Sevgili Sennur Sezer, her ne kadar Evrensel'de (2011) Riitta Cankoçak şiiri için övgü dolu bir yazı yazmış olsa da, kendi şiirlerini bilemem ama, çevirisi için olumlu düşündüğümü söyleyemem.
Bir okuyucu olarak bu kitabı, kendi mitoloji merakım ve -her ne kadar çeviri bana çok kötü gelse de- alabileceğim birtakım işaretler olduğunu düşündüğüm için, kendimi zorlaya zorlaya okudum ve tam bir ayda bitirdim.
Azra Erhat ve A. Kadir çevirisiyle okuduğum Homeros'un tadı kaç yıl oldu damağımda ve ne zaman anılarıma düşse mutlulukla okurum.
*
Her şiirin başında verilen bir paragraflık açıklamalar olmasa -ki, düz yazı olması sebebiyle, açıklayıcı olduğunu düşünüyorum- kim, ne kadar, ne anlar sorusu, sorulmalı.
Başta önsöz ve açıklamalar 15 sayfalık yer tutuyor. Böyle bir destan için yeterli mi.?
Adeta sayfa sayısını çoğaltmak ister gibi, zaten her şiirin başında verilen açıklamalar da, bir on sayfalık tekrar yazımla kitaba eklenmiş.
İnsan, belki de ileride bu bilgilerle karşılaşmayacağım, duygu ve düşüncesiyle okuyor ki, yok, her şiirin başında bu paragraflar mevcut.
Bende oluşan izlenim şu: Eşiyle bir deniz yolcuğu sonucunda Türkiye'ye gelen Riitta Cankoçak, o zaman Türkçe öğrenmiş.
Şahsi düşüncem, çeviri, düz yazı için belki daha kolay olabilir ama destan olunca, bu o kadar kolay olmasa gerek.
Âdeta her kelimeye tek tek anlam verilmiş ve yan yana getirilmiş..
Olabildiğince anlam bütünlüğü sağlanabilmiş ve tarihe ışık tutacağını düşündüğüm konularda alıntılar yapmaya çalışsam da, çoğunluk böyle değildi. Bir örnek vereyim.. 47. Şiirin sonu:
*
''Bunu duydu Väinämöinen.
Söyledi sözünü, derdini dedi:
''Yok öyle ölü er,
Kaleva halkı ayakta.
Ha, bir ölse, iki doğar,
her geleni daha güçlü,
uzun gövdeli karlı çıkar
ve ağları da âlem kadar.'' (Sayfa: 730)
*
48. Şiir:
*
''Çıktılar yola