Soluk Bir An

·
Okunma
·
Beğeni
·
995
Gösterim
Adı:
Soluk Bir An
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750714375
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Soluk Bir An
Soluk Bir An
Son yılların en dikkat çekici yazarlarından Behçet Çelik'in yeni romanı Soluk Bir An, yazarın önceki kitaplarından izler taşıyor; bireyin yalnızlığı, dış dünya ile zamanın insanın üzerinde yarattığı baskı, iletişimsizlik ve hiç dinmeyen boşunalık duygusuyla iç içe geçmiş, her durumda kendisine bir yol çizebilen yaşama isteği... Soluk Bir An, sıradan, açık ve anlaşılır görünen hayatlarımızın gerçekte nasıl bir iç karmaşa taşıdığını anlatıyor.

Herkesin yürüdüğü yoldan yürümenin daha sorunsuz ve kolay olacağı umuduyla hayati konulardaki seçimlerini yapmış olan Taner'in, hiç beklemediği bir anda, ummadığı bir solukla altüst olan dünyasını tanıyoruz Soluk Bir An'da. Behçet Çelik, Taner'in hikâyesinden yola çıkarak zamanın ve aşkın uğultusuna kulak kabartıyor.

İkili ilişkilerin kırılganlaştığı, yaşama inancın pamuk ipliğine bağlandığı o "soluk an"ları büyük bir başarıyla anlatıyor Behçet Çelik. En çözümsüz sorunların yine böyle soluk anlarda çözüme kavuşabileceğini de unutmuyor. Soluk Bir An, kusursuz, akıcı bir Türkçeyle yazılmış, tadına vara vara okunabilecek bir roman.
220 syf.
·4 günde
Behçet Çelik.. Daha önce Dünyanın Uğultusu ve Gün Ortasında Arzu kitaplarını okumuş ve çok sevmiştim. Şu an bilinmese de bence adını duyuracak bir yazar. Kitaplarının konusu, karakterleri hep aynı eksende; yalnızlık, kaybolmuşluk, hiçlik,boşunalık,aylaklık, melankoli, hüzün.. Bu şekilde çoğaltabiliriz. Ama sanki Oğuz Atay'ın karakterlerini güzel bir üslupla konuşturuyor gibi, dili de bir o kadar akıcı. Altını çizdiğim onlarca paragraf var.

Kitaba başlamadan önce ne okuyacağımı biliyordum; 'modern dünya'nın gitgide insanları canavarlaştıran, birer kukla haline getiren, dışarda olmasa bile kendiyle başbaşa kaldığında yalnız olduğunu hatırlayan ama buna cesaret edemeyen, korkan, sürekli kendini bir kalabalığa kitleye dahil etmeye çalışan, bunu yaparken de sahteliklerden kendini alamayan, bunun parçası olan ve tabii ki peşisıra sürüklenen insanları okuyacaktım. Atay'ın Hikmet'i, Atılgan'ın Bay C.'si, Perec'in Uyuyan Adam'ı, Sartre'ın Roquentin'i, Kafka'nın Samsa'sı, Camus'nun Mersault'u, Hesse'nin Bozkırkurdu, Dostoyevski'nin Yeraltı Adamı, Gonçarov'un Oblomov'u... Bunlar çoğumuzun bildikleri. Ya bilmediğimiz, fark etmediğimiz belki de kendimiz?

Kitaba gelecek olursak; aşk üzerinden hayatın genel bir irdelenmesi, sorgulanması diyebiliriz. Şiirlerden, şarkılardan güzel göndermeler var. Sonu ise beklediğimiz gibi; belirsizlik... Zaten belli bir sona bağlansaydı muhtemelen sevemeyeceğim bir aşk romanı olacaktı.

Bu kitapları hem ayrı seviyor hem de okurken bir rahatsızlık, burukluk hissediyorum. Keyfim kaçıyor, yüzüme tokat gibi çarpıyor satırlar. Ama ilginçtir; yine de vazgeçmiyor, hevesle okuyorum. İyi ki edebiyat dediğimiz bir sığınak var ki bizi bu 'modern dünya'dan bir nebze uzak tutuyor.
220 syf.
Türk edebiyatında okunası yazarları keşfetmeye çalışıyorum. Güncel olanları taradım Behçet Çelik bu okunası yazarlardan biri olarak karşıma çıktı. Ama bir Tanpınar bir P. Safa tutkunu olarak tabi doyurucu gelmedi. Kurgu çok bilindik. İkili ilişkiler, aldatma, aldatırken yaşanan çelişkiler...evet aslında sadece bunlar var. Altyapı daha sağlam olabilirdi. Konu bilindik olsa bile işlenişi çok daha doyurucu ve sağlam olabilirdi. Okurken keşke şunu yapmasaydı, bunu da yapmasaydı da iyi olurdu dediğim oldu. Tabi kült eserlerle kıyasladığım için bu kadar vasat gelmiş olabilir. Ama tekrar tekrar deneyeceğim. Keşfetmek için. Eminim bu yazarımız da zamanla yazılarını çok daha olgunlaştıracaktır. Çünkü üslup güzel. Zaman kavramı, geçmiş ve gelecek arasındaki köprü, geçmiş yaşantıların, kurulan hayallerin var olan hayatımıza etkisi bu kavramlar güzel bir dille işlenmiş. Okumaya değer. Tabi keşkeler var ama bunları aşacaktır yazar umarım.
211 syf.
·5 günde·6/10 puan
Ne gidebilen ne kalabilen ne konuşabilen ne de susabilen (dil sussa da gönül susmuyor) bir adamın iç dünyasında dolaşıyoruz. ''Sen koca adamsın ne işin var bu mecralarda?'' diye Taner'e kızmak haksızlık olacaktır. Zira babasından sevinmeyi öğrenememiş, katı kurallardan öte geçememiş, hep başkalarının gözünden kendisinin nasıl göründüğünü düşünen bir adam ve sanırım elinden tutan kadın da o eli çabuk bırakmış. Yorulmuş. Keşke bir de Yasemin'in Taner için ne düşündüğünü öğrenebilseydik. Kitapta bunu görmeyi istedim fakat bu kadarla yetinmek zorundayız. Okursanız elbette kendinize göre bir şeyler bulacaksınız. Ayrıca genelde bir insanın özelde ise bir erkeğin psikolojini anlamanın kapısını açan bir kitap.
Insan ömrünü kendine bir benlik, kişilik oluşturmakla geçiriyor. Sonra gün geliyor önündeki en büyük engelin bunlar olduğunu fark ediyor.
"Bir insanı başka bir insanla aldatırız sanmak ne kadar yanlış. Bir insanı ancak onunla aldatırız. Ona başka biri muamelesi yaptığımızda."
Bazen binaların, insanların birer boyutlarını kaybetmiş gibi görünmeye başladığından söz etmişti Gürsel.
"Yırtsan yırtılacak gibi, sert bir şekilde yükselsen göçüverir. Kağıttan, mukavvadan yapıp dikmişler sanki. Derinlikleri yok."
Kafalarımız kurallarla öylesine biçimlenmiş ki, olması gerekenlerle karşılaştığımızda -bunda bir terslik olsa bile- yadırgamıyoruz.
"Sevinmeyi öğrenmemiş olanlar üzülemiyorlar da. Dehşet duyuyorlar ancak. Canlanacak gibiyken, büyüsü ya da duası tutmamış tahta bir oyuncağın kalakalmışlığı, olmamışlık, olamamışlık - başka bir seferin imkansızlığı. Üzülmek de akış istiyor sevinmek gibi. Bu yüzden hep sarhoş olmalı. En azından bir kımıltıdır."
İnsan ömrünü kendine bir benlik, kişilik oluşturmakla geçiriyor, sonra gün geliyor önündeki en büyük engelin bunlar olduğunu fark ediyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soluk Bir An
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750714375
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Soluk Bir An
Soluk Bir An
Son yılların en dikkat çekici yazarlarından Behçet Çelik'in yeni romanı Soluk Bir An, yazarın önceki kitaplarından izler taşıyor; bireyin yalnızlığı, dış dünya ile zamanın insanın üzerinde yarattığı baskı, iletişimsizlik ve hiç dinmeyen boşunalık duygusuyla iç içe geçmiş, her durumda kendisine bir yol çizebilen yaşama isteği... Soluk Bir An, sıradan, açık ve anlaşılır görünen hayatlarımızın gerçekte nasıl bir iç karmaşa taşıdığını anlatıyor.

Herkesin yürüdüğü yoldan yürümenin daha sorunsuz ve kolay olacağı umuduyla hayati konulardaki seçimlerini yapmış olan Taner'in, hiç beklemediği bir anda, ummadığı bir solukla altüst olan dünyasını tanıyoruz Soluk Bir An'da. Behçet Çelik, Taner'in hikâyesinden yola çıkarak zamanın ve aşkın uğultusuna kulak kabartıyor.

İkili ilişkilerin kırılganlaştığı, yaşama inancın pamuk ipliğine bağlandığı o "soluk an"ları büyük bir başarıyla anlatıyor Behçet Çelik. En çözümsüz sorunların yine böyle soluk anlarda çözüme kavuşabileceğini de unutmuyor. Soluk Bir An, kusursuz, akıcı bir Türkçeyle yazılmış, tadına vara vara okunabilecek bir roman.

Kitabı okuyanlar 46 okur

  • Lili Marlen
  • Sinem Deniz
  • jaguar
  • ERDEM SÜNGÜ
  • Muhammed Nalbantlı
  • Anroozha
  • lahosa baya
  • Zeynep
  • kitapuzmanı
  • Nurşin Kaynarca

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (2)
9
%11.1 (2)
8
%16.7 (3)
7
%11.1 (2)
6
%11.1 (2)
5
%5.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0