Sinan Meydan’ın Atatürk ve Kayıp Kıta Mu ile başlayan ve tematik olarak Köken çalışmasına uzanan yaklaşımı, Mu kıtası etrafında şekillenen modern mitleri merkez alarak insanlık tarihinin kökenine ve Türklerin dünya uygarlığı içindeki yerine dair üretilen alternatif anlatıları inceler. Mu burada bilimsel olarak doğrulanmış bir kıta olmaktan ziyade, 20. yüzyıl başında ortaya çıkan ve erken Cumhuriyet döneminin yoğun tarih arayışlarıyla kesişerek ciddiye alınabilen bir “köken anlatısı” olarak ele alınır.
Kitap, özellikle Mustafa Kemal Atatürk döneminde yürütülen Türk Tarih Tezi çalışmaları çerçevesinde gelişen geniş araştırma atmosferine odaklanır. Bu dönemde amaç yalnızca belirli bir tezi kanıtlamak değil, dünya tarihine dair yerleşik anlatıları sorgulamak ve Türklerin kökenine ilişkin daha eski bağlantı ihtimallerini araştırmaktır. Bu bağlamda farklı coğrafyalarda yürütülen incelemeler, kültürel benzerlik okumaları ve diplomatik raporlar bir araya getirilerek geniş bir tarihsel sorgulama alanı oluşturulur. Özellikle Tahsin Mayatepek gibi isimlerin hazırladığı raporlar, bu dönemde tarihsel verilerin nasıl toplandığını ve yorumlandığını göstermesi açısından dikkat çekicidir.
Eserin yaklaşımı, Mu kıtasını tek başına bir efsane olarak kapatmak yerine, onu tarih yazımı, ideoloji ve kimlik inşasının kesişim noktasına yerleştirir. Bu çerçevede Mu, hem Batı’da popülerleşmiş spekülatif bir uygarlık teorisi hem de Türkiye’de köken ve medeniyet tartışmalarına eklemlenen bir düşünce modeli olarak görünür hale gelir. Kitap, bu anlatıların doğruluğunu ispatlamaktan çok, hangi tarihsel koşullarda üretildiğini ve nasıl geniş bir entelektüel dolaşıma girdiğini analiz etmeyi amaçlar.
Kişisel bir değerlendirme olarak bakıldığında, eser erken Cumhuriyet dönemi tarih üretim süreçlerini