Yanlışı yanlışla temizlemeye çalışırsanız ne olur?
Kitabı okumaya, ilginç bir tesadüf üzere, Black Mirror dizisinin 3. sezon 6. bölümünü izledikten sonra başladım. İzleyenler bilir, suçlu görülen biri sosyal mecralardan lince uğrar, sonrasında da puf! Kitaptaki konu da tam olarak bu şekilde olmasa da bunu çağrıştırıyor. Eski adalet sisteminin yozlaştığını ve yeteri kadar adalet dağıtamadığını (!) savunan bir takım adil girişimciler (!), krizi fırsata çevirerek yeni bir adalet sistemi ortaya atarlar. Artık tüm vatandaşlar yargıçtır, jüridir, karar vericidir. Ölsün dedikleri ölecek, masum gördükleri yaşama devam edeceklerdir. Kulağa hoş geliyor değil mi? Gün içerisinde, haberlerde, yaşadığımız ya da gördüğümüz birçok olayda, "Şu tiplerin de yaşamasına ne gerek var ki? Öldürün gitsin" dediğimiz olmuştur. İşte halka bu imtiyaz verilmiş olacak ve "ölsün" temennisinden öteye geçerek, o suçlunun ölümünü de sağlayabilecekler. Toplumu zararlı unsurlarından temizleme operasyonu. Tabii... Yalnız gerçekten de öyle değil.
Sistem size güzellenerek sunulacak tabii ve ardında dönen dolapları bilmeyecek, adil kararların alınmasında söz sahibi olduğunuz için kendinizi, görevlerini yerine getiren ve vatanına bağlı bir yurttaş kabul edecek, verdiğiniz karar uygulandığında huzur içinde yatağınıza gireceksiniz. Siz yatağınızda huzurla uyuyacaksınız ama suç işleyen imtiyazlılar aklanmaya devam edecek, deliller karartılacak (gerçi bu düzende delil falan pek de hüküm sürmüyor, soruşturma falan hak getire), masumlar suçlu damgası yiyecek ve herkese adalet dağıtıldığını sandığınız sistemde, eğer varlıklı değilseniz bir oy hakkını zor denkleştirirken, zenginler telefonlarından veya internetten binlerce oy atabilme hakkına sahip olacaklar. Fakir-zengin ayrımı dedik, bu kitapta da izole edilmiş