Kulleteyn

·
Okunma
·
Beğeni
·
3009
Gösterim
Adı:
Kulleteyn
Baskı tarihi:
29 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753430197
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayıncılık
Baskılar:
Kulleteyn
Kulleteyn
"Kulleteyn", "İki kulle" (yaklaşık 13 ton) su demek. Durağan bir suyun temiz ("tahir") sayılabilmesi için Şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun "temiz" di artık. "Pislik" lerle dolu bile olsa... Doluydu zaten. İlk görüşte bataklık bile sayılabilirdi.... Ama madem ki Şeriat temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsa pis olan da oydu... Şeyh, ağa ve molla üçlüsünün eliyle Doğu Anadolu insanlarına "kader" olarak örülmüş yaşamdan bir kesit. İnsanlara yeniden giydirilmek istenen Şeriat'ın nasıl bir ilkellik olduğunu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan bir yapıt. Sömürgenlerince övgüsü yapılan İslam nasıl bir şey? Gün ışığına çıkarılıyor. Doğrudan kaynağından tutulan ışıklarla...
(Tanıtım Bülteninden)
 
331 syf.
Kulleteyn Turan Dursun'un 12 yaşına değin olan yaşamının romanıdır. Yani roman kahramanı Türko Turan Dursun'un kendisidir. Annesi Kürt, babası Türk'tür. Annesine sevgisi daha fazla olmasına rağmen, babasından dolayı kendini Türk saymaktadır. ( Bu sebeple de herkes ona Türko diyor ) Kendisi de hoca olan baba oğlunun okuyup alim olması için ön ayak oluyor. Ailesinden uzak, çoğu zaman camilerde faki'lerle ( faki: Anadolu'da okur yazar, bilgili imam, hoca gibi kişilere verilen ünvan ) birlikte yaşayarak eğitim alır. Yaşı küçük ama sorgulama ve müzakere yeteneği yüksektir.

Tüm yaşananlar, akıldan geçenler, fikirler üzerleri örtülmeden ortaya dökülmüş bu kitapta. Dili akıcı, samimi... Sadece ''kulleteyn'' detaylarını okurken biraz zorlandığımı söylemem gerek. Şeriat öyle diyor diye sorgusuz sualsiz yerine getirilen bu kural beni benden aldı açıkçası...

Kulleteyn: ''İki kulle'' ( yaklaşık 13 ton ) su demek. Durağan bir suyun temiz ( ''tahir'' ) sayılabilmesi için ,Şafi mezhebine göre bu kadar olması yeterli idi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun ''temizdi'' artık. Pisliklerle dolu olsa bile... Ama madem ki şeriat temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsa, pis olan oydu...

Turan Dursun (1934-1990): Yazar, düşünür, eski imam ve müftü... Aydınlanma savaşçısı... İslam dinini açıkça eleştirdiği için köktendinci kişiler tarafından sürekli tehditler almış ve 04 Eylül 1990'da evinin önünde düzenlenen suikast ile öldürülmüştür...

İnsan özgür olduğu sürece insandır... Turan Dursun
331 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Türkiye'de islam hakkında en deneyimli ve bilgili ilahiyatçılardan biri olan, zamanında müftülük görevlerinde bulunup devletin önemli organlarında çalışmış, kökten dincilerin sonradan ateist olduğu için hiç sevmediği ve bu nedenle vahşice öldürülen Turan Dursun, Kulleteyn adlı kitabında çocukluk anılarından tüm çıplaklığıyla bahsetmiş. Ailesinin isteğiyle islam alimi olmak için Şafilerin yoğun olduğu bir Kürt köyü olan Kartallı köyüne gelen Türko adında bir çocuğun yaşadığı içler acısı ve zalim hayat oldukça düşündürücü bir izlenim veriyor bizlere. Herkesten daha büyük alim olmak için kafasını kitaplardan kaldırmayan Türko bir yandan sert kış şartları, diğer yandan bulaşıcı bitler, öbür yandan ise açlıkla uğraşmaktadır. Doğru düzgün bir yatağı dahi olmayan bu 10 yaşındaki çocuk islam ilmi öğrenirken hocalarını zor duruma sokan sorular sorarak bizleri düşünmeye itiyor. Turan Dursun biraz şark kurnazlığı yaparak sözde Şafilik üzerinden islamı eleştiriyor aslında. Esasında bir otobiyografik roman olan Kulleteyn, Kur'an öğrenen bir çocuğun kafasından geçen kritik sorular hakkında bilgi vermekte. Bu kitap için köyde geçen bir yeraltı edebiyatı diyebiliriz. Kulleteyn adı verilen Şafilerin her türlü temizliğini gördüğü o havuzumsu alanda anlatılanlar çoğu zaman mide bulandırıcı nitelikte. Yazar bize sanki bırakın okumayın kitabı dercesine sümüklü, sidikli muhabbetler çevirmekten geri kalmıyor. Üzücü olan yanı bunların şaşırtıcı derecede gerçek olması. Bize dayatılan köylülerin saf ve temiz insanlar olduğu ön yargısı bu eserle yerle bir oluyor. Maalesef o eski zamanlarda aşırı şiddetli olmasa da Türkler ve Kürtler arasında çatışmalar meydana geldiği ve bazı kesimlerin birbirine karşı küfür ve hakaretlerde bulunduğu konusu işleniyor kitapta. Safo adında bir kız var ki Türko ile ilginç muhabbetleri var, ne olduğunu anlatmayayım siz okuyun en iyisi. Ayrıca diyaloglarda yerel konuşma biçimine sadık kalınmış, bazen ne ohirsin gibi konuşmanıza neden olabilir. Kulleteyn hem insanların yozlaşmasını hem de Turan Dursun'un geçmişini anlatan önemli ve güzel eserlerden biri bana göre. Okumak isteyenleri sağlam bir mideleri olması konusunda uyarmak isterim.
331 syf.
·18 günde·Beğendi·9/10
Kulleteyn, Turan Dursun’un ilk çocukluk yıllarını anlattığı bir otobiyografik romanı. Küçük yaşta dini eğitim alması için bir kürt köyüne yollanan Türko’nun hikayesi.

Kitaba ismini verdiği Kulleteyn, iki kulle (yaklaşık 13 ton) su demek. Şafii mezhebine göre durağan bir suyun temiz sayılabilmesi için bu miktarda olması yeterliydi. İçinde ne olduğu önemli değildi, pislikle dolu olsa bile 13 tonluk suya sahip olması onun temiz olmasının göstergesi kabul edilirdi. Bu sudan abdest alınır, yemek için su alınır, el yüz yıkanır, çamaşır yıkanır… Tüm bunlar aynı suyun içinde, sadece miktarı yeterli diye, şeriat böyle emrettiği için yapılırdı.

Türko’nun dini eğitim alması için gönderildiği Kürt köylerindeki Şafiiler ve Hanefilerin birlikte yaşaması, Şafiilere göre haram olan şeylerin Hanefilerce haram olmaması, dini uygulayış şekillerindeki farklılıklar, Türko’nun kafasını en çok karıştıran konular olarak işlenmiş.

Türko’nun Kürt şeyhlerinden aldığı dini eğitimi sorgulayışını, içindeki çelişkileri anlatışını, ağa, şeyh, molla üçlüsünün din yoluyla insanları nasıl etkilediğini, Anadolu köylerinin sıcaklığını ve samimiyetini bir çocuk gözüyle okutuyor Turan Dursun. Akılda kalan detaylar var; örneğin soğuktan ölmek üzere olan bir köpeğin şafii mezhebince haram sayıldığından ellenememesi, dolayısıyla camiye sokulamaması, bu yüzden cami dışında üzerine bir örtü örtülmesi ve ölüşünün Türko’yu etkilemesi.. Livata yapan iki fakiyi yakalayan Türko’nun susturulması.. Ahırlarda, hayvan pislikleriyle yan yana din kitaplarını anlamaya çalışması ve bu azimle yaşıtlarını bir bir geride bırakması.. Köpeğin girdiği su pis sayıldığından, Kulleteyn’e düşen köpek yüzünden tüm suyunun boşaltılmak zorunda kalınması.. Daha bir çok anı, bir film izlercesine betimleniyor kitapta.

Parantez içlerine yabancı kelimelerin anlamlarını koyarak, konuşmaları anlaşılır kılmış yazar. Oldukça akıcı ve sürükleyici bir şekilde ilerliyor, bu da sıkılmak şöyle dursun, okuma sürecine ayrı bir merak duygusu kazandırıyor.

Turan Dursun’un diğer yaşlarına ait kısımlarını anlatan kitapları yani Kulleteyn’in devamı ölümünden sonra yok edilmiş. Bu yüzden aynı bakış açısının gelişimini izlemek güçleşiyor.

Din alimi olma yolundaki bir çocuğun gözünden, şeriatı ve uygulanışını çok sade bir şekilde anlatan bu kitabı sevdim. Farklı görüşler bakış açısını genişletir, daha geniş bir perspektif sağlar. Bu bakımdan okunmasını öneririm.

Keyifli okumalar.
331 syf.
·Beğendi·10/10
Ortaokul yıllarımda okuduğum bir kitaptı ve çok etkilenmiş ve sarsılmIştım.Yazarın çocukluğunun ilk altı yılını anlattığı bir otobiyografik roman.Daha o yıllarda eleştirmeyi ve sorgulamayı seven biri olduğunu anladım.Ağrı'nın bir ilçesinde yoksulluk,sefalet ve din sömürüsü ile geçen yılları anlatmış.
331 syf.
·Beğendi·10/10
Muhteşem bir otobiyografi.. Gerçeklerin peşine düşen insanların okuması gerekli. İletişim çağında, her türlü bilgiye ulaşmanın kolay olduğu bu zamanda bari kandırılmayalım.
331 syf.
·8 günde·8/10
Kulleteyn", "İki kulle" (yaklaşık 13 ton) su demek. Durağan bir suyun temiz ("tahir") sayılabilmesi için Şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun "temiz" di artık. "Pislik" lerle dolu bile olsa... Doluydu zaten. İlk görüşte bataklık bile sayılabilirdi.... Ama madem ki Şeriat temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsa pis olan da oydu... (Kitabın arka kapağında yazan bu açıklama kitap hakkında da önemli ipucu veriyor.)

Kitap Turan Dursun'un 12 yaşına kadarki yaşamından bir kesit sunuyor. Şeriata dayalı toplum yaşantısının bir de cehaletle birleşince ne tür tezatlıklar barındırdığını çok güzel tasvir etmiş yazar. Kitapta kadın-erkek ilişkileri, tabular, toplumun cehaletinden beslenen sınıflar anlatılmış.

Muş, Ağrı, Erzurum üçgeninde Türk ve Kürtlerin birbiriyle olan ilişkileri, mezhep farklılıkları anlatılmış. Ağalara, Beylere rağmen ayakta kalmaya çalışan ama dinsel gericiliklerle kafası bulandırılan toplum...Yine de her şey olumsuz değil. Çocukluğunda kendisine yardım eden insanlardan da bahsetmiş.

Erkek egemen bir dini anlayış, hayvanlar şefkatin sınırlı olduğu, bilimin olmadığı bir din ile heba edilen hayatlar. Değişime kapalı bir coğrafya. Türko lakaplı kişi Turan Dursun'un kendisi. Anladığım kadarıyla biraz da yaramaz bir çocukluğu olmuş :) Ama insanın içindeki sorgulama dürtüsü yaştan ve hatta eğitimden bağımsız. Çünkü yaşı çok küçük olan ve eğitimi hocaları kadar olmayan Türko sorguluyor. Dindeki çelişkileri görüyor. Cezalandırma ve baskı sisteminin daha güzel bir dünya yaratmadığının farkında. Bu nedenle bazen susturuluyor.

Bir şeyi ne kadar bastırırsak o kadar patlar. İşte dinsel baskıyla ortaya çıkan toplumsal çatlaklar var. Cinsellik, temizlik, adalet, hepsi deforme olmuş. 4 karısı olanlar, erkek erkeğe ilişkiler, eşlerinden sıkılanların birbirinin eşini alması ve kaçırmak adını altında buna kılıf uydurulması, imam nikahı ile resmiyet kazanmayan ve kadına hak verilmeyen evlilikler, hepsi aslında toplumun çürümüşlüğünü gösteriyor. Kızlar birini sevse de önemli değil; babası kime verirse kızını. Araya yüksek mertebeden biri girip çıkar ilişkisi ile adamın fikrini değiştirebilir sadece.

Toplumu analiz etmek istiyorsanız çevrenizdeki yüksek tahsil görmüş, kentli veya daha seküler yaşam barındıranlara değil ücra noktalarda yaşanan bu olaylara da bakın. Bu nedenle de bence kitabı okuyun ama biraz rahatsız edici şeyler var.
336 syf.
·Puan vermedi
Turan Dursun. Namı diğer ‘Aydınlanma Savaşçısı’. Ülkemizde birçok örneğinin verilebileceği aydın katliamlarının kurbanlarından sadece biri. O, ‘’ Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim? Halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım?’’ sözüyle öngördüğü ölümünden korkmadığını açıkça dile getirmişti ve 1990 yılında evinin önünde katledildi. Sadece bu ulvi amacı anlayabilmenin aslında Turan Dursun’u anlayabilmek olduğunu ve hayatlarını sorgulayarak devam ettiren insanlar için bunun çok önemli olduğu kanaatindeyim. Turan Dursun’u ‘aydın’ olarak nitelendirmek bu kapsamda önemli. Dine bakış açısı yönünden hayatı (çok uç noktalar olmak üzere) ikiye ayrılıyor. Çocukken mollalardan ve bölgenin ileri gelen hocalarından aldığı dini eğitim, müftü oluşu, İslam’ı çok iyi öğrenmekle birlikte diğer dinlere olan merakı, araştırmaları ve aydınlanma süreci. Turan Dursun’un hayatına baktığımızda bu sürecin fazlasıyla sancılı geçtiği açık. Hakaretler, tehditler, sürgünler bunlardan sadece birkaçı. Kitabı okurken aklıma sürekli neden sadece 12 yaşına kadar olan hayatını anlattığını, neden diğer kitaplarında hayatının geri kalanından bahsetmediğini merak ettim durdum. Çünkü çocukluğunda resmen dini bilgilerle donatılmış ve modern eğitimden zerre kadar nasiplenememiş bir insanın neler yaşayıp, neler düşündüğünü, bilimle nasıl tanıştığını ve dine olan inancını nasıl kaybettiğini merak etmemek elde değil. Aslında yazmış Turan Dursun. Oğlunun söylemine göre şu an bildiğimizden çok daha fazlasını yazmış. Hatta Kulleteyn’ in 2. ve diğer ciltleri de varmış fakat ölümünden dakikalar sonra eve gelenler tarafından siyah çöp poşetlerine doldurulup götürülmüş. Şimdi, verilen onca emek sanki bir hiçmişçesine bilinmezliğin ötesinde. Yazık!

Kulleteyn… Bu kavramı açıklayabilmek için kitaptan bir alıntı yapacağım: ‘’Zaman zaman yıkanan bulaşıkların, su almak için daldırılan yağlı, isli tencerelerin bıraktığı yağlar, isler, bulaşıklar ve atılan türlü pisliklerle vıcık vıcıktı. Yüzündeki, bez, tezek, odun parçaları, kimi kanlı, kimi yeşilimsi, top top ya da uzayıp şuraya buraya tutunmuş ‘fırtık’lar (sümükler), daha bir nice şey; kalınca bir tabaka oluşturuyordu’’. Köydeki insanlar bu su birikintisinden yararlanarak her gün abdest alıp ibadet için gereken temizliği(?) yapıyorlar. Gözle gördükleri suyun temizliğinden şüphe duydukları falan yok çünkü dinleri onlara o suyun temiz olduğunu söylüyor. Sadece Kulleteyn için değil tüm hayatlarını mollaların onlara anlattığı gibi yaşamaktan bi an olsun tereddüt etmiyorlar.


Turan Dursun’u tanımak için elime aldığım bu kitap sayfaların birbirini kovalamasıyla adeta bir dram öyküsüne dönüşüyor. Öyle bir dram ki bazı bölümlerinde yüzümü buruşturup sayfalarca öyle kaldığımı, başımı istemsizce yan tarafa çevirip gelecek cümlelerden korkarcasına okuduğumu anımsıyorum. O küçük, çelimsiz Türko’nun yaşadığı travmaları okumak ve nicelerinin bunlara maruz kalarak büyüdüğünü bilmek…
%14 (44/321)
·Puan vermedi
Midesi sağlam arkadaşlar okusun bence. Daha ilk iki sayfada acaba okumaya devam etsem mi diye düşünmeye başladım. Okuyan arkadaşlar cevap verir ise sevinirim, hep böylemi devam ediyor?
350 syf.
·Puan vermedi
Yer yer ofkelenip ,yer yer acıyarak ama çok büyük çoğunluğunda mide bulantısı yaşayarak okuduğum her türlü duygunun yaşandığı bir kitapti...Cahillik, pislik, yanlış yorumlamalar,çocuk saflığı çok içe işleyecek şekilde islenmis.
371 syf.
·1 günde·9/10
Yazar 12 yaşına kadar olan yaşamını anlatıyor aslında 8,9 yaşından başlıyor, 3-4 yılını anlatıyor.Kulleteyn nedir derseniz şeriatın yarattığı sayısız ilkellikten sadece biri ve bu insanlar bu ilkel kuralların hepsine maruz kalıyorlar.Bunun sonucunda "Dedelerden,babalardan neyi nasıl almışlarsa,sürdürdükleri o.Ne değişmekte,ne değiştirmekteler.Ne de böyle bir şeyin olabileceğini düşünmekteler."
Güneş doğuyor. Kendine özgü kokusuyla... Tepelere vurmuş bile. Can yayıyor cömertçe. Taze taze.
Turan Dursun
Sayfa 101 - Kaynak Yayınları
Anlatırken gerçekleri örtme yoluna gidilmemiştir. Olduğu gibi sunulmuştur her şey. Bilindiği gibi dürüstlük,açıklıkta. Kapalılıktaysa karanlık olur. "Tabu"lar karanlıkta yaşarlar.
...biçimler değişse bile, özün; insana, topluma, evrene bakışlarının değişmediğine tanık olunacak. Yüzlerce, binlerce yıl ötelerden getirilen, yırtıldıkça yamanan, dar geldikçe genişletilen giysiler, Tanrı'nın yeni terzileri eliyle biçimlendirilip ve yamanıp Müslüman cemaate yeniden giydirilecek. Politikacılarla el ele verilerek...
Turan Dursun
Sayfa 110 - Kaynak Yayınları
"Dedelerden,babalardan neyi nasıl almışlarsa,sürdürdükleri o.Ne değişmekte,ne değiştirmekteler.Ne de böyle bir şeyin olabileceğini düşünmekteler."
Abdurrahman'ın ölüm haberi, onu çok sarsmıştı.Çok iyi, en iyi dostuydu çünkü... " Tanrı'm niye yardım etmedin...bir firavun muydu ki boğdun onu ırmakta?..."
"Değişmek" mi?
"Ola kurban ne dirsin sen?"

Yine aynı kılıkta, aynı içerikte ağariyordu tanyeri. Yine boş, yine anlamsız. Malları gibi mallaştirilanlar, eskiden nasıl bakıyorlarsa yine öyle bakacaklardı. Babaları gibi, dedeleri gibi, dedelerinin dedeleri gibi.. Öteki karınca yuvalarında olduğu gibi..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kulleteyn
Baskı tarihi:
29 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753430197
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayıncılık
Baskılar:
Kulleteyn
Kulleteyn
"Kulleteyn", "İki kulle" (yaklaşık 13 ton) su demek. Durağan bir suyun temiz ("tahir") sayılabilmesi için Şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun "temiz" di artık. "Pislik" lerle dolu bile olsa... Doluydu zaten. İlk görüşte bataklık bile sayılabilirdi.... Ama madem ki Şeriat temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsa pis olan da oydu... Şeyh, ağa ve molla üçlüsünün eliyle Doğu Anadolu insanlarına "kader" olarak örülmüş yaşamdan bir kesit. İnsanlara yeniden giydirilmek istenen Şeriat'ın nasıl bir ilkellik olduğunu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan bir yapıt. Sömürgenlerince övgüsü yapılan İslam nasıl bir şey? Gün ışığına çıkarılıyor. Doğrudan kaynağından tutulan ışıklarla...
(Tanıtım Bülteninden)
 

Kitabı okuyanlar 230 okur

  • özlem
  • Çağatay
  • Seren Kuzu
  • Tuluhan Pusat
  • Nuri Ertekin
  • DD
  • Alp Günay
  • Özlem KAYA
  • Tanju Arat
  • müge s.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%5.8
25-34 Yaş
%19.2
35-44 Yaş
%42.3
45-54 Yaş
%26.9
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38.9
Erkek
%61.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44 (37)
9
%11.9 (10)
8
%17.9 (15)
7
%7.1 (6)
6
%4.8 (4)
5
%2.4 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%6 (5)