30 Ocak 1975'de İzmir'den İstanbul'a uçarken Marmara denizine 42 yolcusu ve mürettabatı ile düşen 345 sefer sayılı THY uçağı ile Atila 'nın mezarı ve hazinesine kadar uzanan komplo teorileri ile harmanlanmış ilginç bir kitap. Özellikle bu uçak kazasını tekrar gündeme getirdiği ve bizlere hafıza tazelettiği için yazara teşekkür ederim. Bu kaza hakkında bilgim yoktu.Açıkçası içinde Fatih Terim'in kayınpederi, Seyyal Taner'in kızkardeşi gibi ünlülerin yakınları olmasına rağmen kazanın hasır altı edilmesi, Florya açıklarındaki uçak enkazının halen çıkarılmaması, karakutunun deşifre edimemesi kazanın gizemini arttırıyor. Bu konuda yazılan Beklerken kitabını da merak ediyorum. En kısa zamanda bulup okumak istiyorum. İlginç bir kaza. Bu yüzden yazara ilham verici olmuş. Kitapta kaza ile birçok olay arasında bağlantı kurulmaya çalışıldığından kurguda zaman zaman bağlantı sorunları yaşansa da yine de yerli bir yazar için başarılı bir kitap olmuş. Baskı hataları da okumayı zorlaştırıyor. Umarım diğer baskılarda daha dikkat ederler. Kitabı 1000k sayesinde keşfettim ,kesinlikle keyifli bir keşif oldu. Bu türden hoşlananlara tavsiye ederim.
Kitap 1975 yılında İzmir'den İstanbul'a yaptığı sefer sırasında Marmara denizine düşen 345 sefer numaralı uçağı konu ediniyor. Ben bu kitabı okuyana kadar Türkiye'de böyle bir uçak kazası olduğunu bilmiyordum.
Türkiye'de bugün aşina olduğumuz bazı isimlerin yakınlarının da bulunduğu bu uçağın enkazının ve içerisinde bulunan insanların bedenlerinin hâlâ Marmara Denizi'nin dibinde olduğunu öğrenince içim acıdı ve kitaba kendimi daha çok kaptırdım.
Genel itibariyle beğendiğim bir kitaptı. Gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmış olması da beni ayrıca etkiledi. Okunması kolay, akıcı bir eserdi. Okumanızı tavsiye ediyorum.
Okumayı düşünen herkese iyi okumalar diliyorum. :)
Uçuş 345Cenk Kayakuş · Altın Bilek Yayınları · 201511 okunma
30 Ocak 1975'de İzmir'den İstanbul'a uçarken Marmara denizine 42 yolcusu ve mürettabatı ile düşen 345 sefer sayılı THY uçağı ile Atila 'nın mezarı ve hazinesine kadar uzanan komplo teorileri ile harmanlanmış ilginç bir kitap. Özellikle bu uçak kazasını tekrar gündeme getirdiği ve bizlere hafıza tazelettiği için yazara teşekkür ederim. Bu kaza hakkında bilgim yoktu.Açıkçası içinde Fatih Terim'in kayınpederi, Seyyal Taner'in kızkardeşi gibi ünlülerin yakınları olmasına rağmen kazanın hasır altı edilmesi, Florya açıklarındaki uçak enkazının halen çıkarılmaması, karakutunun deşifre edimemesi kazanın gizemini arttırıyor. Bu konuda yazılan Beklerken kitabını da merak ediyorum. En kısa zamanda bulup okumak istiyorum. İlginç bir kaza. Bu yüzden yazara ilham verici olmuş. Kitapta kaza ile birçok olay arasında bağlantı kurulmaya çalışıldığından kurguda zaman zaman bağlantı sorunları yaşansa da yine de yerli bir yazar için başarılı bir kitap olmuş. Baskı hataları da okumayı zorlaştırıyor. Umarım diğer baskılarda daha dikkat ederler. Kitabı 1000k sayesinde keşfettim ,kesinlikle keyifli bir keşif oldu. Bu türden hoşlananlara tavsiye ederim.
Konu hakikaten ilginç, kitabı okuyana kadar böyle bir uçak kazasından haberim yoktu. Enkazın bu zamana kadar çıkarılmamış olması da hayli garip. Romanın ortalama bir kurgusu var, derinlik neredeyse hiç yok. Bazı bölümlerde sıkıldım, bazı bölümlerde de yazarın hayal gücü, yok artık dedirtti. Kitapla ilgili yazılanları okuduktan sonra beklentimi yüksek tutmuş da olabilirim fakat bu hikayenin çok daha güzel anlatılabileceği kanaatindeyim
Uçuş 345Cenk Kayakuş · Altın Bilek Yayınları · 201511 okunma
Muhtemelen pek az kişi bilir.
Tarih 30 Ocak 1975…
İzmir'den kalkan 345 sefer sayılı Türk Hava Yolları uçağı, İstanbul'a gerçekleştirdiği son yolculuğunda, ilk iniş denemesinin ardından tekrar yükselmek zorunda kalır. Uçak, ilk denemesinde başarılı bir iniş gerçekleştirmiş ve tekerlekleri piste değmiş olmasına rağmen, tam o sırada havaalanında elektrikler kesildiği için tekrar yükselmek zorunda kalmıştır.
O dönemde havalimanında kullanılan eski model jenaratörlerin devreye girmesi için yirmi saniye kadar bir zamana ihtiyaç vardır ve uçak, bu süre içinde pistten çıkma tehlikesi yaşayabileceği için pilotlar tekrar havalanmak zorunda kalmıştır.
Sadece yirmi saniyelik bir karanlık ve kaybolan kırk iki hayat...
Tekrar yükselip Topkapı üzerinden tura çıkan TK 345, Marmara Denizi üzerindeyken kuleyle irtibatını aniden kaybeder ve ortadan kaybolur.
Başta da denildiği gibi yıl 1975.
Ne radar var, ne de bugünkü gibi gelişmiş bir izleme sistemi...
O dönemki yetkililer uçağın kaçırılmış olduğunu düşünerek uçağın erişebileceği mesafedeki diğer havaalanlarına haber bile vermişler.
Gece boyunca, fırtınayla çalkalanan denizde yapılan tüm aramalar sonuçsuz kalınca, çalışmalar sabah saatlerine bırakılır ve en sonunda uçağın bazı parçaları denizin çeşitli yerlerinde bulunur. Böylelikle uçağın denize düşmüş olduğu açıklık kazanmıştır ancak enkazın yeri bir türlü tespit edilememektedir.
Günümüzde pek azımızın bildiği 345 sefer sayılı bu uçuş, Türkiye'nin ilk ve tek denizde kaybolan sivil uçağı olma özelliğini taşımaktadır. İşin en ilginç kısmı ise uçağın yeri tespit edildikten sonra dahi, teknik yetersizlikler yüzünden düştüğü yerden çıkarılamamış olması ve kazada hayatlarını kaybeden yolcuların cesetleriyle birlikte hâlâ Marmara Denizi'nin dibinde yatıyor oluşudur. Ölen 42 kişi arasında
#okudumbitti
Kitabı sonunda bitirebildiğim için gerçekten çok memnunum. Sürekli kitaba baştan başlayıp 10 sayfa okuyup bırakmak zorunda kalmıştım. Kitapla tamamen alakasız olarak hayatımın yoğunluğuyla alakalıydı. Nitekim oturup zaman ayırıp okumaya başlayınca 1 günde bitirdim kitabı.
Kitap bir serinin devam kitabıymış. Başrolümüz, eski bir asker olan Hakan’ın maceralarını anlatan bir seri. Bunu bilmeden kitabın konusu ve kapağı ilgimi çekmişti. Ki yazarın da kapak tasarımları yaptığını gördüm gerçekten kapak kendini aldırtabildi bana :)
Kitap, genel okuduklarımdan farklı olarak macera ve gizem diyebilirim. Çok olmasa da birkaç aksiyon sahnesi var. Olay örgüsü çok güzel kurgulanmış ve adım adım işlenmiş. Kaçırdığınız, noluyordu ya dediğiniz bir şey yok her şeyi çok iyi anlayabiliyorsunuz. Olayı sadece tek yönüyle değil birkaç yönden ele almış yazar böylece nerede ne yaşanıyor görüyorsunuz.
Kitabı sevdim ve tavsiye ederim, okuyun, zaman kaybı olmaz. Ben kitabın arasına yerleştirilmiş kurguyla beraber işlenen birçok bilgi öğrendim. Gerçek bir olayın işlenip kurgulaştırılması çok ilginç ve biraz araştırdım galiba hala enkaz denizaltından çıkarılmadı. Bu ihmale dikkat çektiği için de ayrıca tebrik ediyorum yazarımızı.
Tek kelimeyle akıcı , herkese önerebileceğim bir kitap. Cenk Kayakuş' un okuduğum ilk kitabıydı ve benim üstümdeki izlenimi oldukça güzel oldu. Yazarımızın ellerine sağlık...
Uçuş 345Cenk Kayakuş · Altın Bilek Yayınları · 201511 okunma
Macera-gerilim türünde bir kitap okuma isteğimle, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Cenk Kayakuş’un Uçuş 345 isimli kitabını okudum. Başlangıç için gerçekten harika bir tercih yaptığımı söylemeden geçemeyeceğim.
Kitap, 30 Ocak 1975’te İzmir–İstanbul seferini yapan 345 sefer sayılı Türk Hava Yolları uçağının Marmara Denizi’ne düşmesiyle başlıyor. Hâlâ Marmara açıklarında, içinde yolcularıyla birlikte yatan bu uçağın hikâyesi, gerçek bir olaydan ilham alınarak kurgulandığı için beni daha ilk sayfalardan itibaren içine çekti.
Özellikle kitabın ana karakteri Hakan’a bayıldığımı belirtmeliyim. Sadece Hakan değil, yan karakterlerin de oldukça özenli işlendiğini fark ettim. Her biri hikâyeye farklı bir yön kazandırıyor. Karakterler sadece birer kurgu figürü değil, sanki gerçekten yaşamış gibilerdi.
Kitabın dili sade, akıcı ve oldukça sürükleyici. Her bölümde yeni bir sır açığa çıkıyor ve bu gizem zinciri, “Bir sonraki sayfada ne olacak?” sorusunu sürekli canlı tutuyor. Farklı olayların sonunda birleştiği kitaplara bayılıyorum; bu kitap da o tatmini fazlasıyla verdi.
Kurgu sadece bugüne değil, tarihin derinliklerine de uzanıyor. 1975’teki uçak kazasından başlayan hikâye; Kıbrıs Barış Harekâtı’na, oradan da Avrupa Hun İmparatorluğu’na ve Atila’nın gizemli mezarına kadar uzanan soluksuz bir serüvene dönüşüyor. Gerçek olaylar ve tarihi göndermelerle örülü bu yapı, kitaba hem derinlik hem de özgünlük katmış. Aynı zamanda yazarın bilgi birikimini ve araştırma gücünü de açıkça ortaya koyuyor.
Benim için en önemli nokta ise evet sorulsaydı mutlaka tavsiye ederdim
Uçuş 345Cenk Kayakuş · Kanon Kitap · 201811 okunma
UÇUŞ 345
Uçuş 345 kitabının yorumuyla sizlerleyim. Harflerle Okuyoruz grubuyla oku yor YAZAR moderatörlüğünde Eylül ayında "U" harfinden @cenkkayakus 'un kaleminden #UÇUŞ345 kitabını okudum.
Uçuş 345, yazarın kalemiyle tanışma kitabım oldu. Gerçek bir olayın kurguyla harmanlanması ve yazarın olayları ince eleyip sık dokuması görülmeye değerdi. Kusursuz anlatımı, bitmeyen enerjisiyle kitabın her sayfasında her an bir olay olacakmış hissine kapıldım.
Kitaptan bahsedecek olursam; Hakan Geda, Atatürk Havalimanı'ndan arkadaşı İsmet'i alıp Topkapı Sarayı'na geliyor. Müze müdürü İlber Alatlı'ya gizemli bir zarf gelmiş ama nereden geldiği ve gönderen kişi belli değil. Kaseti gönderen kim? Hakan zarfı açtığında içinden bir kaset çıkıyor. Kasetin üzerinde 345 yazılıdır. Kaseti incelediklerinde Almanca birkaç cümle duyuluyor. Hakan daha sonra kaseti alıp bu Almanca kelimeler üzerinde araştırma yapmaya başlıyor. Çıkan sonuçlar ise çok ilginç
Hakan Geda, yaptığı araştırma sonucunda; 30 Ocak 1975 tarihinde İzmir'den kalkan THY'na ait TK345 sefer sayılı uçağın İstanbul'a inişi sırasında Marmara Denizi'nin serin sularına düştüğü bilgisine rastlıyor. Uçağın modeli ise Fokker F28'dir. Fokker F28, döneminin en ikonik uçaklarından olmasına rağmen aynı zamanda birçok uçak kazasına karışmış da bir modeldir.
Hakan, TK345'in denize düşmesinin sabotaj sonucu düştüğüne inanıyor. Yaptığı araştırmalarda Florya sahilinde bir balıkçının, kayalıkların olduğu bölgede cansız bedenine ulaşıldığı bilgisi yer alıyor.Hakan Geda, şüphelerinde haklı olabilir mi? Araştırmalar derinleştikçe ilginç detaylar ortaya çıkıyor. Hakan'ı bekleyen gizemli olaylar neler olabilir?
Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın dostlar
#okudumbitti #kitapyorumum #TK345 #erdeminkitapligi #izmir #istanbul
İnstagramda gördüğüm bi yazı üstüne bu konu hakkında bi kitap olduğunu öğrendim. Kitapta kazanın birebir nasıl olduğu anlatıyor daha sonrası kurgu olarak devam ediyor bölümler kısa ve sürekli bi yerden bi yere atlıyor sonunda hepsi aynı olaya bağlanıyor ama derinlik yoktu. Yazarın diğer kitaplarına şans verilebilir. En azından Marmara denizinde 42 kişilik bir mezar olduğunu ve halen yetkililerin bu konuda bişey yapmadığını öğrenmiş oldum.
Uçuş 345Cenk Kayakuş · Kanon Kitap · 201811 okunma
Cenk Kayakuş, 1986 yılında İzmir'de doğdu. İzmir Ekonomi Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler mezunu olan yazar, romancılığın dışında bir reklam ajansında interaktif reklam yazarı olarak çalışıyor.
Cenk, yaklaşık on yıldan beri edebiyat ile ilgileniyor ve bugüne kadar dört roman kaleme aldı. 2008 yılında piyasaya çıkan ilk romanı Av'ın ardından kendine özgü bir okur kitlesi elde eden yazar 2012 yılındaki ikinci romanı Saplantı ve hemen arkasından gelen Kara Güneş adlı romanlarıyla Türkiye'de macera romancılığına farklı bir boyut kazandırdı. Şubat ayında okurlarla buluşan dördüncü romanı Piri Reis'in Sırrı ile Osmanlı tarihinin gölgede kalmış efsanevi denizcisinin hayatındaki önemli noktaları ele alarak gerçekle kurguyu başarılı bir şekilde harmanlıyor.
Aynı zamanda Bahçeşehir Üniversitesi'nde Reklamcılık ve Marka İletişimi Yönetimi dalında yüksek lisansına devam eden yazar uzun bir süredir İstanbul'da yaşıyor.