Bana dokunmayan " komünist " bin yaşasın . :)
.
kavgaları kavga gibi çizmem ben
çizersem türkü türkü
yazmışlar benim için kocaman kitaplara
dışı yeşil yeşil de
içi kırmızı
.
yaşamanın ürpertici güzelliğini
ölümün çirkinliğini koydum belki şiirlerime
haksızlığın iğrençliğini haksızlığa direnmenin yüceliğini
koydum belki şiirlerime
.
Kitabı okurkenki aklımdan geçen şeyler tıpkısının aynısı olarak, Saian Feleğin Çemberine Kırk Kurşun'u dinlerken geçenlerdi. Özellikle 144 . sayfadan sonraki kısımlar.
*"ben sana kardeş diyorum sen hep hitlerini kullanıyorsun..."
(s.144)
Çok beğendiğim bir yazar ve şair öncelikle bunu söylemeliyim.
İnsanda özgün bir tad bırakıyor. Hasan Hüseyin, bu eserinde de yine şiirlerinde farklı farklı konulara değinmiş. İlk önce yazlık yerlere, ormanlık alanlara köşk, saray yaptıranları eleştiriyor, halktan bihaber Ankara'da elini siyasete vermiş sırtını zenginliğe dayamış godamanlara hiciv yapıyor. Daha sonrasında yine değişmeyen yaramız, dağlarda sivil ölümü, hatta bunların çoğu 14,15 yaşlarında. Türk - Kürt savaşı, kavgası.. Zaten buradaki oğlak esprisi de oradan geliyor, "dağ keçisi " tasviri yine aynı şekilde. Artık savaşa dur diyor şairimiz. Kore'de Yemen'de yakınlarını, kocalarını kaybetmişlerin isyanı çığlığı oluyor. Fakirlik yine konu şiirlerinde. Kelimelerini çok güzel seçmiş. Şahsen Özdemir Asaf ve Cemal Süreya 'dan daha başarılı buldum. Onlar beni biraz daha sıkmıştı. Daha sonrasında karısına şiir yazıyor. Açık söyleyim solcu şairler sapık.
.
karımsın
dölümü paylaşan tarlamsın benim
.
Bakara Suresi'ne çemkirenler şu şiiri okurken aa ne güzel yazmış diyorsa ayrımcıdır. Komünistin sapığı olmaz mı? Sadece islamcının mı olur? Yani şu zihniyet değişmedikçe edebiyat yürümez.
Neyse devam ediyorum. Daha sonrasında