Matbaa öncesi okuduğum bu güzelliği hikayelerimden ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz zaten.
Yazarın ülkemizde çıkan tüm kitaplarını okudum. Her Kalp Kırılır, konusuyla, kurgusuyla, kapağıyla, karakteriyle yazarın en sevdiğim kitabı oldu.
Benim için 2021 favorilerinden diyebilirim.
Beyah ve Samson -isimleri ilk defa duydum resmen- sanırım kalbime asla çıkmayacak iki karakter olarak yerleştiler. İki yaralı kalbin bir araya gelip nasıl tamamlandıklarını okuyoruz.
Beyah, o kadar yaralı ama bir o kadar güçlü kadın karakterimiz. Yaşadıkları beni kahretti resmen. Kitabın başında zaten kitabın isminin hakkını vererek dan diye kalbimizi ucundan kırıyor.
Beyah, yıllardır görmediği babasının yanına gitmek zorunda kalıyor ve Samson’la da bu şekilde karşılıyor. Ah, Samson’ın çektikleri… Kalpler binbeşyüz parça be…
Aslında çiftimiz iki kez karşılıyor ve aralarındaki o etkileşim beni mahvetti.
Dışardan bakıldığında birbirlerine tam anlamıyla zıt gibi görünselerde Samson ve Beyah vakit geçirdikçe ne kadar benzer olduklarını keşfediyor aslında.
Onların o güzel arkadaşlığı, aralarındaki sırlara rağmen birbirlerine tutunmaya çalışmaları, yakınlaşmamak için sebepler bulmaları… Ahh! Valla o kadar güzeldi ki kitabı sadece çok güzeldi diyerek anlatmak istiyorum size. Çünkü kitabın güzelliğinden bahsetmek için cümle kuramıyorum.
Beyah, Samson, Sarah ve Markos… Bu dörtlü için söylecek kelimem yok. Çiftimiz muhteşem, hep birlikte ayrı muhteşemler.
Kardeşlik, dostluk ve aile. Saklanan sırlar, kırık kalpler ve hüzünler. Bunların yanında eğlenceli zamanlar ve mutlu sonlar arıyorsanız hiç beklemeden Her Kalp Kırılır’ı alın lütfen.
Yazarın şuana kadar okuduğum en güzel kitabı diyebilirim.
Kitabın içinde yetişkin sahneler var ama yazarın diğer kitapları kadar çok değil. Hele o son, ya o sona