·
Okunma
·
Beğeni
·
4213
Gösterim
Adı:
Köstebek
Baskı tarihi:
Şubat 2003
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756774940
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Toplumsal Dönüşüm Yayınları
Baskılar:
Köstebek
Köstebek
"Başka Türkiye yok" diyerek yola çıkmış ve bunun bedelini canıyla ödemiş gerçek bir vatansever Necip Hablemitoğlu, "Köstebek" kitabında devlet kademelerindeki örgütlenmeleri, devletin nasıl ele geçirildiğini, devlet-paralel devlet çekişmelerini ve açacağı sonuçları kuşkuya yer bırakmadan belgelerle ispatlıyor.

Yıl 2002. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor..." diyerek endişelerini dile getiriyor, bulgularını ortaya koyuyor:
"Yeni binyılın şeyhlerinin, dervişlerinin, müritlerinin amaçlarının da değiştiği gözlemleniyor. Artık amaç, bir şeriat devleti kurmak değil.
Şeriat, iktidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel, klişeleşmiş adı. Mürtecilik yani gericilik de artık salt dinsel anlamda kullanılmıyor.
Bunlara karşı olmak, onaylamamak artık yetmiyor... Her gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına, elini taşın altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın geleceği açısından insiyatif kullanırken canının yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor.'

İlk baskısı katledildikten 3 ay sonra yayınlanan bu kitabı okurken, Hablemitoğlu'nun yıllar önce bugünlere nasıl ışık tuttuğuna hayret edeceksiniz.
312 syf.
·Beğendi
CIA ajanlarının bu adamdan neden ders aldığını net bir şekilde anlaşılan ve ağı tüm yönleriyle olmasa da birilerinin canını sıkacak kadar etkilemiş olacak ki Hablemitoğlu bu kitapta çalışırken öldürülmüş. Okurken çoğu yerinde şaşırmamak imkansız. İnanmak istemiyorsunuz, kurgu gibi geliyor ama belgeler tarih sayı verilerek mahkemede dosya numaraları ve tarihlerine kadar öyle detaylı bir çalışma olmuş ki Hablemitoğlunun canına mal olmuş. Vefatından sonra Şengül Hanım bu çalışmayı yayınlattırmak istemiş. Yayıncı bir tanıdık vasıtasıyla aranmış bir kaç yayıncı yayınlamak istememiş ve sonunda bulunmuş. Yayıncı aileyi hiç tanımamasına rağmen bu kitabı çıkardıktan sonra Hablemitoğlu cinayetinin şüphelisi olarak suçlanmıştır. Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Cemaatçilerin Atatürkçü Düşünce Derneği,Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği vb. kurumlara neden diş bilediğini de açıklamış. Cemaate hizmet için çekirdekten yetiştirilmelerine engel olduğundan dolayı PKK'lı olarak suçlayarak onlara dönmeleri için ellerinden geleni yapmışlar. Ki bu derneklerden birinin yönetim kurulu emekli amirallerin olduğu bir kurum.Kitabın 250. sayfasındaki yöntem hepinize çok tanıdık gelecek. Bir kaç gazeteciyle olan sohbetteki ya yok o kadar büyütme demelerinin ardında aisbarg'in görünen yüzü olduğu ve bunun hayatına mal olması ne kadar ciddi olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Bunu okuduktan sonra bu konuyla alakalı başka bir kitap okumanıza gerek kalmayacak. Allah rahmet eylesin.
312 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitap 2002 yılının ağustos ayında ilk olarak yayımlanıyor ve bunun üzerine Necip Hablemitoğlu Aralık 2002 de evinin bahçesinde katlediliyor. Cumhuriyet şehidi Necip Hablemitoğlu'nun 2013'ü tam 11 sene önceden gören kitabı.
312 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Kemalist görüşün savunucularından, Hablemitoğlu yazdığı bu kitapla onbeş yıl öncesinden günümüze bakmıştır. FETÖ denen örgütün devletimiz kurumlarına ve organlarına nasıl sızdığını da anlattığı kitabında beğendiğim kısımları biraz uzun da olsa aktarmak istiyorum.

*"Pirincin içindeki siyah taştan değil beyaz taştan korkun!"

28 Şubat kararlarından sonra cemaatin aldığı birkaç önlem:
#Evlerden hocaefendinin kitapları kaldırılacak.
#Evlerin giriş kısmına Atatürk'ün fotoğrafları asılacak.
#Önceden hanımlarının başları kapalı olsa dahi, önemli yerlerde çalışanlar mutlaka eşlerinin başını açacak.
312 syf.
·Beğendi·10/10
Abimin kitaplığından aşırdığım başka bir kitap, zaman 2003-2004 falandı sanırım. Baktım asker amcaların selam durduğu bir kapak var, şimdi hatırlamadığım okkalıda bir söz altında. Dedim bu kitap ciddi mevzulardan bahsediyor galiba bir göz gezdireyim. -Dememle kitabın elime yapışması bir oldu.- Okudukça dehşete düşüyordum. Holyvud'un ajanlı, örgütlü film senaryoları gibi bir durum var. Lan iyide burda anlatılanlar gerçek, bu adamların çarşıda dersanesi var, gazetesi, tv si var. Efendim te o zamanlar aşikar çalınan sorular var. Var oğlu varda mevzunun buralara dayandığında ayıkan pek adam yok. Oturmuş Rahmetli Necip Hoca "Uyanın gayri" demiş. Demişte kime. Kitap bittiğinde bende bittim hakikatleri kabullenmemek, ön görülere kulak asmamak istedim. Çünkü bu yapı Türkiye'de üç aileden birinde muhakkak bir ferde sahip olmuştu. Bu kadar kötü olamazlardı. Herkes uyuyakalmış olamazdı. Ta ki bir şekilde Rahmetli Hablemitoğlu'nun suikasta kurban gittiğini öğrenene kadar sürdü bu kabullenmez tavır. O gün Necip Hocanın katlini öğrenmemle kitaptan öğrendiklerimi değiştirilemez gerçek ölçüsünde kabul ettim ve hep uzak durup izledim cemaati. Malesef Necip Hoca çok haklıydı ama insanlara bunu anlatamıyorduk. Suçlanıyorduk, hakarete maruz kalıyorduk. Abant toplantıları, diyaloglar, 3 dinli evlilikler olduğunda bas bas bağırsakta insanlar hoşgörü, nezaket, altın nesil zırvalarıyla uyuşturulmuştu bir kere. Görmek istemiyorlardı. Ve geçen sene yaşanılan acı olaylar bazıları için uzun rüyadan tatsız uyanışa döndü. Hala bazı şüpheleriniz varsa bu konu hakkında 15 sene önce yazılmış bu kitabı kesinlikle okuyun. Ve din en profesyonel şekliyle nasıl kullanılır, bir ülke savaşmadan nasıl teslim alınmaya çalışılır görün.
312 syf.
·Beğendi·10/10
Lütfen okuyun, yapabiiyorsanız okutun.
Dünden bakıp bugünü gören, gördükleri yüzünden canından olan bir adamın kaleminden düşmüş korku filmi senaryosu.
Evet, sinemaya da uyarlandı!
312 syf.
·Puan vermedi
Hablemitoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor. " diyor ve devlet içinde yapılanmaya başlayan terör örgütü tehdidini kademe kademe, hiç bir kuşkuya yer bırakmadan açıklıyor. Bir tarafta Atatürk ilke ve devrimlerinin sahibi ve takipçisi, ilerici, ulusalcı kesim ve Atatürk devrimini korumaya çalışan aydınların görevlerinde ve devlet kademelerindeki yerlerinin pasifleştirilmesi; diğer tarafta ise ülkeyi etnik ve mezhepsel esasa dayalı olarak bölmeye, Cumhuriyet'in başına numara koymaya kararlı dış destekli, örgütlü ve işbirlikçilerinin yeri... Toplumsal hayatın en içlerine kadar giren bir yapılanmanın belgeleriyle anlatıldığı "Köstebek" yapıtı bu yapılanmayı tanıma ve 'deşifre etmeyi' isteyen herkesin okumasını öneriyorum.
290 syf.
·5 günde·10/10
Mükemmel bir kitap. FETÖ belasını bundan 20 sene önce en ince ayrıntısına kadar anlatmış Sayın Hablemitoğlu. Emniyete, Eğitime, MİT’e ve daha nice önemli devlet kurumlarına nasıl sızdıklarını, oradaki vatanperver çalışanlarını yalanla dolanla, şantaj-montajla nasıl tehdit ettiklerini öğreneceksiniz. FETÖ ihanet şebekesini anlatan KÖSTEBEK’i mutlaka okuyun. Okumakla kalmayın herkese okutun, hediye edin.
Kitabın başındasınız ama 2015 Temmuzunu 2002 de yaşayıp gördüklerini kitaba aktarmak ve devletin seyirci kalması. Fetö nün devlete sızışının 2002 yılındaki detaylı aktarımı. Mutlaka bu kitap okunmalı görüşündeyim....
312 syf.
·64 günde·Beğendi·10/10
Güzel insan, mekanın cennet olsun, ruhun şad olsun.
Yıllar önce cesurca davranarak bu şeref yoksunu hainleri anlattın, gazete yazılarını bir araya getirdin, yazılarını yazdın tamamlayamadın... Gelmiş geçmiş tüm hükumetler(chp de dahil) bu Fethullah itine minnet eylemiş, işbirliği yapmış.
Şu anki yöneticiler de farklı sayılmaz; yıllarca kol kola gezip, aşk nidaları eşliğinde birlikte hareket ettiler, sonrasını biliyorsunuz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarikatlara, şeyhlere, hoca kılıklı istismarcılara zemin olamaz, olmamalı, olmayacak.
Tüm suçluların bir gün yargılanması dileğiyle, hoşça kalın.
312 syf.
·Beğendi·9/10
Yazarın araştırmalarından, çok etkilendim doğrusu. Eğer hain bir suikaste kurban gitmeseydi bizle paylaşacağı çok şey olduğuna eminim. Bir çırpıda okudu.
312 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kendisine hayran oldum, 2000 li yılların Türkiyesinde bu örgütün bu derece üstüne giden, birilerinin bu örgüte dur demesi için varını yoğunu ortaya koyan, uğruna can veren bu insana hayran oldum.
2019 yılında yazsa bu kadar yazabilirdi, kitabı okurken çoğu şey yaşandığı için inanmakta güçlük çekmiyoruz, ya ilk yıllarda okuyanlar ne düşünmüştür acaba? Kitap bugünün Türkiyesinde yazılmış gibi, geriye doğru zamanda yolculuk yaptırıyor çünkü. Keşke yaşayıp görseydi, bir suikaste kurban gitmeseydi bu kanlı terör örgütünün önü daha öncelerden kesilirdi belki. Ne ergenekonlar ne balyozlar, ne de 15 temmuzlar yaşanmazdı belki de.
312 syf.
·12 günde·10/10
Hablemitoğlu, Fethullahçı yapılanmayı bundan 20 sene önce canlı yayınlarda kamuoyuna duyurmuş. Sonrasında “Köstebek” isimli bu kitabı hazırlamaya başlamış. Fakat 18 Aralık 2002 tarihinde kitabı tamamlayamadan “sol” gözünden vurularak faili meçhul bir cinayete kurban gitmiş. Kitap Hablemitoğlu’nun eşinin girişimleri ile zor olsa sa 2003 yılında basılabilmiş.

Kitapta yazılanlar oldukça can sıkıcı. Bu ülke hakkında kalan azıcık umudumu tüketmeye yetiyor. Hablemitoğlu, Fethullahçı yapılanmanın köklerinin 80’li yılların sonuna kadar dayandırmış. Yazılanları o yıllarda yazmak gerçekten yürek ister. Hablemitoğlu bu yürekliliğini maalesef canıyla ödemiş.

Kitapta da geçen Atatürk’ün bu sözü hala bir şeylerden ders almadığımızın en büyük kanıtı;
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz; en doğru, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyedir; medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir…”
Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı gibi Cumhuriyet aydını yurtseverleri kendi sınırları içinde korumayan-koruyamayan Emniyet'in adı geçeni hem de yurtdışında kimden koruduğu (!) ise apayrı bir tartışma konusudur...
Yıl 1925. Büyük Atatürk, genç Cumhuriyetin yurttaşlarına ve dış ülkelere
şu tarihi mesajı veriyordu:
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz”...
Fethullahçılar, artık salt bir dinsel cemaat olmaktan çıkmış; yabancı istihbarat servisleri ile ilişki halinde bir taşeron örgüte dönüşmüştür.
Fethullahçıların üniversitelerdeki “hasım”larına yönelik taktik ve stratejilerini –yaşayarak, bedel ödeyerek öğrenen- bir akademisyen olarak, devam etmekte olan bir savaşımın mütevazi tarafıyım. 12 Eylül döneminden itibaren, intihal(66) dahil, her türlü iftiraya maruz bırakılıp, 3 kez üniversiteden uzaklaştırılan; toplam 76 ceza ve disiplin soruşturmasına ve de 100’e yakın idari ve adli davaya maruz ve muhatap bırakılan, ancak tümünden onanmış yargı kararlarıyla aklanan bir Cumhuriyet Tarihçisi olarak, diğer ülke ve devlet düşmanı yasadışı örgütlerin, tarikatların ve benzeri yapılanmalar yanı sıra fethullahçılara karşı mücadelemi de kesintisiz sürdürmekteyim. Yaklaşık 20 yıllık süreçte açılan dava dosyaları içinde yer alan binlerce belge, hiç şüphesiz, her fırsatta “din, ahlak, mukaddesat, fazilet, dürüstlük, namus” gibi kavramların ardına sığınan fethullahçıların, “hasım”larını tasfiye doğrultusunda sınır tanımaz etiksizliğinin göstergeleridir.
Fethullahçıların dergahı, tekkesi, zaviyesi yoktur; onların kolej adını verdikleri okulları, vakıfları, dernekleri, şirketleri, yurtları, ışıkevleri bulunmaktadır ve hepsi de –ışıkevleri dışında- yasal boşluklardan yararlanan, kâğıt üzerinde yasal kuruluşlardır.
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en karanlık, en hazin dönemini yaşıyor.
Bir tarafta, Türkiye Cumhuriyeti’ni koşulsuz savunan, Atatürk ilke ve
devrimlerinin sahibi ve takipçisi, aydınlanmacı, tam bağımsızlıkçı,
sömürünün her türüne karşı, evrensel barıştan yana, yurtsever,
ilerici,çağdaş,ulusalcı kesim var.

Ancak, ne bir siyasal partiye, ne basın ve yayın kuruluşlarına, ne de kendilerini destekleyecek ulusal sermaye gücüne sahipler. Ülkenin elden gidişini sessiz
çığlıklarla izliyorlar. İşlerini ve işyerlerini kaybedenler, üniversite kapılarında bekleyenler, sefalet sınırının altında yaşayanlar, ülke güvenliğini sağlamaya
çalışırken baba ocağına tabut içinde dönenler, Mumcular, Üçoklar, Aksoylar,
Kışlalılar ve olup-biteni izleyen milyonlarca örgütsüz, dağınık Türk yurtseveri!..

Karşı tarafta ise, ülkeyi etnik ve mezhepsel esasa dayalı olarak bölmeye,
yer altı-yerüstü ekonomik kaynaklarını pazarlamaya, din devleti kurmaya ve
halkın dinsel inançlarını sömürmeye, hatta Cumhuriyet’in başına numara
koymaya kararlı, zengin, güçlü, dış destekli, örgütlü vatan hainleri ve işbirlikçileri
ile peşlerinden sürükledikleri ulusal bilinçten yoksun diğer bir kesim!..

İşte “Köstebek” adlı bu çalışma, içinde bulunduğumuz kapkara dönemde,
devletimizin altının nasıl oyulduğunun, nasıl zaafa düşürüldüğünün binlerce örneğinden sadece birine ışık tutuyor: Türk Devleti’nin istihbarat birimlerine
sızmış, kadrolaşmış fethullahçıları!..
Şeyhleri A.B.D.’de yaşayan, ancak kendi ülkesinde Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nde yargılanan; C.I.A., MI6 ve BND gibi yabancı ülke istihbarat
örgütlerine taşeronluk yapan bir cemaate mensup müritlerin, asli görevi kendileri
ile mücadele etmek olan istihbarat birimlerinde kadrolaşabileceğini, devletin
gücünü, devleti savunanlara karşı kullanabilecek düzeye gelebileceklerini
kim tahmin edebilir ki? “Köstebek”, bu ihanet öyküsünün adıdır.

Siz, hiç fethullahçıları devlete karşı bir tehdit olarak algılayan, şikâyet eden
ya da onlarla uğraşan bir PKK’lı, Brüksel ya da Köln merkezli bir terörist
ya da bir TÜSİAD üyesi ya da bir siyasal parti lideri ya da bir ikinci cumhuriyetçi
ya da bir azınlık mensubu ya da misyoner ya da Hükûmet üyesi ya da bir
Başbakan gördünüz mü?

Nitekim, fethullahçıları kontr-espiyonaj kapsamında iç ve dış tehdit odağı
olarak tanımlayan ve mücadele konsepti geliştiren gelmiş-geçmiş
bir İçişleri Bakanı, bir Emniyet Genel Müdürü ve bir M.İ.T. Müsteşarı da
göremezsiniz, gösteremezsiniz!..

Haklı olarak sorarsınız, kendi iç güvenliğini sağlayamayan, sızıntılara engel
olamayan bir ulusal istihbarat birimi, nasıl olur da ülkenin güvenliğini sağlar?!.
Bu sorunun yanıtı, doğal olarak olumsuzdur. Önünüzde iki tercih vardır;
ya çoğunluğun yaptığı gibi bu çelişkiye karşı başınızı çevirir, farketmemiş gibi yaparsınız veya risk üstlenerek araştırmaya ve mücadeleye başlarsınız!..
Necip Hablemitoğlu
*Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Öğretim Görevlisi Dr.Necip Hablemitoğlu 05.08.2002 Çankaya-Ankara
Türkiye'deki tüm ulusalcıları, fetullahçı tehlikeye karşı çok geç olmadan birlikte hareket etmeye; istihbarat birimlerindeki fetullahçı unsurların temizlenmesi için kamuoyu oluşturmaya çağırıyorum...

Dr. Necip Hablemitoğlu.
05.08.2002 Çankaya - Ankara

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Köstebek
Baskı tarihi:
Şubat 2003
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756774940
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Toplumsal Dönüşüm Yayınları
Baskılar:
Köstebek
Köstebek
"Başka Türkiye yok" diyerek yola çıkmış ve bunun bedelini canıyla ödemiş gerçek bir vatansever Necip Hablemitoğlu, "Köstebek" kitabında devlet kademelerindeki örgütlenmeleri, devletin nasıl ele geçirildiğini, devlet-paralel devlet çekişmelerini ve açacağı sonuçları kuşkuya yer bırakmadan belgelerle ispatlıyor.

Yıl 2002. Dr. Necip Hablemitoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor..." diyerek endişelerini dile getiriyor, bulgularını ortaya koyuyor:
"Yeni binyılın şeyhlerinin, dervişlerinin, müritlerinin amaçlarının da değiştiği gözlemleniyor. Artık amaç, bir şeriat devleti kurmak değil.
Şeriat, iktidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel, klişeleşmiş adı. Mürtecilik yani gericilik de artık salt dinsel anlamda kullanılmıyor.
Bunlara karşı olmak, onaylamamak artık yetmiyor... Her gerçek kamu görevlisinin mağdur olma pahasına, elini taşın altına koyması; devletimizin, tam bağımsızlığımızın geleceği açısından insiyatif kullanırken canının yanmasını, bedel ödemesini göze alması gerekiyor.'

İlk baskısı katledildikten 3 ay sonra yayınlanan bu kitabı okurken, Hablemitoğlu'nun yıllar önce bugünlere nasıl ışık tuttuğuna hayret edeceksiniz.

Kitabı okuyanlar 358 okur

  • Burcu
  • Emre Solcan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.4 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0