Yokyer Ergöne'nin her hikayede bir başka yönünü gördüğünüz ilk bölüm hikayelerini Sınırın Ötesinde adlı bölümde toplamış yazarımız. Çocukluk yıllarına gittiğimiz Civan, ara ara kendi çocukluğuma götürüp bozkırın ortasindaki Ergöne'ye benzer bir kasabaya attı beni. Aklın, hayalgücünün sınırını birazcık aşan hikayeler, fantastik unsurlarla süslü ama gerçeklikten çok kopuk değil. Sınırlar; bazen bir şehrin, bazen bir insanın, bazen bir dogmanın olup onun ötesine geçen babalar, balinalar, kızıl bulutlar, deniz kabuklarıyla aşılıyor.
Bu Sınırın Gerisi'nde ise savaş var, yıkım var, savaşın ortasında kalmış çocuklar var. Gerçekliğe adım attıran bu ikinci bölümde masumiyet, düşman, işgal, mülteci, savaş kavramlarını sorguluyorsunuz. Düşman bir anda dost oluyor ya da dost düşmana dönüşüyor. Görev ve merhamet arasında kalmış bir komutanın "Artık yeter, bitsin bu savaşlar" çığlığı ile kitabı kapatıyorsunuz.
Çünkü gerceklikte yaşayan sıradan insanlar olarak sıradışı günler yaşıyoruz diyor yazar. O kadar haklı bir söylem ki... Toplumsal hafızamızı kayda geçiren Anı Toplayıcı'lar olmalı ki bu sıradışılığı unutmadan, unutturmadan anlatabilelim, yoksa her şey bu kadar hızlı olup biter, günler her gün ayrı bir olağandışılıkla akarken ve tüm bu olanlar artık sıradanmış gibi gelirken unutulacak, toz bulutuyla kaplanacak.
Gün gelecek, belki de bu garip sayılacak anları hatırlayanlar, sürekli dile getirenler artık sıradan olan günlerin içinde sıradışı sayılacak , kim bilir???
Yazarın, konuk ettiğimiz bir Kitapagacı söyleşisinde Ergöne adlı bu yokyerin haritasının oluşmaya devam edeceğini, iyice sekillenince haritalandırılıp bu yere ait hikayelerin toplu yayımlanabileceğini belirtmesi memnuniyet yarattı, çünkü sevdim ben Ergöne hikayelerini.