Oy Markus Oy

Cengiz Dağcı
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 5 dk.
Sayfa Sayısı:
144
Basım Tarihi:
Mart 2000
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
ISBN:
9799754373331
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·144 syf.·
2015 143. kitabı
Cengiz Dağcı'nın eserlerinin çoğu Kırım'da geçer. Ömrünün 68 yılını geçirdiği İngiltere'de geçen sadece üç uzun hikayesi vardır ve bunlar da devam hikayelerdir. Serinin ilk kitabı Bay Markus Burton'un Köpeği, devamı ise John Marple'ın Son Yolculuğu'dur. Üçüncü kitap olan Oy Markus Oy'da ise dördüncü kuşak olan torum Markus ile eşi Mary'nin 2000'li yılların İngiltere'sindeki hikayeleri anlatılır. Zaten Dağcı, eser için İngiliz Öyküsü demiştir,
Siyaset
Oy Markus OyCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 200030 okunma
5/10
·148 syf.··
2024 24. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2024 04:04
Diğer eserlerine nazaran biraz daha farklı bir deneyim oldu benim için. Dağcı'nın diğer eserlerinde ki olay yoğunluğu ve alışkanlığını bu eserinde bulamadım. Eserin türü farklı olduğu için bu durum normal karşılanabilir. Alışık olduğum potansiyel Dağcı eserlerinden uzak kaldığı için beklentilerimin altında kaldı diyebilirim.
Oy, Markus, Oy !Cengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 202230 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Cengiz DağcıYazar · 40 kitap
9 Mart 1919 tarihinde Kırım'ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğar. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçer. İlkokulu köyünde, ortaokulu Akmescit'te bitirir. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıkar. 1941'de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düşer. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığınır. 1946'da Londra'ya yerleşir. İngiltere'deki hayatı da hiç kolay olmaz; bir taraftan yazarken en vasıfsız ve ağır işlerde çalışmak zorunda kalır. "Türkçe bana anamın konuştuğu dil" diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eder. Türkiye Türkçesindeki ilk kitabı 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından yayınlanan Korkunç Yıllar'dır. Yaşar Nabi ile mektuplaşarak tanışan Dağcı, eserlerini de posta yolu ile gönderir. Soğuk savaş şartlarının siyasi etkilerinin hissedilmesi, Sovyetler Birliği'nin sol entelijansiya ile kurduğu ilişkiler ve fikir hayatımızdaki çatlamalar yazarı yalnızlaştırmak üzereyken, Ötüken Yayınevi ile tanışır. Ötüken Yayınevi vasıtasıyla yirmiden fazla kitabı Türk okuyucusuyla buluşturur. Dağcı Türk edebiyatının büyük yazarları arasındadır. Romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acıları hüzünlü ama berrak bir üslupla aksettirir. Kitapları yıllarca elden ele dolaşır. Kırımla olan ilgisini hiçbir zaman koparmaz ve Kırım Türklerinin vatanlarına dönüşlerini anlatmayı ihmal etmez. Hatıralarında "Ben yalnızca Kırım'ın yazarı değilim ama Kırım'ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim" der. Hayatının son yıllarında içerisinde bulunduğu muhitteki karakterleri ele alan hikayeler de yazar. En büyük destekçisi savaş sırasında Polonya'da tanıştığı ve 1998 yılında kaybettiği kıymetli eşi Regina Hanım olur. Aralarında Yazarlar Birliği'nin ve İlesam'ın yılın yazarı, Türk Ocakları'nın üstün hizmet ödülü de olmak üzere sayısız ödül alır. En son 21.03.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü tarafından düzenlenen "Türk Dünyasında Zirve Şahsiyetler: Cengiz Dağcı" sempozyumuyla yazarlık macerası ele alındı. Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 Perşembe günü saat 12.30 sularında Sauthfields'teki evinde vefat etti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun girişimleri ile Türkiye'den katılan kalabalık bir topluluk tarafından, 2 Ekim 2011 Pazar günü 69 yıldır görmediği Yalta'ya bağlı Kızıltaş köyünde toprağa verildi. Yazar böylece ebedi uykusunu doğduğu topraklarda uyumak imkânına kavuştu.