Giriş Yap

Matematik ve Korku

Adam oğlunu arabası ile okula götürüyor yolda bir kaza oluyor ve baba ölüyor.Çocuk ağır yaralı ambulans geliyor çocuğu hastaneye kaldırıyorlar.Çocuğun hemen ameliyat olması gerekiyor ameliyat masasına yatırıyorlar.Çok geçmeden cerrah içeri giriyor ve bu çocuğu görür görmez -Ben bu çocuğu ameliyat edemem diyor bu benim oğlum... acıklı öykümüz bitti .Ne olup bitiyor çocuğun iki babası mı var Hayır çocuğun iki babası yok.. Babalardan bir üvey mi? Hayır.Cerrahın oğlu yaralanan çocuğa çok mu benziyor? Hayır.Son derece doğal. Beynimizi nasıl kalıplara girdiğine çok güzel bir örnektir bu bilmece. Beynimiz öylesine kalıplaşmış ki cerrahın kadın olabileceğini yani çocuğun annesi olabileceğini düşünemiyoruz bile... kadın erkek eşitliğinden yana olabiliriz ama eşitsizlik biz ayrımına varmadan beynimize işlemiş
·
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Ne bela şeymiş şu ajanda!...Onun yüzünden çalışmaya, kitap okumaya vaktim kalmıyor. Eskiden ne güzel unuturdum randevuları. Halbuki şimdi her şey yazılı... Çalışmaya vaktim kalmıyor, ajandayı atacağım.
Sonunda düştüm de kurtuldum
Her taraf kar içinde. Dört defa düştüm yollarda. Hele dördüncüsü çok komik oldu. Ama Allah'tan kimse görmedi. On saniye dengemi bulamadım, ama düşmedim de... Düşsem kurtulacağım, ayaklarım düğümlendi, bir öne bir arkaya... Bir türlü düşemedim ki... Sonunda düştüm de kurtuldum.
Yine de aileye karşı değilim. Benim karşı olduğum, erkeğin kadından imza istemesi, bir çeşit güvence. Çünkü evlenme denilen adeti erkeğin çıkardığı, biraz aile hukuku okuyunca apaçık ... Aile hukuku, evdeki iş bölümünden yatak odasına kadar herşeyi belirliyor. Kadın ev işleri ile ilgilenecek, ailenin şefi erkek . .. Kadın erkekle yatmak istemese bile, erkeğin kadını zorlamaya hatta ırza geç­meye hakkı var; üstelik kadının böyle bir durum karşısında hiçbir hukuksal hakkı yok. Evliliğin daha temeli eşitsizliğe dayanıyor. Erke­ğin üstünlüğü böylece en küçük sosyal birimde kendini gösteriyor. Ben kağıt imzalama töreninin başka bir rolünü göremiyorum. (... )
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Korku denli insanı yönlendiren, zamanına göre güç veren, zamanına göre zayıflatan bir duygu az vardır. Korkudan nefret, saygı, alay, cesaret, hatta tüm duyguların bir alaşımı da doğabilir. Matematikten ve genel olarak bilimden sokaktaki insan korkar. Bilinmeyenin yarattığı bir korkudur bu, karanlıktan duyulan korkuya benzer. Salt sokaktaki insana özgü değildir bu duygu. Bir matematikçi de aynı duyguya kapılabilir. Ama matematikçi o duyguyu yenmesini bilir. Önünde yıllarca çözülememiş bir problem ve bir tutam beyaz kağıt vardır. Edilgen kalmaz matematikçi. Sorunun bir kıyısından dalar, olmadı bir başka kıyısından... Kolay kolay pes etmez, yıllarını, hatta yaşamını adar soruna. Matematikçi yenilirse korkudan değil, mertçe bir savaştan sonra yenilmiştir. Ve kim bilir, belki de sorunun ileride çözülmesine bir katkısı olmuştur. Bir gerçeğe bir yaşam adanmış, çok mu?
·
2
9
84 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17