İdare eder diyebileceğim bir korku ve gerilim romanı. Jacques ve eşi Simone, arkadaşları Bernard ve Martha ile bir yolculuğa çıkar ancak yoğun kar yağışı sebebiyle bir şatoya sığınmak zorunda kalırlar. Şatoda karşılaştıkları insanlar olan Gilbert, Tristan, Albertine, Djalli kesinlikle normal insanlar değillerdir ve Bernard hariç hepsinin en uzun kabusları olur o gece. Bernard için ise kabus hiç bitmeyecektir. Okunabilir bir roman olmuş.
İki çift arabalarıyla tatile giderlerken çok şiddetli bir kar fırtınasına yakalanırlar, benzinleri bitmek üzereyken yakınlarında bir şato görüp oraya sığınmak isterler. Ancak şatodaki uşak ve annesi onları şato konusunda uyarır ve içeri almak istemezler; fakat soğuktan donmak üzere olan dört arkadaşın ısrarlarına dayanamayıp onları şatoya kabul ederler.
Sığındıkları şato çok gizemlidir; çünkü eşyaların tümü eski devirlerden kalmalarına rağmen sanki dün yapılmış gibi görünmektedirler. Şatodaki uşak çiftleri kalacakları odalarına çıkarır. Bernard ve karısının kalacakları odanın duvarında çok güzel bir kızın portresi vardır. Odayı incelediklerinde yatağın altında bir tabut bulurlar.
Tabutu açtıklarında tabutta yatan kızın portredeki genç kız olduğunu fark ederler. Genç kız ölü gibi görünmesine rağmen aslında canlıdır. Odadan kaçmak zorunda kalan Bernard'la karısı ve diğer çift acaba bu gizemli şatodan kurtulabilecekler mi? İnsanların bedenlerini ve ruhlarını ele geçirerek yaşayan bu genç kız onları da ele geçirebilecek mi? Korku dolu bu şatoya giren insanların başına neler gelmişti?
Kitabı beğendim. Güzel başladı ve gerçekten konusu sardı. Ama sonlara doğru saçmaladı. Kimin kime dönüştüğünü anlamadım. Korkunç değildi. Ama yine de okunabilir.
Şimdiye kadar okumadığım tarzda bir kitap. İlk başta heyecanla başladığım kitap sonraları yerini korkuya bıraktı.Ne olacak acaba diye kitabı bitirmeden uyuyamadım.Kitabı bitirdiğimde saat 2:30 du gecenin sessizliği ile birlikte korktuğum için uyuyamadım.Gerçekten canlıların yerine geçmek isteyen ölüler var mıydı.Yoksa yazarın hayal dünyası mıydı?
Okurken film izliyormuş hissine kapıldım genelde korku filmi de sevmem benim için ayrı bir tecrübe oldu...
Kitabın kurgusu oldukça zayıftı.
Dört arkadaşın kar fırtınasında mahsur kalmalarıyla başlıyor. Ve yakınlarda bulunan şatoya gitmeleriyle devam ediyor.Kapıyı üç kere tıklatmalarıyla baslayan bir macera diyebilirim. Kurgusu fena sayılmaz , korku konulu olmasına rağmen korku uyandırmadı.
Malikane ölü ruhların elinde ve oraya giden insanların bedenlerine ihtiyaçları var. Bir nevi yer değiştirme yapılacak. Ve burada adım attıklarından itibaren zaman geçmiyor.
Okusanız da olur okumasanızda. Benim gibi kapağına bakıp beklentiye düşerseniz, hayal kırıklığına ugrarsınız...
Gotik tarz kitaplara bir sevdam olduğu inkar edilemez bir gerçek. O eski havayı seviyorum. Çok dikkat cekici bir kurgusu olduğunu söyleyemem ama çok keyif alarak okudum.
Kitabın başlangıcı çok klasik gelmiş olmasına rağmen çok ilginç bir şekilde ilerleyen sayfalarda merakla okudum. Başlangıçta dört arkadaş yoğun kar yağışında yolda mahsur kalıp bir şatoya sığınıyorlar ve orada bir takım gerçek ancak ruhani olaylar yaşıyorlar. Kitabın son sayfasına kadar tam olarak ne olduğunu asla anlayamıyorsunuz ve bu benim çok hoşuma gitti.
Zamanın ve mekanın farklı bir boyut kazandığı bu kitap, büyük korkular yaşatmasa da gerilim yaratıyor. Kitabın başından sonuna kadar zihnimde karanlık mekanlar, dalgalanan duvarlar canlandı. Betimlemeler ve genel olarak kitabın dili ağır değil bu nedenle zevkle hızlı bir şekilde okudum.
İki çift tatile giderken kar fırtınasında kalılar ve yakınlarındaki eski bir şatoya sığınırlar. Gariplikler ilk baştan kendini gösterse de soğuktan donmaktansa bu korkunç yere sığınmayı tercih ederler. Verilen odada yatağın altında bir tabut ve içinde genç kuz cesedi vardır. Gece yarısından sonra herşey değişir ve cesetler canlanır onların ruhlarını almak için onları mezarlığa götürmeye çalışırlar.
Bu lanetli şatodan kurtulabilecekler mi?
Kitaplığımda uzun zamandır bekleyen merak ettiğim bir kitaptı. Gerilim okumaya yeni başlayanlar için tavsiye edeceğim bir kitap. Heyecanla okunuyor.
Türü sevenlere tavsiye ederim.
Sizler, kabusunuzu kendimizle birlikte taşıyorsunuz.
Bütün mesele, bu serüvenin içinde nelerin gerçek olduğunu bulablmekti.
Arka kapak:
O, bir kere lanetlenmişti ve başkalarının ruhlarını ele geçirerek besleniyordu.
İki çift arabalarıyla tatile giderlerken çok şiddetli bir kar fırtınasına yakalanırlar, benzinleri bitmek üzereyken yakınlarında bir şato görüp oraya sığınmak isterler. Ancak şatodaki uşak ve annesi onları şato konusunda uyarır ve içeri almak istemezler; fakat soğuktan donmak üzere olan dört arkadaşın ısrarlarına dayanamayıp onları şatoya kabul ederler.
Sığındıkları şato çok gizemlidir; çünkü eşyaların tümü eski devirlerden kalmalarına rağmen sanki dün yapılmış gibi görünmektedirler. Şatodaki uşak çiftleri kalacakları odalarına çıkarır. Bernard ve karısının kalacakları odanın duvarında çok güzel bir genç kızın portresi vardır. Odayı incelediklerinde yatağın altında bir tabut bulurlar.
Tabutu açtıklarında tabutta yatan kızın portredeki genç kız olduğunu fark ederler. Genç kız ölü gibi görünmesine rağmen aslında canlıdır. Odadan kaçmak zorunda kalan Bernard'la karısı ve diğer çift acaba bu gizemli şatodan kurtulabilecekler mi? İnsanların bedenlerini ve ruhlarını ele geçirerek yaşayan bu genç kız onları da ele geçirebilecek mi? Korku dolu bu şatoya giren insanların başına neler gelmişti?
Korku romanları sevenleri her sayfasıyla büyüleyen bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız..
Gerilim , korku tarzında şeylerden hoşlandığım için dikkatimi çekti ve aldım. Keşke almasaymışım. Açıkçası ben pek beğenmedim. Saçma sapan bir konusu var. Sonunu getirene kadar çok sıkıldım. Yahut ben belki de korkuya alıştığım için bana böyle gelmiş olabilir. Ama bence kitap okumaya başlayacak olan birisi için ilk kitap bu olmamalı. Tavsiye etmem.
Asıl adı Andre Duquesne'dir. Diğer kullandığı isimler şöyledir; Jean-Jacques Alain, Kentsel Farrel, Herbert Ghilen Jules Hardouin, Jim Hendrix, Henry LERN Andre Ollivier, HT Perkins, FM Roucayrol, Diego Suarez, Van Rhyn Jehan Percy Williams.