Helene

Euripides
Yazar:
Euripides
Çevirmen:
Vahdi Hatay
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 0 dk.
Sayfa Sayısı:
106
Basım Tarihi:
1964
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·106 syf.··
2026 14. kitabı
Kitap, H. Berguin ve Louis Humert'in "Garnier" tabındaki farklı fransızca tercümeleri karşılaştırılarak Türkçeye çevrilmiş, Azra Erhat tarafından yunanca aslıyla karşılaştırılmıştır.
HeleneEuripides · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1964119 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2018 48. kitabı
Bir güzellik yarışması düzenlenir.Seçici olarak Paris görevlendirilir.Aprodithe kendisini seçmesi karşılığında Helena'yı rüşvet olarak teklif eder.Paris büyülü güzelliğine dayanamaz Helena'nın ve teklifi kabul eder.Sonrası kızılca kıyamet Troya yerle bir edilir Helena uğruna nice yiğitler telef olur.Savaş sonrası geride kalanlar 7 yıl boyunca Ege denizinde oradan oraya sürüklenirler.Bunlar bildiklerimizdi.Euripides ise bildiğimiz herşeyi altüst eder.Tüm Homeros destanı başından sonuna değişir.Meğer Helena kocasını aldatıp kaçan uğursuz bir kadın değilmiş.Devamını anlatıp kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum. Euripides biraz daha yaşasaydı tüm Yunan Tanrılarına karşı savaş açardı ve aykırılığının sonuda büyük ihtimalle idam edilirdi.
HelenaEuripides · Mitos Boyut Yayınları · 2013119 okunma
Kadının toplumdaki değişen görünüşü
Puan vermedi·96 syf.··
2025 23. kitabı
Euripides’in *Helena* adlı eseri, Antik Yunan tragedyasının en ilginç yeniden yazımlarından biridir. Bu eser, mitolojik figür Helena’nın geleneksel anlatısını ters yüz ederek, Troya Savaşı’nın temel nedenini sorgular ve gerçeğin doğası üzerine felsefi bir tartışma sunar. Tragedya, savaş, kader ve kimlik gibi kavramları ele alırken, dönemin toplumsal ve siyasal atmosferine dair önemli ipuçları verir. --- ## Eserin Konusu ve Benzersiz Yönleri Euripides’in *Helena* oyununda, geleneksel anlatının aksine, Helena’nın Troya’ya hiç gitmediği ortaya çıkar. Homeros ve diğer mitolojik kaynaklarda anlatılanın aksine, Euripides’te Helena’nın asıl bedeni Tanrıça Hera tarafından Mısır’a götürülmüş, Paris ise onun yalnızca bir hayalini (eidolon) Troya’ya kaçırmıştır. Bu nedenle Troya Savaşı aslında bir yanılsama üzerine kuruludur. Gerçek Helena, yıllarca Mısır’da, kral Proteus’un sarayında yaşar. Proteus’un ölümünden sonra yerine geçen oğlu Theoklymenos, Helena’yı zorla eş olarak almak ister. Helena ise Yunanistan’a geri dönebilmek için kocası Menelaos’un hayatta olup olmadığını öğrenmeye çalışır. Nihayetinde Menelaos Mısır’a ulaşır ve karısıyla birlikte bir kaçış planı yaparak ülkeden ayrılır. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, savaşın gerekliliğini sorgulaması ve mitolojik figürlerin etik boyutlarını ele almasıdır. Helena’nın suçsuzluğu fikri, kadının geleneksel anlatılardaki "hain" imajına bir başkaldırıdır. Euripides, kader ve gerçeklik arasındaki çatışmayı vurgulayarak, mitleri eleştirel bir perspektiften yeniden yorumlar. --- ## Dönemin Yansımaları ve Eleştirileri Euripides’in bu oyunu MÖ 412 yılında sahnelenmiştir. Bu tarih, Atina için son derece kritik bir döneme denk gelir. Peloponez Savaşı’nın (MÖ 431-404) son yıllarında Atinalılar, özellikle 415’teki
HelenaEuripides · Mitos Boyut Yayınları · 2013119 okunma
10/10
·96 syf.··
2024 13. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2024 04:22
En sevdiğim tragedya okurken resmen içinde yaşadım okurken hatta orda bile kalmak istedim :) Melenos ve Helena en sevdiğim çiftlerden oldular aşkları çok güzel tabi anlatilana göre kendileride çok güzeller ama aşkları efsane ... Okumanızı tavsiye ederim sıkılmayacaginiz garanti ...
HelenaEuripides · Mitos Boyut Yayınları · 2013119 okunma
10/10
·96 syf.··
2025 2. kitabı
Euripides’in, MÖ 412’de sahnelenen Helena adlı tragedyası, (orijinal adıyla Έλένη) Atina’da Dionysia şenlikleri sırasında sahnelenmiş olmalıdır. Oyunu daha iyi anlayabilmek için, o dönemin Atina’sına ve Antik Yunan dünyasına göz atmak faydalı olacaktır. M.Ö. 412 Peleponnesos savaşlarının olduğu bir zamana denk gelir, özellikle Atina bu savaşlardan çok etkilenmiş, bitap ve harap haldedir. Bu, Euripides’in, oyunda sürekli karşımıza çıkan ve vurgusu yapılan savaş karşıtı tutumunu anlayabilmemizi sağlar. Oyun, bilinen mitolojik hikayeyi biraz daha değiştirerek ve farklı şekilde anlatır. Bilinen mitolojik hikayenin aksine, oyunda Helena hiçbir zaman kocasına ihanet ederek Paris ile Troya’ya kaçmamıştır. Paris ile kaçan kişi, tanrıçaların güzellik yarışmasında elmayı Afrodite’ye kaptırdığı için kızgın olan Hera’nın, Helena’nın suretliyle yarattığı bir görüntüdür. Yani tüm bu savaş bir “hayal”uğruna çıkmış, (oyunun devamında, Helena suretindeki esir göğe yükselerek bulutlara karışır ve yok olur.) yoktan yere Troya yerle bir olmuş ve sürüyle asker ölmüştür. Aynı zamanda oyunda, bilinen mitolojik efsaneden ve anlatılan diğer varyasyonlardan farklı olarak, esasen mağdur olmasına rağmen suçlanan Helena karakteri bu sefer masumdur ve başına gelenleri, tüm o kötü sözleri ve lanetlemeleri hak etmemektedir. Çünkü o tüm savaş boyunca ve sonrasında da Mısır’da, kral Proteus’un sarayında, sadakatle kocasını beklemiştir ve kocasına hiçbir zaman ihanet etmemiştir. Tüm o savaş ve yıkım boşuna olmuştur, hepsi tanrıların bir oyunudur. Fakat Tanrıların bu oyunu yüzünden pek çok insan derin acılar çekmek zorunda bırakılır. Askerler ölür, şehirler yıkılır, Menelaos gibi pek çok kişi dostlarını ve müttefiklerini, Helena gibi pek çok kişi de ailelerini kaybeder. İşte sonraki tragedya
Edebiyat
HelenaEuripides · Mitos Boyut Yayınları · 2013119 okunma

Yazar Hakkında

EuripidesYazar · 23 kitap
Euripides (Yunanca: Ευριπίδης) (MÖ 480 - MÖ 406), Eshilos ve Sofokles'ten sonra Atina'nın yetiştirdiği üçüncü büyük trajedi şairidir. Düşünce adamı, Atina’lı oyun yazarlarının en büyüğü olan, insanları bekleyen gerçek ve zorlu sorunları ortaya koyarak insanları düşünmeye zorladı. Bernard Shaw gibi Euripides de insanları tedirgin etmiş ve kızdırmıştır. Kutsal değerlere saygısızlık ve kadın düşmanlığıyla suçlanmıştır. Ama yine de üstün şiirsellikle anlatılan düşünceleri dinlenmiştir. Vatanı olan Atina’yı terkedinceye kadar da bu taşlama ve lanetlemelerin ardı arkası kesilmemiştir. Fakat ölümünden sonra bütün tragedya yazarlarının en ünlüsü, en arananı olmuş ve o çağdan bu yana adı ölmez yazarlar arasında yer almıştır. Euripides, M.Ö. 480 yılında Salamis’de doğdu. O tarihte Yunanlarla Pers İmparatorluğu arasında amansız savaşlar yaşanıyordu. Euripides’in anne ve babasına birçok kötü yakıştırma yapılmasına rağmen gerçekte, babası Apollon tapınağı ile ilgili bir görevin mirasçısı zengin bir soydan geliyordu. Kaynaklara göre annesi de soylu bir ailenin kızıydı. Evripides gençliğinde resim üzerine çalışmış ve sanatını sürdürme amacında olmasına rağmen yirmi beş yaşında, tragedya ve şiir yazmak için resmi bırakmıştır. İlk oyunu olan ”Pelias’ın Kızları”, MÖ 455 yılında sahneye konmuş ve Atina halkı o an gökyüzünden yeni bir yıldızın inmekte olduğunun farkına varmıştı. Bu yeni şairin tiyatronun tumturaklı ve ağdalı dilinden çok uzak yalın ve güçlü bir deyişi ve yeni fikirleri de beraberinde getirdiğini anlamıştı. Euripides’in yenilikçi ve korkusuz bir yanı vardı. İlginç olayları anlatırken yeni teknik buluşlar kullanıyordu. En güçlü yönü de gerilim sahnelerindeki başarısı ve her sahnede üstün bir şiirsellik yaratmasıydı. MÖ 438'de Truva Savaşı'nda Akhilleus’un mızrağıyla yaralanan Telephus’un hikâyesini anlattığı oyunda geçen olaylar dizisi ve bunların sahneye uygulanışı Evripides’in gücünü ortaya koyar. Bu oyun, eski Yunan sahne geleneklerine indirdiği darbe nedeniyle de büyük önem taşır. Bir dilenci ilk defa sahici paçavralarla sahneye çıkmıştı. Bu o zamanki izleyici üzerinde şok etkisi yaratmıştı. Oyunun sahneye konmasındaki gerçekçilik, Euripides’in en acımasız eleştirmeni ve Yunan tiyatrosunun en büyük komedi ustası Aristophanes’in saldırı nedenlerinin başında gelir.”Thesmosphoriazusae” adlı komedisinde Aristophanes, Yunan kadınlara, oyunlarında kadın kişilerini sevimsiz gösterdiğinden ötürü Euripides’den intikam almak üzere komplo hazırlatır. Fakat Euripides’in kadınları, tutkularına kapılsalar da, hiçbir zaman sevimsiz değillerdir. Sadece idealleştirilmelerinin yanında yaşayan birer insan oldukları gerçeğini vurgularlar. Euripides ayrıca geçmişin ulu tanrılarının, nasıl yeri geldiğinde hiç de tanrısal olmayan hilelere başvurduklarını açık seçik sahnede ortaya koydu. Bu, çoğu kimsenin tanrılara hakaret olarak algıladığı bir bakış açısıydı. Euripides bir demokrattı, fakat demagoglardan ,büyük bürokratlardan, halkına savaş ve felaket getiren kayıtsız ve kaygısız önderlerden nefret ederdi. ”Yakaranlar” ve ”Truvalı Kadınlar” adlı oyunlarında Sparta ile süregelen savaşın iç karartan izleri görülür. Bu ünlü tragedya yazarının hayatı üzerine söylenebilecek çok az şey olmasına rağmen, Salamis’deki topraklarında yaşadı ve şiirlerini denize bakan bir mağarada yazardı. Mümkün olduğu kadar topluma az karışan, ağırbaşlı ve somurtkan bir adamdı. İnsanlardan uzak seçtiği bu yalnız yaşam, onun tanrılardan nefret eden, toplumla ilişkilerini kesmiş, huysuz, hırçın ve kuşkucu bir kişi olarak tanınmasına yol açmıştır. Euripides bir Atina vatandaşı olarak kendini toplum hayatından büsbütün ayrı tutmamıştır. Orduda görev almış, Magnesia konsüllüğü yapmış ve devlete parasal yardımlarda bulunmuştur. MÖ 408 yılında tanrılara saygısızlık ettiği gerekçesiyle komedi yazarlarının ve halkın saldırılarına maruz kalarak Atina’yı terk etmiş Makedonya kralı Archelaus’a sığınmıştır. Kral tarafından çok iyi karşılanmış ve ölmeden önceki bu on sekiz ayını huzur ve barış içinde yaşamıştır. Ölüm nedeni çelişkilidir , kimi söylentilere göre saraydaki kıskanç kişiler tarafından av köpeklerine parçalatılmıştır. ”Bacchae” adlı oyunu ölümden sonra sahnelenmiş ve ödül almıştır. Euripides’in kendi izinden giden üç oyun yazarı oğlu ölümünden sonra babalarının oyunlarını sahnelemişlerdir. Euripides’in 80-90 tragedyası olduğu bilinmesine rağmen günümüze yalnız 18 tanesi erişebilmiştir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Euripides