1870 yılının istanbulunu düşlemek isteyenler için güzel bir eser. Ayrintili anlatımları zihinde tam bir görüntü oluşmasını sağlıyor. bir İtalyanin gözünden son osmanlının istanbulu.
İstanbulEdmondo De Amicis · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 2006189 okunma
Sizlerle İtalyan yazar Emondo De Amicis'in İstanbul eserini paylaşacağım. Bir günceden ziyade geçirdiği iki haftalık İstanbul gezisinden sonra hem gördüklerini hem oryantalist bakış açısını yansıttığı bir kitap. Zaten kitabın önsözünde bu hususta söz ediliyor. Özelliklede İtalyan yazar #umbertoeco "Ne kadar İstanbul ile ilgili günce ya da kitap okursanız okuyun kendiniz gezerken aynı duyguları yaşamaz hatta çok okursanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz bile" diye okuyucuları uyarıyor. Neden böyle bir açıklama yaptığına gelirsek; Edmondo 1874 senesinde İstanbul gelir. Ve o zaman padişahı Sultan Abdülaziz'dir. Sizinde tahmin edeceğiniz gibi Osmanlı tanzimat ve ıslahat fermanlarıyla yenilenmiş, kılık kiyafeten örf ve adetlere kadar pek çok sosyal değişim yaşanmış. Arkadaşı Junk ile Pera Palas'ta kalan yazar, İstanbul'u karış karış gezerken bu ıslahatları da değerlendirir. Kendi ülkesinde kadınlarla Osmanlı kadınlarının sosyal hayatı ve aile içi konumunu kıyaslar ki bu bölümleri okurken sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Ama kitabı okunsun diye uğraşan bir yazar olduğu için kendi toplumun ilgisini çekeceğini düşündüğü kısımları detaylandırmış. İstanbul için kendi içinde ayrı ülkeleri olan bir şehir diye bahsediyor. Böyle değerlendirmesinin sebebi Üsküdar'daTürklerin, Galata'da Ermenilerin, Fener-Balat'ta Rumların ve Hasköy'de Yahudilerin kendi kurallarına göre yaşamaları. Hatta Hasköy'de yaşayan Yahudilerin kötü hayat koşullarında yaşadıklarını iddia eden dış güçler bu hususta propaganda bile yapmaktalar. Kitapta dikkatimi çeken şey Süleymaniye'den bakınca Üsküdar'ın arkasındaki köylerin görünmesi ki her yerin ağaçlık olduğu bir İstanbul hayal edin. Öyle ki son sayfalarda yer alan gravürler bu konuda size fikir verecektir. Okumalı mıyım, diye soracaksanız cevabım; tarihi
Kitabın son bölümünde o zamanki bize dair izlenimlerini aktardığı ve "Türkleri nasıl buldun?" sorusuna cevap verdiği kısmı okumak, kitabın tümünü okumanın verdiği hazzın büyük bölümünü oluşturacak şekilde yansıtılmış.
Ve tabii ki Boğaz'dan gemiyle İstanbul'a veda edişi sanki sizin de bir daha orayı göremeyeceğiniz gibi bir his veriyor. Yazarın gördüğü İstanbul'u maalesef göremeyeceğimiz için sanırım o his hep var olacaktır.
Sizlerle İtalyan yazar edmondo de Amicis'in İstanbul eserini paylaşacağım. Bir günceden ziyade geçirdiği iki haftalık İstanbul gezisinden sonra hem gördüklerini hem oryantalist bakış açısını yansıttığı bir kitap. Zaten kitabın önsözünde bu hususta söz ediliyor. Özelliklede İtalyan yazar Umberto Eco "Ne kadar İstanbul ile ilgili günce ya da kitap okursanız okuyun kendiniz gezerken aynı duyguları yaşamaz hatta çok okursanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz bile" diye okuyucuları uyarıyor. Neden böyle bir açıklama yaptığına gelirsek; Edmondo 1874 senesinde İstanbul gelir. Ve o zaman padişahı Sultan Abdülaziz'dir.
Sizinde tahmin edeceğiniz gibi Osmanlı tanzimat ve ıslahat fermanlarıyla yenilenmiş, kılık kiyafeten örf ve adetlere kadar pek çok sosyal değişim yaşanmış. Arkadaşı Junk ile Pera Palas'ta kalan yazar, İstanbul'u karış karış gezerken bu ıslahatları da değerlendirir. Kendi ülkesinde kadınlarla Osmanlı kadınlarının sosyal hayatı ve aile içi konumunu kıyaslar ki bu bölümleri okurken sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Ama kitabı okunsun diye uğraşan bir yazar olduğu için kendi toplumun ilgisini çekeceğini düşündüğü kısımları detaylandırmış. İstanbul için kendi içinde ayrı ülkeleri olan bir şehir diye bahsediyor. Böyle değerlendirmesinin sebebi Üsküdar'daTürklerin, Galata'da Ermenilerin, Fener-Balat'ta Rumların ve Hasköy'de Yahudilerin kendi kurallarına göre yaşamaları.
Hatta Hasköy'de yaşayan Yahudilerin kötü hayat koşullarında yaşadıklarını iddia eden dış güçler bu hususta propaganda bile yapmaktalar. Kitapta dikkatimi çeken şey Süleymaniye'den bakınca Üsküdar'ın arkasındaki köylerin görünmesi ki her yerin ağaçlık olduğu bir İstanbul hayal edin. Öyle ki son sayfalarda yer alan gravürler bu konuda size fikir verecektir. Okumalı mıyım, diye soracaksanız cevabım; tarihi
#edmondodeamicis Önce seyahatnameleri, daha sonra çocuk ve okul hayatını konu edinen eserleri ile tanınmıştır. 1886 tarihinde yayımladığı #çocukkalbi adlı çocuk romanı, dünya çocuk edebiyatının başyapıtlarından kabul edilir.
1874 yılında ziyaret ettiği İstanbul'u anlatan Constantinopoli, İstanbul üzerine yazılmış seyahatnameler arasında önemli bir yere sahiptir.
1846'da Oneglia'da (günümüzde İmperia şehrine bağlı bir yerleşim) dünyaya geldi. Küçük burjuvazi kesiminden bir aileye mensuptu. Torino'da bir kolejde öğrenim gördükten sonra askeri okula girdi; topçu subayı oldu.
1880'lerde seyahatlerine son verip kendini çocuk ve okul hayatını konu edinen eserlere veren yazarın uzun süre üzerinde çalıştığı "Çocuk Kalbi" (Cuore) isimli kitap 15 Ekim 1886 tarihinde yayımlandı. Kendi oğlunun günlüğünden esinlenerek yazdığı eser, kısa bir sürede çok büyük bir başarıya ulaştı, pek çok dile çevrildi; çok satılan ve okunan bir çocuk kitabı oldu.
8 senedir okunmayı bekliyordu, bu kadar beklettiğim için kendime kızdığım kitaplardan oldu.
Kitaba 2005 yılında #umbertoeco harika bir #önsöz yazmış.
Edmondo de Amicis ve ressam arkadaşı Enrico Junk'un 1874 yılında İstanbul'a yaptığı gezinin notları harika bir kitaba dönüşmüş. İstanbul onlarıda büyülemiş. Aslında ön yargılı geldiği şehirde her açıdan nutku tutulmuş. Duygularını o kadar güzel tasvir etmiş ki okurken doğduğum şehre tekrar aşık oldum. Artık çok kalabalık ve yaşamak zor.
Kitabın sonunda çok güzel görseller mevcut bayıldım.
İyi ki okudum dediğim kitaplardan oldu, gezi ve seyahatname okumayı seviyorsanız gönülden tavsiyemdir.
İstanbulEdmondo De Amicis · Pegasus Yayınları · 2009189 okunma
Bu kitap beklenmedik bir yazardan bir sürpriz oluşturuyor. Türkiye’de çoğumuz Edmondo de Amicis’i, çocukluğumda (60’larda) çok popüler olan ve birebir çevirisi “Çocuk Kalbi” olarak yapılmış ünlü kitabı Cuore ile tanıyoruz. Bu kitap, 19. yüzyılda yazılmış ve yeni ortaya çıkan milliyetçi değerleri bir çocuğun bakış açısından teşvik eden bir roman.
Constantinople, de Amicis’in 1800’lerin sonlarında yazdığı bir seyahatnamesi. Yazarın şehre, farklı nüfuslardan oluşan birçok semtiyle her köşesinde bir sürprizle karşılaşabileceğiniz İstanbul’a olan hayranlığını gösteriyor. Şüphesiz oryantalist bir bakış açısı kullanıyor, ancak bu de Amicis'in döneminde yaygındı. Kitabın değerini gözümde biraz düşüren tek şey, birkaç haftalık ziyaretinin her detayını doğrudan anlatmaması, aynı zamanda önceki eserlerden alınan tasvirlere ve başkalarından duyduğu hikayelere de yer vermesiydi. Üslup oldukça iyi (tabii ki orijinal İtalyanca metni okuyamadım, ancak çevirmenin üslubu iyi yansıttığını varsayıyorum) ve anlatı akıcı. Ancak, olağanüstü anlatım yeteneklerini kullanmak yerine, daha çok birinci elden deneyimlere dayanan bir anlatıyı tercih ederdim.
Yazarın gerçekten başarılı olduğu bir nokta, 1870’lerin sonlarındaki İstanbul’un gerçekten kozmopolit doğasını yansıtması. Bu kozmopolit yapı, sonraki on yıllarda kaybolmuş ve şehre gerçek ruhunu veren azınlıklardan yoksun bırakmıştır.
ConstantinopleEdmondo De Amicis · Alma Books · 0189 okunma
Edmondo De Amicis
İstanbul / 1874
Şiir gibi bir anlatım
Bu kitapla bir kez daha anladım ki İstanbul bir doğu kenti
Avrupa kıyısının oluşturduğu dirsekte bir yanda Marmara Denizi diğer yanda Haliç’le bir zamanlar Bizans’ın durduğu yerde şimdi artık yedi tepeli Türk şehri İstanbul yükselmektedir. Diğer dirsekte ise Haliç ve Boğaziçi arasında Avrupa şehrleri Galata ve Pera durur. Asya kıyısında Haliç’in girişiyle yüz yüze olan bölge Üsküdar’dır.
Aslında Constantinople adıyla anılan yer, birbirlerinden denizle ayrılan ama karşı karşıya konumlanmış üç büyük şehirden oluşmaktadır.
1846'da Oneglia'da dünyaya geldi. Önceleri subay olarak orduda çalıştı. Floransa'ya giderek askeri bir gazetede fıkra ve makaleler yazmaya başladı. Bunları bir cilt halinde. Ardı ardına yazdığı kitaplarla ün kazandı. En bilinen eserlerinden biri, Türkçeye Çocuk Kalbi başlığıyla çevrilen Cuore adlı çocuk kitabıdır.
İstanbul ve Türkiye gezilerini, 2 ciltlik Costantinopoli (1877) adlı eserinde anlattı; bu eser, Türkçeye 1874'de İstanbul (Reşad Ekrem Koçu çevirisi; kısaltılmış metin) ve İstanbul (Beynun Akyavaş çevirisi; tam metin) başlıklarıyla çevrilmiştir. Torino kentine yerleşti ve eğitim konularıyla ilgilenmeye başladı. Dostlar adını verdiği 2 ciltlik kitabı, ruhbilimsel gözlemler yönünden önemlidir. 1886'ya yayımladığı ve başyapıtı sayılan Cuore Çocuk Kalbi tam 25 dile çevrildi ve dünya çapında ünlenmesini sağladı. Sull'oceano (1889; Okyanus Üstünde), Il romanzo di un maestro (1890; Öğretmenin Romanı), La carrozza di tutti (1899; Herkesin Arabası), Okul ile Ev Arası adlı yapıtlarından sonra, 1905'te İtalyanca üzerine inceleme ve görüşlerini L'idioma gentile (1908; Güzel Dil) adlı yapıtında topladı.
Edmondo De Amicis, 1908'de hayata gözlerini yumdu.