Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·391 syf.··
Beğendi
·
2022 183. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2022 21:08
İyi Akşamlar! Mesnevi eserlerini toplayana kadar çatladım. Genel olarak Mevlana ve onun eserlerini toplayana kadar perişan oldum. Çünkü yayın hakkının kimde olduğu o kadar belirsiz ki, koskoca adamın 5 tane kitabı var ya da bize ulaşan bildiğimiz 5, gelip görelim ki 100 tane kitap baskısı var. Böyle olunca da diğerlerinin bu 5 eserin özeti niteliğinde olduğu aşikar. Hatta eminim ki bazı hurafeler, anonim olarak bilinen yazılar da basılan kitaplarına eklenmiştir. Çünkü çok kaliteli yayınlar tarafından yapılan baskıların yanına ne olduğu belirsiz baskılar da eklenmiş. Bu durum beni oldukça üzüyor ve daha evvel de belirttiğim üzere bazı yazarın orijinal eserleri ve bunlardan üretilen eserlerinin ayrı ayrı gruplanması gerektiğini bazen dile getiriyorum. Bunun akabinde genel bir düzenlemenin artık imkansız hale geldiğini görüyorum. Çünkü adeta yemin edip kanıtlayamayacağımız bir durum yaşıyoruz. Neye göre yok sayacağız, ha demeye sorup öğreneceğimiz kaynaklar yok. Aynı zamanda belirli bir düzenleme yaptığım için bunu da kitap incelemesinde belirteceğim. Yine aynı zamanda Akçağ Yayınları muazzam bir baskı hazırlamışlar. Onları da Mesnevi serisinde birleştirdim. Ben ise Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinde yayımlanmış olan baskısını okudum. Aynı zamanda bu 3 paragraf ve benzer özellikleri içerecek diğer paragraflar, diğer incelemelerimde de yer alacaklardır. Bunu belirtelim. Sonuç olarak amaç bilgilendirmek, elimden geleni yapıyorum. Aynı zamanda Mevlana’nın toplam 5 eseri bulunuyor demiştik. Bunlar: Divan-ı Kebir, Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seba – Yedi Meclis, Mektubat ile şu an okuduğumuz Mesnevi serisinin kitapları. Diğer eserlerine ise daha sonra bakacağım. Şu an uzun soluklu bir seri malum. Ana eserler bunlar ki bunu da bilgilendirme amaçlı belirtiyorum. Yine genel olarak
Mesnevi 5Mevlana Celaleddin-i Rumi · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1988180 okunma
külliyat-ı şems-i tebrizî
Puan vermedi
Endamımız çift, sûretimiz çift, ruhumuz tek.. Bir ruh ve iki şekille, Sen ve ben Herşeyi hızlandırır parfüm, kuşların şarkısı, Biz bahçeye girerken Sen ve ben.
Edebiyat
Mesnevi 5Mevlana Celaleddin-i Rumi · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1988180 okunma
3 soru tek cevap
Puan vermedi·356 syf.··
2022 54. kitabı
Bir Grup Filozof Mevlana Celaleddin Rumî'ye (k.s) gelerek birkaç sual sormak istediklerini bildirdiler.Niyetleri bir şeyler öğrenmek değil müslümanları dinleri hakkında şüphe ve dine düşürmekti.Hz.Mevlana adamların halini hiç beğenmedi onları üstadı Şems-i Tebrizî'ye (k.s) gönderdi.Bunun Üzerine grup onun yanına gittiler.Şems-i Tebrizî mescitte telebelere ders veriyordu.Konu teyemmüm abdestiydi : onlara bir kerpiçle teyemmüm abdestinin nasıl alınacağını gösteriyordu.Gelen Grup 3 sual sormak istediklerini belirttiler. Şems-i Tebrizî : ''Sorun'' dedi.Adamlar İçerinden birini sözcü seçtiler.Adam İlk Olarak şunu sordu : ''Siz müslümanlar Allah var dersiniz ama Allah'ı gösteremezsiniz : varsa gösterin görelim ki inanalım'' dedi. Şems-i Tebrizî (k.s) ''Öbür Sorunuda Sor'' dedi. Adam ''Sizler Şeytanın Ateşten Yaratıldığını Söylüyor sonrada onun ahirette cehenneme atılıp ateşle azap edileceğine inanıyorsunuz.Hiç ateş ateşe azap eder acı verir mi?'' diye sordu. Şems-i Tebrizî(k.s) ''Peki diğer sorunu sor''dedi. Adam ''Sizler herkes dünyada yaptıklarının cezasını ahirette çekecek orada mahkeme kurulacak hesap sorulacak diyorsunuz.Bırakın İnsanları nasıl isterse öyle yaşasınlar ne istiyorlarsa yapsınlar.Ayrıca bir mahkemeye ne gerek var'' dedi. Adam sorularını tamamlamıştı.Şimdi bunların cevabını bekliyordu.Kendine göre cevabı olmayan sorular sormuştu.Herkes Şems-i Tebrizî Hazretlerine bakıyordu.O ise gayet sakin bir halde yerinden kalktı ve adamın yanına gelerek elindeki kerpiçle adamın başına vurdu.Adam ''Vah Başım'' diyerek başına sarıldı.Şems-i Tebrizî Hazretleri çok şiddetli vurmamış olsa da adamın canı yanmış başı da şişmişti.Adam Bir sağa bir sola baktı bu kadar insana birkaç kişiyle yapacağı birşey yoktu.Hemen o bölgenin mahkemesine Şems-i Tebrizî'yi şikayet
Mevlânâ Celâleddin Rumî
Mesnevi Cilt 5Mevlana Celaleddin-i Rumi · Akçağ Yayınları · 2012180 okunma
5. Cilt hissettirdikleri
10/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Mesneviyi dinleyerek bu cildi de bitirdik. Her hikaye bir farkındalık…Mesnevi bambaşka bir ruh…Ben onda tam olarak insanı ve adaleti gördüm. Yaratıcı ile kulları arasındaki o derin bağı. Dünyanın karmaşıklığının aslında ne kadar açık, net ve görünür olduğunu. Ve Mevlana hazretlerinin şahsında bir insanın bakış açısının karşılaştığı olaylarla nasıl genişleyip büyüdüğünü ve bu büyüklükle nasıl hiçliğin huzuruna erdiğini gördüm. Öyleki sebebini bilmiyorum ama beni sakinleştirdi. Onu dinlerken sanki annemin dizlerinde başım okşanırken ninni söyleniyormuş gibi hissediyorum. İyi ki Mesnevi…
Mesnevi Cilt 5Mevlana Celaleddin-i Rumi · Akçağ Yayınları · 2012180 okunma
Puan vermedi
Türk-İslâm dünyasında Kur'ân'dan sonra en çok okunan, okutulan, müfredattan hiç çıkmayan, sık sık çevirileri, şerhleri yapılan bir dünya başyapıtıdır Mesnevi. İçindeki konu çeşitliliği, çağrışım yoluyla yazılan ve iç içe geçmiş hikâyeleri, felsefî sonuçları, âyetlerden, hadislerden, kelâm-ı kibâr denilen büyük insanlara ait sözlerden alıntıları, bunların şerhleri, üç büyük dinle ilgili olarak anlatılan olaylarla, ele alınan meselelerle bir kültür ansiklopedisi, bir başka deyişle dinler tarihi ansiklopedisidir Mesnevi. Mânâ yönü ağır bastığı için de bu şaheserin bir başka adı "Mesnevî-i Ma'nevî"dir. Dünyanın belli başlı bütün dillerine çevrilmiş sekiz asırlık bu dev eser her gün artan bir ilgiye mazhar oluyor. Mesnevi üzerine Türkçe'de ve dünya dillerinde gün geçmiyor ki yeni bir kitap, yeni bir çalışma çıkmasın ortaya.
Mesnevi Cilt 5Mevlana Celaleddin-i Rumi · Akçağ Yayınları · 2012180 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mevlana Celaleddin-i RumiYazar · 122 kitap
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında 'Bilginlerin Sultânı' ünvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Feridüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Feridüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kufe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Musâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler. Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de 'mutlak kemâlin varlığını' cemalinde de 'Tanrı nurlarını' görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizi'nin yerini doldurmaya çalıştılar.