Penceremden (17 Deneme + 1 Kısa Öykü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
27
Gösterim
Adı:
Penceremden
Alt başlık:
17 Deneme + 1 Kısa Öykü
Baskı tarihi:
6 Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053140986
Orijinal adı:
Through the Window Seventeen Essays (and one short story)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Julian Barnes'ın "Önsöz"de çarpıcı bir betimlemesini yaptığı Sempé karikatürü ve o karikatürde öne çıkan "pencere" metaforu Penceremden başlıklı bu denemeler toplamının da simgesi. Kitapta yer alan denemelerin neredeyse tamamı "kurmaca" denilen türün öteki yazınsal türlere oranla başatlığı fikrinden yola çıkıyor: Julian Barnes'a göre, bizi hayata ilişkin hakikate en çok yaklaştıran, roman ve öykülerin ta kendisidir. Bizler hayatı "nasıl yaşadığımızı, hayatın ne için yaşanabileceğini, ondan nasıl zevk alabileceğimizi, ona nasıl değer verebileceğimizi, onun nasıl aksayabildiğini ama aynı zamanda onu nasıl kaybedeceğimizi" kurmaca sayesinde keşfederiz. Barnes, "kurmaca" kavramına odaklanırken, bu kavram sayesinde öne çıkan "deneme" türüne de hakkını fazlasıyla teslim etmiş oluyor. Kitaptaki denemelere konu olan yazar, şair ya da sanatçılar çok büyük bir çeşitlilik sunmakta: Değeri yeterince anlaşılmamış Penelope Fitzgerald'ın "aldatıcılığı"ndan erken modernizmin temsilcisi "şairane olmayan" şair A.H.Clough'a, George Orwell'in doktriner edebiyat anlayışından Ford Madox Ford'un kendine özgü "uydurmacalığı"na, Rudyard Kipling'in emperyal duygularla yüklü ulusalcı yazarlığından 18. yüzyılın özdeyiş yazarı Chamfort'un "bilgeliği"ne, Carmen yazarı Mérimée'nin kültürel varlıkları koruma tutkusundan nev-i şahsına münhasır resim eleştirmeni Félix Fénéon'un "profil"ine kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Julian Barnes, kitabında ayrıca, Fransa'da bir çeşit tartışmalı edebiyat fenomenine dönüşmüş olan Michel Houellebecq'in yazarlığıyla dünya görüşünü de masaya yatırıyor; Madam Bovary'nin şimdiye kadar yapılmış çeşitli İngilizce çevirilerinin ayrıntılı bir karşılaştırmasını ortaya koyuyor; biri geçen yüzyıl başından ötekisi çağdaş, sevdiği iki Amerikalı kadın yazarın, yani Edith Wharton ile Lorrie Moore'un yazarlıklarına eğiliyor; bir başka gözde yazarı olan John Updike'ın romancılığının derin bir çözümlemesini yapıp ona olan kişisel edebiyat hazzı borcunu ödüyor. Denemeciliği kurmaca yazarlığıyla her zaman kıyasıya bir yarış halinde olan Julian Barnes, bu on yedi denemenin arasına "kurmaca" kavramını sorguladığı bir de kısa öykü sıkıştırmış: "Hemingway'e Saygı."
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Edebiyat tarihinde çok sayıda Orwellcinin bulunmuş olmayı isteyeceği küçük bir an da, Bertorelli'nin restoranında Orwell'in biyografi yazarı Bernard Crick'le Orwell'in dul eşi Sonia'nın karşılaştıkları andı. Crick, Orwell'in en ünlü röportajlarından biri olan "Bir Fili Vurmak"ın saf hakikatine gölge düşürmeye cesaret etmişti. Crick'in anlattığına göre Sonia, "öteki müşterilerin son derece hoşuna gidecek bir biçimde" ona masanın üzerinden şöyle "haykırdı": "Elbette lanet olası bir fil vurdu. Vurduğunu söyledi. Söylediklerinden ne diye hep kuşkulanıyorsunuz ki!"
Julian Barnes
Sayfa 47 - ayrıntı
Orwell aynı zamanda, istismara uğramış bir çocuğun iyileşmemiş acısıyla, zaman zaman düzyazısına da sızmış olan bir acıyla, yazar.
Julian Barnes
Sayfa 41 - ayrıntı
Fitzgerald'da, bir romancının (ve çekingen bir kişinin) sıkıcı bir biçimde didaktik olma korkusu vardı: "Okurun her zaman kendisine çok fazla şey anlatılmasından fena halde hakarete uğradığını hissediyorum" diyordu.
Julian Barnes
Sayfa 21 - ayrıntı
Hayat hakkında bize en çok hakikati romanlar söylüyor: Onun ne olduğu, onu nasıl yaşadığımız, onun ne için olabileceği, ondan nasıl zevk aldığımız ve ona nasıl değer verdiğimiz, onu nasıl aksadığı ve onu nasıl kaybettiğimiz.
Julian Barnes
Sayfa 10 - ayrıntı
1979'da Booker Ödülü jüri üyesi olan Paul Theroux, bana, trenle Patagonya'ya yolculuk yaparken ilk değerlendirme okumalarını nasıl gerçekleştirdiğini ve tartışmaya bile değmez bulduğu kitapları pencereden bozkırlara doğru nasıl fırlatıp attığını anlatmıştı.
Julian Barnes
Sayfa 15 - ayrıntı
Çoğu yazar kendi yaşamlarından uzak konular uydurarak işe başlar, sonra, malzemeleri tükendiğinde, daha bildik ailevi kaynaklara döner. Fitzgerald tam tersini yaptı; kendi hayatından uzak konuları işleyerek kendini özgürleştirdi ve büyük bir romancı oldu.
Julian Barnes
Sayfa 14 - ayrıntı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Penceremden
Alt başlık:
17 Deneme + 1 Kısa Öykü
Baskı tarihi:
6 Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053140986
Orijinal adı:
Through the Window Seventeen Essays (and one short story)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Julian Barnes'ın "Önsöz"de çarpıcı bir betimlemesini yaptığı Sempé karikatürü ve o karikatürde öne çıkan "pencere" metaforu Penceremden başlıklı bu denemeler toplamının da simgesi. Kitapta yer alan denemelerin neredeyse tamamı "kurmaca" denilen türün öteki yazınsal türlere oranla başatlığı fikrinden yola çıkıyor: Julian Barnes'a göre, bizi hayata ilişkin hakikate en çok yaklaştıran, roman ve öykülerin ta kendisidir. Bizler hayatı "nasıl yaşadığımızı, hayatın ne için yaşanabileceğini, ondan nasıl zevk alabileceğimizi, ona nasıl değer verebileceğimizi, onun nasıl aksayabildiğini ama aynı zamanda onu nasıl kaybedeceğimizi" kurmaca sayesinde keşfederiz. Barnes, "kurmaca" kavramına odaklanırken, bu kavram sayesinde öne çıkan "deneme" türüne de hakkını fazlasıyla teslim etmiş oluyor. Kitaptaki denemelere konu olan yazar, şair ya da sanatçılar çok büyük bir çeşitlilik sunmakta: Değeri yeterince anlaşılmamış Penelope Fitzgerald'ın "aldatıcılığı"ndan erken modernizmin temsilcisi "şairane olmayan" şair A.H.Clough'a, George Orwell'in doktriner edebiyat anlayışından Ford Madox Ford'un kendine özgü "uydurmacalığı"na, Rudyard Kipling'in emperyal duygularla yüklü ulusalcı yazarlığından 18. yüzyılın özdeyiş yazarı Chamfort'un "bilgeliği"ne, Carmen yazarı Mérimée'nin kültürel varlıkları koruma tutkusundan nev-i şahsına münhasır resim eleştirmeni Félix Fénéon'un "profil"ine kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Julian Barnes, kitabında ayrıca, Fransa'da bir çeşit tartışmalı edebiyat fenomenine dönüşmüş olan Michel Houellebecq'in yazarlığıyla dünya görüşünü de masaya yatırıyor; Madam Bovary'nin şimdiye kadar yapılmış çeşitli İngilizce çevirilerinin ayrıntılı bir karşılaştırmasını ortaya koyuyor; biri geçen yüzyıl başından ötekisi çağdaş, sevdiği iki Amerikalı kadın yazarın, yani Edith Wharton ile Lorrie Moore'un yazarlıklarına eğiliyor; bir başka gözde yazarı olan John Updike'ın romancılığının derin bir çözümlemesini yapıp ona olan kişisel edebiyat hazzı borcunu ödüyor. Denemeciliği kurmaca yazarlığıyla her zaman kıyasıya bir yarış halinde olan Julian Barnes, bu on yedi denemenin arasına "kurmaca" kavramını sorguladığı bir de kısa öykü sıkıştırmış: "Hemingway'e Saygı."

Kitap istatistikleri