Öykü Sersemi

6,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
383 gösterim
Güneşin altında her şey dolu gibi, ama içi boş; her şey yeni gibi ama eskimiş; bir umut var gibi ama elimizin uzanmadığı bir yerde; bazı yaşayanlar kayıp, bazı ölenler henüz gitmemiş. Bir yanlışlık var ama ben düzeltemem ki. Ben düzeltmeyi bilmiyorum ki.

Sibel, gerek yazarlık kumaşının haslığı, gerekse ele aldığı temalarla yüreklere seslenmeyi seçen bir yazar. Bu da onu sahici ve inandırıcı kılıyor. Bunu daha ikinci kitabıyla yakalamış olmasının üzerinde de ayrıca durulmalı.
-Mehmet Eroğlu-

Sibel K. Türker'in öykü kitabı Öykü Sersemi'nin "Olduğundan da İyi" öyküsündeki, "Hayat, yazıdan büyüktür," sözlerini okuyunca onun daha dikkatli okunması gerektiğini düşündüm. (...) Sibel K. Türker'in güzel bir Türkçeyle, hem de doğru dürüst (Türkçe nasıl dürüst olur, Öykü Sersemi'ne bakılabilir) bir öykü dili kurmak için ne denli ciddi bir çaba içinde olduğunu söylemeyi de unutmayalım...
-Semih Gümüş-
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789750715426
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

İki gün önce okulumuzda söyleşi ve imza günü yapan yazarla kahve içip sohbet ettikten sonra kitabını okumak (ilk kez kitabını okuyorum) çok tuhaf oldu benim için. Üç ayrı kitabıyla beş ödül almış bir yazarla sohbet ederken yazılarını bilmeden ne kadar rahat davrandığımı sonradan bu kitabı okurken düşündüm. Bu kadar iyi olduğunu bilseydim, O kahve ve sigara içerken ben yanında o günkü gibi olamazdım herhalde. (Nasıl olduğumu sormayın)
Sözlük okurdum demişti söyleşi de, kelimelerle aram iyidir demişti. Bunun böyle olduğunu kitapta net bir şekilde gördüm. On öyküden oluşan kitapta yaşamın kıyısına itilmiş insanların öyküleri anlatıyor. 1000Kitap'ta okunmamış bir yazar aynı zamanda :)

Sibel BİZ 
18 Ağu 11:02 · Kitabı okudu · 5 günde · 6/10 puan

Sibel Türker bu sefer karşımıza 10 tane öykünün bulunduğu bir kitapla çıktı. Öykülerin bir çoğunu sevdim. Yazarın dili, üslubu açısından gayet akıcı bir kitaptı. Ben okuduğum bir kaç kitabın yanına ek olarak başlamıştım ama tahmin ettiğimden daha kısa süre de bitirdim. Yine de bu yazarın kitaplarını hiç okumamış ama alsam da okusam diyorsanız ben size "Hayatı Sevme Hastalığı" kitabını öneririm..

Kitaptan 14 Alıntı

Hayatın görülmeye değer bir şey olduğunu iddia edenler, belki daha az görmüş olanlardır.

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 42)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 42)

Kalabalıkları hiç sevmem, hele bir noktaya doğru yürüyenleri. Ben kalabalık olduğunu bilmeyen kalabalıklardan hoşlanırım.

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 11)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 11)

Güneşin altında her şey dolu gibi, ama içi boş; her şey yeni gibi ama eskimiş; bir umut var gibi ama elimizin uzanmadığı bir yerde; bazı yaşayanlar kayıp, bazı ölenler henüz gitmemiş. Bir yanlışlık var ama ben düzeltemem ki. Ben düzeltmeyi bilmiyorum ki.

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 23)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 23)

Ama annem görünmeyen yerlerin düzenliliğine önem veren bir ahlaka sahipti. Ev dağınık olabilirdi ama halıların altı asla tozlu olamazdı. Mutfak yağlı bulaşıklarla bir savaş alanına dönmüş olabilirdi, ama dolap içleri her zaman şaşmaz bir düzendeydi. Saçları yağlı ve sigara kokulu da olsa iç çamaşırları her zaman temizdi.

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 75)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 75)

Hayat gözlerime batıyordu, insanlar çiğ ve rahatsız ediciydiler. Tedavi sanki kutsal bir şeydi, tedaviden çıkanlar arınır, pirüpak insanların arasına salınırdı. Bence asıl tehlike de buydu işte. Hiç kimse tedavi edilemezdi, içimizdeki yara en gizlisiydi.

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 43)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 43)

Şiir Mavisi, edebiyatı tanımlanageldiği dar kalıplardan çıkararak "yazmayı deneme" nin kendisi haline getirmek amacındadır. Bu kendiliğindendik, yazıyı-şiiri en yalın, en saf haline getirmenin başlıca yoludur. Edebiyat, açık seçik tanımlanmış bir kavram değil, yenilenen, oluşum halinde bir süreç, insanlığın yol ülkesidir. İşte tam da bu nedenle, neyin şiir, neyin öykü olduğuna karar veren masa başı otoritelerden bağımsız, yaşayan, renkli ve doğal olarak da kusurlu ürünler dergimize ses verecektir. Edebiyat bilimin yöntemlerinden bağımsız, kutsal ve dokunulmaz bir alan değildir. İnsan deneyecek, yanılacak ve yine deneyecektir.

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 52)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 52)

Dostum, hafızama güvenerek son sekiz aydır bize yaklaşık üç yüz kadar şiir göndermiş olduğunuzu söyleyebilirim. Nasıl bu kadar çok yazıyorsunuz sorusunu sormayacağım, o sizin meseleniz elbette. Fakat, nasıl bu kadar kötü yazıyorsunuz, diye üzülerek soracağım. Bu sorumda asla ve kat'a bir aşağılama yok, emin olun. Ancak artık istemeden de olsa kurduğumuz bu tuhaf samimiyete dayanarak konuşuyorum. Ve piyasada bunca dergi varken, neden ille de bizimki?

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 50)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 50)
Sibel BİZ 
05 Ağu 11:57 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Düşünmemek için aptal filmler seyretmek, yollarda hızla yürümek, kilometrelerce koşmak, yüzmek, aşk oyunlarına girişmek, çok konuşmak, kedi ya da köpek almak, yeryüzü sukarındaki tüm balık cinslerini öğrenmeye çalışmak... Hiçbiri, tüm bu olanları unutturmuyor bana.

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 22)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 22)

Zaman hükmünü yürütürdü, hangi yüz bir bakışın içinde gizlenmiş çocukluğu sonsuza dek tutabilir?

Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 40)Öykü Sersemi, Sibel K. Türker (Sayfa 40)
2 /