İslam Uygarlıkları Tarihi Cilt 1

·
Okunma
·
Beğeni
·
356
Gösterim
Adı:
İslam Uygarlıkları Tarihi Cilt 1
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
758
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750502682
Kitabın türü:
Çeviri:
Nejdet Gök
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Lübnanlı Ortodoks bir aileden gelen Corcî Zeydân 19. yüzyılın en önemli İslâm tarihi, dil ve kültürü araştırmacılarından biriydi, İngilizce, Latince, Fransızca, Almanca, İbranice ve Süryanice dillerini öğrenen Zeydân, tarihin dışında Arap dili ve edebiyatı konusunda da birçok eser verdi, İslâm tarihinin, ağırlıklı olarak da Osmanlı öncesi dönemin ele alındığı bu ünlü eserinde Corcî Zeydân, İslâm uygarlığı ve Arap halkları konusunda hayli zengin bir kaynak sunuyor. Günümüzde klasik bir İslâm uygarlığı tarihi olarak kabul edilen bu kitap, Batı dillerinin yanında, Farsça ve Urduca'ya da çevrildi. Oxford Üniversitesi'nden Türkiye'deki ilahiyat fakültelerine kadar, birçok üniversitede bir asra yakın süredir ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim görevlilerinden Yard. Doç. Dr. Necdet Gök'ün günümüz Türkçesi'ne çevirdiği, dipnotlarla genişletip yayına hazırladığı orijinali beş ciltten oluşan bu eşsiz eseri, iki cilt halinde yayımlayacağız.

"Dr. Nejdet Gök tarafından dipnotlar ve bir girişle zenginleştirilerek dilimize kazandırılan bu önemli kitaba Türk okurlarının büyük ihtiya­cı olduğu kanaatindeyim. Özellikle Arap dünyasında standart bir ki­tap olarak kabul edilen bu klasik eserin yayımı, önemli bir kültür hiz­meti olmanın yanında; Türk bilim çevresinde büyük bir boşluğu dolduracak, islâm tarihi ve uygarlığı ile ilgili çalışmalara da bir zenginlik kazandıracaktır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Avrupalılar haçlı savaşları sırasında Trablusşam'ı feth ettikleri zaman Kont Saint Gilles'in emri ile şehirde bulunan kütüphaneyi yakmışlardır. Kont, içinde Kur'an-ı Kerim'den birçok kopyanın bulunduğu bir odaya girip kitapları görünce tüm kütüphanenin yakılmasını emretmiştir. Tahminlere göre bu kütüphanede 3 milyon cilt kitap vardı. lspanyollar Endülüs bölgesini 1 5 . yüzyılda Müslümanlardan aldıkları zaman aynı eylemlerde bulunmuşlar, kütüphaneleri yakıp yıkmışlardı.
Bir ülkenin harap olup yıkılması ancak zulüm ve haksızlıkla olur. Çünkü zulüm devlet binasını temelinden yıkar. Zulüm halkı iş güçte çalışmaktan soğutur, canından bezdirir. Çiftçiler çiftçiliği, esnaf ticareti, sanatkarlar da sanatı bırakırlar. Ülkeye para getiren halktır. Bunlar çalışmazsa ülkede para olmaz. Para olmayınca ülke ve devlet perişan olur ve yıkılır. lşte bu yüzdendir ki tarih boyunca öncekiler ve sonrakiler "Adalet mülkün temelidir" demişlerdir.
Kureyşliler her yıl ticaret için kışın Yemen'e, yazın Şam'a olmak üzere iki seyahat yaparlardı. Bu yüzden Mekke, Yemen ile Şam arasında tüccarların bağlantı merkeziydi. Kureyşliler Kabe'nin yöneticileri olduğu için bütün Arap kabileleri arasında
büyük bir saygınlıkları vardı. Bu nedenle başkaları için son derece tehlikeli olan yollar kendileri için hiçbir tehlike taşımazdı. Kureyşliler birçok kez lran kentlerine veya Habeşistan'a seyahat eder ve dönüşlerinde Şam'dan geçer, kumaşlar ve yiyecekler alırlardı. Acemistan'dan ise özellikle şeker, mum vb. malzemeler alırlardı.
Tüm bu anlatılanlardan anlaşılıyor ki , Kabe; Mekke halkının geçim yolunu oluşturuyordu. Hiçbir çeşit bitkinin yetişmesine uygun olmayan o kurak vadide yaşamak, Kabe olmasa mümkün olmayacaktı. Çok seyahat etmeleri ve bu yolla, Irak,
Şam yönlerinde uygar dünyayla karşılaşmaları sonucunda ilim, irfan, deneyim ve dirayet bakımından Arapların en ileri gelenleri olan Kureyşliler, Kabe'nin kendi geçimleri açısından önemini iyi bildiklerinden, o kutsal yeri en güzel şekilde yönetmeye ve Arabistan'ın her köşesinden halkın oraya gelip toplanması için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorlardı. Bu nedenle uygun yerlerde hacılara su vermek, yemek yedirmek için özel yerler kurdukları gibi, Kabe'nin çevresini, savaş, düşmanlık ve mücadelenin yasak olduğu bir yer (Harem) kabul etmişlerdir.
Habeşlilerin lslam'dan önceki 2. yüzyılda Yemen ve daha sonra Mekke'yi ele geçirip Kabe'yi işgal etmek üzere Hicaz bölgesine yaptıkları saldırılardan dolayı Arapların karşılaştıkları musibetler bunun bir örneğidir. Arapları uyandıran ve kendine getiren olaylardan birisi budur. O tarihte Kabe'nin bekçilik ve koruyuculuk görevi Peygamber'in dedesi Abdülmuttalib'in elindeydi. Habeşliler, asker, silah ve filleriyle Mekke'ye yaklaşmışlardı. Mekke halkı Kabe'ye çevre kabilelerce gösterilen saygı ve hürmetten dolayı hiçbir düşmandan korku ve endişe duymadıklarından Habeşlilerin bu tecavüzüne şaşırdılar ve korktular. Habeşlileri görünce içine düştükleri tehlikenin
derecesini anlayarak düşmanı kovmak için birleşmenin zorunluluğunu anlamış ve o sayede Habeşlileri ülkelerinden kovmuşlardır. Bu önemli olaydan ders çıkararak dikkatlerini ilerleme, gelişme ve daha güçlü duruma gelme üzerinde
oğunlaştırmışlardır. Bu saldırının yapıldığı olayın zamanını "fil yılı" adıyla kendileri için bir tarih başlangıcı yapmışlardır ki bu, söz konusu olayın Araplar üzerinde ne derece derin bir iz ve etki bıraktığının da bir göstergesidir.
Ebfı'l-Ferec'in "Tarihu Muhtasari'd-Düvel" adındaki kitabında Amr b. el-As tarafından Mısırın fethi anlatılırken şu bilgiler veriliyor: "lskenderiye'nin ünlü alimlerinden olup mezhep farklılıklarından dolayı Rumlar tarafından baskı ve sıkıntıya uğratılmış olan Yuvannis (Yahya) , lskenderiye'nin Amr b. el-As tarafından fetholunduğu zamana kadar yaşamıştır. Bir gün Amr'ın huzuruna çıkmak ister. Amr Yahya'nın ilim ve irfanını iyi bildiğinden onu çok iyi karşılayarak huzuruna alır. Amr akıllı , anlayışlı ve ileri görüşlü bir valiydi. Yahya'nın , Araplarca bilinmeyen felsefi düşüncelerini beğenerek kendisini yanından ayırmamaya çalıştı. Birgün Yahya Amr'a "lskenderiye'deki gelir vs.'i ele geçirdiniz. Size yararı olan şeylere karışmayız. Ancak size yararı olmayan şeyleri bize veremez misiniz?" der. Amr ne istediğini sorar. Yahya, kral kütüphanesinde bulunan bilimsel kitapların kendisine verilmesini ister. Amr "Müminlerin Emiri Hz. Ömer'den izin almadan bunları veremem" cevabını verir. Amr, Yahya'nın sözlerini ve isteğini belirten
bir mektubu Hz . Ömer'e gönderir. Bunun üzerine Hz. Ömer'den gelen mektupta şu cümleler yer almıştır: "Belirttiğin kitaplara gelince; bunlar Allah'ın kitabına uygun şeylerden ise Allah'ın kitabı bizi, onlara muhtaç olmaktan korumuştur. Allah'ın kitabına aykırı şeylerse onlara zaten ihtiyaç yoktur. Bunları yak. " Amr b. el-As, bu kitapları lskenderiye hamamlarına dağıtarak külhanlarda yaktırmaya başlamış ve altı ay içinde kitaplar tüketilmiştir.
lslam tarihlerinin birçok yerlerinde lran vs. kütüphanelerinin yakıldığı kısaca belirtiliyor. Keşfü'z-Zünün yazarı öncekilerin ilimlerinden söz ettiği yerde, söz konusu bilgileri şu şekilde özetliyor: "Müslümanlar Iran şehirlerini ele geçirince lranlıların kitaplarını da ellerine geçirdiler. Sa'd ibn Ebi Vakkas bu kitaplar hakkında ne yapılması gerektiğini sorarak, Müslümanların diline tercüme olunması için Hz. Ömer'den izin istemiştir. Hz. Ömer şu cevabı yazıp göndermiştir: "Bu kitapları suya atınız. Çünkü bunların içeriği doğru yola götürüyorsa Cenab-ı Hakk onlardan daha fazla Hakk yolunu gösteren bir açık kitap bize bahşetmiştir. Sapıklık ise Allah bizi ondan kurtarmıştır" . Bunun üzerine Müslümanlar o kitapları suya veya ateşe atmışlar ve İranlıların bilimleri onlarla beraber yok olup gitmiştir. Keşfu'z-Zunün, sahibi Müslümanlarda bilim ve eğitimden söz ederken "Müslümanlar ülkeleri feth ettikleri sırada buldukları kitapları yakmışlardır" diyor. Hiç kuşku yoktur ki Keşfu'z-Zunün sahibi bu bilgileri bir kaynaktan almıştır. Nitekim lbn Haldun bunu destekleyerek "Fetihler sırasında Hz. Ömer tarafından imha olunması emredilen, lranlıların bıraktığı bilimsel eserler nerededir? " diyor.
O dönemde şairler kimi överlerse o adamın mevkii ve itibarı yükselirdi. Övülen kişinin kızları varsa kolayca koca bulurlardı. Nitekim el-A'şa el-Ekber adındaki şair Ukkaz panayırında Muhallak adındaki bir kişiyi bir kasideyle övünce o kişi bununla ün kazanmış ve derhal kızları nişanlanmıştı. Yine şairlerden Miskin Daremi'de siyah yaşmak takan güzel bir kadını iki beyitle övünce elde kalan siyah yaşmaklar halk arasında kapışılır olmuştu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İslam Uygarlıkları Tarihi Cilt 1
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
758
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750502682
Kitabın türü:
Çeviri:
Nejdet Gök
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Lübnanlı Ortodoks bir aileden gelen Corcî Zeydân 19. yüzyılın en önemli İslâm tarihi, dil ve kültürü araştırmacılarından biriydi, İngilizce, Latince, Fransızca, Almanca, İbranice ve Süryanice dillerini öğrenen Zeydân, tarihin dışında Arap dili ve edebiyatı konusunda da birçok eser verdi, İslâm tarihinin, ağırlıklı olarak da Osmanlı öncesi dönemin ele alındığı bu ünlü eserinde Corcî Zeydân, İslâm uygarlığı ve Arap halkları konusunda hayli zengin bir kaynak sunuyor. Günümüzde klasik bir İslâm uygarlığı tarihi olarak kabul edilen bu kitap, Batı dillerinin yanında, Farsça ve Urduca'ya da çevrildi. Oxford Üniversitesi'nden Türkiye'deki ilahiyat fakültelerine kadar, birçok üniversitede bir asra yakın süredir ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim görevlilerinden Yard. Doç. Dr. Necdet Gök'ün günümüz Türkçesi'ne çevirdiği, dipnotlarla genişletip yayına hazırladığı orijinali beş ciltten oluşan bu eşsiz eseri, iki cilt halinde yayımlayacağız.

"Dr. Nejdet Gök tarafından dipnotlar ve bir girişle zenginleştirilerek dilimize kazandırılan bu önemli kitaba Türk okurlarının büyük ihtiya­cı olduğu kanaatindeyim. Özellikle Arap dünyasında standart bir ki­tap olarak kabul edilen bu klasik eserin yayımı, önemli bir kültür hiz­meti olmanın yanında; Türk bilim çevresinde büyük bir boşluğu dolduracak, islâm tarihi ve uygarlığı ile ilgili çalışmalara da bir zenginlik kazandıracaktır.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • anakronist
  • Lehaveri
  • Battuta
  • Lidagiller
  • Feramerz
  • Aherin
  • Edigey
  • Emre Ö.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0