Adı:
Tanrının Kırbacı Attila - 2
Baskı tarihi:
Ekim 2000
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757076339
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Attila Konig Der Hunnen
Çeviri:
Atilla Dirim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yurt Kitap Yayın
"Ey kavimler... Ey Hunlar... Erkekler ve kahramanlar gibi... bütün gün savaştınız! Ve size söylüyorum... Roma zafer kazanmadı!"

Bir an için savaş meydanı ölüm sessizliğine büründü. Sonra da gecenin karanlığı binlerce gırtlaktan yükselen sevinç çığlıklarıyla yırtıldı. Attila'nın bir işaretiyle meşale taşıyan adamlar adım adım ilerlemeye başladılar...

"Şimdi söyleyeceklerimi ağızdan ağıza aktararak herkesin duymasını sağlayın" diye bağırdı kağan. "Düşmanlarımız bu kaleye... girmeye cüret edecek olurlarsa... burada bulunan herkes için kendimi feda edeceğim... hiçbir Romalı... Attila'yı öldürmüş... veya tutsak etmiş olmakla asla övünmeyecek!"
(Arka Kapak)
Muncuk Han'ın oğlu Bleda ve Ruga'nın kardeşi Tanrının kırbacı Attila.
Müthiş bir roman. Attila'nın cesareti, zekası ve düşmanlarına korku dolu anlar yaşatması. 14 - 15 yaşındayken Roma'lılara esir düşüp daha sonra Roma'lıların korkulu rüyası olan Büyük Kağan Attila.

Her şeye rağmen, duyabilen kulaklar için, bozkırlar hâlâ Hunların Büyük Kağanı'nın göklere çıkartıldığı şarkılarla çınlıyor ve yıldızlar Attila'nın ilk öğrendiği çocuk melodisini tekrarlıyor:

Ne mutludur
Neşeli ruhlarla dolu olan
Ve önlerinde atların otladığı
Büyük yurtlarla uzaklara gitmek...

Gerçekten çok güzel bir roman tavsiye ederim.
"O para sizin çalıntı altın dolu kasalarınızdan geliyor" dedi Attila. "Fakat ben her Asimus sakininin, bir Hun'un değerinin ne olduğunu bizzat kendi üzerinde yaşayarak öğrenmesini istiyorum... Az önce söylediğim gibi, altın olarak!"
"Bizzat kendim Asimus'a gideceğim..."
"Giderken yanına Trakya komutanı Theodolos'u da al" diye homurdandı Attila. "Üniformalar, insanlar üzerinde ipek elbiselerden daha büyük bir etki yapar! Bu arada dikkat edin o delikanlılar sizi de esir edip, fidye karşılığında imparatorunuza geri satmaya kalkışmasınlar!"
"Pekâlâ" dedi Attila. "O halde kayda geçir bakalım: Savaş siz Romalıların borçlarınızı vaktinde ödememeniz yüzünden çıktı! Bu sebepten ötürü yıllık vergiyi eski meblağın üç katına yükseltiyorum... yani bin elli kilo altına!" Bir an için durdu ve karşısında mermer bir heykel gibi oturan Anatolios'a baktı. Sonra da gülerek devam etti. "Fakat size karşı cömert davranmak istiyoruz... geçen üç yıl boyunca birikmiş olan üç bin üç yüz kilo altın borcunuz yerine... sizden... evet, sadece üç bin kilo altın talep ediyoruz! Yani size üç yüz kilo altın hediye ediyorum! Bunu nasıl buldun? Zahmet edip bu kadar gösterişli giyinmiş olmana değdi, değil mi?"
"Sonra? Bu benim ne işime yarardı?" diye karşılık verdi Attila ona. Bir anda tekrar eski ciddiyetine bürünmüştü. "Sizin düşünce tarzınızdaki ikinci hata da işte bu! Cermenler, Yunanlar, Romalılar veya isminiz her neyse - asla tümüyle size ait olmayacak bir şeye sahip olmak konusunda ısrar ediyorsunuz: Toprak! Üzerine evler inşa edebileceğiniz, ekip biçebileceğiniz ve kendi malınız olarak adlandırabileceğiniz bir yer yüzü parçası... Üstelik bunu pis bir noterin kaleminden çıkan anlamsız bir parşömen parçası ile belgelemeye çalışıyorsunuz! Tüm bunlara ne gerek var? Hiçbir şey bizi yaratan, bize kısa bir yaşam armağan eden, sonra da bizi tekrar kül ve toza dönüştüren doğa üzerinde hak iddia etmek kadar anlamsız olamaz!"
"Söylediklerin Cermenler için geçerli olabilir" dedi hor gören bir edayla. "Siz soğuğa dayanamadığınız için daima güneşi takip ediyorsunuz. Ölümlü olduğunuzu kabul etmek istemediğiniz için kendinize tanrılar ve cennetler yaratıyorsunuz! Oysa önemli olan tek şey bu yaşamda kazanılacak olan zaferler, ganimetler, şan ve şöhrettir! En büyük mutluluk anının ne olduğunu biliyor musunuz? Size söyleyeyim! Doludizgin bir atın üzerinde zafere veya ölüme koşmak...
Attila da elindeki altın kupayı kaldırdı, fakat başını eğerek onları selamlamadı. Doğu Romalılar artık pek çok yerde "Tanrıların En Büyüğü" olarak adlandırılan Hun kağanına ölçülü bir mesafede durarak beklemeye başladılar.
"Tam aksine" dedi Attila büyük bir ciddiyetle. "Onlara öyle bir ceza vereceksin ki, yıllar boyu dilden dile dolanıp duracak! İlk olarak tüm Hun esirlerini serbest bırakacaklar. Sonra da bizden çaldıkları tutsaklarımız için de para ödeyecekler..."
"Savulun! Attila'nın gazabı Hıristiyanların ve piskopos kıyafetine bürünmüş mezar soyguncularının üzerine çöküyor" diye bağırıyorlardı kurbanlara son darbeyi indirip hızla ortadan kaybolmadan önce.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanrının Kırbacı Attila - 2
Baskı tarihi:
Ekim 2000
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757076339
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Attila Konig Der Hunnen
Çeviri:
Atilla Dirim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yurt Kitap Yayın
"Ey kavimler... Ey Hunlar... Erkekler ve kahramanlar gibi... bütün gün savaştınız! Ve size söylüyorum... Roma zafer kazanmadı!"

Bir an için savaş meydanı ölüm sessizliğine büründü. Sonra da gecenin karanlığı binlerce gırtlaktan yükselen sevinç çığlıklarıyla yırtıldı. Attila'nın bir işaretiyle meşale taşıyan adamlar adım adım ilerlemeye başladılar...

"Şimdi söyleyeceklerimi ağızdan ağıza aktararak herkesin duymasını sağlayın" diye bağırdı kağan. "Düşmanlarımız bu kaleye... girmeye cüret edecek olurlarsa... burada bulunan herkes için kendimi feda edeceğim... hiçbir Romalı... Attila'yı öldürmüş... veya tutsak etmiş olmakla asla övünmeyecek!"
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Abdullah Turkoz
  • Saygın Atilla
  • Levent Varol
  • Welat parlak
  • Hakkı Arslan
  • Erol Muzaffer
  • Kürşad Ulusoy
  • Arif aydeniz
  • Ergin KAPLAN
  • Düzgün Can TEMEL

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (1)
9
%0
8
%50 (4)
7
%25 (2)
6
%12.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0