Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
368
Basım Tarihi:
1997
Yayınevi:
İnkılap Yayınları
ISBN:
9789751011862
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Bas bas bağırır gizlerim*
Puan vermedi·368 syf.··
2022 105. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2022 14:19
Hayatta iki türlü ikilem vardır; ilki dış dünya ile ilgili olanlar ki; bunlar birtakım kararlarla ve yol ayrımlarıyla betimlenebilir diğer ikilemler ise ruhumuzda gerçekleşen iyi ve kötünün, pişmanlığın ve huzurun kıyasıya uçlara çekildiği ikilemlerdir. Eserde en çok insanların ruhsal çekişmelerinin gelip dayandığı son noktaları gözlemleyebiliyoruz. Kendimize yüklediğimiz suçların hayat boyu bizi takip eden bir karabasan, bir lanet olması mümkün mü? Bağlarımızı koparıp attığımızda kendimizle var olabiliyor muyuz? Aslında bizi biz yapan diğerleri ile olan ilişkilerimiz mi? Onlardan vazgeçtiğimizde yalın gerçeğimizle yüzleşebiliyor muyuz? Elimizin altındaki, olanaklar ya da sağlam dostluklar çekilip gittiğinde kendi zorbalıklarımızı mı anımsıyoruz? Bu olanaklara yeterince değer vermediğimizi hissedip onları değersizleştirmemizin nedenlerini mi aramaya başlıyoruz? Deniz Deniz' den aldığım lezzeti, İkilem'den aldığımı söyleyemiycem... İlişkiler ağı, artık pes dedirtecek kadar şaşırtıcı olmakla beraber, diyaloglar üzerine düşünülmemiş, biraz aceleye getirilmiş gibiydi. Sanırım son zamanlarda okuduğum ve izlediğim her şeyde felsefi bir alt metin arıyorum, bunu bulamayınca da mızıkçılık ediyor olabilirim :) Heidegger üzerine çalışmalar yapan bir fikir adamının masasının başına her geçişinde Hölderlin'in dizelerine sığınması, eserin en beğendiğim yanıydı... Hikayeye gelince, aslında çok sıradan ama gizemde dinlendirilip kıvamını alması beklenen her öykü gibi okuru arkasından koşturmayı başarıyor... Ve tabii Jackson... İstisnasız, romandaki bütün karakterlerin ilgisini çeken, onda adını koyamadıkları bir şeyin varlığını hissettikleri... Çalışkan, hünerli, gizemli, her sözüne itimat edilen, insanların ruhunu gören Jackson... Çoğunlukla
Edebiyat & Roman
İkilemIris Murdoch · İnkılap Yayınları · 199720 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2023 34. kitabı
1995 yılında yayımlanan İkilem, Iris Murdoch'un son romanı. Hatting Hall adındaki bir kır evinin mirasçısı olan Edward, komşusu olan Benet Barnell vasıtasıyla, Marian ve Rosalind kardeşlerle tanışır.Kısa sürede Edward ve Marian  evlenme kararı alır. Düğünden kısa bir süre önce Marian kısa bir notla, Edward'ı terk eder. İptal olan düğün sonrası, düğünün katılımcılarını tanımaya başlıyoruz. Benet'in nereden geldiği, neden geldiği belli olmayan, elinden her iş gelen  hizmetkârı Jackson, kitabın en önemli karakteri.Kitabın orijinal adı  "Jackson's Dilemma' zaten. Kitapta yer alan karakterlerin karmakarışık olan ilişkiler ağını düzenleyen, Benet dışında herkesin gözdesi olan Jackson, âdeta bir melek. Benet, Heidegger üzerine bir kitap yazmaya çalışırken, Hölderlin eşlikçisi olur. Iris Murdoch çok sevdiğim bir yazar, dilimizdeki hemen hemen tüm kitaplarını okudum.Yaratılan  atmosferle, Iris Murdoch okuduğumu hissetsem de İkilem'i okurken çok sıkıldım.
İkilemIris Murdoch · İnkılap Yayınları · 199720 okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2021 16:36
serserikuslar.blogspot.com/2021/03/murdoch... Aslında ilginç olan ; benim açımdan genelde hep aynı temel düşünce yani; inanç ve inançsızlık mistik düşüncelere çokca , yer verilmesi ve iyi ile kötünün iç içe , yan yana yürümesi bilhassa ahlak ve ahlaksızlık hakkında sorgulanmalar yada sana bırakması sen ne dersin ? gibicesine. İnsanın kendi olamaması toplumsal baskılar, beklentiler bazı insanlara karşı borçlu hissetmeleri kendilerini bu oldukça ...
İkilemIris Murdoch · İnkılap Yayınları · 199720 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Iris MurdochYazar · 22 kitap
Murdoch, 15 Temmuz 1919'da İrlandalı bir annenin ve İngiliz bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Evin tek çocuğu olan Muroch, dokuz yaşından itibaren yazmaya yöneldi. 1932'de Bristol'de genç kızların gittiği Badmington College'a başladı. Burada gecen altı yılın ardından, klasik edebiyat okumak üzere Oxford'daki Sommerville College'a kaydoldu. Üniversite yıllarında pek çok önemli şair ve entelektüelle tanıştı. Franz Steiner ile uzun süreli bir aşk yaşadı. 1938'de Iris Murdoch Komünist Parti'ye girdi. Klasik Edebiyat diplomasını aldı ve 1940'lardan sonra Londra'ya yerleşip Ekonomi Bakanlığına çalıştı. Komünistlerin siyasi tutumlarından hayal kırıklığına uğrayarak partiden ayrıldı. II. Dünya savaşının sonlarında Birleşmiş Milletler'de çalıştı. Belçika ve Avusturya mülteci kamplarında görev aldı. Bu görev için Avrupa'da yer aldığı sıralar Sartre ve Simone de Beauvoir ile tanıştı. Bu tanışma genel olarak felsefeye özel olarak da varoluşçuluğa yönelmesini etkiledi. Cambridge'de Wittgenstein'ın görev yaptığı Nevnham Üniversitesi'nde dersler alarak felsefe doktorasını aldı. 1948'de Oxford'da St.Anne College'da felsefe profesörü olarak göreve başladı ve 1963'e kadar burada çalıştı. Elias Cannetti'yle yakın ilişkisi oldu. 1954'te ilk romanını (Under the Net) yayınladı. 1956 yılında ise ölene kadar hiç ayrılmayacağı eleştirmen ve Oxford Üniversitesi İngilizce profesörü olan John Bayley ile evlendi. Çocukları olmadı. 70'li yıllardan itibaren felsefe yazıları yazmaya da yöneldi. 1996 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlayan unutkanlıklarıyla birlikte hastalığı belirginleşti. 1997'de Bayley, karısının alzheimer hastası olduğunu açıkladı. Binlerce okuru ve hayran kitlesi olan yazar Murdoch kendi kitaplarının adını dahi hatırlayamıyordu. Kendi durumunun farkında olan ve bunu "çok kötü, sessiz ve karanlık bir yerde olmak" şeklinde tanımlayan Murdoch, 8 Şubat 1999'da Oxford'da alzheimer hastalığından dolayı öldü. Romanları Iris Murdoch ilk romanı Under the Net'ten (Türkçesi Ağ) itibaren edebiyat dünyasında dikkat çekti ve büyük bir hayran kitlesine sahip oldu. İçinde psikolojik temaların yer aldığı bir dedektif romanı olan bu ilk kitabında, aynı zamanda sonraki bütün romanlarında da görülecek olan varoluşçu felsefenin izleri belirgin olarak görülür. Romanın kahramanı Jack Donague bir tür Sartrecı kahraman olarak ortaya çıkmıştır. A Severed Head (Kesik Bir Baş) romanında ise Carl Gustav Jung'un psikanalitik teorisinin temeli olan arketipler teorisini kullandı ve çok etkili oldu. Bu kitap daha sonra tiyatro oyunu olarak sahnelendi. "Çan", "Kara Prens", "Deniz, Deniz" gibi kitaplarıyla Murdoch her zaman büyük bir ilgiyle karşılandı, birçok kez ödüllendirildi. 1978'de kendisine Booker Ödülü verildi. 60'lı yıllardan itibaren hemen her yıl bir kitap üreten Murdoch zamanının en üretken yazarları arasında sayıldı, ancak Murdoch'un romanlarında çok yazan ve çok okunan bir yazar olmanın ötesinde onu 20. yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden biri haline getiren bir nitelik de her zaman kabul edildi. Murdoch, genel olarak romanlarında popüler polisiye ve gerilim roman teknikleriyle felsefi/kuramsal sorunları ortaya koyan bir yol izledi denilebilir. Onun roman kahramanları çoğunluk varoluşçu felsefecilerin ürettiği kahramanlara benzer, varoluşuyla ve yaşamıyla uyumsuz, sanatçı ya da sanatçı ruhlu, başarısız, hem kendileriyle hem de çevrelerindeki insanlarla sorunlu kişileri anlatır. Bu kişiler karamsar, umutsuz, ikilemler içinde yol bulmakta tereddütlü, şaşkın, yanılgı içerisinde, yalnız ve tedirgin kişilerdir. Bu kişiler her zaman bir ağa yakalanmış, bir çemberin içine alınmış, kuşatılmış gibidirler. Bunların çoğu zaman modern bireyin bazı açmazlarını sergilediği söylenebilir. Hemen her kitabında Murdoch psikolojik gerilim ögesini ya da psikolojik diğer ögeleri kullanır. Bunun yanı sıra yaşam-sanat, cinsellik-aşk, aşk-özgürlük, din, evlilik, platonik-erotik aşk, yalnızlık, rastlantısallık, öteki insanlarla ilişkiler gibi meseleler sürekli olarak olayların akışı içerisinde değerlendirilir. Edebiyat Murdoch'a göre etik meselelerin ve insansal ilişkilerin karmaşasını değerlendirmek bakımından daha elverişli bir alandır. Murdoch'un romanlarında bu temalara bağlı olarak umutsuzluk ve ironi derinden işleyen temalar olarak sürekli kendisini hissettirir. Zaman zaman kara mizah örnekleri ortaya çıkar. Romanın kurgusal yapısı üzerinde ya da dil üzerinde oyunlara girişmez Murdoch, ancak kurgusal şaşırtmacalarla ve belirsizliği çok iyi kullanmasıyla sürekli okurun dikkatini uyanık tutar, olayların gelişimini merak ettirir, her seferinde okuru kendi kurguladığı sonuçların çok ötesinde sonuçlara götürür. Felsefi çalışmaları Murdoch teorik ve felsefi metinlerde kaleme almıştır; meslekten bir felsefeci olarak bu alandaki çalışmalarında da önemli bir yazar olduğunu gösterir. İlk teorik yapıtı sayılan Sartre, Yazarlığı ve Felsefesi onun Sartre üzerine eleştirel bir değerlendirmesini sunar. Varoluşçuluk Murdoch için önemli olmuş bir felsefe yönelimidir. Edebiyatı, yaşamın ve ahlaki sorunların değerlendirilmesinde daha verimli bir alan olarak düşündüğü için kullanan Murdoch, bu alanda felsefi/etik/estetik sorunları irdeler. Bununla birlikte ayrıca felsefe metinleri kaleme almış ve bunlarla bazı konulara açıklık getirmeye çalışmıştır. Varoluşçu felsefenin yanı sıra dil, gerçeklik, yanılsama vb konularda ilgi alanı içinde yer alır ve onun edebi metinlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak işlenir. Ateş ve Güneş adlı çalışması, Platon'un sanat üzerine düşüncelerinin değerlendirilmesi olduğu gibi, Murdoch'un kendi sanat anlayışını da sunduğu bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Platon'un, Murdoch'a göre, sanatçıları sevmemesinin nedeni, sanatçıların akıllarını tehlikeli bir şekilde kullanmaları ve yaratıcılıklarını akıldışı şekilde ortaya koymalarıydı. Biz zaten gölgeler dünyasında yaşıyorduk ve bu gölgelerin yeniden gölgelere dönüştürülmesi, Tanrı'ya meydan okumak olacaktır. Şairler, yazarlar, ressamlar vs.nin varlığı, Tanrı'nın varlığına tehdit oluşturur. Bu nedenle Platon sanatçıları felsefe ülkesinden dışlamıştır. Murdoch etik sorunsalın yanı sıra estetik sorunsala ilişkinde değerlendirmelerini geliştirir; Platon değerlendirmesinde sanat ile gerçek arasındaki ilişki bağlamında değerlendirmeler üretir. Kant, Kierkegaard, Wittgenstein gibi filozoflardan hareketle sanatın yerini belirlemeye çalışır ve Platoncu teze karşı çıkar.