Don Kişot tadında; kötülerin entrikaya, iyilerin saflığa doymadığı bir Dumas klasiği.
Bir parça zindan ve bol bol entrika artı yeşilçam.
Bence Alexandre Dumas budur.
Dumas'ı Monte Kristo Kontu'nu ilk okuyuşumdan beri severim, daha erken dönemde Demir Maske'yi okuduğumu da hatırlıyorum ama etkisini hatırlamıyorum. Yeni okuduğum Siyah Lale ile sevgim taçlanmıştı. Bu minik kitap için de şunu söyleyeceğim: En kısa zamanda Hasan Ali Yücel Klasiklerinden okurum inşallah. Çünkü 755 sayfayı 234 sayfada istesen de veremezsin. Ek olarak, klasik okumak zor geliyorsa önce "çocuklar için yazılmış" kitaplardan okunmasını da tavsiye derim. Ben de zaten bu kitapları çocuklara karne hediyesi olarak aldım , öncesinde içine şöyle bir bakmak kaydıyla. Başarılı bir indirgeme olmuş diyeceğim çünkü kesinlikle kötülerin saf kötülüğünü hissettirmiyordu. Bu kadarı çocuklar için kafi. Ama ben merak ettim özellikle Milady, ne biçim bir yaratıksın? Kadınlar aleminin baş şeytanı. Ya da Constance'ın karakteri. Klasiklerin bana en büyük katkısı karakter analizleri oluyor. Bir insanın en derinlerini bildiğimi hiçbir zaman iddia edemem ama okudukça şunu anlıyorum, her insan bir parça "ötekilik" taşıyor içinde. Aynılık. O yüzden özellikle klasiklerdeki bu karakter tahlillerini, insanların iç dünyasını anlamakta faydalı buluyorum.
Üç Silahşör 755 sayfada elbetteki daha etkindir ama sanki bu kitap dördüncü silahşör etrafında dönüyor gibi geldi bana. Tam metni okumadan daha fazla yorum yapmak olmaz ama bunu da severek okudum.
Kitap güzel d'artagnan yaşadığı köyü bası yolar üç arkadaş kaçı yolar atla beraber. üç arkadaşın içinde d'artagnan var. Üç arkadaş maceraya çıkı yolar köy bulu yolar. Orda kalıyolar orda arkadaşı ölüyor onun intikamını almak için onu öldürmeye çalışıyor.
Ben bu kitabi okudum bu kitap cok
Guzel bir kitap. Bu kitabin icinde bir adamin silahsor olmasiyla basliyor.
Sonra bu adam kendine uc arkadas buluyor.Sonra bu adam bir cok macera geciriyor.Sonra bu adam kraliceye yardim ediyor .Gerdanligi almak icin sonrada
Kayip olan kadini buldu ve hikaye cok guzeldi...Ben cok begendim....
Alexandre Dumas Pére... Fransız yazar. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Siyah Lale ve Demir Maske gibi tarihi romanlarıyla tanınır. Üçyüze yakın macera romanı yazmıştır. 19. yüzyılın en verimli ve en sevilen Fransız yazarlarındandır. Önce oyunları daha sonra da tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle, Kardinal Richeliey dönemindeki gözüpek kahramanı anlattığı romantik tarzda yazdığı Üç Silahşörler (1844) ve Monte Kristo Kontu (1845) en tanınmış yapıtlarındandır. Dumas'nın renki, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar (1852-54) adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar. Dumas, geçimini sağlamak amacıyla genç yaşta Paris'e gitmiştir. Avukat olmayı planlamış ama geleceğin Fransa Kralı Orléans dükü Louis-Phlippe'nin hizmetine girmiştir. Sonra da şansını tiyatroda denemeye karar vermiştir. Yazdığı oyunlar döneminde olduça ilgi görmüştür. III. Henry ve Sarayı (1829) adlı oyununda Dumas, Fransız Rönesansının gösterişli bir tablosunu çizmiştir. Napoléon Bonaparte (1831) yeni ölen imparatorun efsaneleşmesini sağlamıştır. Dumas, oyun yazarken tarihsel romanla da ilgilenmeye başlamış ve renkli bir tarihsel fonla, genellikle 16. ve 17. yüzyılda geçen heyecanlı öyküler yazmayı hedeflemiştir. Kalıcılığını da oyunlarıyla değil, bu tarihsel romanlarıyla sağlamıştır. Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir. Victor Hugo gibi romantik akımın başlıca yazarlarındandır. Dumas başarı kazandıkça kendini pahalı zevklere vermiş ve borçlarını ödeyebilmek için daha fazla yazmaya başlamıştır. Aynı zamanda gazeteciliğe de başlamış, gezi kitapları yazarak para kazanmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Alexandre Dumas'nın eserlerini, özellikle de "Üç Silahşörler"'i yazarken tarihi oldukça saptırdığı, olaylara fazlasıyla hayâl gücünü kattığı söylenir. Bu söylentiler kulağına kadar gelince Dumas, "Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu" demişti. Alexandre Dumas 1870'te, Dieppe yakınlarında ölmüştür.