Adı:
Kuyu
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
461
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051559667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Adnan İslamoğulları, Kuyu’da, 12 Eylül’e giden yolun kişisel bir anlatısını, nahif bir aşk hikâyesinin gölgesinde, kuyuların içinden kendi içine seslenen genç bir ülkücünün, Yusuf Sancaktar’ın üzerinden anlatıyor.
“Çanakkale’den Yemen’e, Sakarya’dan Balkanlara kadar “Hey on beşli on beşli” türküsüne şehit güftesi olarak düşen 1315 doğumluların üzerinde yükseldi bu devlet (…)

Kabre sığmayan Ercüment Yahniciler, on dördünde Adem Pekmezciler, Mustafa Daşdangiller, henüz on beşinde bıyığı yeni terlemiş Balıkesirli Kemal Ürerler, sağır ve dilsiz Ahmet Sarpkayalar, Kenanlar, Bekirler, Hüseyinler. Bir iftardan sonra katledilen Ruhi Kılıçkıranlar, ciğerlerine hava basılarak şehit edilen Dursun Önkuzular. Babalarının gözleri önünde katledilen Serdar, Levent ve Uğur Erkenezler…
Onların üzerinde yükseldi bu devlet.
Recep Haşatlılar, Gün Sazaklar, cuma namazı çıkışında bıçaklanarak katledilen Alper Tunga Uytunlar... Vurulduğundan bir gün sonra toprağa düşen, evinin tek oğlu Bekir Çifterler, ailesinin tek çocuğu Bleda Aybars Tekinler, Hikmet Sağlamlar, Dursun İnceler, Refik Aslanlar ve Ahmet Çelikler (…) İşte bunların ve daha nicelerinin üzerinde yükseldi devlet ve biz buna fenafiddevle diyoruz Yusuf Sancaktar… Fenafiddevle bir karakterdir, bir seciyedir, bir ahlaktır, leke kabul etmez ve gökten inmez bir bayraktır, bağımsızlıktır… Hiç tasa etme Yusuf, bizim millet zaten kahramanın yaşayanını değil, ölenini yüreğinde yaşatır ve hak ettiği değeri ölünce verir.”
461 syf.
Darbe döneminin gerçeklerine ancak bu isim yakışırdı: 'KUYU'
Bir Kuyu ile anlatılırdı gerçekler. Ve Adnan İslamoğulları da bir Kuyu ile anlattı gerçekleri, gerçek hallerini. Daha niceler anlatsın, daha niceler olarak anlatalım ki tarihin tozlu raflarına, yırtık sayfalarına düşmesin gerçekler, unutmasın kimse 'Bayrak inmesin Ezan susmasın' diye toprağa can olanları. Kimse unutmasın şişko beylerin kanlı kardeş katlini!.
Ne Yusuf'lar düşdü Kuyulara, ne Yusuf'lar çıkamadı Kuyu'dan. Kuyu kendinden utandı da Kuyu'yu inşaa edenler, Kuyu'ya Yusuf'u atanlar utanmadı.
Rahmet olsun nice Kuyu'larda Elif sevdasından dönmeyenlere.
Rahmet olsun Yusuf yüzlülere..
Rahmet olsun kahpe düzenin yiğitlerine..
Rahmet olsun Devlet tuzağında dâhi Devlet-i Ebed Müddet yolcularına.
Kuyu'yu okumadım ben yaşadım, her satırını, her kelimesini yaşadım. Öyle akıcı ve güzel bir dille betimlenmiş ki; kitap okumadım, film yahut dizi izledim. Kelimeleriyle bütünleştim adeta. Yazar bilinen gerçekleri hikayesine öyle güzel yerleştirmiş ki her şey tam kıvamında içine çekiyor seni. Biter mi acaba diye kapağını açtığım kitabı Allah'ım bitmese diyerek okudum. Sayfaları sonsuza ulaşsın hikâye daha da derine daha da gerçeğe vursun istedim. Gerçeklerin hikâye ile uyumu muazzam bir tat bıraktı bende ve bunu devamının geleceğini bilmek ziyadesiyle mutlu etti beni.
12 Eylül'e uzanan yol İttihatçı torunu, Göçmen bir Türk delikanlısı üzerinden, onun vatan sevgisi, kan hissesi ve sevdası üzerinden akıcı bir dil ile anlatılmış ve betimlemeleri ile zihninizde bir film sahnesine dönüştürülmüş.
Sağ ve Sol'un oluşumu, işleyişi ve Vatan evlatlarının devlet eliyle nasıl kıyıma bırakıldığı anlatılıyor. Kâh Kosova'lı bir ailenin sofrasında mişoriz yiyorsunuz, Kâh Fenafiddevle aşinası bir masada Devlet sohbetine giriyorsunuz. Kâh örgüt eylemelerine, Kâh kardeş sevgisine kavuşuyorsunuz. Kısacası 12 Eylül'ün senaryosunun özetini okuyacaksınız.
Gerçekleri hikâyeye özümsetip böyle güzel bir tat ve merak bırakan Adnan İslamoğulları'na okuru olarak teşekkür ederim.
Ayrıca eser ile beni tanıştıran Oğuzhan Saygılı hocama ve Kitap Şuuru ailesine çok teşekkür ederim.
461 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yusuf Sancaktar'ın derin devlet ilişkileri, sol bir örgüt içinde yaşadıkları ve etrafında gelişen olayları ve 12 Eylül'e giden yolu anlatmaktadır.
Sancaktar'ın hikayesi İzmir'e giderken bir otobüs yolculuğunda başlamaktadır yanında oturan, karşısına çıkan gittiği yerde kendim tanıdım sandığı kişiler aslında onu tanımaktadır.
Önce teyzesi, sonra gördüğü rüya, bir falcı kadının ısrarla baktığı falında Yusuf bir kuyunun içindedir yılanlarla dolu bir kuyunun içinde Yusuf aslında içinde bulunduğu durumun da tehlikeninde farkındadır ya o kuyudan çıkacaktır ya da o kuyuda kalacaktır.
Sevgilisi Defne'ye karşı şüpheleri ama o şüpheden bildiklerinden daha ağır basan aşkın gölgesinde yaşananlar çok güzel bir şekilde bağlanarak anlatılıyor.
Kitabı çok sevdim olayların arasında ki bağlantılar ise ustalıkla ele alınmış, kitabın son sayfasına geldiğimde bittiğine yaşadığım hüznü "Birinci Cildin Sonu" yazısı dağıtıverdi. İkinci kitabı da heyecanla beklemekteyim.

Bu kitabı #kitapşuuru çekilişinden kazanmıştım kitabı okumama vesile olan çekilişleriyle her hafta birbirinden güzel kitap dağıtan OĞUZHAN SAYGILI Kitap Şuuru 'na da çok teşekkür ederim.
#kitapşuuru
461 syf.
·Beğendi·10/10
Kuyu, roman yönüyle Türk Edebiyatında yeni bir nefes yeni bir ses olarak ortaya çıkarken konusu ile yakın dönem ve 12 Eylül ile ilgili yazılmış eserlerde de en başta yerini alıyor. Ayrıca bir ders kitabı mahiyetinde yakın dönemden ders almak adına okuması gerekli eserlerden oluyor. Genç nesillerin kuyu ile karanlık ellerin bir daha memleketin ortasına kuyu kurmalarına mani olmak için okunması, okunması, okunması geren bir eser. #Kitapşuuru
461 syf.
·50 günde·Puan vermedi
Kuyu, itihatçı bir gelenekten gelen göçmen bir ailenin mensubu olan Yusuf Sancaktar üzerinden anlatılmaktadır. Kah olaylar arasında yapılan telmihlerle, kah benzetmelerle tarihi kişiliklere de anlamlı bir şekilde değinilmiştir.
Kuyu, İslamoğulları’nın gerek üslubu, gerek akıcı anlatımıyla Türk Edebiyatı'nında roman türüne yeni bir soluk katmış ve 12 Eylül hakkındaki eserler arasında en baştaki yerini almaktadır. Kesinlikle bahsi geçen dönem için okumanız gereken kaynaklardan biri. Bu kitabı bana ulaştıran Kitap Şuuru 'na hürmetlerimi sunarım. (:
461 syf.
·Beğendi·10/10
Adnan İslamoğulları / Kuyu.
1962 yılında Bursa'da doğan yazar, ilk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamlamıştır. Üniversite eğitimini yarıda bırakarak, basın ve yayın alanına yönelmiş pek çok gazete ve dergide yazarlık ve yöneticilik yapmıştır.
12 Eylül ve Ülkücüler.
1980 öncesi Türkiyedeki olan olaylar, ne yazık ki tam olarak aydınlatılamamıştır. Sıkıyönetim ilan edilmesine rağmen, günde 30'un üstünde gencin öldürüldüğü, siyasi olaylara sağ-sol çatışması adı verilerek olayların küçümsendiği, dışarıdan desteklenen pek çok sol örgüte karşı, önlem alması gereken devletin zaafa düşürüldüğü, neredeyse herkesin kendine göre bir derin devlet olgusu oluşturarak kendi işine baktığı bir süreçtir. Bu süreçte en şanssız olan da ülkücülerdir. Ya Amerikancı olarak suçlanmışlardır ya da derin devletin kendilerini kullandığını iddia etmişlerdir. Bugün dönüp geriye baktığımızda, Amerika'nın kullandığı insanlara nasıl sahip çıktığını hepimiz görüyoruz, derin devlet dendiği zamanda kimin veya hangi derin devlet olgusunun ciddi anlamda sorgulanması gerekiyor. Çalan bir düdükle başlayan 12 Eylül hareketi, tüm olayları bitirmiştir. Bir gün öncesinde sıkıyönetime rağmen olayları engelleyemeyen, silahlı kuvvetlerin ertesi gün tüm ülkeye hakim olmasının mantığı izah edilebilecek gibi görünmemektedir.
12 Eylül'den sonra ülkücüler kendi değerlendirmelerini yapmaya çalışmışlardır. Zihni Açba, Lütfi Şehsuvaroğlu ve ihtilalin 10. yılında Yeni Düşünce gazetesinin açmış olduğu yarışmada Ömer Lütfi Mete'nin Çığlığın ardı Çığlık adlı romanı buna örnek olarak gösterilebilir.
Adnan İslamoğulları'ın Kuyu kitabına gelince...
Kitap kapak tasarımıyla çok dikkat çekici olmuş, sayfalarını karıştırdığınız zaman neredeyse 1000 sayfalık bir kitabın 460 sayfaya sıkıştırıldığını görüyoruz. Demek ki yazarın anlatacağı çok şey var, kitabın son sayfasına gelince, birinci cildin sonu yazısı anlatılacakların devam edeceğini göstermektedir.
Kosovalı göçmen bir ailenin oğlu olan Yusuf Sancaktarın etrafında gelişen olayların anlatıldığı ve Yusuf Sancaktarın derin devletle ilişkilerini, onun sol bir örgüte egemen olarak, sol örgütlere zarar vermek ve vatanını korumaya yönelik duruş ortaya koymaya çalışmasını anlatmaktadır. Anne- babaların evlatlarına duymuş olduğu sevgiye rağmen, onların kararlarına duyduğu saygı, iki gencin birbirine duymuş olduğu sevgi ve Anadolu insanının birbirine destek olmak için güven duygusuyla neleri göze alabileceği, çok güzel bir şekilde gözler önüne serilmektedir.
Sanırım yazar ikinci ciltde de 12 Eylül'ün başlaması ile birlikte insanlarımıza uygulanan zulmü tüm detaylarıyla ortaya koyacaktır. Okuyucusunun bol olması dileğiyle.
#Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
461 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Arka kapak yazısında da belirtildiği gibi Kuyu, 12 Eylül’e giden yolun kişisel bir anlatısı... Bu yoldaki kardeş kavgaları, kardeş kanını akıtmak isteyenlerin sinsi oyunları, bu oyunu durdurmaya çalışan ülkücülerin çabaları...
Okurken hem düşünüyor hem ağlıyorsunuz. Ağlarken düşündüren, düşündürürken ağlatan bir roman yazmış Adnan Bey :)
Romanda yer yer sıkıldığım, olayların akmadığı anlar oldu ama bütüne bakıldığında gerçekten iyi bir iş, iyi bir eser çıkmış ortaya. Özellikle kitabın yarısından itibaren fazlaca heyecanlı ve hüzünlü sahneler var. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
İkinci cildi merakla bekliyorum.
#kitapşuuru

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuyu
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
461
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051559667
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Adnan İslamoğulları, Kuyu’da, 12 Eylül’e giden yolun kişisel bir anlatısını, nahif bir aşk hikâyesinin gölgesinde, kuyuların içinden kendi içine seslenen genç bir ülkücünün, Yusuf Sancaktar’ın üzerinden anlatıyor.
“Çanakkale’den Yemen’e, Sakarya’dan Balkanlara kadar “Hey on beşli on beşli” türküsüne şehit güftesi olarak düşen 1315 doğumluların üzerinde yükseldi bu devlet (…)

Kabre sığmayan Ercüment Yahniciler, on dördünde Adem Pekmezciler, Mustafa Daşdangiller, henüz on beşinde bıyığı yeni terlemiş Balıkesirli Kemal Ürerler, sağır ve dilsiz Ahmet Sarpkayalar, Kenanlar, Bekirler, Hüseyinler. Bir iftardan sonra katledilen Ruhi Kılıçkıranlar, ciğerlerine hava basılarak şehit edilen Dursun Önkuzular. Babalarının gözleri önünde katledilen Serdar, Levent ve Uğur Erkenezler…
Onların üzerinde yükseldi bu devlet.
Recep Haşatlılar, Gün Sazaklar, cuma namazı çıkışında bıçaklanarak katledilen Alper Tunga Uytunlar... Vurulduğundan bir gün sonra toprağa düşen, evinin tek oğlu Bekir Çifterler, ailesinin tek çocuğu Bleda Aybars Tekinler, Hikmet Sağlamlar, Dursun İnceler, Refik Aslanlar ve Ahmet Çelikler (…) İşte bunların ve daha nicelerinin üzerinde yükseldi devlet ve biz buna fenafiddevle diyoruz Yusuf Sancaktar… Fenafiddevle bir karakterdir, bir seciyedir, bir ahlaktır, leke kabul etmez ve gökten inmez bir bayraktır, bağımsızlıktır… Hiç tasa etme Yusuf, bizim millet zaten kahramanın yaşayanını değil, ölenini yüreğinde yaşatır ve hak ettiği değeri ölünce verir.”

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Müslüm Köse
  • Burhan Kâzım ÇALIK
  • Hakan
  • Gaye Nur Avşar
  • fatih oğhan #KitapŞuuru
  • Aybüke
  • Bahadır Karabuğa
  • Mustafa
  • Tuğçe
  • Mustafa Parlatan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (6)
9
%0
8
%12.5 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%12.5 (1)
2
%0
1
%0