Şir-i Kadim

Şir-i Kadim

kamera
İskender Pala
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
kamera
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
ara-kalin
Şu ifadenin ihtişamına bakınız lütfen!
Nâr-ı dilden zâhir etsem bir şerer âlem yanar Dursa bir dem sîne-i sûzânım üzre gam yanar -"Gönlümdeki ateşten (yalnızca) bir tek kıvılcımı açığa vursam, (bütün) âlem yanar. Gam, yanan bağrım içinde bir an kalacak olsa (gam da) yanar." *Hayalî
kamera
Sayfa 83 - Kapı Yayınları - 12. Baskı
Efsaneye göre Kaknüs, gayet büyük bir kuş olup rüzgar estikçe çok delikli gagalarından çeşit çeşit sesler çıkarmış. Hindistan'da bulunduğuna inanılan bu kuş çeşitli renk ve şekillerle süslü imiş. Gagasındaki 360 delik vasıtasıyla çıkardığı sesler sonucu etrafına toplanan kuşları avlayarak geçinirmiş. Bu sesler o denli yanık ve etkili olurmuş ki, duyanların bağrı yanar ve onu dinlemekten kendilerini alamazlarmış. Kaknüs'ün ömrü yalnızca bir yıl imiş. Yaşının sonuna geldiği zaman çalı çırpı toplayıp üzerine çıkarak ötmeye başlarmış. Ötüşü kendisini de coşturunca kanatlarını çırpmaya başlar, kanıtların çıkardığı kıvılcımlardeian otlar tutuşur ve birlikte parlak bir alevle yanarlarmış. Geride kalan küllerden bir yumurta ortaya çıkar ve bir yavru yaparmış. Bu yavru bir yıl yaşayacak olan yeni Kaknüs kuşu imiş. Eski musiki bilginleri bu kuşun gagasından ve ağzından çıkan seslerden esinlenerek musiki ilmini icat etmişler. Bu nedenle Kaknüs'e "Musikâr" da denilir. Ancak bu kuşun daha çok anıldığı yönü yanmasıdır. Ataî'nin: "Dimâğı duhân ile fânûs-veş Yanar âteşe durma Kâknüs-veş" ve Beliğ'in: "Âteş-i aşkı nasıl söndüreyim dilde aceb Per salıp kendi yakar cismini nâra Kaknûs" beyitlerinde olduğu gibi.
kamera
Sayfa 110 - Kapı Yayınları - 12. Baskı
Ferhat, Ermeni melikesi Şirin'e âşık bir mimardır. Şirin aşkının ispatı için ondan bir istekte bulunur. Buna göre Ferhat, şehrin dışındaki bir pınardan saraya uzanan bir kanal yapacaktır. Ancak kanalın geçeceği yerde Bîsütûn Dağı vardır. Bu dağın içi tamamen kayadır. Ferhat külüngünü alıp işe koyulur. Uzun meşakkatlerden sonra dağı delme işleminin sonuna erişir. Bu senede sarayda da birçok maceralar yaşanmaktadır. Nihayet Şirin'in öteki aşığı olan Hüsrev'in dadısı gelip ona, "Oğlum, sen burada uğraşıyorsun ama Şirin öldü." der. Ferhat nir ah çekip olanca gücüyle külüngünü başına indirir ve ölür. Divan şiirinde Ferhat, sevgilisine kavuşmak için zorlu, gerçekleşmesi güç işleri göze alan âşığı sembolize eder. Daha çok Bîsütûn, külüng, Şirin ve Hüsrev gibi isimlerle tenasüp ve telmih sanatları içinde ele alınır. Üzerinde durduğumuz beyitte Ferhat'ın vücudu (varlığı) kendisine engel olarak gösterilmektedir. Bunun sebebi Ferhat'ın kendini düşünmesi ve aşkını ön planda tutması, sonuçta dağı delmek üzereyken canına kıymasıdır. Oysa aşk işinde sevgili, sevenden; canan, candan önce gelir. Şirin gerçekten ölmüş dahi olsa Ferhat'ın dağı delme işini bitirmesi gerekirdi. Zira sevgilinin isteği yerine getirilmeden âşıklık iddiasında bulunmak abestir. Ferhat Şirin'in ölüm haberini alınca kendi canına kıymakla aşkının benliğinden kaynaklandığını göstermiş oluyor. Oysa Şirin'i gördüğü andan itibaren kendisini zaten yok bilmesi, egosunu sevgilide eritmesi gerekirdi. Nitekim Leyla çölde Mecnun'u bulduğunda ona kendisinin Leyla olduğunu söyler O ise: "Ger ben ben isem nesin sen ey yar V'er sen sen isen neyim men-i zâr" diyerek onu tanımaz. Gerçekte ise Mecnun, kendisini Leyla'da yok etmiş ve Leyla ile yek-vücut olmuştur. Bir gün birinin çıkıp da "Ben Leyla'yım" demesi, ikilik iddiasıdır. Oysa Mecnun Leyla'yı içinde bilerek bu ikilikten çok çok önceleri kurtulmuştur.
kamera
Sayfa 74 - Kapı Yayınları - 12. Baskı
95 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;