Umutsuzlar

Yılmaz Güney
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 45 dk.
Sayfa Sayısı:
97
Basım Tarihi:
1977
Yayınevi:
Güney Film Yayın
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·97 syf.··
Beğendi
·
2023 61. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2023 20:45
Ne senaryo ama. Filmin afişinde Yılmaz Güney ve Filiz Akın, oyuncu kadrosunda Yeşilçam’ın ‘Kötü Adam’ kontenjanını en çok dolduranlardan Hikmet Taşdemir (aynı zamanda ilk filmidir - 1971), Yılmaz Güney kaleminden çıkmış bir aşk senaryosu. Yılmaz Güney imzası olsa da klasik bir Yeşilçam filmidir aslında. Zengin kız fakir oğlan gibisinden değil de birbirini çok sevip kavuşamayan aşıklar temalıdır. Tabii bunu kötümsemiyorum iki kişi kavuşamıyorsa ya çok sevişecekler ama birisi engel olacak yahut da ekonomik durumları farklı olduğu için birbirlerine yakıştırmayıp bu işe engel olacak ya da her ikisi birden. Bunların çok teferruatı olmadığı için klişe denip geçiliyor ama başka alternatif yok ki bu konuda. Burada ise bunların dışında bir insanın mücadelesi ve bir kadını ikna edememesi öne çıkıyor. Muazzam bir mesaj da vardır aslında filmde. Yılmaz Güney’in özellikle o dönem seveni daha da azdır, destekçisi yoktur, tek başına bir şeyler başarma çabasındadır ve sinema tarihine daha sonra gerek filmlerde gerek kitaplarda kullanılacak bir söz bırakmıştır (S.80): Delikanlı adamı üç şey bozar. Kumar, Kadın, İçki! Yılmaz Güney’i birkaç filmle veya kitapla sınırlamak istemiyorum çünkü 114 filmde oyuncu, 64 filmde senarist, 26 filmde yönetmen, 15 filmde yapımcı, birer filmde de kurgu ve yazarlık yapmıştır. Yani sinema için emeği geçmiş isimlerimizden birisidir. İyi bir eserdi, hepimize iyi okumalar dilerim..
UmutsuzlarYılmaz Güney · Güney Film Yayın · 197775 okunma
Umutsuzluk Bir Hiç Döküştü Sadece...
8/10
·68 syf.·
2020 41. kitabı
Bir sabah uyandığında,onu tanıyanların kaçınılmaz gördükleri bir son değil miydi? Onu gazeteler, radyolar ve televizyonlar görmeyecek,duyamayacak,okumayacaklar mıydı? Sıcak bakan o kaçınılmaz sonu... Alışamıyordu,onun yokluğuna,onun uzağında olmayı.hiç ummadığı bir yerde,bir anda,hiç ummadığı bir biçimde karşısına çıkacağını bilmiyor muydu? Elbet biliyordu,Alışmak,bir şeyin içinde günbegün erimek kolay mı söyle? 'İşte orada duruyor; karşısında,adım atması imkansız olanaksızdır artık.Çünkü onu gözlerine biriken yaş,içine saran titreyiş, kararsızlık 'O' bin adıdır.' Ve geçip gidiyor çaresiz, yaşamak onu için zor, çünkü silahı,kadını ve kendi bir arada olanaksızdır... Ama olmuyor düşünmeden edemiyor yüreğinde ve büt ün duygularına egemen bir ağırlık vardır adıda; umutsuzluk! "Kanadı kırık kuştur, çaresizdir gitmekten başka ne yapabilir?" Ve düşünüyor tekrar Sen... Ben... ve silahım olamaz mıyız ? Hem vazgeçilmezlik,olanaksızlıklar ve sarsıntılar... 'Her ikiside bunun bilince değiller mi?' acısız,birlik ve mutluluk içinde... ya da hapishane,kan ve ateş... Pam pam pam... Ayrı dünyaların insanı olduğunu ikiside kabullenmek istemiyordu... Belki bizi bekleyen hayat vardı diyordu... Acılarıa,umutsuzluğa yeter! Her an namlunun ucunda yaşamaya yeter! Diyordu... Ağlıyordu bir yanda da yeni ufuklar yaratıyordu içinde...Hiç bir şey umrunda değil artık... Sevmek... Alışılmadık biçimde ölümüne sevmek... Artık anladım ki senden kaçmak boşunaymış... Diye düşündü. -Silahı bıraksam seni sevdiğime inanacak mısın? -Ciddi mi söylüyorsun? Silahını çıkarıyor,uzatıyor. Anlamıyor bu anı değişimi başına gelecekten habersiz... Az sonra duyacağı sarsıntının acısının tadıyla doludur.. Silahı bıraktı ama o an başka bir silah vurdu tam şakağından... Düşüyor o yok artık! O yok! hiç
Sinema
UmutsuzlarYılmaz Güney · Güney Yayınları · 199975 okunma
10/10
·100 syf.··
2021 27. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2021 23:56
Filmini defalarca, aynı heyecanla, çokk severek izlediğim "Umutsuzlar" öyküsünün elimde bulunan 2.basımı 1977 yılına ait kitabı, eski bir kitap olmasından dolayı benim için ayrıca değerli, sayfaları çevirirken bile büyük bir dikkat ve heyecan duyduğumu söylemeliyim... " Umutsuzlar " imkansız bir aşkın öyküsü, bambaşka dünyaların insanlarının öyküsü, günün birinde hayatın bir yerinde karşılaşıp, aşkı seçip, hayatını hiçe sayanların öyküsü... Umutsuzlar Yılmaz Güney
Aşk
UmutsuzlarYılmaz Güney · Güney Yayınları · 199975 okunma
10/10
·68 syf.··
2018 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2018 11:57
Yılmaz Güney Yeşilçam da asalet deyince aklıma gelen ilk isim .Kendisinin bütün filmerini izledim . Toplam 103 filmi var .Filmlerinin konuları birbirinden guzeldir. Bu kitap da sinemaya uyarlanmış ve başrolü de Filiz Akın ile paylaşmıştır. Fırat ,Silâhı ve Çiğdem üçlüsü arasında geçer . Kitabı okumanızı ve filmi de izlemenizi şiddetle öneriyorum....
UmutsuzlarYılmaz Güney · Güney Yayınları · 199975 okunma

Yazar Hakkında

Yılmaz GüneyYazar · 30 kitap
Babası Siverekli Zaza, annesi ise Vartolu bir Kürt olan Yılmaz Güney, özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır. Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, köylü bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Siverek Desman Köyü'nden olup Annesi Muş'un Varto ilçesindendir. Kendisi Adana'da büyümüş ve Adana birçok filmine konu olmuştur. Adana'da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı. Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. "Karacaoğlan'ın Karasevdası"nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur. İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı "Hudutların Kanunu"dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur. Yılmaz Güney, 1971 yılında Efraim Elrom'un öldürülmesinden sorumlu olan başta Mahir Çayan olmak üzere diğer Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyelerini sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl "Arkadaş" filmini çekti. Yine aynı yıl "Endişe" adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney'in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu "Şeytanın Oğlu" filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya'nın Kaş ilçesinden Yunanistan'a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre'ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde senaryolarını yazdığı ve Zeki Ökten tarafından çekilen "Sürü" ile yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından çekilen "Yol" filmleri büyük ses getirdi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa'da "Duvar" filmini çekti. Güney'in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı "Duvar" onun son filmi olmuştur. Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi ve Paris'te toprağa verildi.