Sona Son Kala

·
Okunma
·
Beğeni
·
78
Gösterim
Adı:
Sona Son Kala
Baskı tarihi:
Ağustos 2008
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
2880000042259
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Dergisi Yayınları
Son yıllarda hızla gelişen olaylar gösterilmektedir ki, yaşayarak yaşlanan ve küresel ısınma ile ateşi yükselen bir hasta durumuna gelen bu dünya, her geçen gün artan bir ivme ile biyolojik sonuna yaklaşmaktadır. Bu bilimsel realiteyi gören fakat kendi hallerine ve yaşantılarına hiç bakmadan dünyadaki bu olumsuz gelişmelerden kaygılanan tüm insanlara "Dünya için üzülmenize, dünya için kaygılanmanıza hiç gerek yoktur" diyoruz.

Gerçekten hiç üzülmeyin, hiç merak etmeyin ki sizin eceliniz, dünyanın eceline bağlı değildir. Çünkü dünya araç insanlar ise amaç olduğu için kalbi bir mutmainlik ile "Bizim ecelimiz dünyanın eceline değil, dünyanın eceli bizim ecelimize bağlıdır." diyebiliriz.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Amerika'nın falanca ülkeyi nasıl gördüğü, nasıl değerlendirdiği ve çıkarları istikametinde ne yaptığı ve ne yapmak istediği konuşulduğu kadar, alemlerin Rabbi olan Allah ın günümüzdeki dünya insanlarını nasıl gördüğü nasıl değerlendirdiği ve Sünnetullah'ı istikametinde ne yaptığı ve ne yapmak istediği hiç konuşulmadı!
"Artık hiçbir emperyalist devlet, (güç) sömürdükleri ülkelere bayraklarını dikmek ve o ülkeleri kendi topraklarına dahil etmek istemezler. Mesala Meksika veya Irak, ABD 'ye kendi tercihleri ile teslim olmak istese, "lütfen ülkemizi ülkenize katın" dese, ABD bu teklifleri kesinlikle reddeder ve tek kurşun harcamadan elde edeceği bu ülkeleri kendi topraklarına dahil etmez. Çünkü bunu yaptıkları zaman o ülke halklarını sahiplenmeleri ve onlara vatandaşlık hakkını vermeleri gerekir.
Onları sahiplenmeden, onlara vatandaşlık hakkını vermeden ve onların asli ihtiyaçlarını karşılamadan, onları istedikleri gibi sömürmeleri mümkün ise de bunu neden yapsınlar ki?
'Müstekbirlere' göre önemli olan bir ineği sahiplenmek değil, o ineği sahiplenmeden ve yedirip içirmeden, (asli ihtiyaçlarını gidermeden) etinden ve sütünden faydalanmaktir. Zaten yaptıkları da bu değil mi?"
Mehmed ALAGAŞ /Sona Son Kala - sh: 46 -İnsan Dergisi Yayınları
Şanı yüce Rabbimiz, Firavun ve ordularının helakıyla ilgili olarak açık bir ayet, açık bir belge bıraktığını buyurmakta ve bu belgelerden birisinin Firavun’un cesedi olduğunu bildirmektedir.

Sular boğazına gelinceye kadar küfür dolu inkarından vazgeçmeyen Firavun, boğulacağını anladığı son anda “İsrailoğullarının kendisine inandığı ilahtan başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım” demişti.

O zamana kadar gördüğü onca mucizeye rağmen iman etmeyen Firavun’un, can boğaza geldiği zaman söylediği bu anlamsız söz kendisine fayda vermemiş ve “Şimdi iman ettin öyle mi? Oysa sen, elinde fırsat varken isyan edip, fesat çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet olman için, senin yalnızca bedenini koruyacağız. Ancak insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler” cevabı verilmişti.

Ayet-i kerimede de işaret edildiği gibi Allah’ın ayetlerinden habersiz olan insanlar, seksenli yılların başlarında bulunan ve Londra British müzesinde teşhir edilen bir cesedin Firavun’a ait olduğunu söylemişler ve İslami basın da dahil olmak üzere “Dörtbin yıllık mucize” başlığıyla gündeme getirmişlerdi!.

Neyin ne olduğunu yeterince bilmediğimiz o yıllarda bu büyük habere(!) itibar etmemiz, tabi ki müslüman çoğunluğa inanmaktan ve Allah’ı yeterince dikkate almamaktan kaynaklanan bir hatamızdı!.

Birçok yayın organında hala bir mucize gibi yayınlanan o görüntüyü hatırlarsanız; Firavun olduğu söylenen o kurumuş cesedin, mumyalanarak korunan (veya mumyalanmamasına rağmen istisnai olarak çok bozulmayan) binlerce yıllık diğer cesetlerden fazlaca bir farkı olmadığı görülecektir.

İyi ama Rabbimizin koruması ile,insanların mumyalayarak koruması arasında bir fark olması gerekmez mi? Rabbimizin herhangi bir bedeni koruması, mumyacıların korudukları kadar bir koruma mıdır?

Bu soruyu sorduğumuz an, hiç duraksamadan Allah’ı tenzih ve takdis etmemiz gerekir.

Şanı yüce Rabbimiz Firavun’un cesedini sonraki nesiller için bir ayet olmak üzere koruyacağını bildirmişse, hiç kuşkunuz olmasın ki o ceset boğulduğu andaki tazeliğinde durmakta ve gözlerinde, boğulduğu anın dehşetini taşımaktadır.

Dünya müslümanları olarak bu İlahi gerçekliğe, bu açıklıkta iman etmemiz gerekirken; şeytan aleyhillane yine yapacağını yapmış ve görüntülü bir batıl haber ile, henüz görüntüsüyle karşılaşmadığımız hak bir ayetin üzerini örtmeye çalışmıştır.
Allah için,
kalplerde olanı ve kalplerden geçeni hakkıyle bilen Allah için cevap verin!. Kendinizi aldatmadan ve Aldatılmazı aldatmaya çalışmadan lütfen açıkça cevap verin. Gönlünüzün bir yerinde, çok tenha bir yerinde, sizler yaşarken kıyametin kopacağına dair küçücük bir iman değil, ciddiye aldığınız ufacık bir zannınız veya endişeniz var mı? Bu ufacık zan ve endişeyle bin değil, bir gece uykunuz kaçıp, dünyaya ve dünya hayatına bir başka açıdan bakıyor musunuz? Binlerce yıl önce İlahi takdir gereği fitili ateşlenmiş bir dinamitin üstünde gezip-dolaştığınızı görerek, insanlık açısından altı günlük uzunluğu olan bu fitilin artık bittiğini, bitimi yaşadığını hissediyor musunuz?

Yoksa Kehf suresinde zikredilen bahçe sahibi gibi "Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülüp-götürülecek olursam şüphesiz bundan daha hayırlı bir akibet (sonuç) bulacağım." (18-Kehf 36) diyerek kendini avutan veya uyutanlardan mısınız?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sona Son Kala
Baskı tarihi:
Ağustos 2008
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
2880000042259
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Dergisi Yayınları
Son yıllarda hızla gelişen olaylar gösterilmektedir ki, yaşayarak yaşlanan ve küresel ısınma ile ateşi yükselen bir hasta durumuna gelen bu dünya, her geçen gün artan bir ivme ile biyolojik sonuna yaklaşmaktadır. Bu bilimsel realiteyi gören fakat kendi hallerine ve yaşantılarına hiç bakmadan dünyadaki bu olumsuz gelişmelerden kaygılanan tüm insanlara "Dünya için üzülmenize, dünya için kaygılanmanıza hiç gerek yoktur" diyoruz.

Gerçekten hiç üzülmeyin, hiç merak etmeyin ki sizin eceliniz, dünyanın eceline bağlı değildir. Çünkü dünya araç insanlar ise amaç olduğu için kalbi bir mutmainlik ile "Bizim ecelimiz dünyanın eceline değil, dünyanın eceli bizim ecelimize bağlıdır." diyebiliriz.

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • Saliha Hızlıok
  • Bayram Arslan
  • Huzeyfe Sevinç
  • Samwell Tarly
  • Gönül Özkurt
  • Halise
  • Osler'in Çırağı
  • Murat Dayı
  • Abdullah Bozkurt
  • Ragıp Sefa Sarı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0