Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·347 syf.··
Beğendi
·
2022 182. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2022 02:38
Hayırlı Geceler! Mesnevi eserlerini toplayana kadar çatladım. Genel olarak Mevlana ve onun eserlerini toplayana kadar perişan oldum. Çünkü yayın hakkının kimde olduğu o kadar belirsiz ki, koskoca adamın 5 tane kitabı var ya da bize ulaşan bildiğimiz 5, gelip görelim ki 100 tane kitap baskısı var. Böyle olunca da diğerlerinin bu 5 eserin özeti niteliğinde olduğu aşikar. Hatta eminim ki bazı hurafeler, anonim olarak bilinen yazılar da basılan kitaplarına eklenmiştir. Çünkü çok kaliteli yayınlar tarafından yapılan baskıların yanına ne olduğu belirsiz baskılar da eklenmiş. Bu durum beni oldukça üzüyor ve daha evvel de belirttiğim üzere bazı yazarın orijinal eserleri ve bunlardan üretilen eserlerinin ayrı ayrı gruplanması gerektiğini bazen dile getiriyorum. Bunun akabinde genel bir düzenlemenin artık imkansız hale geldiğini görüyorum. Çünkü adeta yemin edip kanıtlayamayacağımız bir durum yaşıyoruz. Neye göre yok sayacağız, ha demeye sorup öğreneceğimiz kaynaklar yok. Aynı zamanda belirli bir düzenleme yaptığım için bunu da kitap incelemesinde belirteceğim. Yine aynı zamanda Akçağ Yayınları muazzam bir baskı hazırlamışlar. Onları da Mesnevi serisinde birleştirdim. Ben ise Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinde yayımlanmış olan baskısını okudum. Aynı zamanda bu 3 paragraf ve benzer özellikleri içerecek diğer paragraflar, diğer incelemelerimde de yer alacaklardır. Bunu belirtelim. Sonuç olarak amaç bilgilendirmek, elimden geleni yapıyorum. Aynı zamanda Mevlana’nın toplam 5 eseri bulunuyor demiştik. Bunlar: Divan-ı Kebir, Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seba – Yedi Meclis, Mektubat ile şu an okuduğumuz Mesnevi serisinin kitapları. Diğer eserlerine ise daha sonra bakacağım. Şu an uzun soluklu bir seri malum. Ana eserler bunlar ki bunu da bilgilendirme amaçlı belirtiyorum. Yine genel
Mesnevi 4Mevlana Celaleddin-i Rumi · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1988233 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2010 33. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2010 00:00
Mesnevî beyitin iki dizesi birbiri ile uyaklı 6 ciltten oluşan bir eser. Mevlânâ, Mesnevî'sinde tasavvufi fikir ve düşüncelerini, birbirine eklenmiş hikâyeler hâlinde anlatmış. Şefik Can çevirisinde dip notlar ile çalışılmış.Bu da bize hikayeleri, bir ders gibi okuma imkanı sunuyor. Bu tarz okumalara başlamak için önce Sadi'nin Gülistan ve Bostanı okunarak bir alt yapı oluşturup,daha sonra Mesnevi ile tasavvufu hikmetli sözler ,ibretliklik hikayeler üzerinden okumak uygun olabilir. Mesnevi'ye Mevlana'nın yazdığı önsözden bir bölüm: Mesnevi Rabbül alemin tarafindan ilham olunmuş bir kitaptır. Batıl,onun ne önünden gelebilir ,ne ardından.Allah onu korur. Kur'an'ı Kerim'den bir ayet: Elleriyle bir kitap yazıp,sonra onu ,az bir bedel karşılığında satmak için ,"Bu Allah katındandır" diyenlerin vay haline ! Vay ellerinin yazdıklarından dolayı onlara,vay kazandıkları o vebal yüzünden onlara! Bakara suresi 79. Ayet
Mesnevi Tercümesi Cilt - 4Mevlana Celaleddin-i Rumi · Ötüken Neşriyat · 2020233 okunma
Puan vermedi
Dünyanın belli başlı bütün dillerine çevrilmiş sekiz asırlık bu dev eser her gün artan bir ilgiye mazhar oluyor. Mesnevi üzerine Türkçe'de ve dünya dillerinde gün geçmiyor ki yeni bir kitap, yeni bir çalışma çıkmasın ortaya. Mevlana'yı en iyi ancak elimizde doğru, aslına en çok yaklaşan bir çeviri varsa anlayabileceğimiz düşüncesinden hareketle, Türkçe'de ilk defa, Farsça asıllarının Latin harfleriyle yazılmış halini yan sayfada vererek, bütün Mesnevi'yi nazım olarak yayımlıyoruz.
Mesnevi Cilt 4Mevlana Celaleddin-i Rumi · Akçağ Yayınları · 2012233 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 62. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 20:36
Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin kendisiyle özdeşleşen 6 ciltlik eseri Mesnevi'nin dördüncü cildinin okunması güzel bir okuma etkinliği (#289551618) vesilesiyle gerçekleşti. Mevlânâ'nın yaşadığı dönemde, Selçuklu Devletinin çöküşü ve Moğol etkisinin Orta Doğu'nun siyasi atmosferini şekillendirdiği göz önüne alınırsa; Mesnevi’nin yazımının Büyük Selçuklu Devleti’nin dağılması ve Moğol akınlarının yarattığı belirsizlik ortamında gerçekleştiği, bu siyasi çalkantıların ruhani ve tasavvufi arayışları derinleştirdiği, Mevlânâ'nın eserlerine de dolaylı biçimde yansıdığı söylenebilir. Mesnevî'yi Kur'anın ayetlerinin sıralandığı, nüzul sebeplerinin belirtildiği ve fıkhî hükümlerin yer aldığı klasik bir tefsir olarak değerlendirmek mümkün değil fakat, Mesnevî; Kuran'da geçen nefs, kalp, akıl, aşk, sabır, kibir, tevbe, hidayet, dalalet gibi temel kavramları ele alan, Mevlânâ'nın kendi ifadesiyle Kur'an'ın "özünün özünün özü" olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla, Mesnevî, Kur'an merkezli bir metin olup; hikâye ve alegori araçlarını kullanarak ayetlerin psikolojik, ahlâki ve manevî açılımını yapmakta. Dördüncü cilt (Mesnevi Tercümesi Cilt - 4), önsözdeki "Bu, faideleri çok olan, yüce olan konakların en güzeline dördüncü göçtür" ifadesiyle başlıyor. Nasıl uzun bir yolculuğa tazelenme, dinlenme, temel ihtiyaçlarını giderme molaları veriyorsak; Mesnevî'nin her bir cildi, içsel /manevî yolculuk sürecindeki birer göç adeta. "Konak" sözcüğünü de; yolcunun kişisel menkıbesini aradığı bu yolculukta ilerlerken ulaştığı ve her birinde bir süre durup olgunlaştığı ruhsal durak olarak açıklamak mümkün. Tabi ki bu konaklar fiziksel bir yeri değil, kalpte
Mesnevi
Mesnevi Tercümesi Cilt - 4Mevlana Celaleddin-i Rumi · Ötüken Neşriyat · 2020233 okunma
Bizim Kapımıza Gelen Bizdendir
Puan vermedi·315 syf.··
2022 53. kitabı
Hikâye olunduğuna göre, Van'ın Gürpınar kazasından bir zat, Nehrî kasabasına gelerek Tâhâ'l-Hakkârî hazretlerine talebe olmak istedi. Nihayet ısrarı ve muhabbeti sebebiyle kendisine mânevî ders tarif edildi ve bir tesbih de hediye olarak verildi. Büyük bir sevinçle memleketine döndü. Derslerine şevkle devam ediyor, gönlü huzur ve feyizle doluyordu. Bir gün hayvanlarına kurt saldırmış, büyük bir kısmını telef etmişti. Şeytan: "-Bu hocaya bağlanmak sana yaramadı, uğursuz geldi." diye vesvese verdi. Gün geçtikçe bu vesvese giderek artıyordu. Nihayet bu tâlihsiz talebe aldığı dersi bırakmaya karar verdi. Tâhâ'l-Hakkârî hazretleri'nin huzuruna vararak, verdiği dersi artık bıraktığını söyledi. Daha önce kendisine hediye ettiği tesbihi de geri iade etti. Aradan yıllar geçmişti. Bir öğle vaktiydi. Tâhâ'l-Hakkârî hazretleri namaza kalkarken, birden mübarek ellerini heybetle uzatıp: "-Def ol, yâ mel'ûn!" dedi ve sonra namaza başladılar. Namazdan sonra halîfelerinden biri: "-Efendim, mübarek ellerinizi uzatmadaki hikmet ne idi?" diye sordu. O da: "-Bir zamanlar, bizi seven bir mürîdimiz vardı. Ölüm döşeğinde yatıyordu. Şeytan ona musallat olmuş, îmânsız gidecekti. Yanından şeytanı kovduk, imanla göçtü, elhamdülillâh." dedi. Halîfesi devam ederek: "-Efendim, çok affedersiniz! Bir gün sizinle beraber otururken biri gelmişti. Verdiğiniz dersi artık bıraktığını söyleyerek, hediye ettiğiniz tesbihi de geri vermişti. Acaba bu, o adam mıydı?" diye sordu. Tâhâ'l-Hakkârî hazretleri de cevap verdi: "-Evet, o adamdı. Bir zamanlar bize muhabbeti vardı. Bu muhabbeti sebebiyle ona vefâkâr davrandık."
Din İslam
Mesnevi Cilt 4Mevlana Celaleddin-i Rumi · Akçağ Yayınları · 2012233 okunma

Yazar Hakkında

Mevlana Celaleddin-i RumiYazar · 122 kitap
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında 'Bilginlerin Sultânı' ünvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Feridüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Feridüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kufe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Musâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler. Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de 'mutlak kemâlin varlığını' cemalinde de 'Tanrı nurlarını' görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizi'nin yerini doldurmaya çalıştılar.