Şeriat ve Kölelik

·
Okunma
·
Beğeni
·
601
Gösterim
Adı:
Şeriat ve Kölelik
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
975343183X
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
İslamcılar “İslam, köleye çok merhametli davranmayı istiyor” diyerek, İslamın kölelerin durumunu iyileştirdiğini, köleleri efendilerinin seviyesine yükseltmeye çalıştığını vb. öne sürerler. Ancak, İslam şeriatı “zamandan ve mekândan münezzeh”tir. Yani tabudur ve değiştirilemez. Kölelik kurumu İslamda kabul edilmiştir; bu, “Tanrı emri”dir. İslamcılar, işte bu yüzden, “kölelik” tartışmalarında “takıyyeci” bir tutum alırlar. Prof. Dr. İlhan Arsel, bu çalışmasında, İslamın kölelik karşısındaki tutumunu, tüm yönleriyle ele almaktadır. Yazar, konuyu ele alırken, başta Kur’an olmak üzere “en sahih” İslam kaynaklarına dayanmaktadır.
Aslında yarım bıraktığım kitaba inceleme yazmak ne kadar doğru bilemiyorum ancak, böyle bir konuda yazan kişinin okuru yanlış yönlendirecek eksik bilgi verme lüksü yok diye düşünüyorum. Kitapta rastladığım eksik bir bilgi yüzünden bıraktım kitabı okumayı çünkü bundan sonra hangi bilgi doğru hangisi yanlış diye düşüneceğim. Belki burdan aldığım bilgiyi doğru diye savunacağım. Yazar mutlaka konu hakkında derin bilgiye vakıftır ancak söylediğini ispatlamak için yanlış yönlendiren bilgi yoluna gidilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
95 syf.
·6/10
Çok fazla tekrar var. Üslup öfkeli ve saldırgan. Bu antipati yaratan durumları aşabilirseniz, ki kitabın kısa olması bu konuda imdada yetişiyor, ana konuyla ilgili keskin tespitlere ulaşıyorsunuz. Yazarın ayetlerle ilgili yorumlarına katılıp katılmamak sizin inanç seviyenizle ilgili bir durum; çünkü aynı ayetlerin farklı yorumları da mevcut tabii ki... öte yandan hadislere dayanarak yapılan cıkarimlar savunulan konuyu desteklemek için doğruluguna yanlışlığına bakılmaksızın eklenmiş gibi duruyor bence. Daha kaliteli ve doyurucu bilgiye dayalı bir calışma bekliyordum, açıkçası aradığımı bulamadım. Öte yandan İlhan Arsel gibi sorgulayan ve tabudeviren insanlar, ofkeli ve saldırgan usluplarını bir kenara koyarsak, en azından bir tesekkürü hak ediyor.
95 syf.
·2 günde·7/10
Kölelikle ilgili her şeyi anlatan bir kitap. Kimileri yazılışı saldırgan bulmuş, ben ise doğrudan ve net buldum. Bazen konular tekrara düşüyor, evet, ama aynı şekilde işlenmiyor.

Kitapta bolca kişisel yorum var, evet, ama bu yorumlar ilk anlamlarıyla yapılmış. Yani okuyan herkesin aklına gelecek ilk anlam neyse yorumlarda o.

Tavsiye ediyorum, okuması kolay ve her şey gayet açık...
95 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bilimsel çalışmaların tez - antitez düzleminde ilerlemesi gerektiğini düşünenlerdenim (sayısalcı olduğum için sanırım). Ancak bu kitabın Müslümanlığı ve hatta özellikle Hz. Muhammed'i kötülemek için yazıldığını düşünüyorum. Bilimsel bir kitaba kendi düşünce ve yorumunuzu eklerseniz insanları yönlendirmeye çalıştığınız anlaşılır. Nefretin kokusunu çok net alabileceğiniz bir kitap. Gerçekten eleştirilmesi gereken bir konu olduğunu düşünsem de (Osmanlıda kölelik ve cariyelik gibi) eleştirme şeklinin bu olmadığını biliyorum.
95 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İslam aslında, Varaka bin Nevfel ve Hatice'nin düşünceleri doğrultusunda köleleri azat edin ile başlamış, Muhammed ile değişerek, kölelere iyi davranın ve köleler edinin ile gerçek düşüncesine ulaşmıştır. İslam, köleliği onaylar ve İslam'ın yayılma sebeplerindendir. NAHL 75 AYET ile de onaylanmış olur. Nahl 75 Ayeti:''Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine güzel bir rızık verilen ve o rızıkdan gizli ve açık olarak harcayan hür bir insanı misal verdi. Hiç bunlar eşit olur mu? Bütün hamd Allah'a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu bilmezler. '' İlhan Arsel'in anlatımıyla aydınlanma yolunda bir adım daha atmış olacaksınız.
Şeriatçının: “İslam köleliği, insanlık haysiyetini çiğnetici bir kuruluş olmaktan çıkardı” şeklindeki iddiasına gelince, bu da yalandan ibarettir, zira İslami emirlere göre köleler, köle olmayanlara oranla pek çok hususlarda aşağı kılınmışlardır.
Örneğin kölelerin (ve cariyelerin) ibadet hakları ve hukukî sorumlulukları az olduktan gayri efendilerinin onlara karsı cezai sorumlulukları da pek sinirlidir. Cinayet isleyen birisine karsı kısas uygulandığı halde, cariyesini öldüren kişiye uygulanmaz ve bu kişi kısas olarak öldürülemez; zira Kur’an’a göre kısas: 

“Hür ile hür, köle ile köle ve kadın ile kadın'dır." (K. Bakara 178; Maide 45).

Köle (ya da cariye) öldüren kimseye "ta'zir" (azarlama) cezası uygulanır.
Yine bunun gibi hür kadınlara zina isnat eden kimse, bu isnadını dört tanık ile ispatlayamazsa kamçı dayağı cezasına çarptırıldığı halde, cariyeye zina isnat eden kimse, ispat edemediği takdirde böyle bir cezaya uğramaz, sadece azarlanır, ve ahiret cezasını bekler. Öte yandan cariyesine hâksiz yere zina isnat eden kimse, bu yeryüzünde ceza görmez; sadece kıyamet gününde dövülür.
Kur’an’ın "hür" olarak tanımladığı insanlar dahi aslında gerçek anlamda hür (özgür) olmaktan uzaktırlar: gökten indiği söylenen buyrukların uygulayıcısıdırlar; yani özgür iradeye sahip olarak iş görme olasılığından yoksundurlar. Çünkü Kur’an’a göre Tanrı insanları (ve cinleri) esas itibariyle kul diye yaratmıştır. "Kul" sözcüğü Kur'an'da "abd" olarak geçer ki esas itibariyle "köle" anlamındadır. Her insan Tanrı’nın kölesi olmak üzere yaratılmıştır, şu bakımdan ki Tanrı’nın buyruklarına göre "güdülüp yönetilir".
Köle azat etmenin köle sahipleri için çok güç ve istenmeyen bir şey olduğunu Muhammed iyi bilirdi. Çünkü köle sahibi olmak mal, mülk sahibi olmak gibi çıkar sağlayan bir şeydi. Bundan dolayıdır ki köle azat etmenin sarp yokuşa tırmanmak kadar güç bir şey olduğunu söylerdi. Kur’an’a koyduğu ayet söyle:
“Ama o sarp yokuşu tırmanmayı göze alamadı. Sarp yokusun ne olduğunu bilir misin? 'Köle azat etmektir o'…” (K. Beled 11-16)
Her ne kadar kölelik denen musibet, yüzyıllar boyunca başka dinlerde ve ülkelerde de uygulanmış olmakla beraber, bu başka dinlerde ve toplumlarda köleliğe karşı daima sesini yükseltenler ve direnenler olmuştur. Örneğin Budha, köleliği yeren ilk din adamı olarak karşımızdadır. Batı’da köleliğe karşı ilk savaşım milattan önce 4. yüzyılda, eski Yunan ile başlar. Her ne kadar Aristo gibi büyük düşünürlerden bazıları köleliği doğal ve olağan bir kuruluş olarak görmekle beraber bu zihniyete karşı cephe alanlar çoktur. Örneğin Alcidamas, ki bu konuda ilk direnenlerdendir, tarihin bu eski çağlarında insanlığa şöyle seslenirdi:
“Tanrı her şeyi özgür kılmıştır. Doğa hiçbir yaratığı köle yapmamıştır.”{64}
Yahudilik ve Hristiyanlık köleliği yok kılmamıştır ama bu dinlerin uygulayıcıları ya da salikleri arasında köleliğe karşı savaşım verenler çok çıkmıştır. Orta Çağ’da bile köleliği insan haysiyetine karşı suç şeklinde gören nice fikir türleri gelişmiştir.{65} O en karanlık bilinen dönemlerde, köleliği doğal bilen zihniyete karşı isyan edenler çoktur.
Oysa ki İslam’da böyle bir gelişme görülmez: ne din adamları ve ne de ne düşünürler arasında sesini yükselten olmuştur. İslam dünyası bu açıdan insan şahsiyetinin haysiyetine âdeta yabancı kalmıştır. Kur’an’ın köleliği doğal gören hükümlerine karşı "Hayır" diyebilecek cesarette bir kimse çıkmamıştır. Aksine bu hükümlerin köleliğe engel olmadığını savunanlar çıkmıştır.{66} Geçmiş dönemler boyunca İslam bilginlerinin yaptıkları şey, İslam dininin kölelere, kendi özgürlüklerini satın alma hakkını tanıdığını ve kölelerin durumunu iyileştirdiği masallarını tekrarlamaktan ibaret kalmıştır: onlara göre güya İslam şeriatı bu "olumlu" yenilikleri getiren ilk ve son dindir. Oysaki söyledikleri yalandır, çünkü İslam’dan 2500 yıl önceleri Babilonya'da, köleler için kendi özgürlüklerini satın alma hakkı vardı. Yine bunun gibi İslam’dan bin yıl önce uygulanan Manu kanunlarına göre Hindistan'da kocalara, kölelerini döverlerken, karılarını dövdükleri gibi dövmeleri emredilmiştir. Eski Mısır’da, örneğin Ramses III zamanında, kölelerin yerli halktan kimselerle evlenerek bir kaç kuşak sonra özgürlüğe kavuştukları görülürdü.{67}



{64} Bu konuda bkz. Franz Rosenthal, The Moslem Concept of Freedom, Prior to the XIXth Century, Leiden, 1960, s. 31. not 73.
{65} Bu konuda bkz. C. Verelinden, L'Esclavage Dans l'Europe Medieval: I, Peninsule Iberique-France , Bruges, 1955. L.T. Hobhouse, Morals In Evolution, London, 1951.
{66} Mecella al-Mecmua al-ilmî al-Irak adlı derginin 1954 tarihli nüshasında Muhammad al-Kadi'nin: Al-Hürriya va-s-salam va'l-hükm fi'l-Islam" başlıklı yazısı için bkz. Revue des Etudes Islamiques, 1956-1957, s. 108.
{67} Bu konuda bkz. L. T. Hobhouse, Morals in Evolution, London, 1951, s. 286 vd
İlhan Arsel
Analiz Basım Yayın
Görülüyor ki Müslüman erkek, eğer birden fazla kadın aldığı zaman onların arasında adalet-eşitlik gözetemeyeceğini düşünürse, bir tek kadınla ve cariyeleriyle yetinmelidir. Cariyeler arasında adalet-eşitlik gözetlemek diye bir şey söz konusu değildir, çünkü onlar insandan sayılmamışlardır.
Bu iddialardan biri şöyle: “Kölelik Araplar arasında yerleşik bir kuruluş idi. Eğer Tanrı köleliği bir anda kaldırmış olsaydı, halk ayaklanır, kargaşalık olurdu.”

Söylemeye gerek yoktur ki böyle bir iddia, Tanrı’yı “acz” içerisinde, “güçsüz” bir “Yaratan” imiş gibi gösterip Tanrı fikrini zedelemekten başka bir ise yaramaz. Zira iktidarına sinir bulunmayan ve her şeyi dilediği gibi yaratıp dilediği sekle sokabilen bir Tanrı’nın, kölelik gibi kötü bir kurulusu, sırf halk ayaklanır endişesi ile yasaklamadığını söylemek, O'nun iktidarını ve yüceliğini inkâr demek olur

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şeriat ve Kölelik
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
975343183X
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
İslamcılar “İslam, köleye çok merhametli davranmayı istiyor” diyerek, İslamın kölelerin durumunu iyileştirdiğini, köleleri efendilerinin seviyesine yükseltmeye çalıştığını vb. öne sürerler. Ancak, İslam şeriatı “zamandan ve mekândan münezzeh”tir. Yani tabudur ve değiştirilemez. Kölelik kurumu İslamda kabul edilmiştir; bu, “Tanrı emri”dir. İslamcılar, işte bu yüzden, “kölelik” tartışmalarında “takıyyeci” bir tutum alırlar. Prof. Dr. İlhan Arsel, bu çalışmasında, İslamın kölelik karşısındaki tutumunu, tüm yönleriyle ele almaktadır. Yazar, konuyu ele alırken, başta Kur’an olmak üzere “en sahih” İslam kaynaklarına dayanmaktadır.

Kitabı okuyanlar 32 okur

  • Sismodram
  • Recep Mercan
  • Kürşad Ulusoy
  • Earthling
  • caner akcan
  • Umut Ök
  • Evren Özer
  • Caner
  • Umut ök
  • Emel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.7 (7)
9
%13.3 (2)
8
%13.3 (2)
7
%6.7 (1)
6
%6.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%13.3 (2)