"...küçük detayları hep okumalısın."
Okumalı mısın?
Uzun zamandır kitap okumakta fazlasıyla zorlanıyor ve bu durumdan kurtulmak istiyordum. Bu yüzden de pek de okumadığım bir türe başvurdum, çünkü yüz karası da aynı şekilde okuyup fazlasıyla beğendiğim bir kitaptı. Aah ah... Hayatımda en çok boşa verdiğim 13 saatten biriydi sanırım.
Rowan'ın büyükbabası vefat etmiştir ve vasiyetine göre Dreamland ile Rowan'ın uğraşması gerekmektedir. Rowan Dreamland projelerini ele aldığı zaman, yeni bir yaratıcı da işe almıştır: Zahra. Ve bu kadına doğru, karşı konulamaz bir çekim hissetmeye başlamıştır.
Konusuyla bile klişe olduğunu fark ettik bence.
İlk olarak iki karakter arasında çekim var mıydı cidden bilmiyorum. Daha 20. sayfadan doğru düzgün birbirlerinin suratlarını görmemişken yanlışlıkla birbirlerine değip tuhaf hislerle dolmuş bir çiftin aralarındaki kimyadan ne beklersin ki. Zaten kitap boyu aynı cümleye döndük, karakterler birbirlerini görür, yanmaya başlarlar, birbirlerinin yanlarında hiç olmadıkları biri, kendileri olurlar falan. Bunlar birbirlerine değil, birbirlerinin bedenlerine aşıklardı sanırım.
Ve Rowan... Cidden çok çok çok sinir olduğun bir karakterdi okurken. Yani, tamam iki somurttun tersledin diye en şeytan, en cehennemden gelen sensin anladık. Yeter Zahra, Rowan sana ters davrandı diye bu evrendeki en kötü insan. Tabi tüm kitabı böyle sesli tepkiler vererek okudum desem yeridir. Hala aklıma geldikçe sinirleniyorum. Güven problemleri konusuna gelecek olursak, bu kadar güvenemezken insanlara insanların güvenini bu kadar kırması normal değil bence.
Zahra daha tatlı, minnoş bir karakterdi. Yine de aşırı sevemedim. Eski sevgilisi Lance ile yaşadıkları beni de bayağı sinirlendirdi, bu olaya rağmen Rowan gibi olmaması takdire şayan!!
Şimdi