. Hamidiye Camii'nin saat kulesi yakınında arabacı tayin olunan zamandaki Sultan Hamid Camii'nden çıkmış olacaktı. Düğmeye basmış ve araba da, arabacı da, yakınındaki insanlar da parça parça havaya uçmuş.

Markalı bir lastik parçası arabanın Viyana'daki fabrika markasını meydana çıkarmış. Oradan bu arabanın resmini ve alanların isimlerini, İstanbul gümrüğünden kimlerin çıkardığını bularak iş meydana çıkmış."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 171 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 171 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
07 Ağu 21:40 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Babamı iyice hatırlıyorum. Pek kuvvetli bir vücuda ve bir seciyeye malikti. Güzel ata biner ve kılıç kullanırdı. Fakirlere çok acır, yetim çocukları himaye ederdi. Tasarrufa ehemmiyet vermezdi. 'Ben çocukken evimden, köyümden ayrıldım, varlığımı kendi azmimle kazandım. Hazıra konanlardan kuvvetli seciyeli kimse az çıkabiliyor. Çocuklarımın da benim gibi yalnız kendi varlıklarına güvenebilmeleri için kendilerine bir servet bırakmayı düşünmüyorum. Sağlığımda kimsesizlere, düşkünlere yardımı daha ziyade arzu ediyorum' derdi."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 23 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 23 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
07 Ağu 21:32 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Babam ve annem pek dindar, tam bir aile saadetini bilir, kuvvetli seciyeli insanlardı. Babam, Mevlevi tarikatına da mensuptu. Ney ve güzel sese meclûb imiş. Kastamonu'da bulundukları 7 sene zarfında (1285-1291) pek mesut yaşamışlar."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 22 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 22 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
09 Ağu 20:34 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"İstibdat, sana bin lanet. Fikirleri paslandırmak için ne mümkünse yapıyorsun."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 186 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 186 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
09 Ağu 13:38 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Sigaraya da daha alışmamıştım. Bu ilk tatmak pek zevkime gitti, her akşam içenlere hayret ettim. Harbiye ikinci sınıf nihayetinde hastalığım dolayısıyla bıraktığım namaz ve oruç öylece kaldı. Ara sıra oluyor. Taassuptan daha ziyade nefret ediyorum. Manevi bir bağ olmasını da düşünerek dinsizlerden de nefret ediyorum."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 177 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 177 - Yapı Kredi Yayınları)
Şeyma Öztürk 
08 Ağu 23:43 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Rus konsolosu aksi ve müthiş Türk düşmanı bir adammış. Biraderin anlattığına göre Kışla Caddesi'ndeki bir gazinoda arkadaşlarıyla bilardo oynarken kışlaların karşısındaki Nüzhetiye Karakolu'ndan birkaç el silah sesi gelmiş.
Oraya koşmuşlar ve konsolosun yerde yattığını görmüşler. Hadise şöyle olmuş: Topçu kışlasının karşısında bir jandarma karakolu var. Adı Nüzhetiye Karakolu... Yanında piyade kışlasının (Kırmızı Kışla), karşısına da Nüzhetiye belediye bahçesi düşer... Konsolos bu tarafa her zaman gezmeye çıkarmış. Bir gün de kavasıyla beraber karakolun önünden geçer. Nöbetçi selam durmamış diye kızmış.
Nöbetçinin yanına giderek, 'Ben Rus konsolosuyum. Neden bana selam durmadın?' demiş. Nöbetçi, 'Tanımadım konsolos olduğunu' demiş. Konsolos 'Kavası da görmedin mi,' diyerek kamçısıyla ve tokatla dövmüş. Sonra 'Beni iyi tanırsın, size böylesi lâyık alçak Türkler!..' diye edepsizliğe başlamış ve yoluna devam etmiş.
Birkaç adım ayrılınca mehmetçik silahını konsolosa çevirmiş, 'Türk neferi de kendini döven Rus konsolosuna böyle tanıtır...' diyerek herifi vurmuş. Konsolos ve kavas ağaçların arkasına kaçarak yalvarmaya başlamışlarsa da konsolos aldığı yaradan yıkılmış, can vermiş."

Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 150 - Yapı Kredi Yayınları)Hayatım, Kazım Karabekir (Sayfa 150 - Yapı Kredi Yayınları)
2 /