Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2022 181. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2022 05:43
Mutlu Sabahlar / Geceler! Mesnevi eserlerini toplayana kadar çatladım. Genel olarak Mevlana ve onun eserlerini toplayana kadar perişan oldum. Çünkü yayın hakkının kimde olduğu o kadar belirsiz ki, koskoca adamın 5 tane kitabı var ya da bize ulaşan bildiğimiz 5, gelip görelim ki 100 tane kitap baskısı var. Böyle olunca da diğerlerinin bu 5 eserin özeti niteliğinde olduğu aşikar. Hatta eminim ki bazı hurafeler, anonim olarak bilinen yazılar da basılan kitaplarına eklenmiştir. Çünkü çok kaliteli yayınlar tarafından yapılan baskıların yanına ne olduğu belirsiz baskılar da eklenmiş. Bu durum beni oldukça üzüyor ve daha evvel de belirttiğim üzere bazı yazarın orijinal eserleri ve bunlardan üretilen eserlerinin ayrı ayrı gruplanması gerektiğini bazen dile getiriyorum. Bunun akabinde genel bir düzenlemenin artık imkansız hale geldiğini görüyorum. Çünkü adeta yemin edip kanıtlayamayacağımız bir durum yaşıyoruz. Neye göre yok sayacağız, ha demeye sorup öğreneceğimiz kaynaklar yok. Aynı zamanda belirli bir düzenleme yaptığım için bunu da kitap incelemesinde belirteceğim. Yine aynı zamanda Akçağ Yayınları muazzam bir baskı hazırlamışlar. Onları da Mesnevi serisinde birleştirdim. Ben ise Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinde yayımlanmış olan baskısını okudum. Aynı zamanda bu 3 paragraf ve benzer özellikleri içerecek diğer paragraflar, diğer incelemelerimde de yer alacaklardır. Bunu belirtelim. Sonuç olarak amaç bilgilendirmek, elimden geleni yapıyorum. Aynı zamanda Mevlana’nın toplam 5 eseri bulunuyor demiştik. Bunlar: Divan-ı Kebir, Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seba – Yedi Meclis, Mektubat ile şu an okuduğumuz Mesnevi serisinin kitapları. Diğer eserlerine ise daha sonra bakacağım. Şu an uzun soluklu bir seri malum. Ana eserler bunlar ki bunu da bilgilendirme amaçlı belirtiyorum. Yine
Mesnevi 3Mevlana Celaleddin-i Rumi · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1988275 okunma
Puan vermedi·396 syf.··
2010 33. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2010 00:00
Mesnevi tarzı okumalara başlamak için önce Sadi'nin Gülistan ve Bostanı okunarak bir alt yapı oluşturup,daha sonra Mesnevi ile Tasavvufu, hikmetli sözler ,ibretliklik hikayeler üzerinden okumak uygun olabilir. Mesnevî beyitin iki dizesi birbiri ile uyaklı 6 ciltten oluşan bir eser. Mevlânâ, Mesnevî'sinde tasavvufi fikir ve düşüncelerini, birbirine eklenmiş hikâyeler hâlinde anlatmış. Mesnevi, Şefik Can çevirisinde dip notlar ile çalışılmış.Bu da bize hikayeleri, bir ders gibi okuma imkanı sunuyor. Mesnevi'ye Mevlana'nın yazdığı önsözden bir bölüm: Mesnevi Rabbül alemin tarafindan ilham olunmuş bir kitaptır. Batıl,onun ne önünden gelebilir ,ne ardından.Allah onu korur. Kur'an'ı Kerim'den bir ayet: Elleriyle bir kitap yazıp,sonra onu ,az bir bedel karşılığında satmak için ,"Bu Allah katındandır" diyenlerin vay haline ! Vay ellerinin yazdıklarından dolayı onlara,vay kazandıkları o vebal yüzünden onlara! Bakara suresi 79. Ayet
Mesnevi Tercümesi Cilt - 3Mevlana Celaleddin-i Rumi · 2020275 okunma
10/10
·396 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2025 19:04
Abdülbaki Gölpınarlı'nın görüşüne göre Mesnevi'nin ilk cildi, 1258 (milâdî) yılında yazılmış, ikinci ciltin yazılması altı yıllık bir aradan sonra gerçekleşmiş. Farklı rivayetler doğrultusunda tamamının 8-10 yıllık bir zamanda yazıldığı kabul edilen Mesnevi'nin üçüncü cildinin 1265 (milâdî) yılı veya sonrasında tamamlandığını söylemek mümkün. Her fırsatta önemli bir düşünür olduğu telaffuz edilen Mevlânâ'nın ve dolayısıyla Mesnevî'nin, günümüzde bizzat yaşadığı ve eser verdiği topraklarda yeteri kadar tanındığı ve anlaşıldığını söylemek çok zor. Gücün erdemden, nobranlığın nezaketten, kurnazlığın ve düzenbazlığın dürüstlükten daha çok rağbet gördüğü bir iklimde belki de buna çok şaşırmamak lâzım. Mesnevi'nin 3. cildinin önsözünün başlarında şöyle bir ifade geçmekte: "Çölde susayıp su arayan, denizlerin varlığını bilmekle beraber, suyu aramaktan geri kalmaz." (sayfa 5) Tıpkı Bayezid-i Bistâmi'nin "Her arayan bulamaz lâkin bulanlar arayanlardır" dediği gibi. Mesnevî'nin değeri ve önemi, çevirmen notunda şöyle belirtilmiş: "Herkes istidâdı nispetinde ondan (Mesnevî'den) bir şey anlar, dolayısıyla istifâde eder. Kimi hikâyelerini dinler zevk alır, kimi kıssanın hissesinden feyz alır, yâni hikâyelerin ötesinde bulunan hakîkatlerin sırrına erer." (sf. 226) Eserin üçüncü cildi de öncekiler gibi, dopdolu ve çok değerli bir içeriğe sahip. Namaz ibadetinin nasıl bir ruh haliyle ifa edilmesi gerektiğini anlatan ve kul ile yaratıcı arasındaki temsilî bir konuşmanın yer aldığı 196 ve 197'nci sayfalar çok çarpıcı. Eserde yer alan diğer önemli konular ve bunlara ait alıntılara ait linkler aşağıda görülmekte. KONU ALINTI LİNKİ SAYFA NO Allah’ın büyüklüğünü idrak ve konuşmada
Mesnevi Tercümesi Cilt - 3Mevlana Celaleddin-i Rumi · 2020275 okunma
Müthiş
10/10
·395 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:00
3. Cilt diğer iki cilde göre daha içe dönük anlatılmış. Bir defa okunup geçilecek bir kitap değil. Bir başucu kaynağı olmalı. Okumakta geç kaldığım bir kitap.
1000Kitap
Mesnevi Cilt 3Mevlana Celaleddin-i Rumi · Akçağ Yayınları · 2012275 okunma
Puan vermedi
İçindeki konu çeşitliliği, çağrışım yoluyla yazılan ve iç içe geçmiş hikâyeleri, felsefî sonuçları, âyetlerden, hadislerden, kelâm-ı kibâr denilen büyük insanlara ait sözlerden alıntıları, bunların şerhleri, üç büyük dinle ilgili olarak anlatılan olaylarla, ele alınan meselelerle bir kültür ansiklopedisi, bir başka deyişle dinler tarihi ansiklopedisidir Mesnevi. Mânâ yönü ağır bastığı için de bu şaheserin bir başka adı "Mesnevî-i Ma'nevî"dir. Dünyanın belli başlı bütün dillerine çevrilmiş sekiz asırlık bu dev eser her gün artan bir ilgiye mazhar oluyor. Mesnevi üzerine Türkçe'de ve dünya dillerinde gün geçmiyor ki yeni bir kitap, yeni bir çalışma çıkmasın ortaya.
Mesnevi Cilt 3Mevlana Celaleddin-i Rumi · Akçağ Yayınları · 2012275 okunma
Zikrullah daimidir
Puan vermedi·395 syf.··
2022 52. kitabı
Adamın biri her zaman "Allah Allah" diye zikreder bu zikirden dolayı ağzı bal yemiş gibi tatlanırdı. Bir gün şeytan gelip : - "Ne durmadan Allah Allah deyip duruyorsun bunca zamandır Allah demene karşılık bir kerecik olsun Allah (c.c) "lebbeyk kulum." dedi mi sana... Hiç sende utanma sıkılma yok mu? Daha ne kadar Allah deyip duracaksın?" dedi. Bunun üzerine adam utandı sıkıldı zikri bıraktı. Gönlü kırılmış bir halde yattı uyudu. Rüyasında Hz. Hızır'ı gördü. Hızır ona : - "Neden yaptığın güzel işi terk ettin "Allah Allah" diye zikretmeyi bıraktın." dedi. Adam : - "Yaptığım onca zikre karşılık verilmedi. "lebbeyk-buyur-" sesi gelmedi. Kapıdan kovulmaktan korktum." dedi. Bunun üzerine Hz. Hızır : - "Senin Allah demen, Allah'ın (c.c) lebbeyk kulum - buyur kulum - demesidir. Allah (c.c) isminin zikrini herkese nasip eder mi, bunu sana nasip etmesi az şey mi?. dedi.
Din İslam
Mesnevi Cilt 3Mevlana Celaleddin-i Rumi · Akçağ Yayınları · 2012275 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mevlana Celaleddin-i RumiYazar · 122 kitap
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında 'Bilginlerin Sultânı' ünvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Feridüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Feridüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kufe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Musâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler. Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de 'mutlak kemâlin varlığını' cemalinde de 'Tanrı nurlarını' görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizi'nin yerini doldurmaya çalıştılar.