Adı:
Unutmayın
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981481
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Vatan” denilen kavram...
Aslında işte bu insanlardır.
Bu kitabı okumak yetmez.
Bu kitabı okutmak, vatan borcudur.

- Yılmaz Özdil-
Arkadaşlar, bu kitabı tutuğunuz takım, ideolojiniz, desteklediğiniz parti ne olursa olsun okuyun. Kitapta adı geçenlerin ve geçmeyen binlercesinin ortak tek bir kaygısı vardı o da VATAN.

Gazilerimiz uzuvlarını kaybettikleri için üzülmediler. Kaybolan gençlik umutları için, dağılan aileleri için de üzülmediler. Onlar bizim duyarsızlıklarımız için üzüldüler, görmezden gelişlerimiz “sektör ”diye adlandırışlarımız yüzünden üzüldüler. Şırnak’ta çıkan çatışmada 3 polis yaralandı, Hakkâri’nin Yüksekova kırsalında 5 asker yaralandı haberlerinden hemen sonra magazine geçişlerimize, onları merak etmeyişlerimize üzüldüler. Bir kere bile GATA’ya gitmeyişlerimize, Bilkent’in yolunu bilmeyişlerimize üzüldüler. Protezlerinin SGK tarafından karşılanmayışına tamam dediler ama bizim buna sessiz kalışımıza göz yumuşumuza üzüldüler.15 Temmuz gazisi, Güneydoğu gazisi, İç güvenlik gazisi diye ayırışlarımıza üzüldüler.

Gidin arkadaşlar. GATA’ya gidin. Bilkent’e gidin.
Ancak oralara gittiğinizde GAZi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN “ Yurt toprağı! Her şey sana feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz.” sözlerini anlayabilirsiniz. Ancak oralarda “Yavrum hayatta ya, varsın yürüyemesin. ”diyen anneler tanıyıp, 25 yaşındaki oğlu tek bir adım attı diye mutluluktan ağlayan babalar görebilirsiniz. Umudu, bekleyişi, tükenişi, yeniden doğuşu görebilmek için gidin.
Elleri, ayakları, gözleri kopan, başından vurulan, organları parçalanan,felç kalan,
yiğitler onlar. Ölmekten bir an olsun korkmadan tüm cesaretleri ve vatan aşklarıyla mermilere kafa atan kahraman Türk askerleri.... Açlık,susuzluk, toprak biti,akrep,soğuk,karanlık,mayın dolu yollar,sevgiliye duyulan hasret,anne baba özlemi, heyecanla beklenen mektuplar... Vatan aşkıyla savaşırken ayağının koptuğundan bir haber Mehmed'im. Gözlerini bir açıyor hastanede ve ayağı kesilmiş... ''Sakın söylemeyin!'' diyor aileme üzülmesin babam,ağlamasın anam...İşte böyle güzel yürekli her biri... Peki biz ne kadar hatırlıyoruz, sayıyoruz, yardımcı oluyoruz onlara? Gözlerim dola dola, ürpererek okudum bu kitabı .Tavsiye değil rica ediyorum bu kitabı okuyun ve okutun
En başta söylemek istediğim şu ki: kitabı bitirdiğimde aklıma Hüseyin Nihal Atsız'ın Topal Asker şiiri geldi. O şiir savaşta gazi olup topal kalmış bir askerin memleketine döndüğünde şehirli kadınların küçümseyici bakışlarına maruz kalması sonucu şairin kinini ve öfkesini döktüğü bir manzumedir. Nitekim şiir kinimizin şiddetiyle gebereceksin dizesiyle biter. Bütün bu laflar sırf bir kadın bir gaziye "topal" nazarıyla baktı diyedir. O dönemde bir çok şeyin değeri varmış. Askerler için, savaş için, gaza için şiirler, destanlar, romanlar yazılırmış. Lakin çok değil 70-80 yıl sonra günümüzde 40 yıldır verilen bir vatan savunması mücadelesi için dillere pelesenk olmuş, duygularımıza tercüman olmuş tek bir beyitin dahi yazılmamış, tek bir romanın dahi kaleme alınmamış olması; hepimizin utancı olmalıdır...

Kitaba geçersek,

Çoğunlukla Güneydoğu gazileri birkaç tane de Kıbrıs gazisi ile yapılan mülakatların birleştirildiği bir kitap. Gaziler önce kısaca doğumlarından askere gitmeleri arasında geçen 20 senelik süreci özetliyor, ardından askere gidişlerinden yaralanmalarına kadar olan süreci anlatıyor ve nihayetinde yaralanma anlarını tasvir ediyorlar. En sonunda da gazilere Devletin ve halkın kendilerine karşı takındıkları tavırdan memnun olup olmadıkları, devam eden güneydoğu politikalarına karşı görüşleri soruluyor.

Bütün bu yürek yaralayan sarsacak kadar gerçek hikayelerin ardından insanın kafasında belli düşünceler oluşuyor. İlki: gazilerin de genel olarak işaret ettikleri ve kendi hayatlarından da belli olduğu gibi bütün gaziler oldukça fakir, yiyecek ekmeğe muhtaç, güçsüz ailelerin çocukları. Aralarında ne bir zengin ne de bir bürokrat çocuğu var. Hepsi hayatının baharında ailelerinin gelecek umudu olan insanlar. Sağlam gidip yarım dönüyorlar.

İkincisi hiçbirinin Devletin ve halkın kendilerine hakettikleri gibi davranmadıklarını düşünmemesi. Kendilerinin gazi olarak değil engelli olarak görüldüklerini söylüyor ve bu durumdan şikayet ediyorlar. Özellikle SGK'yla yaşadıkları sıkıntılar utandırıcı. Protez için fark parasını ödeyemeyen gazinin maaşına haciz gelmesi gerçekten çok utandırıcı. Biz Devlet için bacaklarımızın canlısını verdik Devlet bize sahtesini çok görüyor diyorlar.

Yine hepsinin söyledikleri ortak vaziyet şu: Oradaki halk pkk'nın etki alanına girmek zorunda. Canıyla tehdit ediliyor. Dolayısıyla askere iyi davranmıyorlar. İki geçim kaynakları var, askerlerin çarşı izinleri ve kaçakçılık. Sokakta rastladıkları askerlere birliklerinin kaç kişi olduğu ne zaman nereye operasyon yapılacağı gibi sorular soruyorlar. Bu sorular iyi niyetli değil.

Bence en büyük problem aralarında sadece bir gazinin belirttiği şu husus: gazi; "gaziyim" dediğimde "Kıbrıs mı" diye soruyorlar diyor. Türk halkı Güneydoğu'da 40 yıldır yaşanan mücadeleyi savaş olarak görmüyor. Savaş olarak görmediği için de orada savaşan ve yaralanan kahramanları gazi olarak benimsemiyor. Halbuki orada yaşanan şeyin adı tam olarak savaş. Destanlaştırarak anlattığımız Çanakkale müdafaasından ne biçim olarak ne kıymet olarak bir farkı var. Lakin bu ciddiyetin farkında değiliz.

Gazilik gerçeğinin farkında olmama sebeplerimizden bir diğeri haberlerde şehit haberlerinde "filan sayıda yaralı" olarak geçilmesi. Yaralı dendiği zaman hastaneye gidecek, iyileşecek ve hayatına devam edecek sanıyoruz. Halbuki bir uzuv kaybediliyor. Yıllarca hastanede yatılıyor, onlarca ameliyata giriliyor, yine de psikolojik sorunlar bir tarafa bırakılsa dahi ki bırakılamaz, o "yaralı" hiçbir zaman bir daha askere gelmeden önceki hayatına sahip olamayacak. Biz bunu bilmiyoruz. Televizyon bize bunu göstermiyor.
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok şey borçlu olduğumuz gazilerimizin ne bedeller ödediklerini bu kitabı okuyarak daha iyi anlayacaksınız. Onlarında söylediği gibi teröristlere verilen kadar gazilere değer verilmiyor. Gazi olduktan sonraki hayatlarında yaşadıkları, gördükleri muamele cidden utanç verici. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve vatandaşlarının çok büyük bir ayıbı. Umarım bu yanlış düzeltilir. Gazilerimize çok daha iyi imkanlar sunabilir ve onlara hak ettikleri değeri veririz.
Vatan için kendini feda eden, isimsiz kahramanlarımız Gazilerimizin bilmediğimiz hikayeleri. Yılmaz Özdil'in de dediği gibi "Bu kitabı okutmak, vatan borcudur."
Vatan uğruna canından,ayağından,gözünden,kolundan,hayallerinden,ailesinden vazgeçenlerin hayat hikayesi. Okurken göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.
D&R de bu kitabın çıktığını gördüğüm an almam gereken tüm kitapları bırakıp bu kitabı aldım bir hafta gibi bir sürede kitabı bitirdim.Kitabın her bir sayfasını okurken sizlere nasıl bir inceleme yazısı yazacağımı düsündüm ve inanın kolay değildi . Uzun zaman gazilerimiz ile ilgili bir kitap okumak istiyordum bugüne kısmetmiş.Öncelikle kitabın arka kapağında Yılmaz Özdil'in dediği gibi bu kitabı okutmak vatan borcudur . Kitabı elime alıp ilk gazimizin hikayesini okurken gözlerimden yaşlar boşandı. Bu ülke için ayağını kolunu gözünü kaybedenlerin ne zor şartlarda yasadığı,askerde görev yapanların adete bir savaş durumunda gibi yaşadıklarını öğrendim.Benim içimi en çok burkan kısım ise bizim için gazi olmuş insanlara devletin sağlık harcamalarında attığı kazıktı.Kitabı okurken defalarca gazilerimiz gözümün önüne geldi keske yetkili olup yardım etsem dedim. Çözüm sürecinde katillerin nasıl alkışlandığı yıllar içinde planlı olarak şehit ve gaziliğin nasıl itibarsızlaştırıldığını gazilerimizin gözünden görmek beni dehşete düsürdü. İnceleme yazımı bitirirken bu eseri bize sunan insanların manevi duygularını biraz olsun tekrar canlandıran kendiside gazi olan yazara teşekkürü borç bilirim.
Koray Gürbüz'ün ''UNUT MAYIN'' kitabını okuyorum ve ülkemizde başkalarına göre hayata eksi ile başlayıp,sıkıntılar çekerek askere giden ve gazi olduktan sonra toplumun gözünde saygısını kaybeden kahramanların dramatik hayat hikayelerini okumak gerektiğine inanıyorum.Belki de vatan için farkındalık olması için okumak gerek. Ne yazık ki dünya her yerde aynı güzellikle dönmüyor:((
Bu kitabı lütfen okuyun. Güneydoğu'da Çanakkale ruhunu yaşatan fedakar ve vefakar Türk askerini okuyacaksınız. Acıklı olaylara şahit olacaksınız. Ruhunuza işleyecek olaylar var. Gazilerimizi ve şehitlerimizi unutmayın. Ruhlarına Fatiha okumayı esirgemeyin. Bu kitap kütüphanenizde mutlaka yer almalı. Okumanızı tavsiye ederim.
Askerlik mesleğine gönül vermiş biri olarak yazıyorum ;
Bu kitapta acı var, gözyaşı emek var. Vatanı için yarinden anasından babasından hatta ve hatta canından vazgeçmiş yiğitler var. Şimdilerde unutulmaya yüz tutmuş Gazilerimizin kendi ağzından emekli Assubay Koray Gürbüz ağabeyimin emeğiyle bizleri kah Hakkariye kah Şırnakta herhangi bir dağın herhangi bir kuytusuna götürüyor. Her Türk evladının okuması gerektiğini düşündüğüm bu kitap günümüzde Gazilerimize verilen ''değeri'' göz önüne seriyor..
Bu kitabi sadece okumamiz degil okutmamizda lazim . eger o sehitlerimiz gazilerimiz olmasaydi bizde olamazdik. Koray gurbuz'e de bu kitabi okumamizi sagladigi icin ne kadar tesekkur etsek az.
Vatan görevi diye kabul edilen ve peygamber ocağı olarak nitelendirilen bu kutsal görevin maddi bedeli olamaz.
Bu ülkede 1984 yılından bu yana PKK terörü var. Devlet bu konuda çok tecrübeli ama siyasiler yüzünden kararlı ve sistematik bir şekilde terörle mücadele edilmiyor.
''Ülkenin her karışında şehit kanı var.O şehitlerin kanına saygı adına ülkemizi çağdaş bir memleket haline getirmeliyiz.Herkesin aklını başına devşirmesi gerekiyor.Düşünen,sorgulayan,nereye gittiğini bilen bir topluma ihtiyacımız var.''
Doktorun bana önerdiği tekerlekli sandalye 13 bin lira, devletin bana ödediği 2.250 lira. Gerisini nasıl ödersen öde... 10 yıl boyunca yeni bir sandalye alamıyorsun, ama aynı devlet, aynı hükümet ne yapıyor, Suriye'den ne idüğü belirsiz, aralarına PKK'nında sızdığı milyonlarca insanın her türlü ihtiyacını karşılıyor. Elbette Suriye'deki gerçek savaş mağdurlarına da yardım edilsin, ama bu ülkenin yurttaşlarının kursağından alınıp da onlara verilmesin. Önce bu ülkedeki sorunlar çözülsün.
'' 1995 yılıydı. Odalar ve Borsalar Birliği akülü araba hediye etmişti gazilere.Ben de aldım,sanki uçak almıştım.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Unutmayın
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981481
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Vatan” denilen kavram...
Aslında işte bu insanlardır.
Bu kitabı okumak yetmez.
Bu kitabı okutmak, vatan borcudur.

- Yılmaz Özdil-

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Samet Karabaş
  • H.Sert
  • Aycan Öztürk
  • Ülkü
  • Hakan
  • Lina Halimova
  • elif budak
  • Kalu belâ
  • mrtdgdvrn
  • M. ϜϓſϞ ^-^

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (18)
9
%12.5 (3)
8
%4.2 (1)
7
%4.2 (1)
6
%0
5
%4.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0