Nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Doğuda kadın olmak gerçekten zor bir iştir. Hele 1900'lü yılların ortasında daha da zor bir iştir. O dönemlerde İran ile bizim toplumumuz arasında da bir fark
Şimdiye kadar okuduğum İran'ı, kadını, devrimi, töreyi, aile içi çatışmaları anlatan en iyi kitaplardan biri. Aynı zamanda İran kültürünü hem taraflı hem tarafsız şekilde anlatan bir kitap. Hem taraflı hem tarafsız nasıl olur demeyin, okuyun anlayın. Keyifli okumalar:)
Şimdi ne yapacaktım? Ne yapabilirdim ki? Kaçıp kurtulmak istedim. Çocuklarım olmasaydı, çoktan kendimi çöllere vurup kaybolurdum ama onları ortada bırakamazdım. Gemisi batmakta olan ve yolcularının umut dolu gözlerle baktıkları bir kaptana benziyordum. Oysa gemimden daha kötü durumdaydım.
Kadın olmanın başlı başına suç sayıldığı topraklarda doğup büyüyen Masume, İran Devrimi öncesi ve sonrasının yarattığı baskıcı süreçten nasibini almış genç bir kadındır. Buna rağmen, maruz kaldığı toplum baskısını hiçe sayarak varlığını kabul ettirme mücadelesinden asla vazgeçmez.
Başkaları tarafından yazılan bir kaderi yaşamak zorunda kalan Masume'nin erkek egemenliğine karşı direnişini anlatan bu roman, okuyucularını umut ve acının iç içe geçtiği dokunaklı bir hikâyeye davet ediyor.
"İnançlar ve gelenekler, hayallerle çatışırsa ne olur? Mevsim Hep Sonbahar bu soruya yanıt arayan bir uyanışın hikâyesi."
2 yıl önce okuduğum bu kitabı hala unutamıyorum. Çok etkileyici bir anlatımı vardi. Hem hiç bilmediğim bir coğrafyanın tarihi hakkında bilgi sahibi oldum. Hem de bir kadının ömrünü onunla yaşadım. Güldüm agladim endişelendim.
Tarih boyunca onurunu, vatanını çocuklarının geleceğini satanlar. Din kisvesi altında menfaatlerini düşünenler. Ne kadına ne insana değer vermeyenler. Doğduğun ev kaderindir dedirtenler. Üstünde çok düşünmemiz gereken gerçekler ...Komşumuz İran ın insanlara ve özelikle kadınlara yaşattıkları
Yine hicran.Resmen okudukça içim şişti.
Masume İran' da ailesi ile yaşar.Ailesi ile yaptığı mücadeleyi kazanarak okur.Bu arada gönlünü kaptırır.Abileri olaydan haberleri olunca şiddet görür.Hem okuldan alınır hem de alelacele evlendirilir. Kocası Hamit kibardır.Ancak devrimcidir.Siyasi faaliyetleri yüzünden yıllarını hapishanede geçirir.Sonunda infaz edilir.Kocasının siyasi kimliği yüzünden pek çok kapı yüzüne kapanır.Çocuklarını tek başına büyütür. Onları üniversitede okutur.Hepsini evlendirir.Yıllar sonra aşık olduğu adamla karşılaşır.Aralarındaki duygular yeniden canlanır.Ancak kararsızdır.
"Bütün erkekler beni bir şekilde inançları ve amaçları uğruna feda etmişlerdi; babam ve ağabeylerimin haysiyet anlayışlarına, kocamınsa düşünce tarzına ve amaçlarına kurban gitmiştim.Oğullarımın kahramanlık gösterilerinin ve vatanperverlik görevlerinin bedelini de ben ödemiştim." diyerek erkek egemenliğinin ve maruz kaldığı baskıları ifade etmiştir.
Payıma Düşen’i okuyana kadar İran edebiyatından en sevdiğim kitap Albay’dı, yılın bitmesine günler kala favori listemi değiştiren bir kitapla karşılaşmaktan ve yeni bir kadın yazarla tanışmaktan çok
Tek kelime ile bu kitabı tarif etmem istenseydi “fevkalade” derdim. Son zamanlarda okuduğum en etkileyici ve sürükleyici kitaptı.
Patriarkal toplum, radikal İslam, Komünizm ve aşk kıskacında kalmış
Parinoush bir sosyolog ve psikologdur. İran'da Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanlığı Yüksek Koordinasyon Kurulu'nda araştırma bölümünün yöneticisi olarak çalıştı.
SAHME MAN (KADER KİTABI) dünya çapında çeviri olarak yayınlanan ilk kitabıdır ve bir anda büyük bir uluslararası en çok satan haline geldi. SESİMİ GİZLEDİM büyük beğeni toplayarak takip ettim ve GİTENLER VE KALANLAR onun en son romanı.