Kitap
Jacob'un Odası

Jacob'un Odası

Toplu Eserleri 4

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.3
38 Kişi
135
Okunma
25
Beğeni
2.443
Gösterim
216 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 6 sa. 7 dk.
Adı
Jacob'un Odası (Toplu Eserleri 4)
Basım
Türkçe · Türkiye · İletişim Yayınları · Mart 2018 · Karton kapak · 9789754708813
Orijinal adı
Jacob's Room
Diğer baskılar
Jacob'un Odası
Jacob'ın Odası
Jacob'un Odası
Jacob'ın Odası
Jacob’ın Odası
Virginia Woolf'un gerçek anlamda ilk deneysel romanıdır Jacob'un Odası. Roman, Kral Edward dönemi İngiliz toplumunu Birinci Dünya Savaşı'na bağlayan toplumsal değerlerinin hem temsilcisi hem de kurbanı olan bir genç erkeğin portresidir. Jacob'un yaşamının seyrini izlerken çocukluğundan, Cambridge yıllarından, Londra'nın bohem çevrelerinden, Paris'ten, Yunanistan'a yaptığı bir geziden sonra varırız, ama bu bildiğimiz anlamda bir Bildungsroman değildir. Woolf, karakter ve çevre yaratma konusundaki geleneksel yöntemleri kırılmalara uğratır, bozar. Jacob`un Odası, yazarın bir yapı, mimari bir uzam olarak tasarladığı bir romandır. Romanın adı sadece Jacob'un 'oda'sına değil, onun Birinci Dünya Savaşı'ndaki ölümünün ardından odasında, dolayısıyla çevresinde bıraktığı ani, iç burkucu boşluğa da işaret eder. Jacob'un Odası bir yönüyle Virginia Woolf'un erken yaşta ölen sevgili erkek kardeşi Thoby Stephen'in, genel olarak da hayatlarının baharında savaşlarda kurban edilen bütün genç erkeklerin anısına adanmış bir romandır. Henüz oluşum halindeki bir hayatın 'sisler içinde' resmedilişi... "Jacob’un Odası… Şahane bir sürpriz... İmkansız gerçekleşmiştir. Yeni bir anlatı biçimi ortaya çıkmıştır!" E. M. Forster
5 mağazanın 24 ürününün ortalama fiyatı: ₺14,86
7.3
10 üzerinden
38 Puan · 9 İnceleme
Ayşe...
Jacob'un Odası'ı inceledi.
160 syf.
·
3 günde
#1001kitap~~~
Virginia Woolf'un ilk özgün eseri sayılan Jacob'un Odası , Jacob Flanders adında hassas 1genç adamın hikayesidir. Jacob'ın hayat hikayesi, karakteri ve arkadaşları, çocukluğundan ayrı sahneler ve anlar kesitler halinde anlatılır, Jacob'ın hayat hikayesi, karakteri ve arkadaşları, çocukluğundan Cambridge'deki üniversiteye, Londra'daki aşk ilişkilerine ve Yunanistan'daki seyahatlerinden savaşta ölümüne kadar ayrı sahneler ve anlar için daldan dala atlar gibi yazarken, Jacob'un Odası, Virginia Woolf'un olay örgüsü veya eyleme değil, karakterlerinin bulunduğu psikolojik olaylara vurgu yaparak ününü sağladığı romandır...  Jacob'un Odası, genç yaşta kaybettiği kardeşine ve savaşta ölen tüm gençler için yazdığı bu kitap Virginia Woolf'un umutsuzluğunun her sayfada hissedildiği, nehir, köprü, dalga kısımlarını okurken hep bu intihar planı kafasında miydi sorusu aklıma sürekli takıldı ki insanlara, hayata ve berbatlığına bol atıfta bulunarak... Jacob'un Odası; sabit 1konuya sıkışmadan, mesela paragraf içinde tek cümleyle hayata dair görüşünü belirtip, olayi anlatmaya devam ediyor, olayla bağlantı kurmaya çalışıp okumaya devam ediyorken bu defa da zaman ve mekanlar arasında keskin geçişler oluyor, şimdi bu nerden çıktı da demeden cümlelerin tadına vararak okumaya çalışmak gerek, yoksa kitabın içinden çıkılmaz 1hal alır ki o da okumayı felaket tadsızlaştırıp epeyce zorlar... Hayatı her halinden gerçekliği ile anlatan 1eser olup, Jacob'un 1.Dünya Savaşı'nda ölmesiyle ardında bıraktığı boşluk, ani ve derin acının hikayesi olup, Jacob'un hayatı, çocukluktan başlayarak, belirli sınırlara bağlı kalınmaksızın gözler önüne serilerek, Cambridge yılları, Londra'da, Paris'te ve Yunanistan'da geçen günleri ile edebiyata dair, yaşadığı döneme atiflarda bulunarak ve dönemi sevmediğini belirterek sanki içindekileri döküş hikayesini okudum... Virginia Woolf'un ilk deneysel romanıdır. Peki deneysel roman nedir? ""Yazarın, kişilerini 1bilim adamı gibi, içinde yaşadıkları doğal ve toplumsal çevrenin koşullarına ve kalıtıma göre inceleyerek okuyuculara sunduğu romandır..." Bu kitapta bilinen geleneksel yöntemleri kırıp, yeni 1teknik kullanan yazar, imkansızı başarıp kelimelerin bilinç akışıyla uyum içinde olmasını ve geleneksel anlatımdan uzak kalarak hikâyenin akışında kopukluklar olmasına ve parçalara ayrirarak anlatım yapmıştır, oyuzden belirli 1olay örgüsü olmadan zaman ve mekân belirsizliği ile kitabı bitirmiştir... Kitapları arasında en zorlandığım kitap olup bence yazara bu kitap ile başlamayın. "Jacob'un Odası" ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasındadır, herkese keyifli huzurlu mutlu okumalar... ~~~...Bu pembemsi ve yeşilimsi gazeteler, geceleri dünyanın kalbine ve beynine sıkıştırılan; ince, jelatinden kağıtlardı. Tümünün 1nüshasını çıkarırlardı. Jacob, üstünkörü okumaya başladı. 1grev, 1cinayet, futbol, bulunan bedenler; İngiltere'nin her1yerinden eşzamanlı gelen çığlıklar. Globe gazetesinin Jacob Flanders'a daha iyi şeyler sunmaması ne kadar da acıydı! 1çocuk tarih okumaya başladığında, onun acemi sesiyle eski kelimeleri hecelediğini duyan 1i, kederli 1şekilde şaşkınlığa sürüklenir...~~~
Jacob'un Odası
7.3/10
· 135 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
43
RA
Jacob'un Odası'ı inceledi.
160 syf.
O zorlu yola götüren ilk viraj Jacob’un Odası. Romanın temel unsurlarından arındırılmış dünyanın yaşanılan şeylere daha yakın bir anlatımla aktırıldığı yeni bir anlayışın romanda ilk pratiği. Virginia, 1921 yılında bitirdiği bu romanın belirgin bir konusu olmasa da genç yaşta tifodan ölen kardeşinin özleminde şekillendirdiği anlaşılabilir. Bilinç akımını romana daha adapte etmemiş ama klasik romanın temel taşlarını es geçerek, gerçek hayatın karmaşasını romanla birleştirmeye başladığı görülebilir. Bilinmez ama belki de Virginia’nın zihninde oluşan baskının sebeplerinden biri de -hatta en önemlisi- bu klasik anlayışı karşısına alması ve bundan çok farklı bir şeyle ortaya çıkmasıdır. Çünkü alışılmış şeylere ya da kabul edilmiş doğrulara karşı çıkıp yeni doğrular, yeni şeyler ortaya atmak her zaman sancılı olmuştur ve bunlar insanlara karşı yapıldığı süre de sancılı olmaya devam edecektir. Düşünün Hz Muhammed’in putlarla şekil bulmuş bir anlayışı sarsmaya çalışması sürecinde yaşadıklarını ya da Atatürk’ün alışılmış bir anlayışı temelden sarsan inkılapları yerleştirirken karşılaştığı zorlukları. Toplumda yer edinmiş bir düşünceye karşı çıkmak, onların anlayışlarını değiştirmeye çalışmak sıradan kişiliklerin başa çıkabileceği bir durum değildir. Virginia da bunu roman anlayışında yaptı. Ve hep endişeleri vardı. Bu yeni anlayışın anlaşılabilirliği ve kabullenirliği hakkında. Ama zamanla bunun yerine oturacağını da umuyordu açıkçası. Nitekim öyle de oldu yazar dünyasında kendine bir yer buldu. Tabii günümüzdeki zirzop okuyucuları saymazsak. O yozlaşmış küçük dünyalarına ters düşen her şeyi niteliksizleştirmeye çalışan bu kuyrukçuları ve bunların bu absürt yorumlarıyla karşılaştığımda içimde pek de yer edinmeyen insan sevgisini kökten kazıtıp, bunları o akıl deliklerinden tutup kör kuyuya atasım geliyor. Neyse… “Romanda bu tür bir etki yaratmanın olanaksız olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sonuç anlaşılamayacak kadar dağınık mı olur? Zamanla insanın bunları daha iyi denetlemesini öğreneceğini umuyorum.” Jacob’un odası sizi “Dalgalar” kadar yorabilir, çünkü okur alışılmış olarak belli bir zaman, yer, konu, olay örgüsü ister ve onları takip ederek bir yere varmaya çalışır (Tabii vardığı yerin gerçek hayatta karşılığı ne olur o da ayrı bir şey!) ancak; bir Jacob’un odasında kendisini bulur, bir Yunanistan’daki antik heykellerin karşısında, bir at üstünde, bir Londra’nın sokaklarında… Jacob babasını kaybetmiş üç kardeş ve annesiyle ortaya çıkar ve boş bir oda bırakıp ortadan kayboluncaya kadar sizinle kalmaya devam eder. Zaman, yer, mekan ve durum çok hızlı bir şekilde değişebilir bu okumayı zorlaştırır. Ama bu durumu daha rahat hale getirebilirsiniz, Nasıl? Öncelikle bir şeyi takip etmeyi bırakıp olan şeyi değerlendirmeye çalışacaksınız. Yani “Jacob Yunanistan’daydı ne ara Londra’da bir işe girdi” yi bir tarafa bırakıp, Londra’da çalışırken değindiği şey ne? Mesela karın tokluğuna çalışmak ya da tekrar Yunanistan’a gitti, az önceki işle bağlantısı koptu, sen de koparacaksın, şu an ne yapıyor, Yunan felsefesini değerlendiriyor bu değerlendirmeyi alacaksın bunun üstüne düşüneceksin bunu dikkate alacaksın. Daha önce de bunu dile getirmiştim yine tekrarlayayım, böyle bir aktarım şekli bilinçli okur için zeka geliştirmek adına bulunmaz bir uygulamadır; bunun yanında gerçek hayat klasik romanlardaki gibi tekdüze gitmez, aynı bunun gibi karmakarışıktır ve bütün bu karmaşıklığı başarılı bir şekilde yöneten kişiler başarılı olur. Tek eksenden yürüyen bir roman okuduktan sonra kendinizi hayata adapte etmek için uğraşırsınız, şey gibi hayaller, hayatlar gibi. Ama bu eserlerde öyle bir durum söz konusu olmaz aksine eseri bitirdiğinizde kendinizi daha rahat hissedersiniz. Yaşama olasılığınız çok yüksek olan bir durumu deneyimleyip, onu hayatınızın bir parçası haline getirmiş oluyorsunuz bu da gerçek hayatta size bir üstünlük sağlar, mücadele anlamında… Yani Virginia, duyar kasmak, Feminizm’e göz kırpmak için okunmaz; Virginia kendi başına çok farklı bir bakış açısıdır. Öyle şeylerle karşılaşıyorum ki özellikle kitap incelemelerinde “nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça” Virginia’nın ironi yaptığı bir durumda -aha bakın Virginia kadınlara ne demiş diye alıntılamışlar. Bana görünmeyin de ne haliniz varsa görün…
Jacob'un Odası
7.3/10
· 135 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
38
Özlem Akbaş
Jacob'un Odası'ı inceledi.
216 syf.
·
22 günde
·
Puan vermedi
Virginia Woolf’un üçüncü romanı olan Jacob’un Odası geleneksel roman kalıplarından uzaklaşıp, kendine özgü tarzı ilk denediği romanıdır.1922 yılında yayımlanan romanı, Yunanistan’da tifoya yakalanıp ölen kardeşi Thoby’nin kişiliğinden yola çıkarak yazmış Virginia Woolf. Olay örgüsü bulunmayan, zaman ve mekânın kesin olarak belirtilmediği, kahramanların kişilik ya da fiziki görünüşlerinin betimlenmediği, doğa tasvirlerinin bulunmadığı kitabı okurken zorlandım.Çok dağınık, kopuk buldum.Gerçi Woolf bilinçli olarak yapmış bunu. Eleştirmenlerce de başarısız bulunmuş kitap.
Jacob'un Odası
7.3/10
· 135 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
19
Gece Yolcusu
Jacob'ın Odası'ı inceledi.
236 syf.
·
17 günde
·
8/10 puan
(Hiçbir spoiler yoktur; gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz) Edebiyat ile ezelden beri bir savaş halindeydim ben. Yalan yok ya okumayı da pek sevdiğim söylenemezdi. Kitaplara karşı olan tavrımdaki değişimi de üniversite yıllarında eserlerini okuyarak kalemini tanıma fırsatı bulduğum Woolf’a borçluyum. Bana sorarsanız yaşadığı dönemdeki kadın yazarların sesi aslında Virginia Woolf. Benim için sadece bir yazar değil aynı zamanda verdiği savaş açısından örnek alınabilecek bir rol model kendisi. O dönemlerde kadın yazarlar kalemlerini oynatmaya korkarlarken ve çoğu eserlerini anonim olarak yayınlarlarken, Woolf olağanüstü bir cesaret gösterip dönemin dogmatik kadınlık anlayışının yıkım sürecini başlatan ilk adımı atabilmiş (Cesaret kelimesini özellikle seçtim çünkü o dönemlerde kadınlar sadece ev işleri ile ilgilenen ve çocuklara bakıp erkeklerin cinsel ihtiyaçlarını karşılayan birer araç muamelesi görürlermiş ve öyle bir ortamda bu geleneksel rolleri reddetmek de imkansız bir durum olarak görülürmüş). Bunun ardından da altında 'Virginia Woolf' imzası bulunan her eser bir farklılığı beraberinde getirmiş ve dönemin okurlarını kendi güvenli bölgelerinden alıp bambaşka diyarlara bırakmış (Bahsettiğim bu adım ve kadınların o zamanlarda toplumda nasıl yer aldığı hakkında daha fazla kaynak incelemek isteyen arkadaşlarım bana ulaşabilirler). Jacob’ın odası da her satırında Woolf’un cesur kaleminin açıkça hissedildiği ve var olan edebi geleneklerin birer birer yıkıldığı bir eser. En basit hali ile bu kitabın ardındaki amaçlardan birisi de düz yazı ile şiir arasındaki farkı kapatmak olmuş ki 1900'lü yıllarda böylesi bir hamle uçurumdan atlamaktan farksızdı. Bu odanın detaylarında kaybolmak isteyen arkadaşlarıma şimdiden minik mi minik bir uyarıda bulunayım: bu kitap pek de kolay bir lokma değil. Nedenine gelecek olursak, ‘Jacob’ın Odası’ alışıla gelmiş romanlarda tanık olduğumuz türden bir olay örgüsü üzerine kurgulanmamıştır. Literatürde bu yazım şekline bilinç akışı adı verilir ve bu çizgide olan eserlerde olay örgüsü hiçbir zaman tek bir kahramanın gözlerinden anlatılmaz. Her bölümde bambaşka bir zihne misafir olur; esas oğlanımız Jacob Flanders’ı farklı gözlükler ile izlersiniz. Buna ek olarak da söylemeden edemeyeceğim bir gerçek de şudur: Jacob'ın Odası, Woolf'un modernizm ile olan dansının ilk olarak sergilendiği bir mücevherdir. Tüm bu sıra dışılığın yanı sıra kitap hakkında tartışma fırsatı bulduğum okuyucuların büyük bir kısmının hakkında olumlu yorumlarda bulunduğu bir özellik var ki o da Jacob’ın odasına her misafir olduklarında farklı bir tat almış olmalarıdır. Ben de yıllardır her okuduğumda bambaşka bir aroma alırım bu eserden. Dilerim okuyacak arkadaşlar da beğenirler ve kitaplıklarında Jacob’a da bir yer ayırırlar. Umarım bu incelememden memnuniyet duyarsınız ve sizlere Jacob’ın Odası’nı okumanız konusunda biraz da olsa motivasyon kaynağı olabilirim. Her türlü sorunuz ve kitap tavsiyesi için iletişime geçmekten tereddüt etmeyin lütfen. Sağlıcakla kalın; nice bol kitaplı günlere… Gece Yolcusu
Jacob'ın Odası
7.3/10
· 135 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
14