Dili, sarayın kitabet dili olduğu için ağır, bir paragraf yakın uzunlukta cümleler, konunun kendi içindeki ağırlığı, teferruat denilecek olayların ele alınması, kitabı okumayı güçleştirmektedir .
Daha çok kişiler, olaylar , telgraflar üzerinde dönen anlatım olduğu için, çok cazip değil, okumak sabır ve merak gerektiriyor.
Tahsin Paşa, saraya baş katip olduğu 1894 yılından itibaren düzenli olarak hatıralarını yazmış, Abdülhamid'in tahta çıkışı ve şehzadeler dönemlerine ait bilgileri de dinlediklerinden toparlayarak aktarmış. Çok önemli bilgiler içerdiği gerçek. Objektif bir anlatım diyebiliriz ama yine de kendisini zan altında bırakacak anlatımdan uzak durmuş. Gerçi kendisinin fazla bir etkisi olduğu da söylenemez.
Abdülhamid'in karakter yapısı, çalışkanlığı, milletin selametini dert etmesi, israftan ve eğlenceden uzak duruşu, kuvvetli hafızası, zekası, dünya siyasetini daha sehzadelik zamanından beri takip etmesi, önemli kişilerle kurduğu dostluklar ve bunu zamanı gelince kullanması gibi olumlu yönleri ile; vehhamlığı, baskıcı olması, jurnaliciliğe tanıdığı iltimas, kimseye güveninin olmaması, hayatını korumak konusundaki sıkı hevesi, tahtı kaybetmek korkusu gibi olumsuz yönleri de ele alınmış. Abdülhamit dönemi bu iki yön etrafında şekillenmiş görünüyor.
Tahsin Paşa, hep münferit olaylar üzerine yoğunlaşmış, memlekette yapılan pek çok yatırım ve eğitim faaliyetlerine değinmemiş. Bunu da bu kitaptan beklerdim açıkçası. Başka kaynaklardan okuduğum önemli bilgilere yer verilmemiş.
İstibdat rejimi içten içe bir çürümeye yol açmış, devletin ve milletin derdine çare olmamış, ama meşrutiyet dönemi de daha koyu bir baskı yönetimine dönüşmüş, Abdülhamit in denge siyaseti ile geciktirdiği Dünya Savaşı kısa zamanda patlak vererek ülke yangın yerine dönmüş