Adı:
Işid Tuzağı
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
119
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750518850
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le piège Daech. L’état islamique ou le retour de l'Histoire
Çeviri:
Yasemin Özden Charles
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Uluslararası siyaset gündeminin merkezini tutan ve yarattığı şok dalgalarıyla küresel kamuoyunu altüst eden bir mesele hakkında, aydınlatıcı bir eser...

Yakın zamana kadar adı sanı duyulmamış bir örgüt olan IŞİD ya da diğer adıyla İslâm Devleti, 2014 başlarında uluslararası gündeme kanlı ve sansasyonel bir giriş yaptı. Örgüt, çok kısa bir zamanda kendisini Ortadoğu’nun yeni bir oyuncusu olarak dayatarak, Irak ve Suriye’de geniş bir bölgeyi denetimi altına aldı. Bugün, bir yandan ciddi finansal kaynaklara hükmederken, diğer yandan dünyanın her yerinden sempatizan ve yandaş bulan cihatçı ordusuyla korku ve dehşet saçmaya devam ediyor.

Ortadoğu uzmanı tarihçi Pierre-Jean Luizard, bu kitapta İslâm Devleti’nin şaşkınlık yaratan başarısının altında yatan sebepleri anlamaya çalışırken, Batılı güçlerin, örgütün onları kendi savaşının içine çekerek hazırladığı bu tuzağa neden ve nasıl düştüklerini açıklıyor. Güncel olayları anlaşılır kılmak için sürecin tarihî arka planına odaklanan yazar, Amerika’nın Irak’ı işgaline, Arap Baharı’nın ortaya çıkış dinamiklerine, nihayet İngiliz ve Fransız mandalarıyla kurulan Arap devletlerinin uzun tarihine uzanıyor.
119 syf.
·2 günde
Işık hızında yazılmış bir inceleme. Kendisini kıramadığım bir 'önceliğe'...

Öncelikle kitap incelemesine geçmeden demek istiyorum ki, bu tür kitapların açık bilgi paylaşılma prensibinden yana değilim. Tendonlarım felç olmadan özet geçeceğim.

Kitap konu başlıklarına ayrılmış bir şekilde alt küçük başlıklarla devam ettirilmiştir.

Kitabın ana konusu 'İslam Devleti' adı altında IŞİD yapılanmasının tarihten bugüne filizlenip saldırılarını, desteğini, düzenli bir ordu sistemini, çatışma prensiplerini, yayın gücünü, teknolojik bir merkezi anlayışını, korkunun psikolojik baskısını, çevre ülkelere olan etkisini, iç savaştan yararlanıp hakimiyet alanını genişletmesi gibi tüm ayrıntısına ve perspektif bir bakış açısıyla sunmaktadır.

Şimdi kısaca IŞİD'in kuruluşuna ve evrimine tanık olmanız için bir tura çıkalım.

IŞİD'in kurucu lideri: El-Zarkavi

Not: Kitapta geçmemesine rağmen ben değinmek istiyorum.

Zarkavi'yi kimseyle paylaşmak istemem bu yüzden kısaca ilk lider olduğunu bilmeniz istiyorum. 1979'da Sovyetlerin işgali ile bölgeye mücahit kisveti altında dünyanın dört bir yanından savaşçılar gelmiş ve Amerikan desteği ile Sovyetlere karşı savaşmışlardır. Bunların başında Ladin, Zarkavi ve Zevahiri gelmektedir. Bu üçlü arasındaki ilişki Taliban-El kaide ittifakı da sonradan sıkıca bağlanacaktır. Ancak Zarkavi bu iki dostunu sonradan feci bir şekilde yadırgayacaktır. Neyse, bunun nedeni günümüz IŞİD'in kafa kesme, vahşice katliamları, işkencelerinin sebebinin Zarkavi'den gediği barizdir.

Zarkavi ilk kez Irak'ta iki askerin kafasının kesildiği görüntü ile ortaya çıkmıştı. Bu hadise ile en çok aranan militanlar başında gelmiş ve başına 10 milyon dolar ödül konulmuştu. Zarkavi çok acımasız, ki askeri kimliğinden dolayı sert biriydi. İleriki dönemde Zevahiri ve Ladin'i pasif bularak El-kaide'den ayrılıp Tevhid-i Cihad yani sizlerin IŞİD dediğiniz örgütü kurmuştur. Bu kadar yeter, kopmayayım...

Birinci Körfez Savaşı

Bu savaşın önemli noktası Saddam Hüseyin'in başta olduğu baas rejiminin etkisi olmuştur. Baas partisinin aşırı Sunni politikası bölgede istikrarsızlaşmaya ve Irak'ın en büyük etnik kökenlerinden olan Şiileri yok saymıştır. Bu sebeple çevre ülkelerden toprak ve yer altı kaynaklarına gözünü diken Saddam Hüseyin, 1990 yılında Kuveyt'i ele geçirir. Bu hadise üzerine Birleşik Devletler'den yardım talep eden Kuveyt, Amerikan birliklerin bölgeye gelişiyle uzun süreli bir etnik savaşın fitilini atmış olur.


11 Eylül 2001

Küresel bir güç olan Birleşik Devletleri'in tarihinde en büyük terör saldırısı olarak geçen bu olay ile Amerika Ortadoğu'ya tabiri caizse büyük bir çıkarma yapmış ve güç gösterisinde bulunmuştur. Sabah altı sularında 19 militan Boston, Newark ve Washington'dan kalkıp San Francisco ve Los Angeles'a giden dört yolcu uçağını kaçırarak New York'taki İkiz Kuleler'e ve Virginia'daki ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'a intihar saldırısı düzenlemiştir. Uçaklardan biri yolcuların müdahalesi ile düşürülmüş ve hedefine uğramadan etkisiz hale gelmiştir. Bu hadise üzerine dönemin başkanı Pusht, "bizimle olanlar bizimle, olmayanlar düşmandır, teröristtir" diyerek dünya ülkelerine göz dağı vermiştir.

2002- Afganistan İşgali

11 Eylül hadisesi üzerine devasa bir güç ile Afganistan'a (Bin Ladin gerekçesiyle) saldıran Amerika, yarım milyon insanı öldürmüş ve bir o kadar da insanı sakat bırakmıştır. Ancak bir netice alamamıştır. Çünkü Afgan halkı ne Büyük İskender'e, Ne Cengizhan'a, ne İngilizlere, ne Sovyetlere, ne de Amerika'ys boyun eğmiştir. Selam olsun onlara!...

2003- Irak İşgali

Afganistan işgalinden bir netice alamayan Pusht yönetimi, gözünü dünyanın petrol rezervleri bakımından en zengin ülkelerin başında gelen Irak'a girmiştir. Bu işgale en çok Şiiler değinmiştir, çünkü Sunni azınlığın kendilerini ezdigini düşünmüşlerdir. "Lebbeyk Ya Amerika" diye naralar atan halk, ebesinin şeyini sonradan girecek ve diyecek ki:" Keşke 1000 tane Saddam olsaydı da, Amerika olmasaydı" diyecekti. Bu arada tam idrak etmemiz için önemli birinin söylemini vermek istiyorum. Meşhur Saddam heykelini yıkan Hasan el Jaburi, yıllar sonra BBC'de şunları

demişti:"Kendime sorarım, neden bu heykeli devirdim? Şimdi onu tekrar aynı yerine dikmek isterdim. Ama beni öldürürler... O günden sonra her şey kötüye gitti. Yozlaşma, iç çatışmalar, ölümler, yağmacılık. Saddam insanları öldürüyordu, fakat şimdiki hükümetle karşılaştırınca bu hiç bir şeymiş. Saddam gitti, bin Saddam geldi. Her ne vakit birileri 'Bağdat'ın düşüşü' diyecek olsa içim sızlıyor. Bush ve Blair kuşku uyandırmayacak şekilde yalancılar. Eğer bir suçlu olsaydım, her birini çıplak ellerimle öldürürdüm." Son pişmanlık neye yarar...
Kitle imha silahları ha? Bakın o dönem Pusht bir gazetecinin Irak'ta kitle imha silahları bulundu mu sorusuna, "Haaha. Belki şu koltuğun altındadırlar kim bilir."

Sonuç milyonlarca ölü, milyonlarca yaralı, mezhep çatışmaları, yüz binlerce Amerika piçi... Görebildikleri, ele geçirebildikleri herkese tecavüz ettiler. Kundaktaki bebeğin ağzına penis sokturacak ve boğacak kadar...

Çok çok kullandığım ve sevdiğim bir görsel:

https://hizliresim.com/5Nd8AM

Konu dağılmasın!!

Aşırı mezhepçi Zarkavi bu boşlukta Şiilerin desteğini dahi bütün Irak'ta ünlenir ve yayılır. Direniş başlar ve zayiatlar verilir. Ancak 2006'da Hibhib'de ölünce örgüt dağılır. Irak El-Kaidesi olarak kalır.

2014-Musul

Musul'da Sünniler'e yönelik Irak ordusunun keyfi infazları bölgedeki aşiretleri çatışmaya zorlar ve halkın orduya olan güveni yitirilir. IŞİD bundan öncede Anbar'da, Kerkük'te, Bağdat'da intihar saldırıları ve Şii türbelerini hedef alarak göz dağı verirdi. 2014 yılında 15 bin kişilik bir ordu ile şehre saldıran IŞİD, yaklaşık 60 bin bir sayıya sahip olan ve ağır zırhlı araçları olan Irak ordusuna üstünlük sağlamıştır. Takdir edilesi değil mi? Korku... Silahlarını, üniformalarını, her şeylerini bırakıp kaçtılar. Ancak IŞİD çoğunu esir aldı, infaz etti ve kafalarını kesti. Musul'a girerken halk tarafından sevinçle karşılandılar, kurtuluş olarak görüyorlardı halk.

Bu hadise üzerine IŞİD lideri Bağdadi mimbere çıkarak hilafet ettiğini ve kendisine biat çağrısında bulundu. Bunun üzerine dünyanın dört bir yanından yabancı savaşçılar dahil katılımlar oldu. IŞİD resmen kuruldu.

Not: IŞİD'i vahşiliğinden dolayı Zevahiri reddetmişti. Bu yüzden IŞİD birçok noktada El- Kaide'ye bağlı Nusra komutanlarının kafalarını kesmiş ve bölgeleri ele geçirmiştir. Çokça videoları mevcuttur.

Musul'dan sonra yayın organı sorumlusu El-Adnani başkent Bağdat'ta yürümeleri Şii lider Sistani'nin cihat çağrısı, Amerika'nın müdahalesi ve Kürt güçlerin yardımı ile püskürtüldü.
Kürtler ile anlaşma yaptığını kitapta anlatıyor. IŞİD başlarda Irak'ın Kuzeyine müdahil etmedi, anlaşma bozulunca Sincar dağını ele geçirdi. Hatta Erbil'e kadar geldiler. Ancak Amerika'nın ağır bombardımanı ile son anda engellendi.

Suriye iç savaşında yararlanan IŞİD

İç savaş yüzünden iki tarafında ağır tahribat aldığı dönemde IŞİD bölgeye hızlıca yayıldı. Başlarda muhaliflerin elindeki bölgeleri ele geçiren IŞİD, daha sonra rejim bölgesine de girerek ülkenin yarısından fazlasını ele geçirdi. Bunun üzerinde petrol satışları yapıyor, propagandası ile gücünü 70 bine çıkarmıştı. Bu sayede örgüt içindeki psikologlar, son teknoloji çekim ve efektler, yakışıklı militanların internet üzerinden genç kızları toplaması vs...

En büyük kaybı veren ve yanlış politikalarla tahrip edilen bir ülke: Türkiye

2011'de Arap baharının etkisi ile Suriye'de ayaklanmalar olurken, dönemin başbakanı RTE Esad'ı arayıp reform istemişti. Esad aradaki ilişkiye dayanarak kabul etmiş ve Türkiye'den yardım talep etmişti. Firar etmiş askerlerden oluşan bir çatı olan ÖSO ortaya çıkınca, Erdoğan komutanların ve danışmanların fikirlerini boşa sarıp tercihini bu oluşumdan yana kullanmıştır. Ne mi oldu?

Milarca dolar ekonomik zarar, milyonlarca mülteci, bozulan demografik yapı, binlerce insan kaybı, binlerce uyuyan hücre, yobaz, radikal militanlar, güneyde oluşmaya çalışılan ve bir süper gücün koruması altında olan 60 binlik bir güç, Türk topraklarını "Kürdistan" olarak gösteren sistemdeki bir devlet mekanizması, yitirilen ve yerle bir olunan itibar, ortada bırakılmış, küçümsenmiş bir ülke... Nereden nereye.

Murphy Kanunları şöyle der:"Aynı hata ikinci kez yapılmaz. İkinci kez yaparsanız, üçüncü kez de yaparsınız."

Yazmazsam içim rahat etmez.

"Amerika Birleşik Devletlerin ordusu, tecavüzcü koğuşlarında bile rastlayamayacağınız kadar çok orospu çocuğu sübyancılarla doludur." (Alein Kentigerna'm)
1916 yılında Şerif Hüseyin, Albay Lawrence ve Britanyalılann yardımıyla Osmanlılara karşı isyan çıkardı. Hi­caz’dan yola çıkan ve Hüseyin’in oğullarından biri olan Fay­sal tarafından yönetilen Şerifin ordusu, Akaba’da Osmanlı birliklerini bozguna uğrattı (1917).
Saddam Hüseyin rejimi, Britanyalılar tarafından kurul­muş politik sistemin son temsilcisiydi. Onun düşmesi, ay­nı zamanda mevcut Irak Devleti’nin de yıkılması anlamına geliyordu.
2000’li yıllarda, özellikle Beşşar Esad rejimiyle ilişkiler özellikle çok sıcaktı ve Halep ekonomik anlamda güçlü bir Türk ekonomik sahası haline
dönüşmüştü. Buna karşın, 2011’deki Arap isyanları işleri tamamen değiştirdi. AKP bir anlamda Arap Baharı’nın Müslüman lideri olmayı hayal ediyordu ancak bu rüyadan çok acı bir şekilde uyandı.
Pierre-Jean Luizard
Sayfa 91 - İletişim Yayınları
Çoğunlukla göz ardı edilse de Suriye, Sünni İslâm’ın en muhafazakâr akımlarından olan Hanbelilik’inki Arap Yarımadası’nda Vahabizm’in[3] ortaya çıkmasını derinden etkilemiştir- anavatanıdır. Yerini şiddet­li bir Şii karşıtlığına bırakan bu tarihî arka plan, Müslüman azınlıklara karşı fanatik davranışlara çanak tuttu. Dolayısıy­la, kısa bir süre sonra silahlı muhalefete kayan, en önde ge­leni El-Kaide’ye bağlı el-Nusra Cephesi (Zafer Cephesi) olan ilk Selefi cihatçı grupların belirmeye başladığını görüyoruz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Işid Tuzağı
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
119
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750518850
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le piège Daech. L’état islamique ou le retour de l'Histoire
Çeviri:
Yasemin Özden Charles
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Uluslararası siyaset gündeminin merkezini tutan ve yarattığı şok dalgalarıyla küresel kamuoyunu altüst eden bir mesele hakkında, aydınlatıcı bir eser...

Yakın zamana kadar adı sanı duyulmamış bir örgüt olan IŞİD ya da diğer adıyla İslâm Devleti, 2014 başlarında uluslararası gündeme kanlı ve sansasyonel bir giriş yaptı. Örgüt, çok kısa bir zamanda kendisini Ortadoğu’nun yeni bir oyuncusu olarak dayatarak, Irak ve Suriye’de geniş bir bölgeyi denetimi altına aldı. Bugün, bir yandan ciddi finansal kaynaklara hükmederken, diğer yandan dünyanın her yerinden sempatizan ve yandaş bulan cihatçı ordusuyla korku ve dehşet saçmaya devam ediyor.

Ortadoğu uzmanı tarihçi Pierre-Jean Luizard, bu kitapta İslâm Devleti’nin şaşkınlık yaratan başarısının altında yatan sebepleri anlamaya çalışırken, Batılı güçlerin, örgütün onları kendi savaşının içine çekerek hazırladığı bu tuzağa neden ve nasıl düştüklerini açıklıyor. Güncel olayları anlaşılır kılmak için sürecin tarihî arka planına odaklanan yazar, Amerika’nın Irak’ı işgaline, Arap Baharı’nın ortaya çıkış dinamiklerine, nihayet İngiliz ve Fransız mandalarıyla kurulan Arap devletlerinin uzun tarihine uzanıyor.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Hüseyin Tolga Coşkuner
  • Bahar teksoy
  • Ömer Yakup
  • Muhammet
  • Kaan
  • Eminkolnikov
  • Özgür Coşkun Akmanoğlu
  • Kaan Bey
  • Cafer Yalın
  • Murad

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%30 (3)
7
%40 (4)
6
%30 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0