"Kendisini liyakatli gören bir adama, liyakatsizliğini söylemek onun hırsını, kine çevirmekten başka bir şeye yaramaz."
Hazreti Osman 'ın şehadeti, Cemel vakası, Sıffin savaşını hazırlayan sebepler konu alınmış. Yazar İslam tarihinde çıkan ilk fitne ve ictihat farklılıkları neticesinde çıkan olayları anlaşılması kolay bir şekilde anlatmış. Müstefid olunuz.
Çok ağladım bu kitapta..Ruhu şâd olsun İslam için şehadet şerbeti içenlerin...
Kanlı GömlekÖmer Rıza Doğrul · Can Kitabev · 1993455 okunma
Başları biraz ağır ve sıkıcı gibiydi okudukca isimler yerine oturmaya başladı ve bi anlam kazandı. Akıcı ve güzel bir uslupla yazılmış. Uzun süre okumayı düşündüğüm, arayıp da tevafuk bulduğum bir kitaptı. Keşke daha önce okusaydım diyorum. Yazarın kalemine sağlık
Okurken dişlerimi sıktığım, başıma ağrı sokan, biryerleri yumruklama ihtiyacı hissettiren olayları anlatan, aslında tekrar tekrar okunması gerekirken sinirlenmemek için birdaha okumayacağım kitap. Mutlak surette okunmalı en azından bozuk itikatların ortaya nasıl çıktığını ve heryerde olduğu gibi lanetli yahudilerin nasıl fesad bir kavim olduğu şuuruna varabilirsiniz.
Meğer ben ne çok şeyi bilmiyormuşum. Halifeler ne savaşlar vermiş. Ne din düşmanlarıyla uğraşmış. Peygamberimizin mirası diye öleceğini bilmesine rağmen yerini hiç bir zaman terketmemişler. Birer müslüman olarak tarihimizi, dinimizi çok iyi bilmemiz gerek ve bunun için okunabilecek güzel kitaplardan. Tarih kitabından ziyade roman gibi anlatım dili olduğu için okuması da daha akıcı oluyor.
Kanlı GömlekÖmer Rıza Doğrul · Can Kitabev · 1993455 okunma
İslam tarihi içerisinde iç darbe sonucunda şehit edilen Hz Osman ve sonra gelişen iç savaşa kadar giden bir romanı anlatısında tarih okumak ve yeniden tarihi yargılanmak için hangi soruyu sormak lazım?
Kanlı GömlekÖmer Rıza Doğrul · Kaknüs Yayınları · 2018455 okunma
Hz. Osman
Kanlı gömleği giyen Halife.
Hz. Osman
Meleklerin bile haya ettiği Sahabe
Hz. Osman
Zinnureyn İki nurun sahibi.
Resulllah minberdeydi belki Osman’ın ilerde karşılaşacağı belaların hüznü okunuyordu yüzünde
Minberden Şöyle seslendi Ashabına: Şu saatten sonra Osman’ın ilerde yapacağı hiç bir şey mahşer aleminde ona zarar vermeyecek.
Böyle söylemişti peygamber efendimiz Hz. Osman’ın hayatında neler yaşayacağını görerek.
Bir gün önünden bir cenaze geçti. Peygamber efendimiz yanına gitti kim olduğunu öğrendi. Cenaze sahibinin kim olduğunu öğrendikten sonra dönüyordu ve evine gidiyordu. Onunla beraber olan sahabi de peygamber efendimizle beraber dönüyorlardı
Soruyordu Ashab dan birkaç kişi. Ya ResulAllah bugün mescidi nebeviye gelen şu cenazeye, cenaze namazı için saf emretmediniz Sahabi kendi aralarında cenazeyi kıldılar diyordu. Gerekçesini öğretmek istiyorlardı Hz. Peygamber tek bir cümle ile cevap veriyordu. “İnnehu Kena yuğilu Osman” çünkü bu adam Osman’dan nefret ederdi. Ben onun cenaze namazını bu yüzden kılmadım diyecekti.
Bir gün fitneden bahsediyordu peygamber efendimiz. Bazı insanlar fitneye düşecek bazı insanlar kaybedecek bazı insanlar savrulacak bazı insanlar rahmetten uzak düşecek. Çetin bir gün gelecek. Şu adam şu pelerinle giden adam var ya. O fitnenin olduğu günde fitneden etkilenmeyecek.
Herkesin gözü orada kim bu karanlıkta üstünde pelerin olan adam. Sahabeyi kiram oraya bakıyordu. Sahabeden biri koşuyordu pelerinli adamın sırtından tutuyordu ona peygamber efendimizin söylediği sözü iletiyordu, Yüzünü döndüğünde Meğer Hz. Osmandı. Peygamber efendimizin en çetin günde fitneye düşmeyecek adam dediği Hz. Osman…
Abluka altına alınmış evinde suyu yok ekmeği yok dostu yok.
Terk edilmiş tek başına
Direniyor.
Hiç ama hiç ödün vermiyor.
Çünkü Hz.
Kanlı GömlekÖmer Rıza Doğrul · Kaknüs Yayınları · 2018455 okunma
“Meleklerin kendisinden utandığı bir adamdan sen utanmaz mısın?” diye buyuruyordu Peygamber Efendimiz Ashabın büyüklerinden Osman (r.a.) hakkında.
Ne güzel bir kitap okudum diyemiyorum zira okuduğum ve hüzünlediğim sayfa satırlarında ,şehadetini okurken gözyaşlarımı sakladığım nice kelime dizeleri vardı yüreğime dokunan.
Ömer Rıza Doğrul tarafından kaleme alınmış ,kaynaklandırılmış satırları okurken gittim geldim Mübarek beldelere. Yürüdüm Basra,Şam,Mısır sokaklarında...
Birçok haneye misafir oldum birçok anıya şahit oldum.
En acısını Osman (r.a.) evinde, hilafet gömleği kana bulanırken hissettim,kan damladı ayet üzerine. Kalpte gussa. Gözde yaş. Lisan-ı hal dilsiz kalıyordu.Ne tevafuk ki Mevla şöyle buyuruyordu:
فَسَيَكْف۪يكَهُمُ اللّٰهُ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ
“Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.” (el-Bakara, 137)
Sıradan bir yolculuk değildi,seven sevdiğine icabet için çıkmıştı. Seven,susuzluğunu dindirmek icin gitmişti. Bir bilseler ki iftar sofrasına bir tabak daha vardı. Dünya nimetlerini tasadduk eden,cennet nimetlerine nail olacaktı.
Osman(r.a.) buyuruyordu ki:
“Lakin asıl öldürülmeye layık olanlar yeryüzünde fesat çıkaranlardır”
Bu sözlerin muhatabı işitmediler mi sizi ?
Bile bile mi attılar fitne tohumlarını ?
O yüzden mi içirdiler şedahet şerbetini ?
Kimdi ki onlar Sebe oğlu dediğimiz Yahudi.(ler) 5 yahudi tarafından itina ile planlanmış oyunlar.
Susuz bırakırken düşünmediler mi sizin müslümanlara su ile ikramda bulunduğunuzu ?
Bilmiyorlar mıydı sizin Ebubekir ve Ömer efendimize dost olup biat ettiğinizi. Sahi neyi planlıyor ? ne diyorlardı ?
“...İslamiyet,esaslarının açık olması ve akıl ile kalbe nüfuzu sayesinde her an fetihlerini genişletmeye namzetti. Bu yüzden bizim yapacağımız iş, onu içinden fethetmektir. Yani
Eserde genel olarak Hz. Osman döneminde cereyan eden olaylar ele alınmış.
Roman şeklinde olan kitabımız kurgu açısından daha akıcı olsun diye arka plan da Leyla isimli şahsın hayat hikayesine de yer vermiş.
Diğer bir detay ise ; varlığından tam emin olmadığımız, sahte mektuplar yazarak mevcut durumu daha da kötüye sürükleyen İbn-i Sebe isimli bir Yahudinin yaptıkları da kitapta yer almış.
Çok tartışmalı ve karışık bir dönem olduğundan daha detaylı bir okuma yapmak isteyenler için bu eser yeterli olmayacaktır.
İslam Tarihi'nin en önemli olaylarından birini aydınlatmak için yazılan bu eser, ana kaynakların kaydettiği tarihi gerçeklere dayanarak
Hz. Osman'in şehit edilişini,
Ilk Yahudi dönmelerinin kurdukları gizli ve yıkıcı cemiyet ile bu cemiyetin Müslümanlar arasında çıkardığı fitneleri,
Islam Tarihi'nde yaşayan ilk iktidar mücadelelerini ve bundan dolayi Hz. Ali ile Hz. Ayse ve Hz. Muaviye arasında vuku bulan olayları, edebi bir üslupla konu etmektedir.
.
.
Kuran okuyordu bir ara susuzluğun verdiği yorgunluğun verdiği tesirle uzaklara daldı kuran okurken… Diz üstü oturmuş kuran okurken başı öne eğildi uykuya dalmıştı birden bire … uykudayken rüyasında önünde bir koridor o koridorlar açılıyordu onu tutanlar götürüyorlardı burdan burdan diyorlardı… Sonra o koridorlardan geçti orda bir ışık kümesi gördü orada birileri oturuyordu yaklaşınca birden ne görsün… Allah’ın resulu oradaydı bir yanında hz Ebu Bekir öteki yanında hz Ömer vardı Allah’n resuluyla karşı karşıya kalmıştı Allah resulu bakıyor gülümsüyordu
Osman geldin mi ? Geldim ya resul Allah
Seni susuz mu bıraktılar ? Beni susuz bıraktılar ya resul Allah
Seni haps mi ettiler ? Beni haps ettiler
Seni mescide indirtmiyorlarmı ? Beni mescide indirmiyorlar
Naile geldi
ve ne oldu Osman dedi
Demin resulAllahı gördüm beni çağırıyordu
ben gitmek üzereyim demekki !
Kanlı GömlekÖmer Rıza Doğrul · Kaknüs Yayınları · 2018455 okunma
“Meleklerin kendisinden utandığı bir adamdan sen utanmaz mısın?” diye buyuruyordu Peygamber Efendimiz Ashabın büyüklerinden Osman (r.a.) hakkında.
Ne güzel bir kitap okudum diyemiyorum zira okuduğum ve hüzünlediğim sayfa satırlarında ,şehadetini okurken gözyaşlarımı sakladığım nice kelime dizeleri vardı yüreğime dokunan.
Ömer Rıza Doğrul tarafından kaleme alınmış ,kaynaklandırılmış satırları okurken gittim geldim Mübarek beldelere. Yürüdüm Basra,Şam,Mısır sokaklarında...
Birçok haneye misafir oldum birçok anıya şahit oldum.
En acısını Osman (r.a.) evinde, hilafet gömleği kana bulanırken hissettim,kan damladı ayet üzerine. Kalpte gussa. Gözde yaş. Lisan-ı hal dilsiz kalıyordu.Ne tevafuk ki Mevla şöyle buyuruyordu:
فَسَيَكْف۪يكَهُمُ اللّٰهُ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ
“Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.” (el-Bakara, 137)
Sıradan bir yolculuk değildi,seven sevdiğine icabet için çıkmıştı. Seven,susuzluğunu dindirmek icin gitmişti. Bir bilseler ki iftar sofrasına bir tabak daha vardı. Dünya nimetlerini tasadduk eden,cennet nimetlerine nail olacaktı.
Osman(r.a.) buyuruyordu ki:
“Lakin asıl öldürülmeye layık olanlar yeryüzünde fesat çıkaranlardır”
Bu sözlerin muhatabı işitmediler mi sizi ?
Bile bile mi attılar fitne tohumlarını ?
O yüzden mi içirdiler şedahet şerbetini ?
Kimdi ki onlar Sebe oğlu dediğimiz Yahudi.(ler) 5 yahudi tarafından itina ile planlanmış oyunlar.
Susuz bırakırken düşünmediler mi sizin müslümanlara su ile ikramda bulunduğunuzu ?
Bilmiyorlar mıydı sizin Ebubekir ve Ömer efendimize dost olup biat ettiğinizi. Sahi neyi planlıyor ? ne diyorlardı ?
“...İslamiyet,esaslarının açık olması ve akıl ile kalbe nüfuzu sayesinde her an fetihlerini genişletmeye namzetti. Bu yüzden bizim yapacağımız iş, onu içinden fethetmektir. Yani müslümanları
Ömer Rıza, aslen Burdur'lu olup Mısır'a yerleşmiş bir ailenin çocuğu olarak Kahire'de doğdu. Tahsilini Ezher Üniversitesinde tamamlayıp Mısır'da gazeteciliğe başladı. Kahire'de yayınlanan es-Siyâse ve eş-Şa'b gazetelerinde; İstanbul'da yayınlanan Tasvîr-i Efkâr, Tevhid-i Efkâr, Sebîlü'rreşâd ve Vakit gazetelerinde yazılar yazdı.
1915 de İstanbul'a geçerek yazarlığını sürdürdü. Mehmet Akif'in kızı Cemile Hanımla evlendi. Vakit gazetesinde yayımladığı Türkiye-Mısır ilişkileri hakkındaki yazılarından dolayı1925 de İstiklal Mahkemesince tutuklandı, bir müddet sonra serbest bırakıldı.
1940 da Eşref Edip, İ. Hakkı İzmirli ve Kamil Miras ile birlikte çıkarmaya başladıkları İslâm Türk Ansiklopedisi ve Mecmuasında çok sayıda madde ve makale yazdı.
1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde günlük siyasî yazılar yazdı. İstanbul Radyosu için İslâm dünyası hakkında siyasî icmaller hazırladı.
1947-1948 yılları arasında dinî, fikrî muhtevalı Selamet Mecmuasını çıkardı.
14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti'den Konya milletvekili seçildi. Büyük Millet Meclisi Dış İşleri Encümeni'nde görev alıp çok önemsediği İslâm ülkeleriyle
kurulan ilişkilere öncülük etti.
Türk-Pakistan Kültür Cemiyetine başkan seçildi. Hayatını kalemiyle kazanan nadir
yazarlardan biri olan Ömer Rıza, uzun süren bir hastalık döneminden sonra
13 Mart 1952 de İstanbul'da vefat etti. Mezarı Edirnekapı Şehitliği'ndedir.