Sanat ve cinayet...Güzellik ve kötülük...Ve ciddi bir sorun olan hatta rahatsızlık olan güvensizlik...bunların bir araya gelmesi ise tam bir kaos demek...İşte kitapta bolca bulunan kaos faktörleriyle,sapkınlıklarla ,çeşitli karakter analizleriyle güzel,bu havalarda iyi gidecek bir polisiye...Zengin ünlü bir iş adamının kendinden bir hayli küçük genç ve güzel eşine olan güvensizliği sebebiyle gelişen olayların anlatıldığı kapanı keyifle okudum....
Kesinlikle tavsiye ederim. Sıkılmadan hatta heyacanlaranak okudum diyebilirim. Nede olsa usta kalem Osmam Aysu'dan böyle aksiyonu bol bir kitap beklememek büyük bir hata olur
Okuduğum en berbat kitaptı diyebilirim. Ruhum çekildi bitene kadar. Yazarın güzel kadınlara tutkusu okurlarınca biliniyor zaten ama aynı şeyi her beş sayfada bir tekrar etmek nedir yahu. Gerçekten böyle kitaplardan nefret ederim. Biz birşeyi bir kez okuduğumuz zaman anlayabiliyoruz, hadi pekiştirmek adına iki kez tekrarla ona da peki ancak 496 sayfa kitaptan tekrarları çıkartsak 296 sayfa ancak kalır. Ayrıca 2018 de basılmış bir kitaba göre bu kdr eski kelimeler kullanmak da bana biraz nahoş geldi. Kimseye tavsiye etmiyorum vaktinize paranıza yazık. Konu mükemmel kitap berbat, başka bir yazarın elinde tadı damakta kalacak bir hikaye olurdu.
Çok sıkıcı ve anlaşılmaz bir kitap. Açıkçası bu yazarın başka kitabını almış ve anlatım tarzını beğenmiştim ama bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Pek hitap etmedi bana spoiler : başrol karakterleden biri 30 yaşlarında bir kadın 70 yaşındaki adamla evli ...
~Spoi içerir.
Kitap güzeldi lakin, +18 olaylar vardı. Öncellikle heykeltraş olan birini karısını öldürmek için tutan Vahap Şanlı' yı anlatıyor. Adam Ada Şanlı yani Vahap Şanlı' nın eşinden etkilenerek onu öldürmez.
Ada Şanlı ' yatakta cinsellik sorunu olan eşine rağmen onu aldatmamış, eşinin onu öldürmek istediğini öğrenince Sanatçı olan adamla işbirliği yapıp onu öldürmek isteyen eşini öldürmek için plan yapıyor. Konu böyle işliyor.
Anlatım biçimi güzeldi lakin bana hitap etmiyor. Ben daha çok katili kendim bulmayı, ve polis gibi başka insanların ağızından yazılmış cinayetleri seviyorum.
Ilahi anlatım olunca aşk romanlarında bundan hoşlansam da polisiye romanlarında sevmiyorum. Yine de güzeldi. Küçükler hariç herkes okuyabilir.
Kitabı hiç beğenmedim. Karakterler ve diyaloglar çok havada. Kullandığı kelimelerde çok fazla Osmanlıca var. Anlatım biçimi cumhuriyet dönemi roman yazarı havası var, bundan dolayı sıkıcı. Tasvirler ve betimlemeler çok klişe ve anlsşılmaz. Okuduğum ilk kitabıydı, daha doğrusu bitiremediğim. Başka okur muyum bilemem. Öneriniz varsa açığım. Neden beğenilen bir yazar olduğunu anlayamadım. Beni aydınlatabilirsiniz. Teşekkürler.
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.