Adı:
Ölüm Defteri
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
297
ISBN:
9786051881126
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Bunker Diary
Çeviri:
Hilal Dikmen
Yayınevi:
GO! Kitap
Kör olduğunu sandım. Beni böyle kandırdı.
Beş aydır sokaklarda yaşayan 16 yaşındaki Linus bir akşam yardım etmek istediği bir adam tarafından ilaçla uyutulup kaçırılır. Kendine geldiğinde bütün odalarına kameralar yerleştirilmiş olan beton bir binada tek başınadır. Günler geçtikçe, onun gibi kaçırılan yeni insanlar gelir. Önce küçük bir kız, sonra genç bir kadın, sonra bir adam, sonra bir adam daha… Her birinin odasına birer defter ve kalem bırakılmıştır. Elinizdeki kitap Linus Weems’in ölüm defteridir.
Sonunu ne kadar bilsemde kabul edemedim. Zaten böyle olacağı kapakta yazan sözlerde vardı. İnsanın aklında çoğu soru kalıyor: " O adam kimdi? Amacı neydi? Neden onları korkutmak istedi?" ...
Fakat bunun çocuğun bildiklerini yazdığı bir günlük olduğunu unutmamak gerek. Bence adamın kitabı yarım bırakma nedeni devamını bizim getirmemizi istemesi. Bana kalırsa o defteri polisler buldu. Sonra soruşturma falan. Neyse bunlar bende kalsın esas soruya gelelim. Okunulur mu? Okunulur.
Bu nasıl bir kitap böyle!!
Başlarında beni pek fazla sarmasada yine de ilgimi çekmeyi başarmıştı. Olaylar pek hızlı ilerlemese de okuması çok zevkliydi ama kitabın ortalarına doğru gelince adeta başımı kaldıramadım. Kitap ana karakterimizin günlüğü aslında bu yüzden de olayların gidişatını ondan öğreniyoruz. Onun anılarını ve gün geçtikçe nasıl delirdiğini hep bu sayfalarla beraber biz de yaşıyoruz. Bazen bizimle sohbet ediyor, bazen kendiyle.
Romanın ortaları çok güzeldi dedim ya siz sonunu bekleyin asıl. Merak etmeyin spoiler vermeyeceğim :) ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kitabı bu kadar etkikeyici, vurgulayıcı ve akılda kalıcı yapan en önemli şey kesinlikle sonuydu. Sırf sonu için milyon kere daha okuyabilirim bu kitabı..
Uzun lafın kitabı mutlaka okuyunn
Açık kapı bırakan kitapları pek sevmediğimden mütevellit,kitap sonunda "e şimdi ne oldu" demiştim. Fazla bir görüşüm yok. Okunmayacak gibi değil ama okunmasa da olur.
Kitabın "anılar" kısmı hariç çok sürükleyici ve devamını merak ettiren bir kitaptı. *Spoiler*
Kitabın sonunda hiçbir şey olmaması ve kötü bir şekilde bitmesi bence kitabı özgün yapan şeylerden birisiydi.
Linus benim için çok özel bir karakterdi. Kitap hemen bitti, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığın insanlar lazım diyorlar ama bence sadece kitaplar yeterli. Bize sadece zamanın nasıl geçtiğini anlamadığın kitaplar lazım. Konu yukarıda yazıyor zaten. Kitaptaki karakterlerin bazılarından hiç hoşlanmadım, bana çok aptal geldiler. Düşünceleri olsun, yaptıkları olsun, bencillikleri olsun, kaçırıldıkları kişiye/kişilere (?) güvenmeleri olsun... Hala o adamı gözümde canlandırmaya çalışıyorum acaba nasıl biri, kimdi, neden? Kitabın sonu çok açık bırakılmıştı ve artık bu kitaplar beni çok strese sokuyor. Sonunu bilmiyorum çünkü. O kimdi bu kimdi buna noldu şuna ne oldu gibisinden sorular sorarak sürekli kendimi strese sokuyorum. Sonuçta bir kitabı sonu için okuyorum ve o istediğim sonu alamayınca da deliye dönmek normal bence. Onun dışında;olayların akışı, yazarın dili, Türkçe çevirisi gayet başarılı geldi bana. Okurken zevk aldım, tek bir yazım hatasına rastlamadım. Go Kitap'ları bende genel olarak garip bir etki bırakıyor zaten, ayrı hissediyorum kitabı kapattığımda. Farklı.
Kitabı merakla okudum, derin bir sarsılma ile bitirdim. Derin etkiler bırakan ve 'acaba ileriki sayfalarda ne oluyor?' Diye düşündüren bir kitap. İlk başta Labirent ve Ada serilerine benzediğini düşündüm ama hayır, alakaları bile yok! Ne gidişatıyla alakası vardı ne de sonuyla. Kitabı severek okudum, ilk fırsatta alıp okumalısınız.
Orjinal ismi "The Bunker Diary" yani daha yakın Türkçe çevirisi: " Sığınak Günlüğü". Ölüm defteri "Death Note" ile karıştırılmaması gerek. Kitap hiçbir sebep göstermeksizin kaçırılıp bir sığınağa (Testere serisindeki gibi) hapsedilen ve kurtutulma yolları arayan bir grup insandan bahsediyor. kurbanlardan birinin günlüğü şeklinde yazılmış. kötü adam kitapta hiç görülmüyor, konuşmuyor veya herhangi bir özel istekte bulunmuyor, sadece insanları hapsediyor, kaçmaya çalışırlarsa gaz veya elektrik şokuyla terbiye ediyor. Bu kadar. Neden? Niçin? Nasıl? Kim? Belli değil. Sadece neden acaba gerilimi sizi kitaba bağlıyor ama kitap size bunun cevabını vermiyor.
Kitap genel itibariyle hızlı ilerliyor. Olaylar heycanlı, ilginç. Ama o son! En son bekliyceğim şey oldu ve bu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.
!!! Okuma zevkini bozabilecek seyler geliyor!!! Neden burdalar? "Yukardaki adam" kim? Neden o kişiler? Gibi soruların cevaplarına ulaşabileceğim bir son bekliyordum.
Kitabın arkasinda yazan "Elinizdeki kitap Linus Weems'in ölüm defteridir." cümlesi ancak kitabı bitirdiğimde gerçeklik kazandı.
...ama alıştım ve bir kez bir şeye alıştınız mı hiçbir zaman o kadar kötü hissetmezsiniz.
Bu hoşuma gitmiyor ama alıştım ve bir kez bir şeye alıştınız mı hiçbir zaman o kadar kötü hissetmezsiniz.
Tüm hayatım boyunca kendimi bir yerlere ait hissedemedim. Ev, okul, sokak... Nereye gidersem gideyim hiçbir zaman oraya aitmişim gibi gelmedi.
Burada öleceğimi biliyorum. İşin aslı muhtemelen beni öldüreceksiniz. Ama fikirlerimi öldüremezsiniz. Fikirlerin bir bedene ihtiyacı yoktur.Havaya ihtiyacı yoktur. Yiyeceğe, suya veya kana ihtiyaç duymazlar. O yüzden, beni öldürseniz bile hala sizi düşünüyor olacağım.
Tanrım, bir şeyler yapmak istiyorum, herhangi bir şey. Bir delik kazmak, duvarları paramparça etmek, bir şeyleri havaya uçurmak, birine vurmak, herhangi bir şey....
Şu anda benim için yalnızca bir kağıt parçasısın. En iyi ihtimalle bir aynasın. En kötü ihtimalle de beni hedefe götüren bir adamsın. İşin doğrusu, tüm yaptığım kendimle konuşmak.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm Defteri
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
297
ISBN:
9786051881126
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Bunker Diary
Çeviri:
Hilal Dikmen
Yayınevi:
GO! Kitap
Kör olduğunu sandım. Beni böyle kandırdı.
Beş aydır sokaklarda yaşayan 16 yaşındaki Linus bir akşam yardım etmek istediği bir adam tarafından ilaçla uyutulup kaçırılır. Kendine geldiğinde bütün odalarına kameralar yerleştirilmiş olan beton bir binada tek başınadır. Günler geçtikçe, onun gibi kaçırılan yeni insanlar gelir. Önce küçük bir kız, sonra genç bir kadın, sonra bir adam, sonra bir adam daha… Her birinin odasına birer defter ve kalem bırakılmıştır. Elinizdeki kitap Linus Weems’in ölüm defteridir.

Kitabı okuyanlar 45 okur

  • David
  • —a
  • Selin Sena Esen
  • ece tunç
  • Zeynep Çorumluoğlu
  • Nur Erel
  • Sıla
  • Ecesu İtez
  • Berkayburak Güldal
  • Rabia

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.5
14-17 Yaş
%61.5
18-24 Yaş
%3.8
25-34 Yaş
%11.5
35-44 Yaş
%3.8
45-54 Yaş
%7.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.1
Erkek
%17.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (3)
9
%6.7 (1)
8
%26.7 (4)
7
%26.7 (4)
6
%13.3 (2)
5
%6.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0