Adı:
Olesya
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944124232
Kitabın türü:
Çeviri:
Ertuğrul Bostancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapadokya Kitabevi
Ormanda yaşlı bir büyücünün yanında yetişen genç Olesya, ağır başlı Rus doğasının kucağında yaşar. Toplum kurallarından habersiz yaşayan, kendi kendine yeten doğanın çocuğudur Olesya. Ormana yolu düşen İvan Timofeyeviç'e kader cilvesiyle aşık olur Olesya; saf, engin, katıksız kalbini açar. Batan güneşin dev ağaçların altında, orman ıtırlarının, kuş konserlerinin eşliğinde temiz, sade, sınırsız bir aşk yaşanır. O aşkın içinde ne hesap ne de menfaat var. Heyhat, bu aşk bile hüsranla sonuçlanır...

"Pekala, belki de söyleyebilirim, diyerek razı oldu sonunda Olesya. Yalnız dikkat edin, ikna paradan daha değerlidir. Eğer hoşunuza gitmeyen bir şey olursa kızmayın..."
(Arka Kapak)
İki kitap okuma vaktinde bitirdiğim bir eser. Sürükleyici bir anlatım. Aleksandr İvanoviç Kuprin'in "Zamanın Tekerleği" adlı kitabından sonra okuduğum ikinci güzel kitabı. Kuprin, aşkı ve aşkın verdiği hissiyatı sanki yaşayarak yansıtıyor cümlelere. Hissi olana hitap ediyor. Kitap; Nisan 2007 baskısı. Piyasada yeni baskısı yok. Sahaftan temin edebildim. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim. Çeviri "eh işte" niteliğinde; yer yer tezat ve ironik cümleler kullanıldığı görülmekte.

Misal; hiç kiliseye gitmemiş, dini görevlerini yerine getirmemiş Tanrı inancı zayıf(bunda sebep yaşadıkları yöre toplumu tarafından ninesi ile birlikte dışlanmış olabilmeleri de etken) Olesya'nın sevgilisinden ayrılırken "Allah'a ısmarladık(Sayfa 98)" cümlesinin kullanılması ironik bir durum yaratmakta ve kitap boyunca "Tanrı" ve "Allah" kelimelerinin bir arada bulunması da bir tezat durum oluşturmakta. Bence hoş bir anlatım olmuyor. Eser boyunca; çevirisi yapılan yaratıcı adının ya "Tanrı" ya da "Allah" olarak olması daha hoş bir anlatım olmasını sağlayacaktır.

Ayrıca; sevgili olan İvan Timofeyeviç ve Olesya'nın birbirlerine karşı hitaplarında "Canımın içi", "Gözümün nuru", "Güneşim benim" gibi ilgi sözcüklerinin kullanılması sanki Rus edebiyatına dair bir eser değil de Türk edebiyatından bir şeyler okuyormuşum hissi uyandırdı bende. O Rus toplumu ve edebiyatının karakteristlik özelliği çeviri yapılırken hiç yansıtılamamış gibi sanki. Lakin Rus toplumu ve edebiyatı üzerine derinlemesine bilgi sahibi olanlar beni tenkit edebilirler. Lüzumu yok! Sadece kişisel hissiyatlarım.

Bir başka husus kitap arka kapağında geçen şu cümle; "Pekâlâ, belki de söylebilirim, diyerek razı oldu sonunda Olesya. Yalnız dikkat edin; ikna paradan daha değerlidir. Eğer hoşunuza gitmeyen bir şey olursa kızmayın..." şeklinde iken kitap içinde 40. sayfada şu şekilde geçmektedir; " 'Peki, tamam, ben, belki, söylebilirim' diyerek razı oldu sonunda Olesya. Fakat dikkat edin, ikna paradan daha değerlidir. Hoşunuza gitmeyecek bir şey olursa kızmayın..." Her ne kadar anlamlar aynı olsada şekil bakımından farklılık ortada, bu da çevirinin ne kadar özensizce ve acemice yapıldığını ortaya koymakta. Editörlüğünde bir o kadar kötü olduğunu göstermekte...
Ayrılık hafif heyecanları zayıflatır, fakat büyük ihtirasları: Rüzgarın mumu söndürmesi, buna karşılık yangını körüklemesi gibi kuvvetlendirir.
Aleksandr İvanoviç Kuprin
Sayfa 87 - Kapadokya Kitabevi
" 'Niçin söyleyeyim ki?' diye itiraz etti Olesya. 'Kaderde ne yazıldıysa, ondan kaçmak mümkün mü? Adam son günlerinde, boşu boşuna endişelenirdi sadece… Böyle şeyleri görmek benim için de kötü, kendim de iğrenç bir şey yapıyormuşum gibi geliyor… Fakat neden? Bu zaten benim kaderimde var. Ninem de daha gençken ölümü bilirmiş, annem de, annemin annesi de. Bu bizim yeteneğimiz... Bu, kanımızda var olan bir şey."
"Ayrılık hafif heyecanları zayıflatır, fakat büyük ihtirasları: Rüzgarın mumu söndürmesi, buna karşılık yangını körüklemesi gibi kuvvetlendirir."

Düşünceler veya Ahlaki Vecizeler ve Bilge Sözler - François de La Rochefuco(1613-1680)
"Ben, sana buna karşılık küçük bir masal anlatacağım… Bir gün kurdun biri ormanda koşuyormuş, bir tavşan görmüş ve ona: 'Tavşan, hey tavşan, seni yiyeceğim' demiş. Tavşan yalvarmaya başlamış: 'Bağışla beni kurt, daha yaşamak istiyorum, evde küçük çocuklarım var.' Kurt razı olmamış. O zaman tavşan: 'Eh, hiç değilse bu dünyada yaşamak için üç gün ver bana, sonra yersin. Böyle olursa ölümüm daha kolay olur.' Kurt ona bu üç günü vermiş; yememiş, beklemeye başlamış. Birinci gün geçmiş, ikinci gün geçmiş ve sonunda üçüncü gün de bitmeye yüz tutmuş. 'Hey, şimdi hazırlan' demiş kurt. 'Şimdi seni yemeye başlayacağım.' Burada bizim tavşan iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış: 'Ah kurt, neden bana bu üç günü bağışladın? Beni görür görmez yeseydin daha iyiydi. Ben bu üç gün boyunca yaşamadım, sadece ıstırap çektim!'" (Kıssadan hisse...)
"Kadere iki defa acı çektirilmez. Faydası olmaz. O öğrenir, işitir. Kader, kendisine sorulmasını sevmez. Bundan dolayı bütün falcılar bedbahttır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Olesya
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944124232
Kitabın türü:
Çeviri:
Ertuğrul Bostancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapadokya Kitabevi
Ormanda yaşlı bir büyücünün yanında yetişen genç Olesya, ağır başlı Rus doğasının kucağında yaşar. Toplum kurallarından habersiz yaşayan, kendi kendine yeten doğanın çocuğudur Olesya. Ormana yolu düşen İvan Timofeyeviç'e kader cilvesiyle aşık olur Olesya; saf, engin, katıksız kalbini açar. Batan güneşin dev ağaçların altında, orman ıtırlarının, kuş konserlerinin eşliğinde temiz, sade, sınırsız bir aşk yaşanır. O aşkın içinde ne hesap ne de menfaat var. Heyhat, bu aşk bile hüsranla sonuçlanır...

"Pekala, belki de söyleyebilirim, diyerek razı oldu sonunda Olesya. Yalnız dikkat edin, ikna paradan daha değerlidir. Eğer hoşunuza gitmeyen bir şey olursa kızmayın..."
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Çağrı Önal
  • Gamze Tunç
  • Oblomov

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0