Yazarın son kitaplarına yaklaşıyoruz ve kitapta dikkatimi çeken birisi var. LEYLA. Romanın içerisinde değil başlangıçtaki önsöz kısmından bahsediyorum çünkü böyle koca bir çınar hakkında ülkemizde bilgi yok arkadaşlar. Bu adam kimdir, ne yapmıştır, ailesi kimlerdir, nerede yaşar sevdiği şeyler nelerdir derken hiçbir bilgi yok. Başlarken de tek bir cümle var: Bu kitabı Leyla’nın aziz anısına ithaf ediyorum. Leyla kimdir mesela? Araştırmak istiyorum ama hiçbir bilgi yok maalesef.
Bunun da kıymeti konusu itibariyle yüksek. Oktay Keçeci adında zengin birisinin Türk Müziğine olan merakını öğreniyoruz. Özellikle Cumhuriyet dönemi sanatçılarımız üzerinde yoğunlaşıyor ve kadın sanatçılar üzerinde bir kitap yazmak istiyor. Bu araştırmalar sırasında çok az bilgiye ulaşabildiği Fikret Semiha Hanım hakkında araştırmalar yaparken bu kadının ölümünün normal olmadığını düşünüyor ve araştırmaya başlıyor. Şimdi malumdur Cumhuriyet dönemi olunca aklıma hemen bazı kurgular geldi bunları paylaşacağım. Doğru veya yanlış olabilir hiçbir konuda ısrarım yoktur.
Üzerine yoğunlaştığımız karakter Fikret Semiha olunca aklıma gelen ilk isim de ilk kadın opera sanatçımız Semiha Berksoy oldu. Kafamda böyle kurduğumdan mı bilemedim ama kadının bir fotoğrafı ile kitabın kapağını yan yana getirdiğimde benzerlik olduğuna da inandım. Tabi kitap karakteri ile gerçek arasında bir ilişki olmadığını da belirteyim. Sizlerle de paylaşayım:
hizliresim.com/mt93anthizliresim.com/drhyyba
Gene de iyi bir kitap olduğunu söylersem bizzat yazara haksızlık yapmış olurum. Öznel olarak söyleyebileceğim ise yazarın en kötü kitaplarını yazsam, en başa bunu yazarım okuduklarım arasında. O kadar beğenmedim. Burada finali olsun, son bölümde nefessiz okumalarım olsun hepsini dahil ediyorum. Ben kurguyu
Taş PlakOsman Aysu · İnkılap Kitapevi · 200289 okunma
Kitabı ilk okumaya başladığım anda çok güzel bir hikayenin beni beklediğini anlamıştım. Her sayfasında merak uyandıran akıcı bir kitap fakat kitabın sonundaki rüya olayı beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu kadar güzel bir hikaye daha güzel bir sonuca bağlanmalıydı yada rüya kısmına hiç girmeden bitirilmeliydi fakat herşeye rağmen okumaya değer.
:)
Taş PlakOsman Aysu · İnkılap Kitapevi · 200289 okunma
İlk başlarda zorla okumuş olsam bile son sayfalarına geldiğimde bitirmek istemediğim bir kitap oldu. Bir süre yeni bir kitaba geçmek istemeyip bende bıraktığı etkiyi yaşamak çok keyifliydi.
Taş PlakOsman Aysu · İnkılap Kitapevi · 200289 okunma
osman aysu nun kitapları gercekten cok güzel, insan başladımı bırakamıyor, bitmesine yakın kitabın bitmesini istemiyorsunuz pek inceleme yazan biri olmadıgım için ama osman aysu nun taş plak kitabı için yazmaya karar verdim
kitabın konusunu özetlemeye gerek yok tipik osman aysu kitabı bu 5 çi kitabını okuyorum genelde hep aynı gibi genelde hep heyacanlı,
bir gün bir kişi Youtube da yazar için yorum yapmıştı final sahnelerini iyi yapamıyor diye, aslında çok dogru kitap insanın elinden düşmüyor, heyacanlı akıcı finale geliyorsunuz tipik türk filmi gibi
Ahmet Ümit ün finalleri gercekten daha güzel
zaten benim için türk yazarlarından polisiye romanlarda 1 numara Ahmet Ümit 2 numara osman aysu
aslında osman aysu nun finalleri daha güzel olsa benim için kesinlikle 1 numara olurdu
Oktay Keçeci, ünlü bir holdingin hissedarlarından biridir. Aynı zamanda Türk musikisine merakından dolayı Cumhuriyet'in ilk yıllarında sahne alan veya plak dolduran kadın şarkıcılar üzerine bir inceleme ve araştırma kitabı hazırlamaya çalışmaktadır.
Taş PlakOsman Aysu · İnkılap Kitapevi · 200289 okunma
Oktay Keçeci adında zengin bir adamın Türk Müziğindeki kadın şarkıcılar ile ilgili olarak hazırladığı bir kitap için elde ettiği bir fotoğraf ve karşılaştığı bir kadının bu fotoğraftakine oldukça benzemesi üzerine olaylar gelişir.
Finali her ne kadar içime sinmese de finale kadar gelişen kurgu ile fena değil diyebileceğimiz bir kitap.
Polisiye roman severlerin beğeni ile okuyacağı bir kitap.
Taş PlakOsman Aysu · İnkılap Kitapevi · 200289 okunma
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.